Ulusal Akif Haber- (Sorumlu Yazı işleri Müdürü- Mehmet Toprak )
Demokrasilerde seçilen yönetir.
Bu demokratik sistemi benimseyen ve yerleşen siyasal partiler ve ülkeler için geçerli.
Aksi halde azınlık çoğunluğa hükmetmiş olur. Atanan ve seçilenler yerin kulağının olduğunu unutmayın?
Seçimle veya atamayla belirli görevlere gelenler büyük bir imtihana tabi tutuldu.
Biranda gelen giden, arayan soran artıyor. İnsan ister istemez vay be ben neymişim be abi demeye başlıyor.
Arayanların yüzde 99. 99’u benim çıkarım ne olmalı? Diye arıyor soruyor.
Öyle ya. Göreve geldikten sonra hangi telefona cevap vereceğini şaşıranlar bir süre sonra sadece belirli telefonlara cevap vermeye başlıyorlar. Kendilerine ulaşabilmek için şefaatçiler bile türüyor.
Atanan veya seçilenlerin unutmaması gereken en kritik nokta ise yerin kulağının olduğudur.
Çıkar çatışması devreye girince satılan satılanadır. Bu işin partisi pırtısı da olmaz. Yeter ki satış başlamasın.
Siyasetin cebi deliktir. Birileri tarafından ismi verilmeyenler; her şartı taşısa bile uygun bulunmaz. Kurulan çark önemli!
Bu mecrada kimse kimseyi uyaramaz. Cesaret gösteremez. Saf dışı kalır. Ta ki! Seçim yenilgisi ve ayıplı durum ortaya çıkana kadar… Bu yenilgiyle kirli çamaşırlar saçılır.
Y.Z. “Demokratik bir toplumda temel ilke, seçilenlerin yönetmesidir. Demokrasi, Yunanca “demos” (halk) ve “kratos” (güç) kelimelerinden gelir ve doğrudan “halkın kendi kendini yönetmesi” anlamına gelir. Bu yüzden meşruiyetin ana kaynağı halkın özgür iradesidir (seçimler).Ancak gerçek hayatta işler biraz daha karmaşıktır. Demokratik toplumlarda şu ayrım yapılır: Seçilenler yönetir (Siyasi iktidar)
- Devlet başkanı, başbakan, milletvekilleri, belediye başkanları gibi siyasi sorumluluğu olan kişiler halk tarafından seçilir.
- Bunlar politik tercihleri belirler, yasaları çıkarır, bütçeyi yönlendirir.
- Hesap verme mekanizması: Seçimle gidip gelebilirler.
2. Atananlar yürütür (Bürokrasi ve uzmanlık gerektiren alanlar)
- Merkez Bankası başkanı, hakimlar, üst düzey bürokratlar, genelkurmay başkanı, rektörler, büyükelçiler gibi pozisyonlar genellikle atanır.
- Neden?
- Bağımsızlık (örneğin yargı, merkez bankası siyasi baskıdan korunmalı)
- Liyakat ve uzmanlık (seçimle doktor, mühendis, general seçilmez)
- Süreklilik (her seçimde devlet kurumlarının tamamen değişmesi kaos yaratır)
Demokratik ülkelerdeki dengeler (örnekler):
Ülke | Devlet Başkanı | Merkez Bankası Başkanı | Anayasa Mahkemesi | Not |
|---|---|---|---|---|
ABD | Seçilir | Atanır (Senato onayıyla) | Atanır (ömür boyu) | Güçlü denge-fren sistemi |
Fransa | Seçilir | Atanır (bağımsız) | Atanır | Yarı başkanlık |
Almanya | Seçilir (meclis tarafından) | Atanır (bağımsız) | Atanır | Parlamenter sistem |
Türkiye | Seçilir | Atanır (Cumhurbaşkanı) | Atanır | 2017 sonrası başkanlık sistemi |
Sonuç:Demokratik toplumda asıl yöneten seçilmişlerdir, ama bazı kritik kurumlar kasten atamayla doldurulur ki:
- Siyasi popülizmden korunsun (Merkez Bankası, yargı)
- Uzmanlık ve süreklilik sağlansın
- Güç tek elde toplanmasın
Eğer “atananlar” seçilmişlerin üzerinde bir güç haline gelirse (derin devlet, vesayet gibi), bu demokrasiye zarar verir.
Eğer “seçilenler” de atamalarla her şeyi kontrol etmeye kalkarsa (örneğin yargıyı, merkez bankasını), o zaman da “seçilmiş otokrasi” riski doğar.Kısacası: İdeal olan, seçilmişlerin politik liderliği yapması, atanmışların ise liyakatle ve bağımsız olarak uzmanlık alanlarında hizmet etmesidir. İkisinin dengesi demokrasinin kalitesini belirler.Sizce Türkiye’de bu denge şu anda nerede duruyor?”























YORUMLAR