Sustu dünyanın gürültüsü, bitti unvanlar yarışı,
Ne bir haklı kaldı geriye, ne de haksızın savaşı.
Doğru ve yanlış silindi, o büyük parantez kapandı,
İnsan, kendi yarattığı tüm gölgelerden uyandı.
Ne bir ceza korkusu artık, ne ödülün ağır yükü,
Gök kubbe unuttu çoktan, söylenen eski türkü.
Tahtlar da, yasalar da silindi o derin esnemede,
Sadece bir nefes kaldı, bu dilsiz, adsız gecede.
Korkma bu sıfırlanıştan, bu en sade, en çıplak haldir,
Değerlerin bittiği yer, ruh için mutlak visaldir.
Gürültü bitti nihayet, evren aslına döndü şimdi,
Hazır ol o güne, çünkü o gün; sonsuz bir sevincin ilki.
Ne tartısı kaldı adaletin, ne gölgesi şerefin,
Koptu bağlandığı yer yerinden o kutsal sedefin.
Altın bir hiçlik artık, unvanlar kuru yaprak,
Yalnızca kibrimizi yutmak için bekliyor toprak.
Doğru sustu, yanlış bitti, kalmadı pusula,
Zamanın çarkı kırıldı, veda ettik akla.
Ne bir ceza, ne mükafat; gökyüzü dilsiz bir taş,
Herkes kendi gölgesiyle giriyor bu son savaşa.
Tahtlar çöktü, dualar söndü o mutlak karanlıkta,
İnsan, kendi çıplaklığıyla kaldı bu enkazda.
Hüküm yok, kanun yok, bitti kurgulanan oyun,
Şimdi hazır ol, hiçbir değerin olmadığı o güne eğ boyun.























YORUMLAR