Bazen uzun bir yolda bize eşlik eder, bazen de çok kısa yolda yol arkadaşıdır. Yalnızlık diye bir kavram yoktur hayatında… Bu konuda güven sonsuza dek sürer. Sen neredeysen, o da oradadır.
Üzüldüğünde bir tek o üzülür, sevindiğinde herkes sevinirken o da eşlik ederek mutluluğunu paylaşır.
Umutsuzluğa düştüğünde, umutlu olmanın gerekçelerini sunar. Çözümsüz kaldığın zamanlarda, seninle düşünmekten zevk alır. Çıkar gözetmeksizin, bu hayatta o anda nasıl var olacağını düşünür. Şimdiki zaman ekine bağlanmıştır. Geçmiş ve gelecek zaman eklerinden soyutlanmıştır.
Zamanla ilgili planlar yaparken, hayatına yön vermek tek amacıdır.
Hayatında; başarısızlık rüzgarı estiğinde, ağaç olmayı bırakıp sokak direği olmuştur. Hafif bir rüzgar, sokak direğine nasıl zarar verir ki…
En çaresiz zamanda ağlamak ile gülmenin arkadaşlığından bahseder. Şımarıklık yaptığında; “ Ne güzel de şımarıyorsun.” diyerek gülümser. Oyunlar oynarken, kazanmak ve kaybetmenin değerine odaklanmaz. Eğlencenin dibindedir. Olumlu ve Olumsuz yönlerini bilir. Eleştirel tavır yerine, kabullenişi vardır.
O sensin. Seni senden başka kim anlar ki… Kendinle Baş başa, kendinle Ayaktasın…
Bu hayatta yıkılmanın eşiğinden dönmek istiyorsan, kendini sev… Anlamsız sorularınla boğma bu yaşamı, hatta içinden geldiği gibi nedenlere, nasıllara takılmadan yaşa. Çok susadığın zaman içtiğin su, hastayken aldığın bir nefes gibi o hazzı alarak yaşa…
akifhaber yazarı Tuğba Sezer























YORUMLAR