Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Akif Haber
Akif Haber

15 Temmuz’dan ders çıkarmak!

Kurumlarda hak hukuk çiğneniyorsa! Orada FETÖ vardır. YÖK’te diploma denkliği hukuksuz bir şekilde engelleniyor. Bu çok belirgin FETÖ uygulamasıdır.

  • 5 Temmuz 2016’da Türkiye’de bir darbe girişimi yaşandı. Askerî birimler bazı stratejik noktaları ele geçirmeye çalıştı, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı kompleksine saldırı düzenlendi, köprüler ve havaalanları kapatıldı.
  • Girişim başarısız oldu. Resmî rakamlara göre 250’den fazla sivil ve güvenlik personeli hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.
  • Türk hükümeti ve yargı, girişimin FETÖ/PDY (Fethullah Gülen örgütü) tarafından planlanıp yürütüldüğünü tespit etti. Çok sayıda asker, sivil ve kamu görevlisi yargılandı, tutuklandı veya ihraç edildi.
  • “Ülkeyi bölme” iddiası, darbe girişiminin niyetine dair yorumlardan biridir. Bazı siyasi söylemlerde Sèvres Antlaşması benzeri bir parçalama senaryosuyla ilişkilendirilir. Ancak mevcut mahkeme kararları, soruşturma dosyaları ve açık kaynaklı deliller (telsiz kayıtları, itiraflar, planlar) öncelikle iktidarı devirmeyi ve kontrolü ele geçirmeyi hedeflediğini göstermektedir. Coğrafi bölünme planına dair kamuya açık, kesin ve bağlayıcı bir belge seti şu ana kadar ortaya konmamıştır.

Osmanlı sonrası süreçte ise Türkiye Cumhuriyeti, Sevr’in reddi ve Kurtuluş Savaşı sonucunda Lozan Antlaşması ile kuruldu. Bugünkü sınırlar o dönemdeki mücadelenin ürünüdür. 15 Temmuz’u “yeniden bölünme” girişimi olarak nitelendirmek, bir yorumdur; tarihçiler bunu farklı açılardan (iç güç mücadeleleri, dış etkiler, örgüt yapısı vb.) incelemeye devam ediyor.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki bir grup subayın seçilmiş hükümeti zorla devirmeye yönelik başarısız girişimiydi. Resmî Türk makamları, mahkeme kararları ve birçok bağımsız analiz, girişimin ana gövdesinin FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü / Gülen hareketi) mensubu subaylar tarafından planlanıp yürütüldüğünü tespit ediyor.

Ana nedenler (delillere dayalı özet)

  1. AKP-Gülen ittifakının bozulması ve güç mücadelesi
    2000’li yıllarda AK Parti ile Gülen hareketi, ortak düşman olarak gördükleri laik-seküler askerî vesayete karşı işbirliği yaptı. Ergenekon, Balyoz gibi davalarla TSK içindeki birçok üst düzey subay tasfiye edildi; bu süreçte Gülencilerin ordu, yargı ve emniyetteki kadroları güçlendi.
    2013’te ilişki koptu: 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları (Gülenci savcı ve polisler tarafından yürütülen), MİT tırları olayı ve benzeri gelişmeler karşılıklı savaş haline geldi. Hükümet Gülen hareketini “paralel yapı” ve sonra terör örgütü ilan etti, tasfiye operasyonlarına hız verdi.
  2. Yaklaşan tasfiye ve “son şans” hesabı
    2016 yazında Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısında Gülen bağlantılı birçok subayın emekli edilmesi bekleniyordu. Ayrıca bazı generaller hakkında gözaltı kararları hazırlanıyordu. Girişime katılanların büyük kısmı, yakında tamamen temizleneceklerini görüp iktidarı ele geçirmeyi denedi. Birçok kaynakta bu, “kamikaze” veya “son çare” girişimi olarak tanımlanır.
  3. Amaç
    • Seçilmiş hükümeti devirmek,
    • Devletin kritik kurumlarını kontrol altına almak,
    • Gülen hareketinin etkisini kalıcı kılmak.

    Darbeciler televizyonda okuttukları bildiride “laiklik, demokrasi, hukuk devleti” gibi klasik askerî darbe dilini kullandı. Bu, hem meşruiyet arayışı hem de bazı laik/Kemalist subayları yanına çekme çabası olarak yorumlanır. Ancak yargılamalarda ortaya çıkan hiyerarşi, iletişim kayıtları ve itiraflar, çekirdeğin Gülen yapılanmasına bağlı olduğunu gösteriyor.

Diğer motivasyonlar ve katılım

Bazı subaylar kişisel çıkar (terfi, makam), hükümet karşıtlığı veya emir-komuta zincirine uyma nedeniyle katılmış olabilir. Ancak planlama ve koordinasyonun büyük ölçüde FETÖ’ye bağlı isimler (örneğin Adil Öksüz gibi sivil “imamlar”) tarafından yapıldığı mahkeme dosyalarında yer alıyor.

Alternatif iddialar

Bazı muhalif ve sürgün kaynaklar “kontrollü darbe / false-flag” teorileri ileri sürer (önceden haber alındığı, planın zayıf olduğu, tasfiye listelerinin hazır olduğu gibi). Bu iddialar Türkiye’de yargı tarafından kabul edilmemiş, mahkemelerde reddedilmiştir.

Sonuç olarak: Girişim, uzun yıllardır devlet kurumlarına sızmış bir yapının, kendisine yönelik temizleme operasyonları karşısında iktidarı zorla alma denemesidir. 250’den fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. Girişim halkın direnişi, sadık birlikler ve siyasi irade sayesinde bastırıldı. Yargılama süreçleri yıllarca devam etti ve binlerce mahkûmiyet kararı çıktı.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER