HER ZORLUKTAN SONRA KOLAYLIK
VARDIR
Muhterem Müslümanlar!
Allah Resûlü (s.a.s) ve güzide ashabının
Mekke’nin fethi için hazırlıklara başladığı
günlerdeyiz. Geliniz bu haftaki Cuma hutbemizde
içinde nice ibretler ve hikmetler barındıran Mekke’nin
fethini yeniden hatırlayalım. O gün yaşananları bir kez
daha tefekkür edelim. Hayatımıza olumlu katkılar
sunacak gerekli dersleri çıkaralım.
Aziz Müminler!
Hicretin sekizinci yılıydı. Peygamber Efendimiz
(s.a.s) ve sahâbe-i kirâm, hüzünle ayrılmak zorunda
kaldıkları vatanlarına kavuşmak ve Kâbe’yi putlardan
arındırmak amacıyla Mekke’ye doğru sefere çıktılar.
Fetih hazırlıklarının ardından İslam ordusu Mekke’ye
girdi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), büyük bir tevazu
içinde Rabbine hamdederek Kâbe’ye yöneldi;
Beytullah’ı tavaf etti, iki rekât namaz kıldı. Sonra da
Kâbe’nin merdivenlerine çıkarak, “Hamd Mekke’nin
fethine dair vaadini yerine getiren, kuluna yardım
eden ve düşman topluluklarını tek başına yenilgiye
uğratan Allah’a mahsustur.”1 dedi. Mekke halkı ise
Kâbe’nin etrafında toplanmış, endişe ve korkuyla
Allah Resûlü (s.a.s)’in kendileri için vereceği kararı
beklemekteydi. Rahmet Elçisi (s.a.s), kendisini
bekleyen kalabalığa doğru şefkat ve merhametle şöyle
seslendi: “Tıpkı Hz. Yûsuf gibi ben de sizlere,
ْر َح ُم ال ٰرَا ِح ۪مي َن
َو ُهَو اَ
لَ ُك ْمْۘ
ُ
يَ ْغِفُر ا ّٰلل ه
ُۜ
َيْوَم
ْ
ْي ُك ُم ال
ي َب َعلَ
۪
Bugün ‘ََل تَ ْثر
size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O,
merhametlilerin en merhametlisidir.’ diyorum.
Gidebilirsiniz, hepiniz serbestsiniz.”2
Kıymetli Müslümanlar!
Mekke’nin fethi; her zorluktan sonra bir
kolaylığın, her sıkıntının ardından bir ferahlığın, her
hüznün peşinden bir sevincin olduğunu bizlere
öğretmektedir. Nitekim Yüce Rabbimiz İnşirâh
sûresinde,
Her “َفِا ٰنَ
zorluğun ardından bir kolaylık vardır. Muhakkak
ki, her zorluğun ardından bir kolaylık vardır.”3
buyurmaktadır. Mekke’nin fethi; hakkın batıla,
adaletin zulme, iyiliğin kötülüğe mutlaka galip
geleceğini haber vermektedir. Toprakları fethetmeden
önce gönülleri fethetmenin ne kadar önemli ve gerekli
olduğunu bizlere anlatmaktadır. Kaybederken Allah’ın
yardımından ümidimizi kesmemeyi; kazanırken de
adaleti, merhameti ve hakkaniyeti esas almamız
gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.
Değerli Müminler!
Tarih bize göstermektedir ki zulüm asla pâyidar
olamamıştır, olamayacaktır. Tarih boyunca zalimler
hain emellerine asla ulaşamamıştır, ulaşamayacaktır.
ْ َكاِفُروَن ,Rabbimizin Yüce
َ
Kâfirler “َوا ّٰلل ه
istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.”4
vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Zulümle âbâd olmaya
çalışanın sonu berbat olmuştur, berbat olacaktır.
Zulme yardımcı olanlar, zalime kol kanat gerenler ise
tıpkı zalimler gibi Allah’ın gazabından asla
kurtulamayacaktır. Mazlumların âhı hiçbir zaman
yerde kalmamıştır, kalmayacaktır. Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in bu husustaki uyarısı gayet açıktır:
“Mazlumun bedduasından sakın! Çünkü onunla
Allah arasında hiçbir perde yoktur.”5
Aziz Müslümanlar!
Dünyanın neresinde olursa olsun; dinine, ırkına
ve rengine bakmadan mazlumların yanında yer almaya
devam edelim. Mekke’nin fethinde olduğu gibi Kur’an
ve sünnetin rehberliğinde birbirimize kenetlenelim.
Kardeşlik hukukunu ve ahlakını gözeterek geleceğe
dair umutlarımızı diri tutalım. Aramıza fitne ve fesat
tohumu ekmek isteyenlere karşı uyanık olalım.
Kıymetli Müminler!
Ecdadımıza, Endülüs’ten Balkanlar’a,
Kırım’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Afrika’ya kadar
mazlumlara kol kanat germeyi nasip ettiği gibi
torunları olarak bizlere de aynı yolu benimseyip
mazlumların duasını almayı lütfeden Cenâb-ı Hakk’a
sonsuz hamdüsenalar olsun. Zalimlere karşı hak ve
hakikat mücadelesi veren, iyiliğin yeryüzünde hâkim
olması için gayret gösteren, bütün insanların onurlu,
güvenli ve özgürce yaşamaları için çabalayan
kardeşlerimizi muvaffak kılmasını Yüce Rabbimden
niyaz ediyorum.
Hutbemi Nasr sûresinin mealiyle bitiriyorum:
“Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde; insanların
bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde,
Rabbine hamdederek O’nu tesbih et ve O’ndan
bağışlanma dile. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul
edendir.”

