AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Halk Oylaması süreci kapsamında Iğdır Zübeyde Hanım Bulvarı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti.
Miting alanındaki vatandaşları selamlayarak, konuşmasına başlayan Yıldırım, Türk dünyasının Nevruz Bayramı’nı kutladı.
Binlerce yıldır coşkuyla, umutla kutlanan nevruzun Iğdır için de kutlu olması dileğinde bulunan Başbakan Yıldırım, “Soğuk kış günlerini geride bırakıyoruz. En doğudan, Iğdır’dan başlayarak bütün Türkiye’ye artık o baharın güzel kokusu yayılmaya başladı. Güneş, en önce buradan, Iğdır’dan doğar, 16 Nisan’ın güneşi de Iğdır’dan doğacak. Güneş en önce Iğdır’dan yükselir, diriliş en önce Iğdır’da başlar, tabiat en önce burada uyanır, bahar da Türkiye’ye ilk önce Iğdır’dan selam verir. Nevruz Bayramını kutladık ama asıl bahar bayramını 16 Nisan’da kutlayacağız.” diye konuştu.
Kendisini dinleyen vatandaşlara, “Iğdır 16 Nisan’a hazır mı? Iğdır, kalıcı bahara hazır mı? Iğdır, uyanışa, dirilişe, yükselişe hazır mı? Güçlü hükümet sistemine var mısınız?” sorularını yönelten Yıldırım, “Evet” karşılığını alınca, “Maşallah, Iğdır işi bitirmiş.” dedi.
“16 Nisan baharı inşallah ilk önce Iğdır’dan yükselecek, Iğdır’dan başlayarak Türkiye’yi baharın kokusu, heyecanı ve umudu saracak.” diyen Yıldırım, Iğdır’ın kardeşliğin, dostluğun merkezi olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE’NİN BÜTÜN RENKLERİ BURADA
Başbakan Binali Yıldırım, Iğdır’da Türk ve Kürt’ün kardeş olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Burada Türkiye ile Azerbaycan kardeştir. Burada Iğdır ile Nahçivan kardeştir. Burada Alevi, Sünni, Caferi hepimiz kardeşiz. Ne diyor şair? ‘Ne Alevi ne Sünni değil miyiz hep bir kardeş. Bizi yakar, bizim ateş söndürmektir çaresi.’ Evet, kardeşliğimizi bozmaya çalışanlar, aramıza itilaf, nifak sokmaya çalışanlara en güzel cevabı Iğdır verecek mi? Allah kardeşliğimizi, huzurumuzu, muhabbetimizi daim etsin. Şunu bilmenizi istiyorum; Ne Iğdır’daki bu kardeşliği ne de Türkiye’deki kardeşliği bozmaya hiçbir terör örgütünün gücü yetmeyecek, ne Fetö’cülerin ne PKK’lıların ne de bazı Avrupalı ülkelerin… Bizi birbirimize hasım etmeye asla ve asla kimsenin gücü yetmeyecek. Bugüne kadar bütün zorluklara birlikte göğüs gerdik. İnşallah bugün de yarın da bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız ve biz birlikte Türkiye olacağız. İşte Türkiye’nin bütün renkleri burada, Iğdır’da.”
Yıldırım, 15 Temmuz’da Türkiye’yi işgal etmek isteyen asker kılığındaki alçak teröristlerin harekete geçtiğini anımsatarak, “Ülkemizi işgal edecek, bağımsızlığımızı elimizde alacak, bayrağımızı indirecek, ezanlarımızı dindireceklerdi.” dedi.
BÜYÜK TÜRKİYE’NİN KAPILARINI ARALAYACAKSINIZ
15 Temmuz akşamı, milletin adamı, sevdalısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hükümet ve aziz milletin dik durduğunu hatırlatan Yıldırım, şunları söyledi:
“Bu alçaklara gereken cevabı bu meydandan verdiniz. Karşısında alçakların, boyun eğmediniz. Sizlere çok teşekkür ediyorum. Gençler, siz Türkiye’nin geleceğisiniz, teminatısınız. Hem 15 Temmuz akşamında hem de sonrasında Türkiye bir oldu, beraber oldu, partiyi, görüşlerimizi bir kenara attık, Yenikapı ruhunda bir araya geldik. Bazıları bu Yenikapı ruhunu sürdüremediyse de MHP ve AK Parti olarak karar verdik, Türkiye’nin geleceği için, gençlerimizin geleceği için, yeni anayasa için bugün karşınızdayız. Bu sorunu çözeceğiz ve ayak bağı olan, hızımızı kesen darbe kalıntısı bu anayasanın da inşallah ‘evet’ oylarınızla kurtulmuş olacağız.”
Kararı milletin vereceğini ifade eden Başbakan Yıldırım, “Siz ‘Evet’ diyeceksiniz, güçlü Türkiye’yi kuracaksınız, büyük Türkiye’nin kapılarını aralayacaksınız.” diye konuştu.
Başbakan Yıldırım, şu anda içeride ve dışarıda bütün terör örgütlerinin kol kola verdiğini, bir araya geldiğini, anayasa değişikliğine karşı çıktığını, “Hayır verin” diye kampanya yaptığını aktardı.
PKK’nın anayasa değişikliğine karşı çıktığını, hayır propagandası yaptığını, Kandil’de bölücü örgüt elebaşısının sürekli konuştuğunu, FETÖ’nün PKK ile hayır için çalıştığını belirten Yıldırım, FETÖ’nün dümen suyuna girmiş bazı siyasetçilerin de milliyetçi görünüp terörün değirmenine su taşıdığını, ekmeğine yağ sürdüğünü ifade etti.
