32 ülkenin katılacağı 64. Maç sonunda, 2014 dünya kupasının sahibini bulacağı,tüm dünyada naklen yayınlarla izlenecek olan dünya kupasına saatler kaldı.
Açılış maçını her zaman olduğu gibi ev sahibi ülke oynayacak. (Brezilya-Hırvatistan). Turnuva başlamadan önce çıkan olumsuz haberleri hepimiz takip ettik. En son gözüme bir pankart çarptı .”Biz dünya kupası değil hastane,okul,iş istiyoruz” yazılıydı.
Bunlar belki Brezilya’nın kendi iç sorunları görünsede, kupa boyunca protestoların ve gösterilerin olacağı tahmin ediliyor. Bu kısa bilgiden sonra klasik olarak kupanın favorileri, hayal kırıklığına uğratacak, Messi mi? Ronaldo mu? sorularını sıkça duyacağız. Tabiki ev sahibi Breziya, son şampiyon İspanya, en kötü haliyle finale çıkabilen Almanya, Tangocular Arjantin uzun yıllardır kupaya hasret olan İngiltere (İngiltere’nin farklı bir özelliği ) tabi en son 1966 da şampiyon olurken, Avusturya eurovision’u kazandı.
Atletico Madrid La Liga şampiyonu oldu. Real Madrid Şampiyonlar Ligi’ni kazandı. Bu sene aynı seneryo tekrar etti. Akıllara neden İngiltere de Dünya kupasını kazanamasın soruları gelmiyor değil. Kupayı kim kazanırsa kazansın müthiş bir futbol ziyafeti yaşayacağımız kesin, tabiki 10 gün sonra başlayacak olan mübarek ramazan ayında iftardan sonra bazı futbol tutkunlarının sahura kadar ayakta beklemesinide sağlayacak bir kupa olacak.
Peki ! ya Türkiye nerede?
2008 Avrupa şampiyonasından sonra hiç bir turnuvaya katılamayan milli takımımız (İnsan dünya kupasında olma hayali kuramadan duramıyor). 17 Kasım 2011 tarihinde Guus Hiddink’in görevinden ayrılmasından sonra boşalan Türkiye A milli takımı teknik direktörlüğüne getirilen Abdullah Avcı ile Haliç Üniversitesinde bir söyleşiye katıldığım da Avcı’yı dinleme imkanı bulmuştum.Anlattıkları güzel şeylerdi, insanın kulağına hoş geliyor ve ilk bakışta kendine öz güveninin olduğu, bilgi birikimini insanlara çabuk aktara biliyordu.
Ancak, Milli takımda yeni bir jenerasyon kurup hedefimizin Brezilya olduğunu, Fransada düzenlenecek 2016 Avrupa futbol şampiyonası olduğunu söylediğinde biraz şaşırmıştım.Aklımdan geçenler ise Abdullah hocanın çok fazla Milli takımın başında olamayacağı nedeni ise,milli takıma çağıracağı futbolcular 17 yaşında da olablir 36 yaşında da olabilirdi. yeterki form seviyeleri iyi olsun. En basit örnek: Klose Alman futbolcu 36 yaşında Avrupa şampiyonasında oynadı. Çünkü formu yüksekti ve gol atabiliyordu.Yeniden yapılanma denilen olayın, milli takımlar bazında olacağı fikri bana gerçek dışı gelmektedir . Nitekim Abdullah hocanın milli takım macerası kısa sürdü ve son 3 maç Fatih Terim gelerek biraz da olsa takımı kıpırdattı. Ancak çok geç kalındı. 2014 için, artık hedefimiz Fransa olacak.
Diyorum ki ! bize 2002’yi, 2008’i yaşatan ay yıldızlı ekibimiz, çoğu zamanda hüsran yaşatmıştır. Dünya sıralamasındaki yerimiz istikrarlı bir şekilde gerilemektedir. Şimdi konuştuğum çoğu futbol izleyicisi hangi takımı tutuyosun diye birbirine soruyor, bu sohbetleri yapıyor. Ben de böyle sorularla karşılaşmayalım diye 2016 Avrupa Futbol Şampiyonasına kesinikle gideceğimizi umut ediyorum. Çünkü başarılarla sokağa dökülen halkımız başka türlü bir araya gelememektedir. Her maç sonucu klışe bir tabirimiz vardır. ”Ülkemizin içinde bulunduğu bu zor günlerde birazcık olsun bu başarı ile sevindik unuttuk yaşanan acıları, olayları, üzüntüleri.” Bu yüzden en çok bizim spor alanlarında başarıya ihtiyacımız vardır. Başlığı atarken”evimize hoşgeldin Dünya kupası”yazarken de içimden geçen bir gün dünya kupasını düzenleyen ülke olacağımıza olan inancımtamdır.
Spor alanlarında yeni yetişen bilinçli gençlik bunu başaracaktır ve o zaman gerçekten ”o kupa buraya gelecek” diyebileceğiz.























YORUMLAR