Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Akif Haber
Akif Haber

Malumu âliniz

 Öncelikle itiraf etmeliyim ki, siyasi bir kariyerim yok ve siyaset uzmanlık alanım dışında kalıyor. Lakin Siyasal Bilimler değil de İlâhiyat okumuş olmam, siyasi bazı gerçekleri tespit etmeme engel teşkil etmiyor.

Malumu âliniz, Türk milleti bir seçimi daha geride bıraktı. Katılımcı her bir parti aldığı sonucu kendi zaviyesinden zafer olarak nitelemekte üstelik. Hezimet kelimesine lugatlarında yer vermeyen bu zihniyet ‘özeleştiri yetisini’ kaybetmiş adeta. Oysa dem, otokritik vaktidir.

Öncelikle itiraf etmeliyim ki, siyasi bir kariyerim yok ve siyaset uzmanlık alanım dışında kalıyor. Lakin Siyasal Bilimler değil de İlâhiyat okumuş olmam, siyasi bazı gerçekleri tespit etmeme engel teşkil etmiyor. Saniyen gururla belirtmeliyim ki, kurulduğu andan itibaren AK Parti dışında başka bir partiye oy vermeyi düşünmedim bile, asla. Bu bir ayrıcalık değil elbet ama, içimizden birileri eleştirel bakabilmeli diye düşünüyorum. Üst düzey AK kadroların hoşuna gitmese de, içimizden birileri özeleştiri kapısını aralayabilmeli, değil mi?

Özeleştiri öncesi ‘Sürdürülebilirlik’ kavramı üzerine bir beyin fırtınası yapmaya ne dersiniz? Sürdürülebilirliği; ‘çeşitlilik ve üretkenlikte daimi olabilme yeteneği’ olarak tanımlıyor ekonomi uzmanları. Aslında maddi manevi her türlü kalkınmayı bünyesinde barındıran çok yönlü bir terim Sürdürülebilirlik. Bu perspektifle bu son seçim sonuçlarını analiz edersek, ‘sürdürülebilir siyasi oluşum’ kavramı karşımıza çıkmakta. Düşünme yetisini kaybetmemiş herkesin öngörüsü şudur ki; Türk Halkı ‘sürdürülebilir bir siyasi gelişmeyi’ çoktan haketmekte. Ve her bir vatandaşımız, şimdinin siyasal gereksinimlerini, gelecek nesillerin düşlerinden çalmadan karşılamayı başarabilecek bir iktidar özleminde.

‘Sürdürülebilir kalkınma’ ise, doğa ile insan arasındaki dengeyi kurabilmenin diğer adıdır denilir. Bu da ‘sürdürülebilir siyasetin’ hedefine; “Diyarımızda yaşayan, dil, din, ırk gözetmeksizin tüm insanlarımız arasındaki dengeyi kurmayı” oturtuyor. İktidar demek, halkının ‘özgüllük’ ve ‘özgürlük’ ihtiyaçlarını karşılamaya muktedir olabilmektir haddi zatında. En nihayetinde ise, vatandaşlarının maddi manevi yaşam kalitesini yükseltmek ise ikincil hedefi.

Bu bilgileri tazeledikten sonra, özeleştirimize dönecek olursak ;

Partiler, evvelen; teşkilatlarında yuvalanan menfaatperstlerden arınmaya çalışıyor mu acaba? Saniyen; tek derdi dava olan üretken beyinleri ötelemeye son vermeyi düşünüyor mu mesela? Kendi bünyesinde emek sömürücülüğü yapıldığının ne derece farkında?

İğneyi de çuvaldızı da kendimize batıralım; muhafazakâr kesim olarak ötekileştirilmekten böylesine muzdaripken… Ötekileştirmeyi hobi edinenler maalesef daha çok prim mi yapmakta. Ve, malum çıkarcıların, inandığımız tüm söylemlerimizi zedelemelerine kimler fırsat tanımakta? Neticede; kirli bir ittifak neticesi barajı aşan bir azınlık partisi mensupları olacak artık meclisimizde.

Ve… Yine, ötelemeyi hobi edinenler o zemini sağlamış oldu, esef ki?!

 ŞÜKRAN DEMİR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER