AH AYASOFYA AH….
Yıl 1978-79 olmalı, ülkeme dair yüksek idealleri olan üniversite öğrencisiyim, 7-8 sevdalı arkadaşımla Sultanahmet yerebatan sarayının önünde buluşup; kanımız aksada zafer islamın sloganlarıyla 50 metre ötedeki AYASOFYA’ya doğru yürümeğe başladık, Hedef AYASOFYA’nın ibadete açılmasını yeniden gündeme taşımak ve becerebilirsek iki rekat da şükür namazı kılmaktı . AYASOFYA’nın giriş kapısına birkaç adım kala, polisler tarafından müdahale ile gözaltına alınıp hemen yakındaki Turizm Polisi Müdürlüğüne götürüldük. O sıralar meşhur polis Müdürü SADETTİN TANTAN kızağa çekilerek Turizm Şube Müdürü olmuştu. Gürültü üzerine dışarı çıkan heybetli adam, “nedir ne oluyor” diye sorunca, polisler “bunlar AYASOFYA’da namaz kılmak istediler, gözaltına aldık”dediler. İlk defa canlı olarak gördüğüm heybetli polis Müdürü TANTAN “yarım saat tutun, ifadelerini almadan bırakın” diyerek oradan ayrıldı.
Evet 41-42 yıl önceden başlayan AYASOFYA ibadete açılsın mücadelem halen devam ediyor, ancak özellikle MESCİD-I AKSA’yı, YUNANİSTAN ve diğer Avrupa ülkelerindeki camileri ve Müslümanları düşündüğümde gerçekten çok endişeleniyorum. Geçen gün sarı sıcak bölgenin (TRAKYA) çocuklarından ENGİN BELLİ yazmıştı, “AYASOFYA’nın ibadete açılmasından sonra özellikle YUNANİSTAN’daki camilerin durumunu düşünemiyorum” diye.
Şimdi; iki arada bir deredeyim sanki.
Endişelenmekte haksız mıyım?























YORUMLAR