Bir hemşire hastanede ya da ameliyathanede 20 yıl, hatta 50 yıl çalışsa bile asla cerrah olamaz. Bu iki meslek, eğitim sistemleri, yasal yetkileri ve mesleki tanımları bakımından tamamen ayrı kulvarlardır. Kıdem ve tecrübe, bir hemşireyi uzman doktor yapmaya yetmez. Sıfırdan başlayarak tıp fakültesini bitirmek, uzmanlık eğitimini tamamlamak ve ilgili yasal süreçleri geçmek şarttır. Bu, tartışmaya açık bir konu değil; mesleğin doğası gereğidir. Aynı mantık başka alanlarda da geçerlidir. Akademik din eğitimi almamış kişilerin dinî konularda kesin hükümler vermesi, hem toplumda hem de uzmanlar arasında sıkça eleştirilir. Çünkü bu, bilgi kirliliğine yol açar. Din hizmetleri hassas bir alandır ve bu hizmetleri din adamları yürütmelidir. Yetkinlik, samimiyetin yerini tutmaz; bilgi ve formasyon gerektirir. İletişim fakültesi mezunu olmayan kişilerin televizyonlarda “gazeteci” unvanıyla yorum yapması da benzer bir sorunu işaret eder. Mesleki yetkinlik ve etik açısından bu durum önemli bir tartışma konusudur. Tıp veya hukukta olduğu gibi, gazetecilikte de unvan kullanımının belli standartlara bağlanması gerekir. Sırf popüler olduğu için her konuda “gazeteci” veya “uzman” sıfatıyla ekranlara çıkan kişiler, etik sorunlar doğurabilir. Uzmanlık alanı olmayan birinin her şeyi bilirmiş gibi konuşması, hem mesleğe hem de kamuoyuna zarar verir. Adliyede de durum farklı değildir. 20 yıl mübaşirlik yapan bir adli personel, otomatik olarak hâkim, savcı veya avukat olamaz. Bu mesleklere geçebilmek için mutlaka Hukuk Fakültesi’ni bitirmek ve ilgili yasal aşamaları tamamlamak gerekir. Mübaşirlikte geçirilen yıllar, kişiye doğrudan hâkimlik veya savcılık hakkı tanımaz. Tecrübe değerlidir ama yetkiyi ve unvanı tek başına sağlamaz. Sonuç açıktır: Her taş yerinde ağırdır. Herkes kendi alanında uzmanlaşarak mesleğini icra etmelidir. Kimse kimsenin alanına rol kapmamalı, yetkinlik iddiasında bulunmamalıdır. Toplumun güveni, unvanların ve yetkilerin doğru ellerde olmasından geçer. Tecrübe saygı görür; ancak formasyon ve yasal yetki olmadan üstlenilen roller, hem bireyi hem de kurumu zedeler.
YAZARLAR
TÜMÜ
Neziha ÖvünçHenüz yazısı bulunmuyor
Şükran DemirHenüz yazısı bulunmuyor
Halil MiroğluHenüz yazısı bulunmuyor























YORUMLAR