Dost bildikleri Avrupa’nın, çok yoğun şekilde sandıktan hayır çıkması için aktif kampanya yaptığını dile getiren Yıldırım, “Bölücü örgüt paçavralarıyla Avrupa sokaklarında rahat rahat gezerken, kampanya yaparken, mitingler yapılırken, Kandil’e canlı bağlantılarla bağlanırken Avrupa’da evet kampanyası yapmak kısıtlanıyor.” dedi.
AVRUPA’NINKİ İKİYÜZLÜLÜK
Yıldırım, memleket sevdalılarıyla buluşmalarına, binbir mazeret çıkarılıp engeller konulduğuna işaret ederek şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğü, Avrupa değerlerleri, demokrasi, nerede Avrupa, nerede Avrupa değerleri? Avrupa’nınki tam bir ikiyüzlülük, çifte standarttır. Teröristlere kapılarını sonuna kadar açan ama bakanlarımıza, milletvekillerimize, evet diyecek vatandaşlarımıza her türlü kısıtlamayı getiren Avrupa’nın gerçek yüzünü gör ey Iğdırlı. Rotterdam oradaysa Iğdır burada. 16 Nisan’da bunlara en güzel cevabı vermeye hazır mısınız?
Ben Iğdır’daki ülkücü ve milliyetçi kardeşlerime, Türk-Kürt kardeşlerime sesleniyorum: Bu terör örgütlerinin nasıl bir tuzak içinde olduğunu görün. Terör örgütlerinin ne yapmaya çalıştığını görün. Terör örgütlerinin, Türkiye düşmanlarının nasıl bir araya geldiğini görün lütfen. Bizim hayır diyene de tabii ki saygımız var. Hayır da evet de başımız gözümüz üstündedir. Hayır diyen katiyen terörist değildir ancak teröristlerin, Türkiye düşmanlarının hep birlikte hayır dediklerini görelim, ona göre kararımızı verelim. Dediğim budur. “
BAZI SİYASİ HİZİPLER, MİLLİYETÇİ KARDEŞLERİMİZİN TEMSİLCİSİ DEĞİLDİR
Başbakan Yıldırım, bölücü terör örgütünün Kürtlerin asla temsilcisi olmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:
”PKK bizi temsil edemez. FETÖ’nün oyuncağı olmuş bazı siyasi hizipler, milliyetçi kardeşlerimizin asla temsilcisi değildir. Milliyetçi, ülkücü kardeşlerimiz için vatanın birliği, beraberliği, ay yıldızlı bayrak her şeyin önünde gelir. Bunlar Kürt maskesi takmışlar, bunlar milliyetçi maskesi takmışlar ama bunlar teröre, PKK’ya, FETÖ’ye destek veriyorlar. Evet dediğinizde Kandil’in mumu sönecek, evet dediğinizde Pensilvanya’nın ışığı sönecek, evet dediğinizde teröristler korkacak, millet sevinecek.”
Yıldırım, 16 Nisan’ın bir seçim olmadığına, 16 Nisan’da partilerin bulunmadığına dikkati çekti. 16 Nisan’da partilere değil Türkiye’nin ay yıldızlı bayrağına, Türkiye’nin geleceğine oy vereceklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla parti yok, Türkiye var. Gelecek Türkiye sevdası var. 16 Nisan’da evet diyerek terör örgütlerinin sonunu getirmeye hazır mısın Iğdır? 16 Nisan’da evet diyerek büyük Türkiye’nin kapısını aralamaya var mısınız? Iğdır inşallah 16 Nisan’da terör örgütlerine cevabı en güzel şekilde verecektir. İnşallah 16 Nisan’da Avrupa başkentlerine gereken cevabı en güzel şekilde verecektir.”
Yıldırım, anayasa değişikliğine ilişkin yapılacak halk oylamasından önce partisince Zübeyde Hanım Bulvarı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkında bilgi verdi.
CHP’nin referandum sürecinde kötü, kalitesiz ve çirkin bir kampanya yürüttüğünü, gerçekleri anlatmadığını söyleyen Yıldırım, “Erzurumlu Teyyo Pehlivan bunu görse pataklar. Artık yalanda ölçüyü kaçırdı.” ifadesini kullandı.
CHP’nin ortaya attığı iddiaların hiçbirinin geçerli olmadığını vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:
“CHP Genel Başkanı, kasıtlı olarak ardı ardına onlarca yalan söylüyor. Ana muhalefet partisine yakışmıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde olmayan şeyleri varmış gibi anlatıyor. Yalanı da çok rahat söylüyor. Siz tabii ki tanıyorsunuz onları ama tanımayanlar olabilir. Biz tanımayanlara da anlatalım. Bunlar yalanı meslek haline getirmiş. Sizlerin gözünün içine baka baka yalanlarını alt alta sıralıyorlar. Bu her şeyden önce, temsil ettiğiniz ana muhalefet partisinin tabanına büyük bir saygısızlıktır. ‘Bu sistemle rejim değişecek’ diyor. Yalan bir. Rejim 1923’te kuruldu, adı cumhuriyettir. Bu ülkenin bağımsızlığı için hayatını ortaya koyan bütün şehitlerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz. Mekanları cennet olsun. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyoruz.”
“Rejim değişiyor” iddiasının tutmaması üzerine, “tek adam rejimi gelecek” denildiğini, bunun da kocaman bir yalan olduğunu dile getiren Yıldırım, “Eyalet sistemi kurulacak, muhtarlıklar kalkacak, cumhurbaşkanı Meclisi feshedecek” iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirtti.
YALANLARI YÜZÜNE ÇARPSANIZ BİLE YALANA DEVAM EDİYOR
“Her gün yeni yeni yalanlar geliyor. Ayıptır, ayıp.” diyen Yıldırım, Iğdırlılardan, bu yalanlara 16 Nisan’da cevap vermelerini istedi.
Binali Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ey Kılıçdaroğlu, sen CHP’nin Genel Başkanısın. Sen Büyük Atatürk’ün kurduğu partinin başındasın. Sen ana muhalefet partisinin başkanısın. Arka arkaya bu kadar yalanı nereye sığdırıyorsun? Hiç mahçup olmuyor musun? Yalanları yüzüne çarpsanız bile yalana devam ediyor. Allah CHP’ye gönül veren seçmene sabır versin. CHP hiç bu kadar kötü bir dönem yaşamadı. 16 Nisan Türkiye’yi değiştireceği gibi ana muhalefeti de değiştirecek. Artık öyle korkutarak, endişe yayarak oy toplamak yok. Gerginlik çıkararak işi idare etmek yok. Toplumu kutuplaştırarak yol yürümek yok. İktidar nasıl 14 yıldır çalışıyorsa 16 Nisan’dan sonra artık muhalefet de çalışmak zorunda kalacak. Yoksa siyasetten yok olup gidecekler. Çalışmaktan korktukları için, ömürleri boyunca laf üstüne laf koydukları için bu değişim onların işine gelmez. Onun için karşı çıkıyorlar.”
GERÇEK GÜÇ MİLLET OLACAK
Yıldırım, 16 Nisan’da “evet” diyerek sadece hükümet yönetim sisteminin değişmeyeceğine, ülkede güçlü hükümet döneminin başlatılacağına işaret ederek, iktidarı sandıkta halkın belirleyeceğinin altını çizdi.
Başbakan Yıldırım, “Seçim bitecek, kimin iktidar olduğu o gün belli olacak. Sık sık seçim olmayacak. Yaşanan hükümet krizleri tarihe karışacak. Geçmişte cumhurbaşkanı, başbakanlar arasındaki kriz artık hiç olmayacak. Darbelerin adı bile anılmayacak. Çünkü gerçek güç millet olacak. Siz olacaksınız. Siz kime yetki verdiyseniz, yetkiyi o kullanacak.” diye konuştu.
Yeni sisteminin Meclisi ve milletvekillerini de güçlendirdiğini, bağımsız yargıyı, aynı zamanda tarafsız hale getirdiğini, uzlaşma kültürünü yaygınlaştırdığını, kutuplaşmanın sona ereceğini aktaran Yıldırım, ülke ekonomisinin de şaha kalkacağını söyledi.
Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
“Yatırım artacak, üretim artacak. İş, aş imkanları aratacak. 14 yıldır Türkiye’de birçok hizmete, esere imza attık. Ancak 14 yıldır bir yandan çalışıyoruz bir yandan da vesayete karşı, saldırılara karşı amansız bir mücadele veriyoruz. Eğer bu saldırılar olmasaydı, 27 Nisan elektronik bildirgesi, 367 krizi, MİT krizi, Gezi olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz akşamı alçak darbe girişimi olmasaydı Türkiye bugün bir Türkiye yerine üç Türkiye olmayacak, beş Türkiye olacaktı, altı Türkiye olacaktı. Milli gelirimiz 11 bin dolar değil, 20 bin doları bulacaktı. İşte bütün bunları ortadan kaldırmak yegane gücün millette olduğu, milletle yol yürüyen bir iktidarın kapısını aralamak için bu değişikliği yapıyoruz. Bu sistemde hükümeti siz belirleyeceksiniz. Sizin dışınızda hiç kimse bu ülkeyi yönetmeye karar veremeyecek. Hükümete yetkiyi doğrudan vereceksiniz. Sizin seçtiğiniz hükümetleri asla hiç kimse değiştiremeyecek. Tuzaklarla, darbelerle, algı operasyonları, ayak oyunlarıyla iktidar değişikliği olmayacak.”
Yıldırım, Iğdır Zübeyde Hanım Bulvarı’nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu sistemde tek adam olacak.” dediğini aktardı.
Başbakan Yıldırım, “İyi de Kılıçdaroğlu, sizde zaten, yedi seçim kaybettin, tek adam devam ediyor. Şimdi bize kalkmış tek adam dersi mi veriyorsun? Senin hatırın için iki tane cumhurbaşkanı mı seçelim, her mahalleye iki tane muhtar mı seçelim, her belediyeye iki başkan mı seçelim?” diye sordu.
“Ayıplamayın. Bunlar bugünlerde HDP ile çok haşır neşir olduğu için eş başkanlığa kafayı takmış vaziyetteler, hayırlı olsun.” ifadesini kullanan Yıldırım, “Evet, tek adam olacak ama patron 80 milyon millet olacak, patron siz olacaksınız. Sizin evet dediğinizde iş başına gelecek, 5 sene çalışacak, beğendiniz, bir daha seçeceksiniz ama üçüncü sefer yok. Patronun millet olduğu yerde diktatörlük olur mu? Beğenmezseniz görevden alacaksınız, yenisini getireceksiniz, sistem tıkır tıkır işleyecek. Bürokrasi iki ileri bir geri yapmayacak. Sürekli ileri, sürekli kalkınma, büyüme ve sürekli refah. Iğdır’a daha çok hizmet, yatırım gelecek. Türkiye, güçlü yönetimle istikrarı yakalayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Yıldırım, 14 senedir hizmet ürettiklerini, büyük yatırımlar yaptıklarını, ülkeye büyük eserler kazandırdıklarını belirterek, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hizmete açtıklarını, Marmaray ile trenleri denizin altından geçirdiklerini kaydetti. Yıldırım, “Biz Fatih’in torunlarıyız. Fatih, nasıl karadan gemileri denize indirdiyse onun torunları, Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi de trenleri, arabaları denizin altından geçirdi. Size, bu millete bu yakışır.” diye konuştu.
Ilgaz Tüneli’ni, Tuz Gölü’nün altında doğalgaz depolarını, Bursa Selçukgazi Tünellerini hizmete aldıklarını anımsatan Yıldırım, bunların yanında yeni büyük projeleri de başlattıklarını söyledi.
Filyos Limanı’nın temelini attıklarını, Diyarbakır Sur’u yeniden ayağa kaldıracaklarını, Fikirtepe’de kentsel dönüşüm projelerini başlattıklarını, Trabzon’u, Gümüşhane, Erzincan, Bayburt’a bağlayan Türkiye’nin en uzun tünellerinin temelini attıklarını hatırlatan Yıldırım, Çanakkale’de, dünyanın orta açıklığı en büyük 1915 Çanakkale Köprüsü’nün de temelini attıklarını söyledi.
Yıldırım, “İşte bunlar birkaç ay içerisinde yapılan işler. Biz konuşmuyoruz. Eserlerimiz konuşuyor. Iğdır’da havalimanınız var mıydı? Şimdi var. Her gün İstanbul’dan Ankara’dan seferler geliyor mu? Bu kadar engele ve saldırıya rağmen Türkiye için çok büyük projeleri yapmaya devam ediyoruz.” dedi.
İSTEMEZÜKÇÜLERİN FELEĞİ ŞAŞSIN
Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdiyse Türkiye için, geleceğimiz için, gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz, yaşlılarımız, emeklilerimiz için cumhuriyetin en güzel projesini, en güzel eserini, cumhurbaşkanlığını hükümet sistemini getiriyoruz. Önünüze getiriyoruz. Yolları biz açtık, Türkiye’nin gelecek kapısını da siz açacaksınız. 16 Nisan’da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini evet oylarınızla başlatmaya hazır mısınız?
Iğdır işi bitirdi. 2007 cumhurbaşkanlığı halk oylamasında yüzde 68 rekor oy vererek siz bu işe karar verdiniz. Şimdiki onun devamı. İnşallah aynı şekilde yüksek bir oyla 16 Nisan’da bir rekora Iğdır hazır mı? Biz unutmuyoruz. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında AK Parti’nin oylarını en fazla artıran, rekor kıran, birinci olan ilimiz Iğdır. Iğdır’a rekor yakışır, Iğdır’a en güzeli yakışır.
Bu evetlerinizi öyle yüksek sesle söyleyin ki FETÖ’nün terörist başı Pensilvanya’dan duysun. Bunların uykuları kaçıyor. Bu evetleriniz öyle yüksek olsun ki Kandil duysun, PKK duysun. Bu evetlerinizi Fırat Kalkanı ile El Bab’tan defettiğimiz alçak DEAŞ örgütü duysun. Evetleri öyle yüksek sesle söyleyin ki istemezükçülerin feleği şaşsın.”
KARDEŞLİĞİMİZ DAHA DA MUHKEM HALE GELECEK
Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Türkiye’de çok güzel işler yaptıklarını, ülkeyi bir baştan bir başa yollarla donattıklarını, büyük projeleri hayata geçirdiklerini söyledi.
Böldükleri yollarla hayatları birleştirdiklerini, milleti kardeş yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Yolları böleriz ama Türkiye’yi böldürtmeyiz.” dedi.
Yıldırım, yurt genelindeki yatırımlar kapsamında Iğdır’ın da yerini aldığını, kentin cazibe merkezi iller arasına dahil edildiğini vurguladı. Iğdır’da yatırım yapacak girişimcilere çok büyük desteklerde bulunulacağının altını çizen Yıldırım, şöyle devam etti:
“Iğdır’a gelen yatırım talepleri tam bin 18. Yeni işe alınacakların sayısı, yani toplam istihdam miktarı bin 200 kişi. 200 milyonun üzerinde yatırım yapılacak. Türkiye çapında cazibe merkezleri için hazırlanan toplam proje 3 bin 341’dir. 23 ilimizde 83 milyar. Bu yatırımlarla birlikte hem Iğdırımız’da hem Türkiye’de, kalkınma hızı daha da artacak, ekonomimiz daha da büyüyecek, kardeşliğimiz daha da muhkem hale gelecek.”
Başbakan Yıldırım, geçen 14 yıl içerisinde Iğdır’a eğitimden ulaşıma birçok alanda yatırım hizmeti verdiklerini söyledi.
Yapacak daha çok işlerinin bulunduğunu vurgulayan Yıldırım, “Siz yeter ki sırtınızı Ağrı Dağı’na verin, yeter ki Aras Nehri’nin bereketinden yararlanın. Dönemimizde Iğdır’a bölünmüş yolda rekor getirdik. 172 kilometre bölünmüş yol yaptık. Iğdır’da bölünmüş yol diye bir şey yoktu. Iğdır Havalimanı her gün büyüyor, sefer sayısı artıyor. İnşallah her şey daha güzel olacak. Iğdırımız geleceğin refahından, ekonomisinden çok daha fazla yararlanacak.” dedi.
Yıldırım, yeni anayasa ile Türkiye’nin kalkınacağını, Iğdır’ın da bu kalkınmadan, büyümeden daha çok pay alacağını ifade etti.
İlk duraklarının 16 Nisan olduğunu ve gece gündüz herkesin referandum için çalışması gerektiğini anlatan Yıldırım, “Bu bir seçim değil, burada partiler yok. Burada Türkiye’nin geleceği var. Mesele millet meselesi. Bunu ülkücü kardeşlerimiz, milliyetçi kardeşlerimiz, CHP’ye, HDP’ye bütün partilere gönül vermiş kardeşlerimiz, bunun bir seçim olmadığını, bunun Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin beka meselesi olduğunu hatırınızdan çıkarmayın.” diye konuştu.
VALİLİK ZİYARETİ
Vatandaşlara seslendikten sonra sonra Iğdır Valiliğini ziyaret eden Yıldırım, Vali Ahmet Turgay Alpman’dan bilgi aldı.
Başbakan Yıldırım’a, eşi Semiha Yıldırım, AK Parti Genel Bakan Yardımcısı Mustafa Ataş ve bölge milletvekilleri de eşlik etti.
Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) Olağan Genel Kurulu’na katıldı.
Yıldırım, kadınların karşısında konuşmanın zor olduğunu, çocukluğundan beri kadınlarla konuşurken çok fazla heyecanlandığını, bu durumun bugün de devam ettiğini söyledi.
Yıldırım, “Kadın-erkek, hepimiz Cenab-ı mevlanın yarattığı kullarız. Nüfusumuz eşit, fırsatlarımız eşit mi? Değil. Demek ki burada yapmamız gereken bazı işler var. İş hayatında, sosyal hayatta, kültürel hayatımızda, hayatın her yerinde mutlaka kadınlarımızın çok daha etkin olarak yer almasına ihtiyaç var. Bizim bakış açımız böyle.” diye konuştu.
Geçen 15 yılda kadına bakışlarında, siyasette, iş hayatında, sosyal ve akademik hayatta kadının yerinin hep öncelikleri olduğunu ve bu yönde de adımlar attıklarını dile getiren Yıldırım, istatistiklere bakılınca Türkiye’de bankacılıkta çalışanların yüzde 51’inin kadın olduğunu anlattı.
Yıldırım, üniversitede kadın öğretim üyelerinin sayısının yüzde 44 olduğunu, hukukçuların yüzde 41’inin, mimarların yüzde 44’ünün, sağlık sektörünün yüzde 58’inin kadınlardan oluştuğunu kaydetti.
Okullarda çocukları geleceğe hazırlayan 1 milyon öğretmenin yarıdan fazlasının, 607 bininin kadın olduğunu belirten Yıldırım, “Yani biraz hızlı gitmişiniz. Yakında biz azınlığa düşeceğiz, öyle anlaşılıyor. Artık biraz dikkat etmek lazım, diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Okul öncesi eğitim veren, çocukları geleceğe hazırlayan kadın öğretmen oranının yüzde 95 olduğunu dile getiren Yıldırım, birçok şirketi artık kadınların yönetmeye başladığını, 724 bin 515 ticari şirketin 205 bininin kadınlar tarafından işletildiğini ve yönetildiğini anlattı.
Yıldırım, 251 bin 346 kadın esnafın ülke ekonomisine katkısı olduğunu vurgulayarak, “Bu rakamlar önemli. Yüzde 20’den, yüzde 23’lerden, yüzde 33’lere çıkardık kadılarımızın istihdama katılımını. Bu da önemli bir gelişme ama bununla sınırlı değil. Yani kadınlara ayrıcalık yapmak, kadınlara pozitif ayrımcılık getirmek bir yöntemdir ama fırsat eşitliği sağlamak bence daha sağlıklı bir yöntemdir. Yarışta onların erkeklerden geri kalan tarafı olmadığını düşünüyorum. Yeter ki şartlar oluşsun, imkanlar sağlansın, engeller ortadan kalksın. Kolay elde edilen, kolay gider. Mücadeleyle elde edilen kalıcı olur. Onun için hayat mücadelesini kadın erkek hep beraber yapmamız lazım.” diye konuştu.
İSTİKBAL VE GELECEK MÜCADELEMİZİ BİRLİKTE VERECEĞİZ
Başbakan Binali Yıldırım, seçmenlerin yarıdan biraz fazlasının kadın, nüfusun yarısının kadın, yarısının da erkek olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Siyasette kadınların daha fazla olması lazım. Kılıçdaroğlu’nu ben anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum. 18-25 yaşı o kadar çarpıtıyor ki… 18-25 yaş arası 9 milyon 250 bin insanımız var. Bunun yarısı kadın. İşi getirdi bağladı askerliğe. Peki diğer yarısı 4,5 milyonu kadın, onlar askere gitmiyor. Onlarla ilgili bir düşünceniz var mı? Yok sayıyor, yok. Zihninde kadın yok. Sosyal demokrat olmak lafla olmaz. 9 milyon 18-25 yaş arasındaki insanın yarısı kadın. ‘Efendim askere gitmemek için 18 yaşı seçilme yaşı olarak getirdiniz’. Bu çok gülünç bir şey. Bir ana muhalefet partisi başkanına yakışmayacak bir şey. Onun için kadınlarımız, erkeklerimiz Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa edeceğiz. El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Nasıl Rusları Nene Hatun Erzurum’da durdurduysa, Kara Fatma’lar nasıl düşmana geçit vermediyse, istikbal mücadelemizi de, gelecek mücadelemizi de birlikte vereceğiz. Sizin bunun farkında olduğunuzu görüyorum. Şu anda geldiğiniz nokta bu işin doğru bir istikamette ilerlediğini gösteriyor.”
Yıldırım, günden güne güçlü Türkiye’nin kadınlarının her alanda daha güçlü hale geldiğini ifade ederek, siyasette özellikle AK Parti’nin yeni bir çığır açtığını, partinin en etkili ve en güçlü teşkilatının kadın kolları teşkilatı olduğunu, AK Parti’nin 11 seçimdeki başarının arkasında kadınların bulunduğunu kaydetti.
Sonra gençlerin ve diğer seçmen kitlesinin geldiğini vurgulayan Yıldırım, nüfusun gençleştiğini, genç nüfusu geleceğe hazırlamayı ve bu enerjiyi boşa harcamamayı amaçladıklarını söyledi.
KISIR ÇEKİŞMELERLE ZAMAN KAYBEDİYORUZ
Enerjinin çok, verimli enerjinin zayıf olmasının nedeninin terörle uğraşılması olduğunu belirten Yıldırım, şunları dile getirdi:
“Boş, kısır çekişmelerle zaman kaybediyoruz. Bu ülke hepimize yeter. Bin yıldır bu ülkede kader birliği yaptık, beraber olduk, bir olduk, tasada da sevinçte de hep birlikte olduk. Bu ülkeyi bölmeye çalışanlar ne vadediyor? Suriye’yi, Irak’ı, Yemen’i, Libya’yı vadediyor. Buralarda ne var? Kan var, göz yaşı var. Yoksunluk var. Her türlü mağduriyet var. İnsan hayatının anlamı olmayan bir gelecek var. Onun için Türkiye 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla, 80 milyon insanıyla, yurt dışındakilerle 84 milyon vatandaşıyla bir ve beraber geleceğe, 2023 hedeflerine birlikte yürüyeceğiz. Biz geçmişte bunu başardık, bugünlere geldik. Bugün artık 2023, 2053, 2071 hayallerini kurmak, hedeflerini gerçekleştirmek için gücümüzü, enerjimizi bir araya getirip zaman kaybetmeden yol almaktır.”
Anayasa referandumunda bir rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Yıldırım, rejim değişikliğinin 1923’te olduğunu, Cumhuriyet’in kurulduğunu, adının koyulduğunu anlattı.
“Cumhuriyet bizlere bu sorumluluğu verecek noktaya geldi. Fırsat eşitliğini verdi.” diyen Yıldırım, şimdi yapılması gerekenin zaman ekonomisini uygulamak, zaman kayıplarını azaltmak olduğunu söyledi.
Yıldırım, 15 yıldır iktidarda oldukları için “Niye yapmadın” denilebileceğini ifade ederek, “Yaptık. Bir Türkiye’yi üç Türkiye yaptık. Türkiye’nin doğusunu, batısını, güneyini, kuzeyini birbirine yakın ettik, yolları böldük, hayatları kurtardık, yolları böldük milleti birleştirdik. Yolları böldük gönülleri birleştirdik ama yolları böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz. Bu bizim kırmızı çizgimiz. Bu milletin kardeşlerini birbirine düşürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Bunun ne anlama geldiğini analar herkesten iyi bilir.” dedi.
BÖLGEDE TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SULTASI KALKMIŞTIR
Başbakan Binali Yıldırım, 2015’ten önce dağa çıkarılan genç sayısının bin 500’leri bulduğunu, bu sene sayının sadece 4 olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Türkiye nereden nereye geldi. Neden oldu? Bir gelecek tasavvuru veriyorsunuz, bir gelecek rüyası anlatıyorsunuz, bir gelecek vizyonu veriyorsunuz. Bu vizyonda ne var? Genç kardeşimiz, yavrumuz o bakıyor, ona göre hareket ediyor. İleriyi göremiyorsa, geleceği hayal edemiyorsa dağı tercih ediyor. Yok parlak bir gelecek görüyorsa, umutları yeşeriyorsa o zaman tercih etmiyor. Bugün Allah’a şükür bölgede terör örgütünün sultası kalkmıştır, terör örgütünün baskısı kalkmıştır. Ne şehirde ne kırsalda terör örgütü nevruzda bile kimseyi toplayamamıştır. Artık terör örgütünün ülkemiz için bölgemiz için büyük bir sorun olduğu gerçeği herkes tarafından; Kürt, Türk bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlarımız tarafından ortak bir kanaat olarak anlaşılmıştır. Bu bizim için çok büyük bir imkandır.”
Yıldırım, başlattıkları cazibe merkezleri programlarına değinerek, “Hanımefendiler, gösterin kendinizi. 100 milyar yatırım teklifi var, 23 il sizi bekliyor. Her türlü destek, her türlü teşvik var. İstanbul’da, Ankara’da, Kocaeli’de, İzmir’de iş yapmak kolay. Vatanseverlik; Türkiye’nin her köşesinde iş yapmaktır, her köşesine gidebilmektir. Biz bunun şartlarını sağladık. Güvenliğiniz bizden, her türlü desteğiniz bizden, yatırım sizden. Bunun için sizleri Nene Hatun’un torunlarını; doğuya, güneydoğuya yatırıma davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, Türkiye’nin geleceğinin ve aydınlık yarınlarının teminatının kadınlar olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Çünkü siz olmazsanız biz perişanız. İşin bir de bu yönü var. Yani bakan olabilirsiniz ama size de bir bakan olması lazım. Bu işin ilavesi. Ama bunun dışında ne kadar iş yapıyorsunuz? Az önce rakamları verdim. Yani sizin sorumluluğunuz hanımlar olarak erkeklerden daha fazla. Hakikaten bir evin dirliği, düzeni, geleceği hep kadınlarla inşa ediliyor. ‘Osmanlı kadını’ diye bir tabir vardır. Osmanlı kadını demek ‘evi çekip çeviren, bütün bireyleri bir arada tutan, kaynakları birleştiren ve geleceği inşa eden akil bir insan’ demektir. Bizim böyle bir özelliğimiz var. Hem evi düzene koyan hem de ailenin geleceğini, vizyonunu çizen bir kadın profilimiz var, kadın bakışımız var. Bununla da gurur duyuyoruz. Doğrusu bizim sizlerin her alanda, hayatın her alanında daha etkin yer almanızdan büyük bir mutluluk duyarız. Hiç zerre kadar kıskançlığımız olmaz. Hakikaten bunu samimiyetle söylüyorum, olmaz. Ama bunun böyle yapay olmaması lazım hanımefendiler. Yani biz size lütfedelim, şurayı buyrun size verelim değil. Mücadele alanlarının açık olması lazım. Kısıtlamaların kaldırılması lazım. Yarışın eşit şartlarda olması lazım. Benim anlayışım bu, yanlış olabilir. Ama benim düşüncem bir şey size lütfedilirse, verilirse onun sürekliliği olmaz, devamlılığı olmaz. Bu mücadeleyi sizlerin yapması lazım. Bizim de gerekli vesileleri oluşturmamız lazım, fırsatı oluşturmamız lazım. Çünkü biz gücümüzün tamamını kullanamıyoruz. Eşitiz, nüfusta eşitiz, seçmede eşitiz. Ama sorumluluk almada henüz eşit değiliz. Bunu birlikte sağlayacağız. Siz bu mücadeleyi vereceksiniz, biz de elimizde ne imkan varsa kullanacağız.”
YÜRÜYEREK DEĞİL, KOŞAR ADIMLARLA HEDEFİMİZE GİDECEĞİZ
Başbakan Yıldırım, 16 Nisan’da yapılacak halk oylamasına değinerek, 16 Nisan’ın önemli bir tarih olduğunu söyledi.
Sandığa gidilerek memleketin geleceğine karar verileceğini anlatan Yıldırım, “Biz bir değişiklik getirdik. Bu değişiklik bizim ihdas ettiğimiz bir şey değil, bu değişiklik Cumhuriyetin kuruluşundan beri yönetim sisteminde var olan birtakım anlaşmazlıkların son bulmasını amaçlayan bir değişikliktir. Bunun aslında ilk adımını 2007’de biz attık. Cumhurbaşkanı seçemediğimiz için Mecliste ‘Cumhurbaşkanını artık millet seçsin’ diye karar verildi. Millet de bu kararı verdi ve ilk milletin seçtiği Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, şu anda iş başında. İki tane seçilmiş var. İki seçilmişle ülkeyi yönetmek zor, olmaz.” diye konuştu.
Milli iradenin bir yerde toplanmasını istediklerini ve buna da sandıkta milletin karar vereceğini ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:
“Ülkeyi 5 yıllığına kim yönetecek? Adını koyun. Daha sonra birtakım sizin olurunuz olmadan, onayınız olmadan oluşumlara fırsat kalmasın. İşte bu sistem onu getiriyor. 2007’de cumhurbaşkanını milletin seçmesi ilk adımdı. İkinci adım da ona göre yönetişim sisteminin anayasaya uyarlanmasıdır. Yaptığımız odur. Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık tek makamda toplanıyor. Sandıkta belirleniyor, güven oyunu millet veriyor ve 5 yıl boyunca da ülkeyi yönetme yetkisini veriyoruz, sorumluluğunu veriyoruz. Ama boş bırakmıyoruz. Mecliste denetimini yapıyoruz. Meclis ihtiyacı olan kanunları çıkarıyor. Bütün bunlara rağmen yanlış yönetti, beşinci senede ‘teşekkür ederiz’ diyoruz, kenara bırakıyoruz. Ama kenara bırakmakla kalmıyoruz, hesabını da soruyoruz. Yani yetki ile sorumluluk dengeli bir şekilde modern demokrasilerde var olan bir yapıyı bu değişiklikte getiriyoruz. ‘Efendim, bu başkanlık sistemi Amerika’ya benzemiyor, işte Fransa’ya benzemiyor’. Doğru, bu milli bir sistem, bu yerli bir sistem, bizim ihtiyaçlarımıza göre belirlenmiş bir sistem. Bunun kararını da bizim milletimiz verecek. Amerika vermeyecek, Almanya vermeyecek, her ne kadar onlar taraf oldu… ‘Hayır’ kampanyasında tam gaz gidiyorlar, terör gruplarıyla kol kola gidiyorlar, ne yaparlarsa yapsınlar onların oy hakkı yok, sadece konuşurlar.”
Yıldırım, vatandaşların kimin dost, kimin düşman olduğunu çok iyi gördüğünü ve kararını ona göre vereceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getireceği en güzel şeyin zaman ekonomisi olduğunu aktaran Yıldırım, “Şimdi, kamu idarelerinde zamanın anlamı yok. Bir işe gireceksiniz, formül şudur; ’Ne zaman bitecek? Kaça bitecek?’ Soru gayet açık ve net. İş kadınısınız. Bunu en iyi siz anlarsınız. Size söylenecek cevap şudur; ‘Ne zaman biterse, kaça çıkarsa.’ Böyle ülke bir yere varamaz. Zaman paradan daha önemlidir. İşte bu yeni sistemde zamanı etkin kullanacağız. Yürüyerek değil, koşar adımlarla hedefimize gideceğiz. En önemli özelliği budur. Şimdi niye yapmıyorsunuz? Bürokrasi. Evet, bürokrasi ağır işliyor. Şikayet etme konumunda değiliz. Ama yapıdan kaynaklanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
u andaki yapının çok karmaşık olduğunu, kurumsal taassupların, yetkilerin iç içe geçtiğini, bu nedenle yol alınamadığını dile getiren Yıldırım, ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yasamanın, yürütmenin ve yargının sınırlarının belli olduğunu anlattı.
Başbakan Yıldırım, “Herkes kendi alanında, uyum içerisinde ülkenin geleceğine yönelik üzerine düşen görevi yapacak. Bu sistemin getireceği şey demokraside bir kademe daha üste çıkmaktır. Demokrasimiz daha güçlenecek, istikrar sürekli olacak.” diyerek, şunları kaydetti:
“Efendim hükümet kuruldu, kurulmadı, anlaştılar, anlaşamadılar… Zaman kaybı yok, Yazık günah değil mi? Başbakan Ecevit’e, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer iki laf etti, Türkiye yerle bir oldu. 15 yaşındaki gençlerimiz bunu hatırlamaz. 2001’de ne yaşadığımızı hepiniz biliyorsunuz. Bir gecede Türkiye yerle bir oldu. Faizler yüzde 7 bin 500’lere çıktı. 23 banka battı, 46,5 milyar dolar uçtu, gitti. Ama ne oldu? Bedelini sonraki kuşaklar ödedi. 192 milyar dolar 2001 krizinden borç ödedik. 630 milyarın üzerinde. Toplam yaptığımız kamu yatırımlarının tamamından fazla. Peki bunu ödemek zorunda kalmasaydık, şimdi Türkiye’nin nerede olduğunu düşünün. 11 bin dolarda değildik, şimdi 16-17 bin doları konuşuyorduk. Ama zararın neresinden dönülürse kardır. Türkiye’nin artık bir saniye bile kaybedecek vakti yoktur. Bu ‘hayırcı’ korosunun Türkiye vizyonuyla ilgili, geleceğin Türkiye’si ile ilgili hiçbir fikirleri yok. Olamaz. Çünkü bunlar hayatında tek bir sorumluluk alıp, bir iş üretmiş değiller. Köprü yaparsın karşı çıkar, havaalanı yaparsın, baraj yaparsın karşı çıkar. Tünel yaparsın karşı çıkar. Ne kadar hayırlı iş varsa, güzel iş varsa bunlar hep karşısında. Ama tecrübeyle sabit, yapıp bitirdikten sonra en önce onlar kullanırlar. Böyle de bir özellikleri var.”
İSTER BATIYA, İSTER DOĞUYA, GEÇECEĞİNİZ YER İSTANBUL’DUR, BU TOPRAKLARDIR
Başbakan Yıldırım, iş yapmanın risk almak, Türkiye için elini değil, başını taşın altına koymak olduğunu vurgulayarak, “Biz bu işleri yaptık. Avrasya Tüneli’ni yaptık. Birçoğu açıldığı zaman farkına vardı. Avrasya Tüneli dünyanın en önemli projesidir. Denizin 106 metre altından geçen başka bir tünel yok dünyada. En derini Amerika’de 44 metre. Bir mühendislik harikasıdır. Kullanmayanların mutlaka kullanmasını öneriyorum.” ifadelerini kullandı.
İki kıtayı üç dakikada birleştiren bir eserden bahsedildiğini dile getiren Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ama bunların tadını yaşayamıyoruz maalesef. Dünyanın en güzel, en büyük eserlerini hayata geçiyoruz, bunların keyfini doya doya yaşayamıyoruz. Gündem tamamen başka bir tarafa gidiyor. Yazık, günah değil mi bu ülkeye? Yani Türkiye’ye bu kadar yüklenilmesinin arkasında kıskançlık var. Bunu bilin. Dışarıdakilerin Türkiye’nin üzerine gelmesi, ‘Ya Türkiye kim?’ diyor. Dünyanın en büyük havalimanını niye Türkiye yapıyor? Kıskanıyorlar, açık konuşuyorum. En büyüğü 90 milyon Atlanta’da. Biz 200 milyonluk yapıyoruz. Bize yakışan bu. Çünkü dünyanın geleceğini gördük biz. Dünyada zenginlik batıdan doğuya doğru dönmeye başladı. İster batıya, ister doğuya, geçeceğiniz yer İstanbul’dur, bu topraklardır. Asırlar boyunca da böyle olmuştur. Onun için bizim kimsenin varlığında, malında, mülkünde, zenginliğinde gözümüz yok. Ama hiç kimsenin de bizim geleceğimizi şekillendirmek gibi bir pozisyonda olmasını kabul etmeyiz. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Geleceğimizin kararını biz vereceğiz. Geçti o günler. ‘Biz gidiyoruz, üç adım arkamdan gel.’ O Türkiye yok artık. Türkiye, bölgede karar veren ülkedir. Bölgenin geleceği hakkında ‘Benim de söyleyeceğim sözüm vardır.’ diyen ülkedir. Bunun yolu da birliğimiz, beraberliğimiz, iç sorunlarımızı çözmemizden geçiyor. 50 senedir bunu tartışmanın anlamı yok. Artık noktayı koyalım.”
TÜRKİYE’NİN BU HAYALİNİ DE GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ
Merhum Başbakan Adnan Menderes’in de tek başına iktidar olmasına rağmen bu durumdan şikayet ettiğini, hatıralarında “Bazen canımdan bezdiriyor beni” yazdığını anlatan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:
“Rahmetli Türkeş bunun hayaliyle yaşamış, rahmetli Erbakan aynı, Muhsin Yazıcıoğlu, Özal aynı… İşte biz AK Parti olarak hayalleri gerçeğe dönüştüren partinin adıyız. Onun için de Türkiye’nin bu hayalini de gerçeğe dönüştüreceğiz ama sizinle dönüştüreceğiz. Kadınlarımızla dönüştüreceğiz. Tek başımıza biz yarımız. Diğer yarısı burada. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikte Türkiye olacağız ve yavrularımız, çocuklarımız için, torunlarımız için daha güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.”
Başbakan Yıldırım, iş kadınlarına bugüne kadar ortaya koyduğu gayretlerden dolayı ülkesi, milleti adına teşekkür ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her zaman iyinin daha iyisini yapma imkanımız, fırsatımız var. Sivil toplum kuruluşlarının önemini hükümet olarak kavrayan ve bunu demokrasinin bir gereği olarak gören bir iktidar olduk. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere biz çok önem veriyoruz. Küçük olsun, benim olsun anlayışında asla olmadık. Bu ülkenin imkanları, kaynakları hepimize yeter. Yeter ki bir olalım, beraber olalım, ayrılıklarımızı bizi uzaklaştıran değil, bizi zenginleştiren varlığımız olarak görelim ve inşallah büyük Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine emin adımlarla ilerleyelim. Buna imkanımız var. Hiç tereddüdünüz olmasın. Türkiye bu değişiklikten sonra 10 yıl içinde iki elin parmakları arasında gösterilen ülkeler arasında olacak. Buna adım kadar inanıyorum.”






__small.jpg)









