İstanbul-Halil Miroğlu/Eskiden bu ülke çok gelişmişti!
25 yaşından küçükler pek bilmez.
Biz çok Demokratik bir ülke idik, Aylarca hükümet kurulamıyordu.
Demirel gider, Ecevit gelirdi, Ecevit gider, Demirel gelirdi.
Arada bir Necmettin Erbakan çoğunluk sağlasa da hükümet kurma görevi ona verilmezdi çünkü namaz kılan gericiydi en iyiyi bilenler başkalarıydı.
Erbakan çok konuşur ve itiraz ederse partisi kapatılırdı.
Adalet iyi çalışırdı, Altı ayda bir hükümet değişirdi.
İki yılda bir seçim, On yılda bir askeri darbe olurdu.
Ne güzel günlerdi.
Hukuk bağımsızdı adalet vardı, Yüksek yargı üyeleri emekli olunca CHP’ye üye olurdu.
İş bankasında mütevelli heyeti üyesi olurlardı.
Ne güzel günlerdi.
Üniversiteler bağımsızdı, özgürdü, Rektörler CHP üyesi idiler.
Üniversitelere baş örtülü kızlar alınmıyordu.
Kur’an kursuna gidenler alınmıyordu.
Hatta namaz kılan başını örtenler okuldan atılıyordu.
Ne güzel günlerdi.
Ekonomi çok güzeldi, Çok zengindik Halkta para çoktu, onun için yağ bulunmuyordu.
Kuyrukta yağ alırdık, Pirinç ve çayı bile kuyrukta alırdık.
Bir gecede %8000 (sekizbin) faiz alırdık, Kur bir anda devalüe edilirdi. Birisine borç verebilirmisin desek dolar yâda avro verebilirim derdi.
Çünkü Türk parası kapış kapış piyasada yoktu, olanda fakirin elinde ihtiyacı kadar dı.
Ne güzel günlerdi, Yollarda araba ile gittiğini bilirdin.
Herşey doğaldı, Yollar topraktı.
Çukurlar vardı arabanın içinde zıplardın mide, bağırsak, böbrek çalışırdı.
Dağların etrafından, üstünden dolaşmak, viraj almak büyük bir emek şoförlük isterdi.
Bol Oksijen alırdık.
Ne güzel günlerdi, Hastaneye o kadar çok hasta gitmezdi, gittimi eve gelmezdi.
Misafir ederlerdi, İlaç o kadar değerli idi ki, kuyrukta ilaç alırdık çoğu zaman bulunmazdı da.
Hasta Ölünce cenazeyi bırakıp eve gelirdik.
Gerisi önemli değildi, Okullar dediysem, kerpiçtendi.
Toprak kokardı, heykeller tunçtandı, Öğretmenler hafta sonu limon satardı.
Ne güzel günlerdi, Trenler çok yavaş ve tıkır tıkır giderdi.
Konya’dan İstanbul’a üç günde giderdik, Seyrede seyrede giderdik, Tabiatı tanırdık.
Otobüslerde ayaklar şişerdi, Yol bitmezdi, Vücudumuzu test ederdik, Uykunun kralını uyurduk.
Trafik polisine Rüşvet vermeden, 50 km yol gidemezdik..
Ne güzel günlerdi.
Zengin eli cebinde gezer başbakan kenardan izlerdi.
Hükümet kurmak için SABATAYİST VE MASON zenginlerin rızası olmalıydı yoksa gerisini düşünmek istemiyorum.
Saraya davet edilen CHP’li nerede
Seçimlerde çiftçilere söz verdiğiniz traktörler nerede
“CHP’li belediyelerde hiç bir emekçi kardeşimin işine son verilmeyecek!” diyerek verdiğiniz o NAMUS SÖZÜ nerede
Teşkilatlarınızdaki o sapık tacizciler şu an nerede























YORUMLAR