Bugünün tarihi benim yaşantımda anlam bulamadığım bir noktayı belirtiyor. Belki de anlam bulmak istemediğimden kaynaklanıyor. Tüm kartlar açık oynanırken bu hayatta, tek bir noktada sabit kalmak… Sadece gözle görerek anlam bulmalıydım… Kör olma zamanı değildi artık… Şaşkın bir şekilde anlamlandırıyorum; “Neden?.. Niçin?” sorgulamalarından vazgeçerek… Biliyordum Kangren olmuşken; o kolunun kesilmesi, senin canını daha fazla acıtamazdı. Gerçekle yüzleşmekten korkmayarak, tek hedef “Net” olmaktı…
Netlik dediğimde aklıma; kadın ve erkek beynindeki farklılıklar geliyor. Kim ne derse desin, kadın beyni netliğe duygularını karıştırır. Fakat erkek beyni öyle bir kararlıdır ki… Duygularını gömercesine net cümlelerle karşına geçer. Sen bu cümleleri duysan bile, kendi düşüncende sakladığın hayallerinle belki yaşamaya devam edeceksin… Sen o hayallerde onu yaşatırken, o kendini farklı hayallerde yaşatacak…
Yaşantımızda bazen sözlerle anlatmaya çalışsakta, sözler sustuğu anda mimiklerimiz, jestlerimiz anlam taşımaya başlar. Hz.Mevlana’nın dediği gibi; “Gerek yok her sözü, laf ile beyana… Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana…”
Biz bunları kavrayabilmek için artık çaba harcamaya başlamıştık. Aslında her hareket söylenmek istenen sözden daha değerliydi. Kendini ifade etmenin en değerli yoluydu. Hayatımızdaki duyguları sözlerle ön plana çıkaramadığımizda, jestler ve mimiklerden sonra bazı cisimler dile gelmeye başladı. Örneğin; Evlilik teklifi yapmak istediğinde,simgesinin tek taş olması gibi…
Günümüzde de eskiden olduğu gibi aslında her zamanki gibi bir iletişim aracı olarak çiçek hep karşımızdaydı. Çiçeği; telefondan, mektuptan ayırmak mümkün değildir. Örneğin; bir kaza sonrasında geçmiş olsun çiçeği, Çok üzüldüm anlamını taşımaktaydı. Madem çiçekler iletişim aracıysa, bazen anlamlandırmamak nedendi? Anlam bulmaya çalışmamak mıydı?Belki iki kişinin dile gelme yoluydu…
Peki Aşkı anlatan gerçekten her zaman kırmızı gül müdür? Birisi kırmızı gülü bize verdiğinde, acaba bana neler anlatmaya çalışıyor diye düşünürdüm. Çünkü her gelen çiçeğin görselliğinden önce bana anlattığı bir şeyler olduğunu biliyordum.Sanki boğazına düğümlenip söylenmeyen sözler, o çiçekler ile bana kendini anlatıyordu…
Evet, gönderdiğin aşk simgesiydi… kırmızı güllerdi.. Sayısına baktığımda, 10 kırmızı güldü.Aşkı ifade eden,aşkta anlamsız olan bir sayıydı.Notu: “Unutulmamak Dileğiyle…” Notu okumadan önce gül sayılarına anlam vermeye çalıştım. Anlamını hiçbir zamanda bulamayacağım. Bir aşk vardı da,bitmiş bir aşktı.Anlamsız olan gülle kendinin bile unuttuğu aşkı belirtiyordu. Artk ben seni unuttum.Umarım sen beni unutamazsın anlamında.
Eğer unutulmamak istiyorsan önce anlam katmalısın.Gizli saklı bir şekilde aşkı anlamsız kılmak, aşkın lugatına yakışmaz.
Unutulduğun bile Unutulmuşken,Anlam Katmaya Çalışmak Boşuna…























YORUMLAR