Yazar Seyit Ateş
Bazı olaylar vardır; üzerinden yıllar geçse de insanın hafızasından hiç mi hiç silinmez….
Takvimler 1986’yı gösteriyordu.
GAZİOSMANPAŞA İLÇESİ; Anavatan Partisi’nin ilçe kongresi yapılacaktı. Bende kongrede İlçe başkan adayı olarak yarışıyordum….
O yıllarda siyaset; bugünkü kadar kirlenmemişti, insanların siyasi mücadeleyi daha çok inandıkları dava üzerinden yürüttükleri yıllardı.
Fakat kongre günü geldiğinde, hiç beklemediğim bir müdahaleyle karşı karşıya kaldım….
Mevcut ve seçilmiş delegelerden gece yarısı 60 kişi silinmiş, yerlerine de,
İlçede yaşamayan, ilçenin siyasi ve sosyal yapısını hiç bilmeyen SÜLEYMANCILAR grubundan 60 kişi delege yapılmıştı…
Bu organizasyonun başında ise bugün İstanbul’un ilçelerinden birinde AK Parti’den belediye başkanı olarak görev yapan bir isim bulunuyordu….
Sonuçta seçimi 13 oy farkla kaybettim.
Belki 13 oy küçük bir rakamdı.
Ama insanın siyasi hayatında bazen 13 oy, 13 yıldan daha ağır bir hatıra bırakıyor.
O günlerde bu istihbaratı alan ilçe emniyet müdürü gece beni arayarak; durumdan haberdar olduğunu ve bir şikayet dilekçesi verilmesi halinde söz konusu 60 kişiyi gözaltına alacağını ve kongre bitiminde de serbest bırakacağını söylemişti…
Elimde aslında çok önemli bir fırsat vardı.
İstesem güvenlik güçlerinin müdahalesini sağlayabilir, kongreyi haklı bir şekilde kazanabilirdim…
Ama ben başka türlü düşündüm.
Karşımda İslam’a hizmet etikleri iddiasında olan bir grup vardı.
Ben o gün kendi kendime şunu söyledim;
“Bir İslami grubu şikâyet etmek bana yakışmaz.”
Ve şikâyet etmedim.
Bugün dönüp baktığımda, kendime hâlâ aynı soruyu soruyorum;
Acaba etse miydim?
Ben o gün vicdanımı tercih ettim.
Belki siyaseten kaybettim ama vicdanen kazanmış olduğumu düşündüm.
Aradan tam kırk yıl geçti.
İnsanlar değişti.
Partiler değişti.
Saflar değişti.
Dün yaşadığınız bir haksızlığın aktörleri, yıllar sonra bambaşka bir kimlikle karşınıza çıkabilir.
Ve siz onları tanırsınız.
Çünkü insanın yüzü değişse de hafızası değişmiyor.
Benim hafızamda ise 1986 kongresi hâlâ duruyor.
O 60 kişilik “SÜLEYMANCI” delege değişikliği…
O 13 oy…
Ve emniyet müdürünün,”
Şikâyet et, müdahale edeyim.”
sözü…
Benim cevabım da hâlâ kulaklarımda:
“İslami bir grubu şikâyet edemem. Bana yakışmaz.”
Belki gençlik heyecanıydı.
Belki fazla idealisttim.
Belki siyaseti, siyasetin kendisinden daha temiz zannediyordum….
Ama şuna inanıyordum;
İnsan, kazanmak uğruna her şeyi yapmamalıydı.
Hayat gerçekten bir etme-bulma dünyasıdır.
Kimse yaptığı hiçbir şeyi tamamen geride bırakamıyor.
Bazen yıllar sonra aynı insanlar, aynı olayların başka tarafında duruyor.
Bazen de insan, yıllar önce verdiği bir kararın anlamını çok daha sonra kavrıyor..
Bir seçimi kaybetmek, her zaman kaybeden olmak değildir…
Belki 13 oyla kongreyi kaybettim.
Ama vicdanımı kaybetmemişim…
Bazı zaferlerin bedeli olduğu gibi, bazı yenilgilerin ise şerefi vardır…
Bugün kim nerede, hangi partide, hangi makamda olursa olsun benim için asıl mesele artık o değil.
Ben sadece geçmişe bakıyorum.
Ve kendime bir kez daha soruyorum;
“KEŞKE ŞİKAYET ETSE MİYDİM”?
Cevabını hâlâ tam olarak bilmiyorum….
Belki biraz daha sorgulayarak..
Belki biraz daha temkinli…
Ama yine de vicdanını siyasetin önüne koyarak karar verirdim..
Çünkü makamlar değişir,
insanın kendi vicdanıyla yaptığı hesaplaşma değişmez.
Ve bazı hesaplar vardır ki, kırk yıl geçse de kapanmaz.
İşte buna ben;
“ETME BULMA DÜNYASI” DERİM….
Hayat bazen unutturur.
Ama zamanı geldiğinde; hatırlatmasını da çok iyi bilir….
SAĞLIKLA KALIN…

