Tanıştığımız zamana döndüm. O kadar çaresizdim ki… Tesadüf değildi sanki. Çaresizliğimde elimden tutmak için var olmuştun. İkimiz de birbirimizin çaresizliğine çare arıyorduk.
O günden sonra birbirimizle tüm duygularımızı paylaşmaya başladık. Öncelikle birbirimizi tanımadan, güven duygusuyla işe başladık. Güvensizlik hissederek yaşadığım bu hayatta, birine güven duymamın rahatlığını verdin bana. Arkama yaslandığımda senin orada olduğunu bilmek ruhuma ferahlık verdi. Aslında ikimizin sevgisi de karşılıksızdı. Amacımız; sadece bu hayatta ortak yaşadığımız hayal kırıklıklarını çözmekti.
İkimiz de farklı karakterlere sahiptik. Benim “A” dediğime sen “B” diyordun. Bu birbirimizin sevgisini azaltmak yerine, birbirimize saygı göstererek hayatta el ele olmamızı sağladı.
Bedenim de, ruhum da bir çöplüğün eşiğindeyken elimden tuttun. Omzunu gösterdin bana. Önce kendimi sevmeyi, sonra da seni sevmeyi öğrettin. Hayallere daldığımda boğulmamam için, hayatta olduğumu hatırlattın. Sığındığım bir limandın. Bu limana karşılık beklemeden, kayığımı demirlememi sağladın. Bu hayatta tırmandığım yokuşu düzeltmek için gösterdiğin çabalar, hayata daha sıkı bağlanmamı sağladı. Evet, artık sen benim aynamdın. Yeri geldi beni tersledin, yeri geldi güldürdün. Hatalarımı görüp yüzüme vurdun. Senin söylemlerin beni yıpratmak yerine, davranışlarımı düzelterek, kendimi geliştirmemi sağladı.
Mevlana ne de güzel açıklamış dostluk kavramını; “Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli, sarılacak biri olmadığın zaman bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı, dost dediğin fanatik olmalı; bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli, güzel haberler aldığında seninle dans etmeli ve ağladığında seninle ağlamalı… Ama hepsinden daha çok, dost matematiksel olmalı; sevinci çarpmalı, üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalı, kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı, işi bitince seni bir tarafa atmamalı.”
Biz birlikte aydınlandık seninle. Bu hayatta yan yana, sırt sırta verdik. Birbirimizden aldığımız güçle yaşantımıza yön verdik. Birbirimizi çıkmazın ortasından çıkardık. Acılarımıza ağlarken beş dakika sonra gülmenin yolunu bulduk. Bazı zamanlarda aramızda kilometrelerce mesafeler vardı. O zamanlarda bile ayda bir yaptığımız otuz saniyelik telefon görüşmeleri dostluğumuzu pekiştirdi. Mesafeler bizi uzaklaştırmak yerine birbirimize kenetledi.
Hayatımın boşluğunu doldurmadın sadece. Varlığımın hazinesinin haritasını elime verdin.Bir ömür seninle var olmam dileğiyle… İyi ki varsın























YORUMLAR