HELAL HARAM DUYARLILIĞI
Muhterem Müslümanlar!
Helaller ve haramlar; kulu, Allah’ın rızasına
kavuşturan ilahi ölçülerdir. Kişiye, hayat
yolculuğunda iyi ile kötüyü gösteren kılavuzlardır.
Bizler, Allah Resûlü (s.a.s)’in “Helâl bellidir,
haram da bellidir…”1
sözünden de biliyoruz ki,
helal ve haram apaçık ortaya konulmuştur.
Aziz Müminler!
Dinimiz İslam ile bizlere bildirilen her bir
emir ve yasak; insanın haysiyetini, nesillerin
emniyetini ve toplumun huzurunu muhafaza etmek
gibi hikmetler barındırmaktadır. Mesela, Yüce
Rabbimiz; neslin devamını sağlayan evliliği helal,
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece
çirkin bir iştir”2 ayeti kerimesiyle de toplumu yok
eden zinayı haram kılmıştır. Aynı şekilde Allah
Teâlâ, toplumda düzen ve adaleti sağlayacak olan
ticareti, alın teriyle kazanmayı, emek vermeyi
bizlere helal kılarken; bereketi yok eden faizi, ölçü
ve tartıda hile yapmayı, ticaret malının ayıbını
saklamayı, kısaca insanları aldatmayı haram
kılmıştır.
Kıymetli Müslümanlar!
Şunu da bilmeliyiz ki, helal haram duyarlılığı,
sofraya konulan lokmanın temiz olmasıyla sınırlı
değildir. Mesela, “Mümin erkeklere söyle,
gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini
korusunlar… Mümin kadınlara da söyle,
gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini
korusunlar…”3 ayetleri, iffet ve hayâ gibi insanın
onurunu yücelten çok önemli bir hususa işaret
etmektedir. Dolayısıyla erkek kadın her Müslüman,
iffetini korumalı, giyim kuşamına dikkat etmeli,
insanın saygınlığını zedeleyen davranışlardan uzak
durmalıdır. Müslümana düşen; hayâ, iffet ve ahlakın
bir araya geldiğinde anlamlı olduğunu idrak
etmektir. Hem sosyal hayatta hem de dijital
mecralarda mahremiyet sınırlarına dikkat etmek;
dilini yalandan, gözünü haramdan uzak tutmaktır.
Değerli Müminler!
Paylaşma duygusunu ortadan kaldıran, nimeti
adilce paylaşmanın önünde en büyük engel olan
israf da böyledir. Dünyanın farklı bölgelerinde
milyonlarca insan bir lokma ekmeğe, bir damla suya
muhtaçken ve israf bize yasaklanmış
durumdayken,
4
ülkemizde tonlarca ekmeğin çöpe
atılması, sularımızın sorumsuzca sarf edilmesi helal
haram sınırının aşıldığına bir işarettir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Rahmet Elçisi (s.a.s)’in, “…Kişinin malını
helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine
bakmayacağı!”5
sözüyle bizleri ikaz ettiği bir çağa
şahitlik etmekteyiz. Helalin hor ve hakir görüldüğü,
haramın özendirildiği, gayr-ı meşru söz ve
davranışların makul sayıldığı bir zamanın
zorluklarıyla karşı karşıyayız. Şunu unutmayalım ki,
insanların canına, malına, iffet ve şerefine
kastetmek, kamu malına el uzatmak; rüşvet,
tefecilik, hırsızlık, içki, uyuşturucu ve kumar gibi
kötülüklerden uzak durmak, ancak Yüce
Rabbimizin, helal haram ölçüleriyle çizdiği,
dosdoğru yolunda olmaktan geçmektedir.
Hutbemizi, Cenâb-ı Hakk’ın şu çağrısıyla
bitiriyoruz: “Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve
temiz olan şeylerden yiyin; şeytanın peşinden
gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.”

