Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Dik dur eğilme

Kapıdan Eğilmeden Geçen Derviş

Kapıdan Eğilmeden Geçen Derviş
Akif haber- Yazar Halil Miroğlu
Zamanın birinde, Doğu’nun en büyük şehirlerinden birinde, adaletiyle meşhur ama gururuyla anılan bir padişah yaşarmış. Sarayının kapısı öyle büyük, öyle gösterişliymiş ki, oraya gelen her kimse, daha eşiğe varmadan başını eğer, boynunu büker, duasını eder de öyle içeri alınırmış.
Bu kapı, yalnızca bir bina girişi değil; bir sınav yeriymiş.
Nice bilge, nice zengin, nice alim bu kapıda eğilmiş; kimse dimdik geçmemiş.
Bir gün, uzak diyarların birinde, Yalınayak adında bir dervişin yola çıktığı duyulmuş.
Üzerinde yamalı bir hırka, elinde değnek, dilinde bir tek isim varmış: Hakk.
Sarayın habercileri padişaha haber vermiş:
> “Sultanım, bir derviş geliyor, ama ne selam eder, ne baş eğer.
Der ki: ‘Ben, eğilecekse eğer, yalnız Hakk’ın önünde eğilirim.’”
Sultan, gururla kaşlarını çatmış:
> “Bakalım bu derviş benim kapımdan eğilmeden geçebilecek mi?
Eğer geçerse, bu ya deliliktir, ya da hakikat.”
Dervişin Gelişi
Gün gelmiş, derviş saraya varmış.
Kalabalık toplanmış, saray muhafızları sıraya dizilmiş.
Kapının eşiğinde duran bir görevli, sertçe bağırmış:
> “Eğil! Burası sultan kapısıdır. Eğilmeyen geçemez!”
Derviş durmuş, gözlerini kapıya değil, göğe dikmiş.
> “Kapı mı büyük, geçenden ötürü mü yüce olur?” demiş.
Ve yürümüş.
Ne dizini kırmış, ne boynunu bükmüş.
Kapıdan içeri geçmiş.
Sarayda bir uğultu kopmuş:
> “Bu adam sultana baş eğmedi!”
Sorgu ve Cevap
Sultanın huzuruna çıktığında herkes susmuş.
Padişah gürlemiş:
> “Ey derviş! Benim gibi bir hükümdarın kapısından eğilmeden nasıl geçersin?
Bu, kibir değil midir? Haddini aşmak değil midir?”
Derviş, gözlerini padişaha dikmiş; ne korku, ne kibir varmış bakışında.
> “Ben bir kapıdan geçtim, evet. Ama sen o kapının ardında mısın, üstünde mi, altında mı;
onu hâlâ anlayamadım.”
Padişah, şaşırmış:
> “Ne demek bu söz?”
Derviş devam etmiş:
> “Eğer sen o kapının üstündeysen, geçmem günah.
Altındaysan, eğilmem ayıp.
Ama ardındaysan, ben seni geçmedim ki zaten.
Geçtiğim sadece taht, taş ve gösterişti.
Hak ise gönüldedir, ben orada eğilirim.”
Ders ve Dönüşüm
O an, padişah gözlerini kapamış, derin bir nefes almış.
Tahtından inmiş, dervişin önüne diz çökmüş:
> “Sen kapıdan eğilmeden geçtin, ama bizi eğdirdin.
Bu kapı bugünden sonra yalnız eğilenlerin değil, eğilmeyenlerin doğruluğuyla ölçülsün.”
Ve o günden sonra sarayın üstüne şu söz yazılmış:
> “Kapı büyük değildir, içinden geçen büyükse eğer.”
şunu diyen bir yazı 'EĞİLSEK ÇOK KAPIDAN GEÇERDiK AMA Biz Dik DURMAYI SEÇTİK Halil MIROGLU' görseli olabilir