Muhabir Nilay Bilü
DİN İSTİSMARI
Muhterem Müslümanlar!
İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri,
yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye
ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu
bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve
hurafelerin peşine düştüğünde ise, imar yerini ifsada,
ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde,
“Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü
sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti”
buyurmaktadır. İslam, Müslümanların orta yolu
tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini
istemektedir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de,
“Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size
şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir
ümmet kıldık”
buyurmaktadır. Durum böyleyken
barış ve esenlik dini İslam’ın yüce değerlerini
istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de
varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi;
din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve
fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Dini istismar edenler, kendilerini dinin tek
temsilcisi gibi sunarlar. İslam’ı kendi düşüncelerine
hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan
görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve
sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi
yorumlara yönelirler. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı
söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri
devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve
cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve
Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini
ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu
grupların asıl yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber
vermektedir: “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni
bozmayın’ denildiğinde, ‘Biz yalnızca ıslah
edenleriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar
bozguncuların ta kendileridir, lâkin
anlamazlar.”
Değerli Müminler!
Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru
şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed
Mustafa (s.a.s)’dir. İslam’a göre, hiç kimse kendini,
Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına
hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi
birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl
temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun
sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve
küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin
dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna
kastedemez.
Aziz Müslümanlar!
Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar,
İslam’ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı
dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır.
Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini
bulandırmaya, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana
göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel
bir problem haline gelmiştir. Birlik ve
beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak
isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız.
Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve
metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen
göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve
medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize
sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük
zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve
kavramlarımızı istismar edenler olduğunu
unutmamalıyız.

