YÖKÜN DİPLOMA DENKLİK DEĞERLENDİRMELERİ VE İDARİ YARGILAMA YÖNTEMİ
1-) Yök Diploma Denklik değerlendirmelerini, öğrencinin eğitime başladığı yılda yürürlükte olan meri mevzuata göre yapması gerekirken, aksine öğrencinin yıllar sonra mezun olup yurtdışından geldikten sonra, denklik başvurusu yaptığı tarihte yürürlükte olan meri mevzuat kurallarına göre denklik değerlendirmesi yapmaktadır ki, bu kelimenin tam anlamıyla hukukta idarenin yetkisini kötüye kullanma kavramına uygun bir durumdur. Bir öğrenci eğitime başladıktan sonra, eğitimi devam ederken, yıllar sonra, mezun olup geldiğinde yasalarda ve yönetmeliklerde meydana gelen değişiklikleri önceden öngörebilmesi imkansız ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Bir öğrenci Allemi Cihan olsa bile, bunu önceden öngöremez. Bu açıkça diplomaları tanımamak ve denklik vermemek için kurulmuş bir tuzaktır. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz/kuramaz/kurmaması gerekir. Olması gereken öğrencinin eğitime başladığı tarihte mevcut olan ve yürürlükte olan yasal düzenlemelere uygun eğitim alıp almadığının denetlenmesi ve buna göre denklik verilmesi gerekir. Kısaca o diploma Türkiye’deki müfredatta aynı alandaki diplomaya eşdeğer değilse, derhal DENKLEŞTİRME EĞİTİMLERİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR. Bu zaten Lizbon sözleşmesinin Amir hükmünün de bir gereğidir. Lizbon sözleşmesine taraf ülkeden alınan diploma sahte değilse, aynen kendi ülkemizdeki herhangi bir üniversiteden alınmış gibi işlem yaparak, denkleştirmek için gerekli olan LİSANS TAMAMLAMA KARARININ verilmesi gerekir.
2-) Diploma Denklik Davaları ile ilgili ikinci bir hata ise, idari yargıdaki yargısal denetim hatasıdır ki, bu Yök’ün bile isteye yaptığı yanlış değerlendirmelerin üzerine adeta tüy dikmektedir. İdari yargıda mahkemeler öğrencinin denklik başvurusu yaptığı tarihte yürürlükte olan meri mevzuata göre yargılama yapmaktadır. Genel yargılama elbette ki idare hukukunun genel ilkelerine göre ve yürürlükte bulunan meri mevzuata göre yargılama yapılmalıdır. Fakat öğrencinin eğitime başladığı tarihte yürürlükte bulunan meri mevzuata uygun eğitim alıp almadığının yargısal denetimi yapıldıktan sonra, hali hazırda yürürlükte bulunan düzenlemelerle mukayese edilerek, öğrencinin lehine olan düzenlemeleri kabul etmek ve kazanılmış haklara dokunulmaması gerekirken, bu yapılmıyor. Adeta kumar oynar gibi öğrencinin aldığı diploma mevcut yasa ve yönetmelik düzenlemelerine uygun ise, hem denklik değerlendirmesinden, hem de mahkemelerde lehine sonuç çıkabilirse çıkar. Bu anlayış ile yargısal kararlar verilmektedir. Bu durum idare hukukunun evrensel ilkelerinden öngörülebilirlik ve şeffaflık ilkelerine aykırıdır. Hiçbir kimse yurt dışında eğitime başlayıp yıllarca eğitim aldıktan sonra kanunlarda ve yönetmeliklerde meydana gelecek olan değişiklikleri önceden öngöremez. Böyle bir şeyin imkanı yoktur.
3-) Yök, yurt dışında bir üniversiteyi tanıma kararı verirken ilgili üniversitenin bulunduğu ülkedeki, akreditasyon kurumundan diploma vermeye yetkili olacak şekilde ruhsat almış olduğunu teyit ederek TANIMA kararı vermektedir. Tanıma ön incelemesinde ilgili Üniversitenin eğitim dilinin de bilinmesi ve bu eğitim dili veya dillerinin tanıma kararından önce bilinmesi ve kabul edilmesi sonucunda, ilgili “Üniversite Kurulumuzca mevcut uluslararası listelerde bulunmaktadır.” denilmek suretiyle TANIDIĞINI ilan etmektedir. Bu durumda sormak gerekir. Uluslararası Vizyon Üniversitesi ve bulunduğu ülkenin( Kuzey Makedonya) anayasasında yüksek öğretimde TÜRKÇE dilinde eğitim verileceği belirtildiği halde, bu üniversiteden mezun olan Türk öğrencilerin almış oldukları TÜRKÇE eğitim nedeniyle niçin diplomalarına denklik belgesi verilmiyor.? Niçin sırf TÜRKÇE eğitim aldıkları için denklik başvuruları red edilmektedir.? Üstelik bir davacı arkadaşımızın davasında; Ankara Bölge İdare Mahkemesinin Türkçe eğitim gerekçesi ile denklik başvurusunun red edilmesi kararını tüm kanun yolları kapalı ve kesin olarak iptal ettiği halde, yeniden başvuru yapıldığında, yine TÜRKÇE EĞİTİM ALDIĞI GEREKÇESİ İLE RED EDİLMİŞTİR. Bu açıkça mahkeme kararlarını tanımamaktır.
4-) Sözde, Diploma Denklik Otomasyon Sistemi öğrencilerin denklik başvurularını hızlı sonuçlandırmak için kurulmuştu. Gelinen noktada halen 2 yıldır diploma teyidi bekleyen, 3 yıldır ön incelemede bekleyen denklik başvuruları bulunmaktadır. Denklik birimi Avrupa’nın ortasında Afrikalı gibi iş yaparak, yurt dışından mezun olan binlerce gencin yıllarını çalmaktadır. Bu durum iyi yönetim ilkelerine de, hukuka da, hakkaniyete de, vicdana da, aykırıdır.
5-) Balkan ülkelerindeki üniversitelerden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş yapanlar arasında Fetullahçı Gladyonun elemanları ve Pkk’lılar olduğu yalanı ile yıllardır denklik başvurularını bekletiyorsunuz. Hani bizim istihbarat teşkilatımız dünyanın en iyi istihbarat örgütlerinden birisiydi. Sizin hangi dediğiniz doğru? Hangi kararınız hukuka uygun? Hangi kararlarınızda bir standart var? 2017 yılından beri Kıbrıs ve Türkiye Üniversitelerine geçen Fetöcüleri ve Pkk’lıları bulamadınız. Şayet bizim aramızda öyle birileri varsa bunu bulmak öncelikle devletin asli görevidir. Devlet bulsun, çıkartsın, ayıklasın. Sırf denklik endüstrisini ayakta tutmak için insanların denklik başvurularını yıllarca bekletmeye hakkınız yok. Bu da hakkın kötüye kullanılması ve idari yetkinin kötüye kullanılması demektir.
6-) Yök’ün 184-185 sayılı kararı; ……” ÖSYM Klavuzunda bulunmayan yurt dışında bir üniversitede eğitime başlayan fakat daha sonra ÖSYM Klavuzunda bulunan üniversiteye yatay geçiş yaparak mezun olan öğrenciler, eğitimlerinin en az %70 ve fazlasını Türk eğitim sisteminden almışlar ise, ÖSYM ile yerleştirmesi yapılmış olan öğrenci ile aynı Diploma ve aynı Transkiript’i getirmiş olması halinde, ÖSYM sınavı ile yerleşmiş olan öğrenci ile aynı işlem yapılır………” kuralı hali hazırda yürürlükte olduğu halde, Kıbrıs üniversitelerine yatay geçiş yapanların E-devlet kayıtları ile hukuka aykırı olarak oynayarak, Mezuniyet belgelerine Denklik sürecine tabidir yazdırarak, hiçbir mahkeme kararı ve geçerli hukuki bir neden olmadan, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hukukuna aykırı olarak, geriye dönük olarak haksız yere denklik değerlendirmesine çağırılması ve denklik başvurularının da, haksız yere hukuka aykırı yatay geçiş iddiasıyla red edilmesi sonucunda, Ankara İdare Mahkemesi ve Bölge İdare mahkemesi içtihat değişikliğine giderek, bu yatay geçişlerin kesinlikle hukuka uygun olduğuna karar verdiği halde, halen niçin bu diplomaların KKTC-TC arasındaki Milletlerarası anlaşmaya uygun olduğunu açıklamıyorsunuz.? Neden Neden? Kişiye göre Mahkeme kararları, Kişiye göre Baro kararları, Kişiye göre Türkiye Barolar Birliği kararları, Kişiye göre Adalet Bakanlığı kararları olmaz/olamaz/olmaması gerekir. Emsal durumda olan birine Avukatlık ruhsatı veriliyor. Aynı durumda bulunan kişilerin ruhsat başvuruları red ediliyor. Oysa ki Balkan ülkelerinden veya başka ülkelerden Türkiye’deki üniversitelere geçenler hakkından hiçbir işlem yapılmamıştır. Bunun eşitlik neresindedir.?
7-) İnsanlar davaları kazandıktan sonra bu sefer de eğitim alınan ülkede kalış süresi yetersizliği iddiasıyla denklik başvurularını red etmektesiniz. Bir kere bir öğrenci denklik başvurusu yaptığı andan itibaren adam gibi denklik değerlendirme kriterlerinin tamamı üzerinden incelemeleri yapıp tek bir karar vermek zorundasınız. Hukuka aykırı yatay geçiş iddiası tutmadıysa, bu seferde eğitim alınan ülkede kalış süresinden red kararı, bu da olmadı akademik yetersizlikten red kararı veremezsiniz. Bu idari yetkinin açıkça kötüye kullanılmasının en bariz örneğini oluşturmaktadır. Bu kararları verenlerin devletin hazinesine yükleyecekleri tazminatların tamamının yedi ceddinden alınması bizzat devletin asli görevidir. Tam rücu sisteminin kesinlikle getirilmesi gerekir. Böyle keyfi kararlarla devletin hazinesi yağmalanamaz. Siz böyle keyfi kararlar vereceksiniz faturasını tüyü bitmemiş yetimlerin hakkından ödenecek, siyasi sonuçlarını da ülkeyi yöneten siyasi iktidar ödeyecek öyle mi? Bu ülkeyi kim yönetirse yönetsin, ister A partisi isterse B partisi yönetsin, Yök’ün yarattığı 100 bine yakın denklik mağdurunun siyasi faturasını da hali hazırda ülkeyi yöneten siyasi partinin ödemesini kesinlikle de kabul etmiyorum. Siyasi görüşü ne olursa olsun, ister oy vermiş olalım, isterse oy vermemiş olalım. Ülkeyi yöneten Siyasetçinin ve Siyasi partinin böyle bir haksızlığa maruz kalmasını da kesinlikle red ediyorum. Adil olmak, hukuku ve hukukun üstünlüğünü istemek bunu gerektirir. Sizi o makamlara atayan siyasetçi sizin hukuka uygun işlem yapıp yapmadığınızı her dakika başınızda bekleyerek denetleyemez. Size güvenerek sizi o makamlara getirmiş olan devleti yönetenler sizin bu ülkenin gençliğine ne kadar kötülükler yaptığınızı eninde sonunda göreceklerdir.
8-)Yök’ün 05.12.2017 tarihli Diploma Denklik Yönetmeliğinden önce; öğrenci yurt dışında eğitime başlamadan önce Yök’ten kayıt olacağı üniversitenin tanınıp tanınmadığına ilişkin bir OKUL TANIMA yazısı alır. Yök öğrenciye ilgili üniversiteyi Yök’ün TANIDIĞINA dair yazı verir. Bu yazıda öğrenci mezun olup geldiğinde Seviye Tespit Sınavına tabi tutulacağına ilişkin hiçbir açıklama olmadığı gibi, 2017 öncesi yönetmeliklerde de denklik işleminin kesin olarak STS sınavında başarılı olma şartına bağlandığına ilişkin bir kural da yoktur. Hal böyle iken, Yök haksız yere öğrenci mezun olup geldikten sonra, YÜZYILIN İCADI SEVİYE TESPİT SINAVINA tabi tutulmaktadır. Bu açıkça öğrenciye kurulmuş bir tuzaktır. Bu STS sınav şartını Cumhurbaşkanı’nın 02 Haziran 2022 tarihinde görevden aldığı eski yök üyeleri oligarklar getirmişlerdir. Zaten Yök’deki her türlü yolsuzluğun ve manüpülasyonun baş aktörleri olan bu oligarklar diploma denklik meselesini toplumsal bir yara haline getirmiş kişilerdir. Bu nedenle Yök’ün 40 yıllık tarihinde ilk defa görev süresi dolmadan görevden alınan üyeler bu üyelerdir.
9-) Eğitim alınan ülkede kalış süresi yetersizliği iddiası ile red edilen denklik başvurularında ise; olağanüstü bir çarpıtma ve haksızlıklar mevcuttur. Öncelikle süreden red kararlarının büyük bölümü hukuk alanı ile ilgilidir.Hukuk alanında nasıl Türkiyede devam zorunluluğu yok ise sınavdan sınava derslerini veren bir çok hukuk mezunu var ise yurtdışı hukuk mezunlarınında böyle değerlendirmesi gerekiyor. Yök bilerek sınavdan sınava giderek mezun olanlara hiç yetkisi yok iken diplomalarını yok saymak İçin elinden geleni ardına koymuyor. Mahkemeleri dahi brifing vererek kendi yanına yandaş yapıyor.
Tıp, mühendislik ve eczacılık gibi bölümlerde labaratuar çalışmaları ve uygulamalı dersler bulunduğu için, bu bölümlerde eğitim alınan ülkede kalış süresi yetersizliği pek bulunmamaktadır.
Kaldıki Hukukta yurt dışından mezun olanların büyük bölümü yine Türkiye’de Adalet Meslek Yüksek Okulu mezunu olarak yurtdışına hukuk okumak için gitmişlerdir. Şimdi sormak istiyorum. Bu öğrenci mezun olup geldiğinde, Avukatlık kanunu madde 3. b. ‘ye göre Türkiye’nin iç hukukuna ait temel dersleri (11 adet temel hukuk dersi) bir üniversitede tamamlaması için DOĞRUDAN LİSANS TAMAMLAMA KARARI verilmesi gerekirken bu yapılmıyor. Lisans tamamlama kararı verilenler torpilli olanlardır. Öğrenci lisans tamamlama kararı ile bir üniversiteye yerleştirildiğinde, üstelik görevden alınan eski Yök üyesi Rahmi ER imzası ile tüm üniversitelere 27 Temmuz 2021 ve 01 Eylük 2021 tarihli yazılarda devam zorunluluğu getirilmiş ve bu eğitimin süresi iki yıl olarak belirlenmiştir. Şimdi yine sormak istiyorum. Öğrenci 2 yıl Adalet bölümünde Türkiye’de okudu. 2 yılda lisans tamamlama kararı ile bir devlet üniversitesinde okuduğu zaman; 4 yıllık hukuk eğitiminin süresine bu lisans tamamlamak için geçen 2 yıllık süreninde dahil edilmesi ile zaten 4 yıllık süre tamamlanacak olmasına rağmen, NEDEN 4 YILLIK HUKUK EĞİTİMİNİN TAMAMINA EĞİTİM ALINAN ÜLKEDE KALIŞ SÜRESİNİN YETERSİZ OLDUĞU GİBİ ABSÜRT BİR KARARLA DENKLİK BAŞVURULARI RED EDİLMEKTEDİR.? NEDEN? NEDEN? 2018 yılına kadar bu davalar kazanılırken, ne olduda 2018 yılından itibaren neden mahkemelerde kazanılamaz oldu.? Bu arada uluslarası sözleşmelerden mi çekildi YÖK te bizim haberimiz yok. Yada Mahkemelerin değerlendirme kriterlerinde anayasal bir değişiklik mi oldu?
Üstelik okula devam kontrolü ilgili ülkenin kanunlarına göre, öğrencinin mezun olduğu üniversitenin senatoları yetkilidir. Siz bizim aklımızla alay ediyorsunuz. Dünyanın hiçbir ülkesinde 4 yıllık hukuk eğitimi üzerinden STS sınavı gibi ucube bir sınav, üstelik baştan sona şaibelerle dolu bir sınav yoktur. Aynen KPSS SINAVLARINDA YAPILANLAR HİLELERİN TAMAMI STS SINAVLARINDA DA FAZLASIYLA YAPILMAKTADIR. ADINI BİLE YAZAMAYAN SURİYELİLER SINAVI KAZANIRKEN, TÜRK ÖĞRENCİLERİN HİÇBİRİSİ BU SINAVI KAZANAMIYOR. NE GARİP DEĞİL Mİ? Gözümüzün içine baka baka tüm Suriyelilere ve yabancı uyruklu kişilere fason Diploma Denklik belgesi veriyorsunuz. Bizleri ise yıllardır haksız yere süründürüyorsunuz.
Zülfikar
Zülfikar Kartal
10-) 2019 ve önceki yıllarda SYBS (STS veya İlmi Hüvviyet Sınavı ile bir yıl staj) uygulanmadan direkt denklik verilen Azerbaycan Tıp Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunlarına, 2020 yılı sonrası uluslararası sözleşmelere ve YÖK mevzuatına aykırı şekilde hiçbir gerekçede ortaya konulmadan SYBS’de başarılı olma şartı getirilmiştir.
Halbuki ne mevzuat, ne transkript ve ne de Azerbaycan Tıp Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin eğitim öğretim kalitesi açısından 2019 ve önceki yıllar mezunları ile 2020 ve sonraki mezunlar arasında hiçbir farklılık bulunmamasına rağmen, YÖK Kanununa ve Denklik Yönetmeliğine aykırı şekilde objektif olmayan kurallar ihdas edilerek ve hatta aynı sınıfta okumuş ve aynı yıl mezun olmuşlar (mesela Atakan İmanoğlu ve Oğuzhan Sarıhasan) arasında dahi, objektif olmayan tamamen keyfi ve kişiye özel uygulamalar yapılarak, kural ve kaideye bağlı olmaksızın keyfi olarak, eğer mevki ve makamda tanıdık yoksa SYBS de başarı şartı aranmaktadır.
YÖK tarafından keyfi şekilde sübjektif (önceden öngörülemeyen) uygulanan ve kişiden kişiye farklılık gösteren kararlarla istenilen kişilere istenilen dönemlerde sınavsız olarak denklik verilmesi, mevki ve makamda tanıdığı olmayanların denklik alabilmesi için ise mevzuat dışı olarak “”ÖSYM Kılavuzunda bulunduğu yıl okula kayıt yaptırma veya bu kişilerle aynı sınıfta eğitim alama v.b.”” gibi bilimsel (hangi derslerde eksiklik olduğu yahut hangi derslerin tamamlanması gerektiğine ilişkin) veriler aranmadan ve objektif olmayan, göreceli (tereddüt oluşması v.b.) bahanelerle SYBS şartı getirilmesi, eğitim başlangıcında öngörülmesi imkansız, keyfi ve çifte standartlı bir uygulamadır. Hukuksuz ve öngörülemez bu uygulamalar, ülkemiz dışında hiçbir ülkedeki denklik işlemlerinde de mevcut değildir.
Diğer taraftan Azerbaycan Tıp Üniversitesi’nin bizzat Diş Hekimliği Programı, Uluslararası Bağımsız Akreditasyon ve Derecelendirme Kurumu (IAAR) ve ENQA ile WFME tarafından eğitim güvencesi ve eğitim kalitesi yönünden akredite bir kurumdur. 05 Aralık 2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve halihazırda yürürlükte olan Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma Ve Denklik Yönetmeliği’nin7. maddesi 1.(b) Fıkrası
“uluslararası kalite güvencesi kuruluşları tarafından akredite edilen programlardan alınmış diplomalara”
SYBS uygulanmaksızın diploma denklik işlemlerinin yapılacağını açıkça ifade etmesine rağmen, YÖK kendi yönetmeliğindeki hükümleri dahi keyfi olarak uygulamamaktadır. Hatta mevzuatın bu hükmüne istinaden yazılan dilekçelere aradan bir yıl geçmesine rağmen cevap dahi vermemektedir. Bu konuda CİMER e yapılan suç duyurularına da işlem yapılmamaktadır.
Ayrıca YÖK’ün, ATÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nin 2020 ve sonraki mezunları için STS sınavına alternatif olarak 4 üniversitede (Afyonkarahisar Üni, Akdeniz Üni. Ve N. Erbakan Üni. Sağlık Bilimleri Üni. Diş Hekimliği Fakültesileri) belirlediği İlmi Hüvviyet Sınavının dili Türkçe dir. Bu sınavları yapmak üzere YÖK tarafından yetkilendirilen üç Üniversitenin şu ana kadar gerçekleştirdikleri 2022 yılı İlmi Hüviyet sınavları sonuçlarını detaylı incelendiğinde görecektir ki, bu sınavlar Türkçe dilinde yapılmasına rağmen, anadili Türkçe olan T.C. vatandaşlarından başarılı olanlar ya bir yada iki kişidir. Yaklaşık 50 kişinin girdiği bu sınavlarda başarılı olan sayısı toplamda 10 civarında iken, başarılı olanların nerede ise %90’ı (yani 9 adedi) yabancı uyruklulardan oluşmaktadır. Başka bir deyişle; sınava giren yabancı uyrukluların nerede ise tamamı bu sınavlarda başarılı olurken, ana dili Türkçe olan T.C. vatandaşlarından ya bir yada iki kişinin başarılı olması, kalanının tamamının ise ne hikmetse bu sınavlarda başarısız olması, tuhaftır ve üzerinde durulması ayrıca da detaylı incelenmesi gereken bir konudur. . Çünkü aynı üniversiteden aynı dersleri alarak mezun olan, biri yabancı uyruklu, diğeri T.C. vatandaşı iki öğrenci dili Türkçe olan bu sınava giriyorlar ve yabancı uyrukluların nerede ise tamamı sınavı başarı ile kazanırken, T.C. vatandaşı olan öğrencilerin nerede ise tamamı kaybediyor.
Bütün bunlara ilave olarak, Suriye vatandaşlarına SYBS uygulanmadan veya başka bir sınava tabi tutulmadan, hatta diploma aslını dahi YÖK’e ibraz etmeden (sadece beyan üzerine) direkt denklik belgesi verilirken, (diploma sunsa dahi şu an resmi kanaldan da teyidi mümkün olmadığı halde), bu ülkenin öz evladı olan, bu ülke için ataları şehit olmuş, bu ülke için askerlik yapıp vergi veren 2020 ve sonrası mezunların, üstüne üstlük diplomaları da Azerbaycan Tıp Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden resmi kanallar yoluyla da teyit edilmesine, hatta Denklik Yönetmeliğinde ifade edildiği gibi uluslararası akredite bir kurumdan akredite olmuş bir üniversiteden mezun olunmasına rağmen, neden bu haktan faydalanamıyor?’ın cevabını bulamamaktayız.
Bu haktan faydalanmak için illa Suriye uyruklu mu olmak gerekiyor?
11-) Bana diyorlar ki niçin bu kadar sert eleştirilerle dolu yazılar yazıyorsunuz?. Yine söylüyorum ve cevap veriyorum. DİPLOMA DENKLİK DAVALARI İDARİ YARGININ KUMPAS DAVALARIDIR. BU KUMPASIN BAŞ SORUMLUSU ESKİ YÖK BAŞKANI YEKTA SARAÇ VE CUMHURBAŞKANININ GÖREVDEN ALDIĞI OLİGARKLARDIR. Anayasanın 138. maddesine aykırı olarak Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkan ve Hakimlerine vermiş olduğunuz BRİFİNG’ten sonra Diploma Denklik Davaları kararlarının tamamı hükümsüzdür. Bu davalarda verilen kararların tamamı incelenerek TASHİHİ KARAR (KARAR DÜZELTME) verilmesi gerekir. Anayasa’nın 138. maddesine göre kimse hakimlere tavsiye, telkin ve BRİFİNG veremez. Madem öyle, SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ GEREĞİNCE BİZDE BRİFİNG VERELİM. 01.11.2022 ANKARA

