İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG Dünya Teşkilatı ve UNACLA Başkanı Kadir Topbaş, BM Üst Düzey Siyasi Forumu’nda Habitat 3’e Doğru 2015 İçin Küresel Görev Gücü’ konulu bir konuşma yaptı. Yoğun katılımın olduğu toplantıda ECOSOC Başkanı Martin Sajdik, BM Sosyal ve Ekonomik Kalkınmadan Sorumlu Müsteşarı Wu Hongbo ve Avusturya Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Rudolf Hundstorfer de yer aldı. Dünyanın dört bir yanındaki yüz binlerce yerel yönetim olarak yoksulluğun azaltılabileceği, refah ve sürdürülebilir kalkınmanın beraber elde edilebileceği bir çözümün ve yeni bir kalkınma gündeminin ortaya konulabileceğine inandığını belirten Başkan Kadir Topbaş, “Bu gündem tek ve evrensel olmalıdır. Aynı zamanda insan odaklı, gerçekçi ve elde edilebilir olmasının yanı sıra gelecek nesillerin ihtiyaçlarına hitap edebilmelidir” dedi. Rio+20 ve 2015 sonrası gündeminin, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde bir araya gelmesinden derin bir memnuniyetle karşıladıklarını, sürdürülebilirliğin kalkınmadan ayrı tutulamayacağını vurgulayan Topbaş, vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmekle toplumların dirençliliğini artırmış, yeni fırsatlar oluşturmuş ve gelecek nesillere daha iyi bir miras bırakmış olacaklarını söyledi. “Çözüm ortağı olarak, küresel hedefleri yerel ve bölgesel katkılarla gerçekleştirmek istiyoruz. Kalkınma için finansmanın, iklim gündemi ve Habitat 3’ün, 2015 sonrası gündeminin bir parçası olması gerektiğini düşünüyoruz” diyen Topbaş, bildirge taslağının giriş kısmında yerel yönetimlere atıfta bulunulmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti. Kentsel gündemle bir bağlantı kurulmazsa büyük bir fırsatın kaçacağı kanaatinde olduklarını aktaran Topbaş, şöyle konuştu; “Kentsel gündem yalnızca şehirlere değil, aynı zamanda bütün yerleşimlere ait bir gündemdir. Eşitsizlikleri azaltmak için kalkınma gündemini yerelleştirmek. Ülkeler ve bölgeler dâhilindeki ve arasındaki eşitsizliğin artışı, birçok uluslararası forumda binyıl kalkınma hedeflerinin zayıf noktası olarak dile getirilmiştir. Bu gerçeklik artık sadece en az gelişmiş ülkeler için geçerli değildir. Günümüzde dünyadaki en yoksul nüfusun yüzde 70’i orta gelirli ülkelerde ve kentlerde yaşamaktadır. Yerel ve alt ulusal yönetimler, yoksulluğun ve hastalıkların azaltılmasında kritik öneme sahip yerel kalkınma stratejilerini ve altyapıları sağlamakta ve sürdürmektedir.” İklim değişikliğine uyum ve afet risk azaltımı için, entegre bir bölgesel yaklaşım ile kentsel planlamanın geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Topbaş, “Gündemi yerelleştirmek yalnızca hedefleri yerel düzeye uyumlu hale getirmek değil, aynı zamanda bölgesel yönetimlerin yetkinlik ve kaynakları üzerinde de çalışmaktır. Yerel yönetimler, diğer yönetim kademeleri ve uluslararası kurumlar tarafından desteklenmelidir. Ayrıca sivil toplum ve özel sektörle güçlü ortaklıklar kurma kapasitesine sahip olmalıdır. Bu iki unsur, gündemin başarısında büyük rol oynayacaktır. Küresel gündem yerel gündemdir. Uluslararası uygulama mekanizmalarının, yerel ve bölgesel yönetimleri özel bir yönetim alanı ve kalkınmanın kilit aktörleri olarak kabul etmesi gerekir. Karar alma mercileri ile vatandaşlar arasındaki boşluk; sağlam, adil ve özellikle yerel düzeyde kaynaklara sahip kurumlar ile kapatılmalıdır. Kaliteli temel hizmetlere evrensel erişim sağlamak büyük önem taşıyor. Kent liderleri olarak günlük sorumluluklarımız, bunu yakından anlamamızı sağlıyor. Özellikle de kadınlar, çocuklar, engelliler ve yoksullar gibi toplumun en savunmasız kesimlerinin kaliteli temel hizmetlere ihtiyacı var. Kalkınma gündeminin önemini en çok sokaklarda, okullarda, hastanelerde ve karakollarda görüyoruz” diye konuştu. Koydukları hedeflerin süreçler içerdiğini, bu nedenle yeni bir çalışma yöntemi geliştireceklerini anlatan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Belediye başkanları olarak, çoğu zaman doğrudan yetkinliklerimizin üzerinde çalışmalar gerektiren durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Önümüzdeki gündem; yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası liderlerin ortak çalışmasını gerektirmektedir. Kentleşmenin getirdiği zorlukları kabul ediyoruz. Ancak, aynı zamanda büyük olasılıklar sunduğu gerçeğini de sizlere aktarabildiğimi ümit ediyorum. Bu olasılıklar, ancak yerel ve bölgesel yönetimlerin kalkınma gündemine tam katılımı ile gerçekleştirilebilir. Kararlılığımızın ve desteğimizin bir kez daha altını çiziyorum.”

