Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Akif Haber
Akif Haber

Un değirmeninde kahve öğütmeye çalışmak

Un değirmeninde kahve öğütmeye çalışmak, büyük emek harcamanıza rağmen yanlış araç ve yanlış yöntem yüzünden hem hedefe ulaşamamak hem de eldeki potansiyeli ziyan etmektir.
Sosyal medyada “paylaşım yapmış olmak” da aynı yolu izler: Ortalık toz bulutundan geçilmez, hareket vardır, ama günün sonunda elinizde nitelikli bir fincan kahve – yani dönüşüm, sadık muhatap, gerçek etki – kalmaz.
Siyasetçilerin “sosyal medyada paylaştım, doğrudan halka ulaştım” iddiası, dijital siyasetin en büyük illüzyonlarından ve hatalarından  biridir. Platformlar köprü gibi görünür; oysa arka plandaki algoritmalar ve gerçekler, yankı odaları ve medya mekanizmaları bu köprüyü dar bir koridora çevirir. Bir siyasetçinin paylaşımı organik olarak büyük ölçüde zaten onu destekleyenlerin ana sayfasına düşer. Karşı mahalleye, kararsızlara ulaşmak neredeyse imkânsızdır. Algoritma bariyeri ve “öde ya da görünme” gerçeği bunu dayatır. Binlerce beğeni ve retweet çoğu zaman botların, örgütlü hesapların ya da kendi tabanın alkışıdır; “halktan gelen büyük destek” sanılır.
Oysa geniş kitlelere ulaşmak için hâlâ geleneksel medyanın büyüteç etkisine ihtiyaç vardır.
Haber değeri taşımayan, gazeteci süzgecinden geçmeyen bir paylaşım, tarafsız kesim için propaganda metni olarak kalır. Bu illüzyonun somut hali, bazı partilerin basını davet etmeden din görevlileriyle toplantı düzenlemesinde görünür. Mesajın kontrolünü elde tutmak, filtresiz ve eleştirisiz aktarmak istenir. Toplantı bittikten sonra profesyonel kareler ve steril cümleler X’e, Instagram’a, Facebook’a düşer: “Sahadayız, toplumun dinamikleriyle birlikteyiz.” Böylece siyasetçi kendi bültenini kendisi yazar. Din görevlilerinin yerel etki gücü kullanılarak mesaj kulaktan kulağa yayılır; basın dışarıda bırakıldığı için “çelişkili sorular” da yoktur. Ne var ki bu konfor alanı iki risk taşır. Birincisi şeffaflık krizidir: Kamu görevlileriyle yapılan kapalı siyasi buluşma, dışarıda “Ne konuşuldu?” spekülasyonunu büyütür. İkincisi yankı odasının genişlemesidir: Steril fotoğraflar yalnızca kendi seçmeni tatmin eder; mesafe koyan kitlelerde güvensizlik yaratır. Sosyal medya hız ve sansürsüz ifade imkânı verir, ama tek başına geniş kitlelere erişim sağlamaz.
Etkili iletişim için paylaşımın arkasından profesyonel medya ve halkla ilişkiler stratejisi gelmeli, mesaj haberleştirilerek meşruiyet kazanmalıdır. Aksi halde un değirmeninde kahve öğütmeye devam edilir.
Basını ve Gazeteciyi baypas etmek, mesajı hızla yaymak sanılırken aslında onu kamusal meşruiyetten ve daha geniş bir okuyucu kitlesinden mahrum bırakır.   Bol toz, az aroma, sıfır kıvam. Doğru değirmeni seçmek, çekirdeği niş kitleye göre işlemek ve profesyonel araçlarla desteklemek gerekir. Yoksa “paylaştım, ulaştım” hareketler var ya! Sesiniz ve maksadınız tutmadan sürer ; gerçek etki ise başka yerlerde birikir. Basın olarak sözümüz; tüm siyasi partilere!
Emeğe saygı…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER