PEYGAMBERİMİZ (S.A.S) VE TİCARET
AHLAKI
Muhterem Müslümanlar!
Bir gün, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in
huzuruna bir sahabi geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın
Elçisi! Ben ticaretle uğraşırım. Mal alırken fiyatı
düşük söyler, sonra yavaş yavaş artırırım. Mal
satarken de yüksekten başlar, sonra düşürürüm. Bu
yaptığım doğru mudur?” Bunun üzerine Allah Resûlü
(s.a.s) şöyle buyurdu: “Asla dediğin şekilde yapma!
Bir şey alacaksan malın gerçek fiyatını söyle. İster
versinler ister vermesinler. Bir şey satacaksan da
onun gerçek fiyatını söyle. İster alsınlar ister
almasınlar.”
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde durduğu önemli
konulardan biri de ticaret ahlakıdır. İslam’ın emrettiği
ticaret ahlakının temelinde helal haram hassasiyeti vardır.
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.”2 ayeti
gereğince ölçü ve tartıya adaleti hâkim kılmak vardır.
Doğruluk ve dürüstlüğü esas almak, yalan ve hileye
tevessül etmemek vardır.
Kıymetli Müslümanlar!
Ticaret hayatımızda en güzel örnek, kendisi de
ticaretle meşgul olan Allah Resûlü (s.a.s)’dir. O,
nübüvvetten önce de Muhammedü’l-Emîn, yani
Güvenilir Muhammed olarak tanınmıştır. Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), çalışmayı ve helal yoldan
kazanç elde etmeyi teşvik etmiş, tembelliği ve
dilenciliği hoş görmemiştir. Ticarette terazisine hile
karıştıran, diline yalan bulaştıran, kazancına haram
katanları cehennem azabıyla uyarmıştır.
Değerli Müminler!
Maalesef, bugün Peygamber Efendimiz
(s.a.s)’in, “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi, malını
helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine
bakmayacak!”3 buyurduğu günlerden geçiyoruz.
Kimi insanlar, daha çok kazanma ve kısa yoldan
zengin olma arzusuna kapılıp helâl haram
hassasiyetini kaybetmiş durumdadır. İslam’a göre;
sattığı ürünü olduğundan farklı göstermek,
karaborsacılık, tefecilik ve stokçuluk yapmak kul
hakkıdır, haramdır. Verdiği sözü yerine getirmemek,
yerine getiremeyeceği bir şeyi taahhüt etmek
yalancılıktır, günahtır. Alım satımda yerli ve yabancı
kişilere farklı tarifeler uygulamak, aldatmadır,
günahtır. Afet zamanlarını, öğrencilerin okul,
memurların tayin dönemlerini fırsat bilerek kira ve
ürün fiyatlarını artırmak kul hakkıdır, vebaldir.
Alışverişte satılan malların kusurlarını bilerek
gizlemek, satıcının bilgisizliğinden veya zor durumda
kalmasından istifade ederek malı gerçek fiyatından
düşük bir fiyata almak fırsatçılıktır, emeğe ihanettir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in uyarısı gayet açıktır:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Kusurlu bir
malı, kusurunu açıklamadan din kardeşine satması
helâl değildir.”
Kıymetli Müslümanlar!
Aziz milletimiz, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel
ahlakını ticaretimize ahîlik teşkilatı ile taşımıştır.
Ahîlik; iyiliğin tezgâhta dokunduğu, alın terinin
duayla buluştuğu, kazancın sadece cepte değil yürekte
de biriktiği bir gönül kurumudur. Yüce Rabbimizin,
“Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini
Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât
vermekten alıkoymadığı insanlardır. Onlar,
kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir
günden korkarlar.”
buyurduğu üzere; imanı kalbe
nakşeden, ticaret uğruna ibadetten vazgeçmeyen
şahsiyetler topluluğudur. Bugün bize düşen, ahîlik
anlayışını ticaretimize yeniden hâkim kılmaktır.
Rızkımızı helal yollardan temin etmenin gayretinde
olmaktır. Unutmayalım ki, ticaretin bereketi
dürüstlükte, huzuru helâlde, kazancı ise Allah’ın
rızasında saklıdır.
Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu
müjdesiyle bitiriyorum: “Dürüst ve güvenilir tüccar,
mahşerde peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle
beraberdir.”

