İki haftalık verdiğimiz mücadelenin sonucunda sadece gözyaşlarımız kaldı. Yoğun bakımdan çıktığında sanki hepimizin gözleri açılmıştı. Gülüyorduk. Yine esprilerle hayata dört elle sarıldık. Ağrılarının olduğunu biliyordum. Ama sen çok güçlüydün. Hatta bizi bile güçlendirdin.
Hastane ortamından da hasta durumundan da soyutlanarak beraber fotoğraf çekilirdik. “İyileştiğinde fotoğraflarımıza bakarız.” demiştin. Evet, ben şuanda fotoğraflarımıza bakıyorum. Ama sen yanımda yoksun. Hani birlikte bakacaktık? Her şey bir dakikada mı değişti. Çok erkendi. İstersen yüz yaşında ol. Fakat benim için çok erkendi.
Senin sevgin, emeğin, bana öğrettiklerin annemin yarısıydın. En önemlisi dert ortağımdın.
Yoksun artık… Son kez seni bu sabah gördüm. Bana bakıp gülüyordun. Gözlerin yarı açık ve gözlerinin içi parlıyordu. Sen gülüyordun. Ben ise senin karşında ağlıyordum. Gözlerinin içine bakarak ağlıyordum. Donmuş ellerini tuttum. Senin soğuk ellerini tutmak bedenimi ısıttı.
Biliyorum. Yirmi yıldır seni bekleyen var. O kişide seni çok seviyor ve özlem duyuyor. 17.01.2014 belki de sizin kavuşma tarihiniz olmuştur.
Yirmi yıl boyunca erkeğine verdiği sözü tutan güçlü kadındın. Erkeğinle birlikte kurduğu yuvayı erkeği gittikten yirmi yıl sonra bile sahip çıkıp evinden ayrılmayan tek kadınsın.
Peki … Bugün son görevimizi yerine getirmeye çalıştık. Annemin yarısı olan Anneannemi son yolculuğuna uğurladık. Zaman akıp giderken, zamanın sadece değerini bilelim.
Keşkelere fırsat vermeyelim.























YORUMLAR