Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Akif Haber
Akif Haber

Basını Yok Sayarak Doğrudan Halka Ulaştım Yanılgısı

Sosyal Medyada “Doğrudan Halka Ulaştım” Yanılgısı Siyasetçilerin “sosyal medyada paylaştım, doğrudan halka ulaştım” iddiası, günümüz dijital siyasetinin en yaygın ve en tehlikeli illüzyonlarından biridir. Ekranın diğer ucunda milyonlarca seçmen varmış gibi görünür; oysa arka plandaki algoritmalar, yankı odaları ve profesyonel medya mekanizmaları bu “doğrudan köprüyü” büyük ölçüde kırık bir yola dönüştürür. Bir siyasetçi paylaşım yaptığında, o mesaj organik olarak çoğunlukla zaten onu destekleyen, benzer görüşteki kişilerin akışına düşer. Algoritmalar kullanıcıları tutumlarına göre gruplar. Sonuçta kendi tabanı alkışlar, karşı mahalle ve kararsız seçmen ise neredeyse hiç haberdar olmaz. Bunu en çokta AK Parti yöneticileri yapar. Geleneksel medyanın “büyüteç” etkisi olmadan, yani gazetecilerin haberi manşete taşımadan, paylaşım kitleselleşmez. Üstelik medya o paylaşımı alırken bağlamından koparabilir, eleştirel süzgeçten geçirebilir. Siyasetçi kontrolün kendisinde olduğunu sanırken, mesaj yine başkalarının şekillendirdiği haliyle dolaşıma girer. Demografik gerçekler de bu illüzyonu büyütür. Sosyal medya kullanımı genç ve orta yaşlı nüfusta yoğundur; sandığa gitme oranı yüksek yaşlı seçmen kitlesi hâlâ televizyon, gazete, haber akışlarından  ve mahalle sohbetlerinden beslenir. Binlerce beğeni ve retweet ise sıkça bot hesapların veya örgütlü dijital ekiplerin ürünüdür. Siyasetçi bunu “halktan gelen büyük destek” sanır; oysa çoğu zaman kendi yankı odasının sesini dinlemektedir. Bu tablonun somut bir yansımasını, siyasetçilerin basını davet etmeden din görevlileriyle, muhtarlarla veya yerel STK’larla kapalı toplantılar düzenlemesinde görürüz. Basın dışarıda bırakıldığında her jest, her cümle manşet olma riski taşımaz. Mesaj filtrelenmeden, yorumlanmadan hedef kitleye aktarılır. Toplantı bittikten sonra ise profesyonel fotoğrafçılar ve sosyal medya ekipleri devreye girer: Sadece istenen kareler ve steril, olumlu mesajlar X, Instagram veya Facebook üzerinden paylaşılır. “Biz sahadayız, toplumun dinamikleriyle bir aradayız” imajı, eleştirel sorular olmadan kurgulanmış bir hikâyeyle servis edilir. Din görevlileri gibi yerel kanaat önderleriyle kurulan bu bağ, dijital mecralara bile gerek kalmadan kulaktan kulağa yayılma potansiyeli taşır. Ancak basına kapalı, kamu görevlileriyle yapılan siyasi toplantılar şeffaflık krizini de büyütür. Dışarıda “Gizli ne konuşuluyor?” sorusu dolaşır. Sosyal medyadan paylaşılan “steril buluşma fotoğrafları” yalnızca kendi seçmeni tatmin eder; partiye mesafeli duranlarda ise kapalılık negatif bir algı yaratır. Sosyal medya siyasetçiye hız ve sansürsüz ifade imkânı sunar. Ama geniş kitlelere tek başına erişim sağlamaz. Basını aradan çıkarıp platformları kişisel bülten gibi kullanmak anlık bir konfor alanı yaratır; halkın geniş kesimlerinde güven inşa etmek yerine soru işaretlerini artırır. Etkili siyasi iletişim hâlâ profesyonel medya ve halkla ilişkiler stratejisini, mesajın haberleştirilerek meşruiyet kazanmasını gerektirir. Aksi takdirde siyasetçi, kendi kendisini alkışlayan bir odada konuşmaya devam eder. Basın sansür edilmemeli!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER