Evet, çok basit bir başlıkla yazıma devam edeceğim. Bu tarih tüm insanlığın derdi mi yoksa tüm insanlığın mutluluğu muydu? Bir yıl içerisindeki günün en önemlisi miydi? Yoksa en gereksizi miydi? Bazı yıllar en önemlisi olurken, bazı yıllar çöp tenekesine atılması gereken gün müydü? Bazen de sevginizin içinizde yarattığı duygulara bağlanmak mıydı?
Şubat ayı geldiği anda, bazılarını 14 Şubatın telaşı kapladı. Bazı kişiler hediye seçiminde, bazı kişiler de mekan seçiminde zorlandı. Sonunda tüm her şey planlanmışken 14 Şubatı sadece beklemek kaldı. Peki ya… Hiç beklemeyenlerin planı neydi? Onların planı, sadece kendisiydi. Kendini mutlu edebilmenin yolunu bulmaktı. Bu hayat mücadelesinde kendi kabuğuna çekilip, tek başına da olsa en özel günü, en güzel şekilde yaşamaktı.
En özel gündeki yalnızlığı düşünüp yakınmak mı? Yoksa 364 gününü zaten yalnız geçirmişken, sadece geçireceğin bir günün önemi mi? Yalnızlık 364 gün yaşanırken, bir günde yaşanılan sevgiye muhtaç olmak mı? Bir gün sevgisini gösteren kişiye ‘364 gün nerdesin?’ diye sormak gerekir.
Geçici bir aşka inanırsak o günlerimizde geçici olur. Biz gerçek olup; tüm günler bizimle olacak sevgiye muhtaç olmalıyız. 14 Şubat sadece sevgiliye duyulan aşk değildir. Mevlana’ya, anneye ve babaya duyulan aşk asıl sonsuzluktur. Bazı kişilerde gördüğümüz, kandırılan aşkın süresi bellidir. Hangi aşkı yaşarsak yaşayalım. Hesapsız, kitapsız ve temiz bir şekilde masumiyetimizi yitirmeden yaşayalım.
14 Şubat gibi bir tarihi bu sene çok güzel kutlayabilirsin. Peki, seneye kutlamanın garantisi var mı? Bir bakmışsın sende bizim aramızdasın. Yalnızlık kervanında…























YORUMLAR