Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

VALİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ, ARAPÇA VE MESLEK DERSLERİ ÖĞRETMENLERİNE HİTAP ETTİ

Muş Valisi Seddar Yavuz, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün görüşleri ile İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzce ilimizdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri, Arapça öğretmenleri ve meslek dersleri öğretmenlerinin mesleki yeterliliklerini arttırmak için düzenlenen Hizmet İçi Eğitim Semineri’ne katıldı.

Muş Valisi Seddar Yavuz, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün görüşleri

 Öğretmenevi Konferans Salonunda düzenlenen program İl Milli Eğitim Müdürü Cevdet Arslan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmasının ardından katılımcı ve öğretmenlere hitap eden Sayın Valimiz Seddar Yavuz; “Kıymetli öğretmenler, geleceğimizin mimarları; sizler gençliğimizi yetiştirecek mahir ellersiniz. Değerli arkadaşlar daha önce görev yaptığım yerlerdeki bütün okullarda Kur’an-ı Kerim ve diğer İslami bilimlerin hangi oranlarda seçmeli ders olduğuna dikkat etmişimdir. Bu şehirde de bu oranlara dikkat ediyorum. O nedenle özellikle Kur’an-ı Kerim ve diğer İslami bilimlerin mutlak suretle okullarda teşvik edilmesi bizim için çok önem arz ediyor. Arzu ettiğimiz şeylerden bir tanesi herkesin dinini yaşayacak kadar öğrenebilmesinin önünü açmaktır.

 
Biz şimdi üniversite gençliğimize hangi medeniyete mensubuz diye sorsak; bu soruyu doğru cevaplayacaklarından emin değilim. Bu soruyu doğru cevaplamayan bir ülkenin evlatlarının birbirleri ile mücadele etmesi gayet normal. Aynı soruyu İngiltere’de, Almanya’da sorsanız bütün gençlik size doğru cevabı verir. O zaman neden batıda insanların kimlik tanımlamaları yaparken kimlik sorunu yaşamadıklarını daha iyi anlarsınız. Ama bizim ülkemizde ve az gelişmiş ülkelerde insanların zihinleri karışıktır. İnsanlar söze başlarken ya Kürdüm diye ya Türküm diye başlar. Yani biz aidiyetlerimizi insan olmanın önüne koyarak söze başlıyoruz. Oysa önce insan olmalıyız.
 
Biz bu coğrafyada bin yıldır yaşıyoruz. Geriye dönüp bakınca son dönemlerde yaşadığımız katliamlar Osmanlı’nın hiçbir döneminde olmamıştır. Osmanlı döneminde etnik kökeni ne olursa olsun her vatandaş bu coğrafyada huzur içinde yaşayabilmiştir. Ama şimdi geldiğimiz noktaya bakınca, sorunlar artık çözülebilir olmaktan çıkmış ve bu sorun sınırlarımıza kadar dayanmıştır. Şu anda Suriye’de olmayan devlet yok. Herkes orada. Ölenler yine Müslümanlar, katledilenler Müslümanlar. O nedenle bizim gerçekten Hazreti Kur’an-ı ve Hazreti Peygamberi anlamaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Benim sizlerden en büyük beklentim çocuklarımıza şefkat göstermenizdir. Öğretmenlerimiz ve din adamlarımız topluma daha çok şefkat göstermelidirler. Bilin ki gösterdiğiniz şefkat kadar etkili olursunuz. Sadece disiplin uygulayarak etkili olunmaz. Biz medeniyetimizi sevgi ve şefkat medeniyeti olarak özetleyebiliriz. Ama biz giderek sevgi ve şefkatten uzaklaşıyoruz. Birbirimize tahammülümüz yok denecek kadar az. Bu ortamda sevgi ve şefkatten nasıl bahsedeceksiniz. O sebeple bizim medeniyetimizin bizim gibi düşünmeyenlere de sevgi ve şefkat gösteren bir medeniyet olduğunu unutmamamız gerekir. Aksi halde gençler ve çocuklar üzerinde etkili olmamız mümkün değil. Eğer biz çocuklarımıza sahip çıkıp iyi bir şekilde yetiştirebilirsek bugün yaşadığımız sorunları yaşar mıyız?
Bizim istikametimiz belli. Biz İslam medeniyetinin en önemli lideriyiz. Kim ne derse desin İlahi Kelimetullah peşinde koşmaya devam edeceğiz. Bunu gerçekleştirmek için çok çalışmaya ihtiyacımız var. Hepimizin ama herkesin yapacağı bir şey var.
 
Bu ülkenin bayrağına hakaret ederek bir sonuca varılmaz. Bakın Diyarbakır’da evini barkını terk edenler ülkenin batısına gidiyor. Cizre’den göç edenler ülkenin batısına gidiyor. Başka topraklara gitmiyor. Irkçılık yapanlar, terörü destekleyenler bir kez daha düşünsünler. Biz şundan eminiz, Balkanların, Kafkasların, Ortadoğu’nun hatta Afrika’nın ikinci adresi Türkiye’dir. Ama bu ülkede yaşayan 78 milyon vatan evladının ikinci bir adresi yoktur. Bu ülkenin herkese yetecek kadar büyük olduğunu ve herkesi kucakladığını unutmayalım. Ama siz İslam’ı öğretecek insanlarken, siz insanları farklı ideolojilere yönlendirirseniz bunun hesabını da asla veremezsiniz. Bunun hesabını ne vicdanınıza ne de Allah’a verebilirsiniz. Kendi saplantılarımızı ideolojimizi öğretmek değil bizim işimiz.
 
Biz devlet olarak bütün kamu kurum ve kuruluşlarında propaganda istemiyoruz. İşlerini yapmalarını istiyoruz. Sizlerden de isteğimiz çocuklarımızı İslamiyet’le buluşturun, İslam’ı anlatın. Diğer öğretmenlerimizden isteğimiz de bu. Matematiği, Türkçeyi, Tarihi, Coğrafyayı iyi anlatsınlar.
 
Bu vesileyle, bu kutsal mesleğe gönül veren siz değerli öğretmenlerimize, başarılar dilerim.” Dedi.