Amerika Irak’ı işgal etmeden önce, yaklaşık bir yıl boyunca Irak’ta yayın yapan radyolarda Kur’an-ı Kerim yayının altından, çok düşük bir titreşimde kulakla duyulmayıp dimağla algılanabilen “direnmeniz faydasız” gibi mesajlar vererek Irak halkını bu şekilde işgale hazır hale getirmişlerdir.
Bu çok korkunç bir iddia ancak uzmanlara göre; İnsan sadece belirli bir titreşim sıklığı arasındaki sesleri duyabilir, fakat insan beyninin algısı bu aralığın altında ve üstündeki sesleri algılayacak kapasitededir ve bilinçaltına yerleşir.
Normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda dinleyici/izleyici tarafından fark edilmemek üzere tasarlanmış, başka bir objenin içine gömülü olan işaretler Subliminal (bilinçaltı) mesajlardır. Saatlerce bilincini kapatarak TV izleyen kitleye, izleyenin fark edemediği çoğu bu konu hakkında araştırma yapan uzmanlar tarafından fark edilebilen bu mesajların kime ne faydası olabilir diye düşünmeyin.
İnsanın sorgulama mekanizmasını aşan bilinçaltı mesajlar, alınması istenen bilginin doğrudan insan zihnine ulaşmasını sağlar. 1957 yılında sinemada 25.kare olarak ilk kez reklam amaçlı kullanılmaya başlanmış olan yöntem, zamanla ideolojik mesajların aktarılması için sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Halkla ilişkiler neticesinde marka ve ürün pazarlamasından toplumun ilgi, ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar birçok konuda kullanılan subliminal mesajın en yaygın şekilleri görüntü karesinde dikkat çekmeyen noktada yazı veya görüntü, sanal reklam uygulamaları ve izleyenin fark edemediği anlık karelerdir. Beyin gün içerisinde aldığı tüm mesajları hızla unutur ancak aldığı üç tür mesajı unutmaz ve bilinçaltına yerleşir. Bunlar dehşet, doğum ve ölüm.
Damalı zemin, 666 ,tek göz, piramit gibi işaretleri bazılarının fark etmeden ve maalesef çoğunluğun bilerek bu görüntüleri kliplerinde kullanan şarkıcılar, gençlerimizi etkileyerek dini yönlendirmeler yapıyorlar. Bizim duymadığımız, görmediğimiz, hissetmediğimiz bu mesajları kabul etme/ret etme olanağı olmadığı için bilinçaltımıza hırsız gibi girilerek, bizleri tamamen kendi isteklerine göre yönlendiriyorlar. Çoğumuzun izlediği dizi veya filmlerde karakterlerin hareketleri, giyim kuşam tarzları da dahil olmak üzere yediği-içtiği bile moda olabiliyorsa bu iddiaların doğru olduğuna kanaat etmekten başka çare kalmıyor. Hürrem yüzüğü, sıla tokası gibi örnekleri hatırlatmak isterim. Peki ya yıllarca oynayan bir dizide ; geç saatte çalışmak için ofise giden PC başında sohbet ederek çalışan ve öğleden sonra canı istediği saatte işten çıkan dizi karakterlerini yazan senaristler gençlerimize nasıl kötü örnek olduğunun farkındalar mı? Zamane gençliğinin arkadaşlarıyla özgür olarak çalışabileceği/takılabileceği ortamlarda iş araması neyin sonucu? Bu örnekler basit kalıyor sanırım.
İzleyiciler subliminal mesajlarla manipüle edilirken, bu tekniğin hedefindeki çocuklar, masum görünen çizgi filmlerin arasına yerleştirilen ahlak dışı yada şiddet içeren görüntüler ile olumsuz davranışlara yönlendiriliyor. 40 yaş üstü insanın ahlak değerlerini değiştirmek zordur ancak çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi tartışılamaz bir gerçektir.
TV izlerken bilincimizi açık tutarak ve çocuklarımızda farkındalık bilincini oluşturarak bu tehlikeden biraz da olsa korunabiliriz.























YORUMLAR