2-8 Kasım haftası bizim çocuklarımız olan lösemili çocuklarımızın haftasıdır. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Osman Kahraman, “Lösemili Çocuklar Haftası” dolayısıyla lösemi hastası olan ve tedavisi devam eden aileleri ziyaret etti. Bir hastalık grubu olarak adlandırılan löseminin diğer adı kan kanseridir. Çünkü bu hastalıklar, vücuttaki tüm büyük kemiklerin iç kısmını döşeyen ve kan yapımını sağlayan kemik iliğinde gelişir. Diğer kanser türleriyle benzer özellikler gösterir. Lösemi hastalığı hem çocukluk çağında, hem de yetişkinlik döneminde görülen bir hastalıktır. Çocukluk çağındaki (2-5 yaşlarında) genetik bir rahatsızlığı olduğu, ergenlik dönemindeki lösemi hastalığı ise çevresel faktörlere bağlı olduğu iddia edilmektedir.
Lösemi hastalığı; ufacık bedenlerin daha ne olduğunu bile bilmeden yaşama tutunmasıdır.2 -5 veya 10 yaşındaki çocuklarımızın bu hastalığın ne olduğunu bile bilmeden mücadele etmesidir. Evet aslında onlar kendilerinin özel çocuk olduğunu biliyorlardı. Fakat içlerindeki sorulara cevap veremiyorlardı. Ne ailesi, ne de kendisi… Anlayamıyorlardı. Ailesinin tüm çabası onlar içindi. Annesi de, Babası da çocuklarının eski yaşamlarına kavuşmaları için uğraş veriyordu. Lösemi hastalığı tedavisi oldukça pahalı olan çok zengin ailelerin bile sorun yaşadığı tedavidir. Aslında tek sorun aileler için maddiyat değildi. Manevi çöküntüydü. Tek istekleri çocuklarının eskisi gibi koşmaları ve yüzündeki ufacık bir tebessümdü. Lösemi hastalığınla verdiği savaşta; yaşam ve ölüm arasındaki çizgiyi çizmeyi öğreniyorlardı. Ya bu hastalığı yenmeyi başarıp, hayata sımsıkı tutunacak ya da hayatlarının en güzel yaşamlarında gözlerini kapatacaklardı.
Hastanenin camından baktıklarında, yaşıtlarının bir top peşinde koşturmasına imrenerek bakıyordu. O da ip atlamak istiyordu. Akşam olduğunda Annesiyle yatmak istiyordu. Bunu dile getirdiğinde ;
Doktor Amcasının tepkisi ;”Sen kocaman çocuk oldun. Artık tek başına yatmalıydın.”
Susuyordu. İçinden geçirdiği sadece “Sen hiç çocukken annenle yatmadın mı?” sözleriydi. Yastığına sarılıyor. Bazen de yorganına. Ağrılarla uyandığı gecelerde tek düşüncesi acaba bende top oynayabilecek miyim? Kocaman umutlarla bu yaşama direniyordu. Sevdiği ve sevmediği insanların ziyaretine anlam veremiyordu. Ziyaretine gelen insanların sözlerini anlamaya çalışıyordu. “Allahtan ümit kesmeyin” sözleriydi. Anlayamadı. Belki yaşım ilerlediğinde anlarım düşüncesi kaplıyordu. Aynaya baktı. Bebek cildi, ipek saçları yoktu artık. Delik deşik bir cilt, şekle girmeyen saçlar…Artık okula gidemiyordu. Ağzındaki maske yüzünden tüm insanların yanına kaçarcasına ve korkarak gelmesini anlamıyordu. O çok sevdiği yiyeceklerini neden yiyemediğini düşünüyordu. Annesi ile Babasının yanında yatmayarak tek başıma uyumayı ve ailesinin banklarda yatmasını anlamıyordu. Evet sabah olduğunda güneşin doğuşunun ve batmasının anlamını düşünüyordu. Burada bir çok insanın saçlarının dökülmesini ve onun gibi bilmeden de olsa küçük bedenlerde savaşlar vermesini, bilmeden gülümsemesini anlamıyordu. Tek bildiği o hastane odasında artık çok arkadaşlarının olması ve onlarla az da olsa oyunlar oynayabilmesiydi. Artık hasta olduğunu biliyordu. Fakat kocaman yüreklerde kocaman umutlar saklıydı. Bu hastalığı yeneceğini biliyordu. Evet ağrıları artmıştı. Ağrılarına direnmeliydi ki o umutlarına kavuşmalıydı. Küçük yaşlarda okuduğum bir kitap geldi aklıma lösemi hastalığına direnen bir genç kızın günlüğüydü. Burçak Çerezcioğlu Mavi Saçlı Kız.11 yaşında yakalandığı lösemi hastalığınla; 5 yıl boyunca cesareti, sevgiyi, umudu yitirmeden küçücük yüreklerde, kocaman savaş vermişti. Bu kitabı okuduğumda Burçak’ın can yakıcı hayatlara direnmesini, içinde emek emek büyüttüğü sevgiye bağlamıştı. Bir Baba’nın bu hastalığı en iyi bir şekilde yansıttığı dizeleri sizinle paylaşmak istiyorum;
Sabahları;
Hasta uyanmanı istiyorum.
Hastaysan eğer,
Yaşıyorsun demektir.
Bu dizeleri kızına armağan etmişti.
Neden? Hiç bir şey bilmiyor. Ya da her şeyi biliyor. Belki de bilinecek bir şey yok. Ve o bilinmezliği biliyor. Siyahta çirkinlikler kaybolurken, güzellikleri görmek istediği zaman bulabiliyor. Hiçbir şeyi anlayamadığı zamanlarda ufak umutlar zamanda saklı.
Anlayamadığım benim ömrümün neden bu kadar kısa olmasıydı…























YORUMLAR