Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Hafız Hüseyin Özyurt, Allah’ı zikreden kalp huzur bulur

Hafız Hüseyin Özyurt “…Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur”

Hafız Hüseyin Özyurt "...Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur

CENÂB-I HAKK’IN NAZARGÂHI: KALP
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir gün ashabına
helaller ve haramlarla alakalı birtakım şeyleri
anlattıktan sonra şu uyarıda bulundu: “Dikkat edin!
Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa
bedenin tamamı iyi olur. O bozulursa bütün vücut
bozulur. Dikkat edin! İşte o et parçası, kalptir.”1
Aziz Müminler!
Kalp; Cenâb-ı Hakk’ın nazargâhıdır. İman ve
takvanın, irfan ve hikmetin mekânıdır. Nezaket ve
zarafetin membaı, ilâhî aşkın ve muhabbetin mihenk
noktasıdır. Kalp; sevgi ve nefretin, cesaret ve
korkaklığın, iyilik ve kötülüğün, hâsılı bütün
duyguların merkezidir.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsan, Allah ve Resûlüne gönülden inanıp
Cenâb-ı Hakk’ın zikrini kalbine yerleştirdiği zaman
gerçek huzuru elde eder. Nitekim hutbemize
başlarken okuduğumuz ayet-i kerimede Yüce
Rabbimiz, “Doğru yolda olanlar, iman edip Allah’ı
zikrederek kalplerini huzura erdirenlerdir. Biliniz
ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur
bulur”2 buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’i okuyan,
dinleyen, öğrenen, öğreten, onun rahmet yüklü
mesajlarını hayatının her anına ve her alanına aktaran
kişinin kalbi, ilahi tecelliye mazhar olur. Kul, kalbini
fani olandan kurtarıp baki olana bağladığında,
İslam’ın hakikatleriyle cilalayıp tövbe ve istiğfar ile
günahlardan arındırdığında dünya ve ahiret
mutluluğuna ulaşır. Cenâb-ı Mevlâ, “Mahşer günü,
insana ne mal ne de evlât fayda verir. Ancak
Allah’a kalb-i selîm ile gelenler o günde fayda bulur”
buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.
Değerli Müminler!
İnsan, şeytanın ve nefsinin aldatmalarına
kapılır; şirk ve küfrün, riya ve gösterişin, hırs ve
tamahın, öfke ve şiddetin esiri olursa kalbi katılaşır.
Sevgisinde soğukluk, sözlerinde sertlik,
davranışlarında acımasızlık ortaya çıkar. Kişi;
yönünü şaşırır, istikametten ayrılır, ibadetlerden
uzaklaşır, helal-haram hassasiyetini kaybeder ve
günahlara dalarsa kalbi kararır. Kulağı gerçeği
işitmez, dili doğruyu söylemez, gözü hakikati görmez
olur. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bu husustaki
uyarısı gayet açıktır: “Kul bir günah işlediği zaman
kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip
tövbe ve istiğfar ederse kalbi parlar. Günaha
devam ederse siyah nokta artar ve sonunda tüm
kalbini kaplar.”
Aziz Müslümanlar!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), kalbinin
katılığından şikâyet eden bir sahâbîye, onun
yumuşaması için ihtiyaç sahiplerine ikramı ve
yetimin başını okşamayı tavsiye etmiştir.5 Evet,
yaptığımız her iyilikte kalbimize yansıyan bir
güzellik vardır. Eşimize ve çocuklarımıza güler yüz
göstermek, anne ve babamıza hürmet etmek,
komşumuzun hakkına riayet etmek, yaşlılara ilgi
göstermek, hastaları ziyaret etmek, yetim ve öksüze
kol kanat germek kalbimizi yumuşatır, ruhumuza
esenlik verir. Bize düşen; Hakk’ın aynası olan
kalbimizi iyiliklerle donatmanın gayretinde olmaktır.
Kimsenin kalbini kırmamak, gönlünü incitmemektir.
Kalbimizi kirleten gafletten, paslandıran
kötülüklerden ve karartan günahlardan uzak
durmaktır. Namazla, zikirle, Kur’an’la, hayır ve
hasenatla onu diri tutmaktır. Unutmayalım ki,
kalbimizi İslam’ın nuruyla aydınlattığımız takdirde
Allah’ın razı olduğu bir kul oluruz.
Hutbemizi Allah Resûlü (s.a.s)’in şu duasıyla
bitirmek istiyorum: “Ey kalpleri hâlden hâle
çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.”