Evet, bu iddia hem muhalefet hem de bazı bağımsız kaynaklar tarafından sıkça dile getiriliyor. Bakırköy Belediyesi’ne yönelik son soruşturma (ihaleye fesat karıştırma ve irtikap / ruhsat karşılığı hukuka aykırı para talebi iddiaları) 27 Ekim 2026’da başladı. 63 kişi gözaltına alındı, ardından yaklaşık 39 kişi tutuklandı (beş başkan yardımcısı dahil). Belediye 2024 yerel seçimlerinde CHP’den kazanılmıştı; operasyon günü başkan ve meclis üyelerinin Yeni Parti’ye geçmesi bekleniyordu.
Genel tablo
2024 yerel seçimlerinden bu yana benzer yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat ve irtikap iddialarıyla çok sayıda CHP’li (ve bazı Yeni Partili) belediyeye operasyon düzenlendi. Onlarca belediye başkanı tutuklandı veya görevden alındı, bazı belediyelere kayyum atandı ya da meclis dengeleri değişerek yönetim el değiştirdi. Muhalefet bunu “siyasi operasyon” ve “halk iradesine müdahale” olarak nitelendirirken, iktidar tarafı “delillere dayalı hukuki süreç” diyor.
Sayıştay raporları ise parti ayrımı yapmaksızın usulsüzlükler tespit ediyor:
- CHP yönetimindeki belediyelerde (İBB dahil) kamu zararı, pahalı alımlar, ihale şartname ihlalleri vb. bulgular var.
- AK Partili belediyelerde de benzer tespitler mevcut: Foça’da kıyı işgalleri ve kira kayıpları, Menemen’de festival harcamaları ve ihalesiz kiralamalar, Keçiören, Elazığ, Konya, Kocaeli gibi yerlerde envanter eksikleri, rekabeti kısıtlayan şartnameler, doğrudan temin usulsüzlükleri vb.
Yani “usulsüzlük iddiaları sadece muhalefet belediyelerinde var” demek doğru değil. Sayıştay denetimleri hem iktidar hem muhalefet belediyelerinde sorunlar ortaya koyuyor.
Fark nerede?
Asıl tartışma, adli soruşturma ve tutuklama boyutunda:
- CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar yoğun, hızlı ve sonuçları ağır (tutuklamalar, görevden almalar).
- Devlet kademeleri sürdürüyor.
- Aynı hassasiyet hırsız olan herkese yapılmalı. Yapılıyor da!
- Hiçbir hırsızın diğerinden farkı yoktur.
- En çok da AK Partili belediyeler dikkat etmeli….Hukuka dikkat!
- Gizli birşey asla kalmaz.
Bu durum iki tarafın da argümanını besliyor:
- Muhalefet: “Seçici adalet / siyasi tasfiye.”
- İktidar: “İhbar ve delil olan yerde işlem yapılıyor; muhalefet belediyelerinde daha fazla somut ihbar ve delil var.”
Özetle iddianız kısmen doğru: Benzer usulsüzlük iddiaları (özellikle ihale ve ruhsat süreçleri) birçok belediyede, parti fark etmeksizin gündeme geliyor ve Sayıştay raporlarıyla destekleniyor. Ancak yargı operasyonlarının yoğunluğu ve sonuçları şu ana kadar ağırlıklı olarak muhalefet belediyelerinde görülüyor. Süreçler devam ettiği için nihai mahkeme kararları (beraat, mahkûmiyet, kamu zararının tespiti) bu tartışmayı daha netleştirecek.























YORUMLAR