Bu sefer ki düşüncelerimde tek sen yoktun. Seninle karşılaşma umudu vardı. Otobüse binip kafamı cama yasladığımda, film şeridi gibi yaşanmışlıklar gözümün önünden geçiyordu. Birlikte geçtiğimiz yollardan tek başına geçmenin tarifsiz bir duygusu vardı. Heyecanımı yitirmiş miydim?
Koskoca 3 ay mı desem? Yoksa çok kısa 3 ay mı? Bunun kararsızlığını yaşıyorum. Bu kararsızlıkla birlikte kendime kızıyorum. Kızgınlığımın sebebi; seninle gezdiğim yerlerdeki anıları hatırlamak, o anda alzheimer olabilmek için dua ediyorum. Geçtiğimiz o yerlerde kavga ettiğimiz zamanı hatırladığımda bile yüzümde hafif tebessüm oldu. Kavga ettikten sonra birbirimizin gözlerinin içine bakıp sevgimizi haykırıyorduk. Geçmişin ipleri bizdeydi. Bazen salıyorduk. Bazen de ipleri topluyorduk.
Sinemada bir filmin ortasında gözüm sağ tarafıma takıldı. Boştu… Senin yerini kimse dolduramamıştı. Aslında sen hep sağ tarafıma oturmak isterdin. Ben ise seni hep sol tarafıma alıp, kalp atışlarımı dinlemeni isterdim. Şimdi ne sağımdasın, ne de solumda…
Biz birbirimize iyi gelemedik. Eğer iyi gelseydik. Arkanda; sofranda yarım bıraktığın yemek gibi ağlamazdım. Veya senin duyguların intikam olmazdı. Ben ağlamayı da, acı çekmeyi de seninle kabullendim. İkimizde evcilik oyunu oynadık. Birbirimize mutlu olmanın umudunu verdik. Şimdi ikimizde tek ama güçlüyüz. Sen gelsen, ben gelmem. Ben gelsem, sen gelmezsin. İkimizde gelsek bir süre kendimizden yeni ben yaratmaya çalışırız. Sonra bir bakarız. Eski ben olmuşuz. Bitmeyen oyunun sonunda can çekişiyoruz. Ne sen gel, ne de ben geleyim. İkimizde kurduğumuz güçlü hayallerin ortasında ayrı dünyalarda yaşayalım.
Bu yolda da, bu hayatta da tek başıma yürüdüm. Her sabah ayrı uyanıp; aynı yola gitmek, aynı havayı teneffüs etmek, aynı zamanda üşümek bize iyi geliyordu. Zamanı da seni de tutamadım. Her oyunun sonunda ufakta olsa mutluluk vardır. Benim mutluluğumda senin bıraktığın anıları hatırlamak… Bazen geçmek, geçmek bilmiyor.























YORUMLAR