Her tanıdığını ve mahalle başkanını bile içeri alan görevli il sorumlusu, gazeteciye zorluk çıkardı. Cuma namazının kaçırılmasına sebebiyet verdi.
AK Parti belediye başkan ve yardımcıları, ilçe yönetim kurulu üyeleri, belediye meclis üyelerine ve basın mensuplarına toplantıya girmeleri için giriş kartı önceden verilmeliydi.
Siz görevliler; Şaban Sevinç, Fatih Altaylı ve Hakan Coşkun’u mu gazetece olarak kabullendiniz? Onları mı gazeteci kartıyla geçer diyorsunuz? Ayrıştırıcı uygulamanızı kınıyorum.
Önceki yıllarda AK Parti İstanbul İl Başkanlığı bayramlaşma programlarına katılırdık. Basın mensuplarının geçiş bölümü vardı. Basın kartı sorarlardı ve geçilirdi. 29 Mayıs Kurban Bayramı için yapılan toplantıda bir ilk yaşandı. Ulusal basın kartımızı göstermemize rağmen bazı il yöneticileri yani orada görevli olanlar; basın kartı gösteren gazeteciye halkın girdiği kuyruğu gösterdi. Gazetecinin cuma namazını kaçırmasına sebebiyet verdi. Cuma burada kılınacak ilanı yapıldı. Cuma saatinde kadınların girişi geri bırakılsaydı cuma namazı kaçırılmayacaktı. Hiç de etik davranılmadı. Bu görevli çürük yumurta! Bir ilçenin başkanı 20 kişi ile geliyor geçiyor. Tanıdıkları geçiyor. Ulusal basın kartı olan ve 71 yaşındaki gazeteciye geçiş yok. Bu görevlinin AK Partili olduğuna inanmak çok zor. AK Partili görevli il yöneticisi gönül kırmaz. Netenyahu’nun görevlileri gönül de şehirde kırar. Değerli İl Başkanı Abdullah Özdemir’in bu uygulamadan haberdar olmasına inanmadığım için bu haberi yaptım.
Gazetecilerin haber alma ve yayma hürriyeti Anayasa’nın 28. ve 29. maddeleriyle korunmaktadır. Bu nedenle, devlet kurumları veya yetkililer, gazetecilerin yasal olarak takip ettiği açık toplantılara (meclis oturumları, basın açıklamaları, mitingler) keyfi olarak engel koyamazlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26, 27, 28 ve 29. maddeleri; düşünceyi açıklama, bilim ve sanat, basın ve yayın özgürlüklerini güvence altına alır. Bu maddeler, devletin müdahalesi olmadan fikirlerin serbestçe ifade edilmesini, yayılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini düzenler.
Basın ve siyaset arasındaki ilişki, halkı bilgilendirme ve kamuoyu oluşturma süreçlerini yöneten, tarihsel olarak gerilim ve uzlaşı ekseninde şekillenen karmaşık bir bağdır. Bu ilişki; medyanın siyasi iktidarı denetleme misyonu ile siyasetin medyayı yönlendirme, kendi ideolojisini meşrulaştırma çabaları arasında çift yönlü bir etkileşim barındırır.
Temel Dinamikler
Basın ile siyaset arasındaki bağın temel mekanizmaları şunlardır:
- Denetim ve Denge (Dördüncü Kuvvet): Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra demokrasilerdeki “dördüncü kuvvet” olarak kabul edilir. Bu rolüyle siyasetçileri ve iktidarları denetler, yolsuzlukları ortaya çıkarır ve şeffaflığı sağlar. Sosyal medya iyi denetlenemez olursa; millet zarar görür.
- Gündem Belirleme Gücü: Basın, siyasi aktörlerin hangi konulara öncelik vereceğini veya kamuoyunun neleri tartışacağını belirleme veya manipüle etme gücüne sahiptir.
- Meşrulaştırma Aracı: Medya kurumları, siyasi partilerin ve liderlerin ideolojilerini halka aktardığı, politikalarını savunduğu ve kitleleri kendi vizyonlarına ikna ettiği birincil platformlardır.
- Bağımlılık Döngüsü: Siyasiler, seslerini duyurmak ve seçim kazanmak için basına muhtaçtır. Medya kuruluşları ise haber kaynaklarına erişim, siyasi reklam gelirleri ve özel ayrıcalıklar için siyasi aktörlerle iyi ilişkiler kurmak zorundadır.
Güncel Dönemde Karşılaşılan Eğilimler
- Kutuplaşma ve Taraf Tutma: Çoğu ülkede medya organlarının belirli siyasi partilere veya ideolojilere açık destek vermesi (partizan medya), tarafsız haberciliği zorlaştırmaktadır. Kamu yararına her kuruluş sosyal medya devlet birimlerince özellikle kontrol altında tutulmalıdır.
- Sansür ve Basın Özgürlüğü İhlalleri: Siyasi iktidarların, kendilerini eleştiren basın kuruluşlarına çeşitli idari (örneğin ilan ve yayın durdurma cezaları) veya hukuki baskılar uygulaması, basını susturmak gibi görünse de! Millet adına görev yapmayan basın ve günümüz sosyal medyası devlet adına kontrol altına alınmalı!
- Sosyal Medya ve Doğrudan İletişim: Dijital platformların yükselişi, siyasetçilerin geleneksel basını (gazete, televizyon) by-pass ederek seçmen kitlesine doğrudan ulaşmasını sağlamış, siyaset yapma biçimlerini kökten değiştirmiştir. Devletin olmazsa olmazı sosyal medyayı başı boş bırakmaması!
Basın ile siyaset arasındaki bu karşılıklı ilişki, ideal koşullarda demokratik bir tartışma ortamı sağlarken; dengelerin bozulması durumunda kamuoyunun manipüle edilmesine yol açabilmektedir.























YORUMLAR