Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Tuğba Sezer
Tuğba Sezer

Kendimizi Sevmek

 Bazen günler, aylar, yıllar geçse de yüreğinde sakladığın bir tarihle yaşamaya çalışırsın. O tarihle birlikte yaşanmıştı vazgeçilmezi mümkün olmayan duygular… Her yaşadığın zamanda, anılar gizliydi. O anılarla birlikte ömrün ne kadar kısa olduğunu anlıyorsun aslında. Yıllar geçtiğinde o tarihe olan bağımlılığın artıyor. Bağımlılığın sebebi; bir ömür o tarihte kalmaktı belki de. Zamanı o tarihte durdurmaya çalışmak. Akıp giden zamanda sele kapılmaktan başka çare yoktu. Geçmek bilmeyen ömürlerde bir yıla veya iki yıla sığdırdığın hatıraları bir ömür yaşatmaktı. Bir ömrü güzel anılarda saklamaktı.

    Sen hiçbir zaman gitmeyeceğini söylerdin. Bende bir ömür bende kalacağını düşünürdüm. Bir gün öyle bir gittin ki… Gidişine ne ben inandım. Ne de sen. Kimsenin inanamadığı bir yaşamın ortasında mücadeleye başladık. Belki de kurtuluştu. Yalnız kaldığımızda, hep dışarıya bakan gözlerimizi ister istemez içeri çevirdik. Necip Fazıl’ın deyişiyle ” Boşuna gezmişim, yok tabiatta, İçimdeki kadar iniş ve çıkış.” Ve kendimizi tanımaya başladık. Tanıdıkça tepkilerimize, öfkelerimize, sevinçlerimize belki duygulanımlarımıza yardım ve yataklık eden ben dediğimizdir. Belki de Yunus Emre’nin dediği gibi ” Bir ben vardır bende benden içeri. ” bahsettiği beni gördük. Tasavvufu yakından bilmenin tek yolu, onu yaşamaktır.

Bu hayatta nefes alabilmek için ikimizin de birbirine verdiği destek gitmişti. Karşıdan karşıya tek başına geçmenin korkaklığı ve özgüveni vardı. Artık yalnızlık başlamıştı. Kimine göre yalnızlıktı. Kimine göre özgürlüktü. Hayatı zorlaştıran yalnızlık mı yoksa yalnız kalma korkusu mu? Yalnız kalmak hayatımızı zorlaştırıyor. Evet… Fakat yalnız kalmak korkusuyla yaşamak uğruna değil midir bu çektiğimiz acılar. Bu korkuyla birilerinin arkasına sığınmadık mı? Bir grup toplantısında birileri ne derse tamam demeyi öğrendik. Tamam demediğimizde o korkuyla baş başa kalacaktık. Zaman akıp geçerken, sığınacağımız kimse kalmadığında aslında o zaman büyümüştük.

       Yalnız kaldığımızda, kendimizde göremediğimiz güzellikleri bulduk. Kendimizi birey olarak görmenin verdiği mutluluğu yaşamaya başladık. Kendi yalnızlığımızda mutluluğa doğru adım attık. Asosyal olduğumuz yaşam tarzımızı birden sosyalliğe doğru çevirmeye çalıştık. Yanımızda kimsenin kalmadığını hissettiğimizde, yalnızlığımızla mutlu olmayı tercih ettik.

      Kısaca; Yalnızlıkla birlikte, kendimle mutlu olmayı öğrendim. Kendimle bir ömür barıştım. Aslında ben yalnız kalmamak için birilerinin arkasına sığındığım da unutmuşum. En değerli varlığın benim olduğunu. Ben en değerliysem, yanımdakilerin her zaman geçici olduğunu unutmadım. Hangi koşulda olursanız olun, kendini sevmeyen kişi bir ömür acı çekmeye mahkumdur. İlk önce kendini sevmeyi öğreneceksin. Yeri gelecek bencil lafını sana yakıştıracaklar. Olsun yakıştırsınlar. Sen kendini değerli görmezsen, hayattaki bu koşullarda yapayalnız kalırsın.

            Geçmişte yaşadıkların, Gelecekte yaşayacakların, Şimdi şu anda yaşayacaklarını hep sen yaşayacaksın. Kendi kendine yaşadığın bu imtihanda başarılı olmak için anahtarımız;

 ”Kendimizi Sevmek”

      

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER