MÜSLÜMANIN BİR DURUŞU VARDIR
Muhterem Müslümanlar!
Bir defasında sahabe-i kiramdan birisi
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e, “Bana İslam ile ilgili
öyle bir şey söyle ki, başka kimseye soru sormama
gerek kalmasın.” dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü
(s.a.s), şöyle buyurdu: ِ
قُ ْل ا ْستَِّق ْم آَّمْن ُت بِا ّٰلل ه
a’Allah “ثُ ٰمَّ
iman ettim de, sonra da dosdoğru ol.”1
Peygamber Efendimiz (s.a.s), bu veciz
ifadeleriyle Müslümanın sarsılmaz bir imanının ve
istikamet üzere dosdoğru bir duruşunun olduğunu
bizlere öğretmektedir.
Aziz Müminler!
Müslümanın bir duruşu vardır. Bu duruş; Allah
ve Resûlünü herkesten ve her şeyden çok seven,
Kur’an’ı ve sünneti kendisine rehber edinen imanî bir
duruştur. Müslüman;
ْي َن َما ُكْنُتْم
Nerede “َو ُهَو َمَع ُك ْم اَ
olursanız olun Allah sizinle beraberdir.” 2 ayeti
gereğince her an Rabbinin gözetiminde olduğunun
bilinciyle hareket eder. Arafat’ta kefen misali
ihramlarıyla her türlü makam ve statüden sıyrılarak
vakfeye duran hacılar gibi, yönünü Beytullah’a,
gönlünü Allah’a çevirir.
Kardeşlerim!
Müslümanın bir duruşu vardır. Bu duruş,
imanımızı diri tutan, ahlakımızı olgunlaştıran, bize
şahsiyet kazandıran kulluk şuurudur. Müslüman;
hangi şart ve durumda olursa olsun ibadetlerini geçici
dünya hayatına feda etmemelidir. İş ve çalışma
hayatı, okul ve tatil gibi gerekçelerle ibadetlerini
aksatmamalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz
(s.a.s), Cenâb-ı Hak’tan aktardığı bir kutsi hadiste;
kulu, Allah’a yaklaştıran ve O’nun sevgisine mazhar
kılan en sevimli şeyin önce farz ibadetler, sonra da
nafile ibadetler olduğunu bizlere haber vermektedir.
3
Değerli Müminler!
Müslümanın bir duruşu vardır. Bu duruş;
aileden komşuluğa, iş hayatından ticarete, okuldan
trafiğe, hâsılı hayatın her alanında Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in ahlakını ölçü alan bir duruştur.
Müslüman; Yüce Allah’ın “O takvâ sahipleri ki,
bollukta da darlıkta da Allah için infak ederler;
öfkelerini yutarlar ve insanları affederler…” 4
ayeti mucibince gündelik hayatta şiddetin yerine
sevgiyi; öfkenin yerine merhameti, kötülüğün yerine
iyiliği ikame etmelidir. Faiz, alkol, kumar, zina, iftira,
yalan gibi bütün haramları cehennem ateşinden bir
parça olarak görmelidir. Tembellik,
vurdumduymazlık, dilenmek, çalışmadan kazanmak
gibi kötü hasletleri hayatından söküp atmalıdır.
Hakkı olmayan hiçbir şeye el uzatmamalıdır.
Değerli Müminler!
Müslümanın bir duruşu vardır. Bu duruş,
zulmün ve zalimin karşısında, mazlumun ve
mağdurun yanında olan insani ve vicdani bir duruştur.
Müslüman; “Ey iman edenler! Size ne oldu ki,
‘Allah yolunda mücadele edin.’ denilince yerinize
çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya
hayatına mı razı oldunuz?”5 ayetinin gereği olarak
Filistin’de, Gazze’de ümmetin çocuklarını siyonist
zalim ve işbirlikçilerinin insafına terk etmemelidir.
Mazlumlar açlıktan kırılırken hiçbir şey olmamış, her
şey normalmiş gibi bir hayat sürmemelidir.
Aziz Müslümanlar!
Bugün, inananlar olarak Müslümanca bir
duruşa, Allah ve Resûlünün emrettiği bir hayat
tarzına muhtacız. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in
بَ ْع ُضُه بَ ْع ًضا
ُبْنَياِن يَ ُش دُ
ْ
َكال
ِ
ُمْؤِمن
ُمْؤِم ُن لِلْ
ْ
ل
,Müminler “اَ
birbirini destekleyen bir binanın tuğlaları
gibidir.” 6 hadisinde buyurduğu üzere, birbirine
kenetlenen, şefkat ve merhametle birbirine muamele
eden bir duruşa muhtacız. Dünyevi menfaatler
karşısında eğilip bükülmeden; onurlu, kararlı ve
ilkeli bir duruşa muhtacız. Yük olan değil, yük alan;
tembellik eden değil, çalışan ve üreten; kin ve nefret
ile hareket eden değil, sevgi ve saygı ile davranan bir
duruşa muhtacız. Hâsılı; imanımızı ibadetlerimize,
ibadetlerimizi ahlakımıza, ahlakımızı da hayatımızın
her alanına yansıtan bir duruşa muhtacız.
Hutbemi, Yüce Rabbimizin şu ayetindeki
müjdesi ile bitiriyorum: “Şüphesiz Rabbimiz
Allah’tır deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir
korku yoktur, onlar asla üzülmeyeceklerdir.”

