104 bine yakın Türk genci, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) uygulamaları nedeniyle diploma denklik mağduriyeti yaşıyor. Bu gençler, tanıma belgesi ve YÖK mevzuatına güvenerek, mevzuata uygun şekilde yurtdışında eğitim almış; ancak YÖK, aynı şartlardaki kişilere farklı kararlar vererek bazılarına doğrudan denklik tanırken, büyük çoğunluğa belgeleri incelemeden, eksik bilgilerle ret yanıtı veriyor. Bu çifte standart, ciddi bir adaletsizlik yaratıyor ve denklik kararlarındaki şaibeler mutlaka aydınlatılmalı. Doğrudan denklik alanlar devletin kritik kademelerinde hakim, savcı, Danıştay, Yargıtay üyeleri, üst düzey bürokratlar veya diğer stratejik pozisyonlarda görev alıyor mu? Bu belirsizlik, kamuoyunda derin şüpheler uyandırıyor; sadece adalet sistemine değil, devletin birçok kritik alanında eğitim, bürokrasi, savunma ve ekonomi gibi tüm kademelerde milli güvenliği tehdit ediyor mu diye soruları artırıyor. Yükseköğrenim, milli güvenlik açısından hassas bir eğitim alanıdır; YÖK’ün kararlarının hukuka aykırı olup olmadığına dair şüpheler, bu kararların mutlak denetim altına alınmasını gerektiriyor.
Mağdurların yargı süreçleri ise düşündürücü bir tablo sunuyor: Diploma denklik konusu, yurtdışında alınan eğitimle Türkiye’deki eğitimin kıyaslanması ve alınan derslerin incelenmesi gibi teknik unsurlar içeriyor. Ancak YÖK’ün sunduğu yanıltıcı beyanlar, mahkemeleri yanıltarak içtihadi kararların oluşmasına yol açıyor; bu durum, tarafsız bilirkişi raporlarına başvurulmadan ve teknik konular yeterince derinlemesine ele alınmadan süreçlerin ilerlemesine neden oluyor. Bu yanıltıcı bilgiler nedeniyle istinaf ve temyiz aşamalarında kararlar, kritik delillerin göz ardı edildiği ve gerekçesiz retler içeren bir yapıya bürünüyor. Sonuçta, YÖK’ün bu tür beyanları adil yargılama hakkını ihlal eden bir etki yaratıyor ve önemli soru işaretleri doğuruyor. YÖK’teki bilim alanı danışma komisyonları da YÖK tarafından görevlendirilen kişilerce, şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütülüyor. Diploma denklik davalarında en az 3 kişilik bağımsız bilirkişi görüşü alınması şarttır; tarafsız bilirkişi raporlarının olup olmadığının incelenmesi bile, adil yargılama açısından kritik bir eksikliği ortaya koyabilir. Ayrıca, 2024-2025 yıllarında istinaf ve tazminat aşamalarında olumlu hiçbir karara rastlanmaması, sistematik bir yaklaşımın sonucu olarak değerlendirilmelidir; bu durumun tesadüf olmaması, yargı süreçlerindeki tutarlı ret eğiliminin altında yatan yapısal sorunlara işaret etmekte ve mağduriyetleri derinleştirmektedir.
Bugüne kadar kapsamlı karar çıkmayan Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) binlerce başvuru bekliyor. Uzun bekleyiş, mağduriyeti katmerliyor ve adil yargılamaya dair endişeleri artırıyor. AYM’ye pilot karar başvurusu yapılmışken, artık harekete geçme zamanı. Bu, sadece bireysel hak değil; tanıma belgesi ve YÖK mevzuatına güvenerek yurtdışına giden 100 bin üzerindeki gencin geleceği, ülkenin eğitim eşitliği ve milli güvenlik meselesi. YÖK tarafından yapılan diploma denklik hukuksuzluklarının denetimlerinin yargı tarafından, özellikle AYM tarafından yapılması elzemdir. Adil yargılama ihlali kapsamında, davanın seyrini değiştirecek bilgi ve belgeler YÖK’ten talep edilmeden, tarafsız bilirkişi görüşü olmadan verilen kararlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) büyük tazminatlarla Türkiye’yi zor duruma düşürebilir. En önemlisi, bu durum Türkiye’nin uluslararası itibarını zedeler. AYM’nin kararlarını artık bekletmeden vermesi, diploma denklikle alakalı dosyaları önceliklendirmesi gerekmektedir. Pilot karar başvurusu mutlak suretle incelenerek, 104 bin gencin karşı karşıya kaldığı YÖK mağduriyetleri ve mahkemelerdeki adil yargılama ihlalleri değerlendirilmelidir. AYM’nin kararları kritik öneme sahiptir; davaların bekletilmeden öncelik sıralamasına alınması, 104 bine yakın yok olan hayatlar için elzemdir. Bu gençlerin AYM’ye olan güvenleri sonsuzdur.
Ey Anayasa Mahkemesi! Siz, adaletin son kalesi ve Anayasa’nın teminatısınız! Size olan güvenimiz tam: YÖK’ün uygulamalarını hukuki denetime alarak, 104 bine yakın gencin dosyalarını adil ve şeffaf bir şekilde değerlendirin. Pilot bir karar vererek, bu adaletsizliği ortadan kaldırın ve milli güvenliğe yönelik riskleri bertaraf edecek bir çözüm sunun. Eğitim hakkı, sizin rehberliğinizle korunacak; kararlılığınızla adaleti tesis edeceğinize ve ülkemizin geleceğini güvence altına alacağınıza inanıyoruz!

