MERHAMET EĞİTİMİ
Muhterem Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde hassasiyetle
durduğu hususlardan biri de eğitimdir.
Medeniyetimizde eğitim; ilimle hikmetin, bilgiyle
ahlakın bir arada bulunduğu hakikat arayışı olarak
görülür. İnsanı, Allah’a yaklaştıran; sevgi, saygı ve
şefkat gibi faziletlerle buluşturan eğitim anlayışı
benimsenir. Dünyalık başarının yanında, kişinin;
Rabbine, ailesine ve çevresine karşı
sorumluluklarını yerine getirdiği eğitim bilincinin
oluşması hedeflenir. Peygamber Efendimiz
(s.a.s)’in, “Allah’ım! Öğrettiklerinle beni
faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve
ilmimi artır”1 duası bu duruma en güzel örnektir.
Aziz Müminler!
Eğitim, ömür boyu devam eden bir süreçtir.
Çünkü insan; eğitimle şekillenir. Eşyanın hikmetini
ve yaratılışın gayesini eğitimle kavrayabilir. İyiyi
kötüden, doğruyu yanlıştan eğitimle ayırabilir.
Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu
erdemli bir toplum eğitimle inşa edilebilir. Adalet
ve merhametin hâkim olduğu bir medeniyet ancak
eğitimle kurulabilir.
Kıymetli Müslümanlar!
Bugün, bütün dünya, insanı insan yapan
değerlerin zaafa uğradığı bir dönemden
geçmektedir. Bundan kurtuluş, insanın; özüne
dönmesi, vahyin yol göstericiliği, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını örnek almasıyla
mümkündür. Toplum olarak bizler de milli ve
manevi değerlerimizle hemhal olmuş bir eğitim
anlayışıyla, sıkıntılarımıza çare bulabilir,
birbirimize umut olabilir, geleceğe daha güvenle
bakabiliriz. Zira bizler; Cenâb-ı Hakk’ın,
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet
et”
2 ayet-i kerimesini kendisine şiar edinen bir
medeniyetin mensuplarıyız. Muallim olarak
gönderilen,3
sünnet-i seniyyesi ve merhamet
eğitimiyle sadece içinde yaşadığı topluma değil
bütün insanlığa rehberlik eden Hz. Muhammed
Mustafa (s.a.s)’in ümmetiyiz. “İnsanların en
hayırlısı insanlara faydalı olandır”4 hadis-i şerifi
gereğince iyiliğin yeryüzündeki temsilcileri olma
sorumluluğunu omuzlarında taşıyan şanlı bir
ecdadın torunlarıyız.
Değerli Müslümanlar!
Bugün her birimize düşen görev; bizi biz
yapan, bizi ayakta tutan değerlerimize sımsıkı
sarılmaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü
batıl ideolojiden, sapkın akımdan, zararlı
alışkanlıktan korumaya var gücümüzle gayret
göstermektir. Onların zihinlerine ilmi, kalplerine
imanı, hayatlarına ibadet ve ahlakı nakşetmeye
daha fazla ehemmiyet vermektir.
Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in
şu duası ile bitiriyoruz: “Allah’ım! Huşû
duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda
vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan
sana sığınırım.”

