Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Akif Haber
Akif Haber

Siyasetin Tamamı Kirli Değil

Siyaset Her Zaman Kirli Değildir

Siyasetin “kirli” olduğu neredeyse herkesin dilinde. Bu yargı o kadar yerleşmiş ki, aksi bir görüş savunanlar naif, hatta saf görünüyor. Oysa siyaset temelde toplumun ortak işlerini yönetme, kaynakları paylaştırma, kurallar koyma ve geleceği şekillendirme çabasıdır. Tarihte de bugün de temiz niyetlerle, fedakârlıkla, liyakatle ve kamu yararı gözetilerek yapılan siyaset örnekleri vardır. Bazı reformlar, barış süreçleri, sosyal iyileştirmeler, kurumların güçlendirilmesi… Bunlar “kirli” olarak nitelendirilemez.

Elbette siyasetin doğasında güç, çıkar, rekabet ve insan zaafları da vardır. Yolsuzluk, popülizm, manipülasyon ve kişisel çıkar peşinde koşma sıkça karşımıza çıkar. Özellikle denetimin zayıf, şeffaflığın düşük, cezasızlığın yüksek olduğu yerlerde kirli taraf ağır basar. Ama bu, siyasetin özünün kirli olduğu anlamına gelmez. Kirlenen çoğu zaman siyasetçiler ve sistemlerdir.

Türkiye’de de kamu yararını öne çıkaran örnekler mevcuttur. 1946-1950’de tek parti döneminden çok partili hayata geçiş ve 1950’de iktidarın barışçıl şekilde el değiştirmesi, demokratik rekabetin mümkün olduğunu gösteren önemli bir dönemeçti. Daha yakın dönemde aile hekimliği sisteminin yaygınlaşması, temel sağlık hizmetlerine erişimin artması, yollar, köprüler, havalimanları ve demiryolları gibi uzun vadeli altyapı yatırımları da geniş kesimlere hizmet götüren kamu politikaları olarak görülebilir. Bazı yerel yönetimlerde park, ulaşım ve sosyal yardım projeleri de aynı çizgidedir. Bu örneklerin hiçbiri kusursuz değildir; her dönemde çıkar ilişkileri ve kayırmacılık da yaşanmıştır. Ama hepsi, siyasetin sadece yolsuzluk ve güç mücadelesinden ibaret olmadığını gösterir.

Siyasette “temiz” kavramı görecelidir. Yıldırım Akbulut bu konuda akla gelen isimlerden biridir. ANAP’ın kurucularından, İçişleri Bakanı, iki kez TBMM Başkanı ve 1989-1991 arasında Başbakan olan Akbulut hakkında kişisel yolsuzluk, rüşvet veya servet edinme skandalları neredeyse hiç çıkmamıştır. Vefatından sonra yazılan anma yazılarında sıkça “dürüst”, “yalın”, “gönül kırmayan”, “kişisel hırstan uzak” ifadeleri kullanılır. Başbakanlığı döneminde Turgut Özal’ın etkisi altında olduğu, hatta “siyasi kukla” diye anıldığı çok konuşulmuştur. Bu eleştiri karar alma bağımsızlığıyla ilgilidir; kişisel çıkar veya yolsuzluk iddiası değildir. Mütevazı yaşam tarzı ve siyasette kişisel zenginleşme arayışında olmaması, birçok kişinin onu “temiz siyasetçi” kategorisine koymasına yol açmıştır.

Temiz siyasetin mümkün olması için kurumsal, hukuki, demokratik ve toplumsal mekanizmalar gerekir. Bağımsız yargı, Sayıştay ve ombudsman gibi denetim kurumları, mal beyanı zorunluluğu, şeffaflık ve bilgi edinme hakkı, seçim ve parti finansmanı denetimi, güçler ayrılığı, medya özgürlüğü, güçlü sivil toplum ve bilinçli seçmen… Bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir. Kâğıt üzerinde var olsalar bile fiilen bağımsız ve etkili işlemedikçe formaliteye dönerler.

Siyasetin kendisi kirli değildir. Temiz siyaset mümkündür ama nadirdir ve zordur. Sürekli çaba, kurumsal denetim ve bilinçli bir seçmen gerektirir. Aksi takdirde “siyaset kirli” demek, temizlik için hiçbir şey yapmamaya bahane olur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER