Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanımız İsmail Kahraman, Başbakanımız Binali Yıldırım, İstanbul Valimiz Vasip Şahin, İBB Başakınımız Kadir Topbaş, İl Başkanımız Dr. Selim Temurci’nin katılımıyla gerçekleştirilen mitinge katılan milyonlarca İstanbullu, ecdadımızın büyüklüğünü ve fetih ruhunu bir kez daha hissettiler. Etkinliğin ilk bölümünde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ve TSK Mehteran Birliği Mehteran Grubu sahne aldı. Günün erken saatlerinde dolmaya başlayan Yenikapı Meydanı’na 100’e yakın kontrol noktasından geçerek içeri alınan İstanbullular, ellerindeki Türk bayrakları ve mehter marşlarıyla coştular.
İstanbul’un surlarına benzer şekilde tasarlanan ve “dünyanın en büyük 3 boyutlu platformu” olarak tasarlanan gösteri alanında, Fatih Sultan Mehmet’i at üstünde gösteren bir resim ve “Yeniden Diriliş Yeniden Yükseliş” yazısı yer aldı. Vatandaşlarımızın gösterileri rahat izleyebilmesi için de 9 dev ekran yerleştirilirken, etkinlik alanında 10 sağlık çadırı, ambulansların kalabalık arasında yol alması için güzergahlar, 150 güvenlikli giriş kapısı, 6 noktada mobil tuvalet ve şadırvanlar, su dağıtım noktaları oluşturuldu.
Fetih, Çağ Kapatıp Çağ Açmaktır
İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ın konuşmalarının ardından kürsüye gelen Genel Başkanımız ve Başbakanımız Binali Yıldırım, şölene katılanlara teşekkür etti ve şunları söyledi: “Fetih, benden bize ulaşmak, beni biz içinde eritmektir. Farklılıklarımızı zenginlik saymak, her renkten, inançtan milletin insanını bir arada, barış içinde yaşatmaktır. Adaletin önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır. Fetih, Çanakkale’de geçilmez, Sakarya Dumlupınar’da işgalcilere kök söktürmek, düşmana haddini bildirmektir. Fetih, millet olarak ayağa kalmak, ufka bakmak, yeniden tarihi yazmaktır. Fetih, çağ kapatıp çağ açmaktır. Fetih, mazlumun yanında ve yakınında olmak, düşeni kaldırmaktır. Ezilen halkların minnet dolu bakışlarına, yürek burkan yakarışlarına derman olmaktır, çare olmaktır. Diriliş ateşini yakmaktır. Fetih demek, bu necip millete hizmet etmek demektir.”
Ecdadımız Olmadan Adil Bir Dünya Olmazdı
Başbakanımız Binali Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kiliselerde, havralarda güvenlik bizden sorulur, huzur içinde ibadet ve yardım yapılırdı. İstanbul fethedilince nice Hristiyan, Süryani, başka dinlerden insanlara adaletin gülen yüzünü biz tanıttık. Her dilden, dinden insan özgürce yaşardı. Hülasa, biz insanların şefkatli sığınağı ve hamisiydik. Bizim ecdadımız olmadan adil bir dünya olmazdı. Hz. Ömer, Selahaddin Eyyubi gibi büyük fatihler, gayrimüslimlere adalet dağıtırken, ilkel dünyaya da insanlık dersi verdiler. Bütün dinler, kültürler, milliyetler, medeniyetler varlıklarını ancak ve ancak bizim kurduğumuz dünyada gerçeğe dönüştürdüler. Bir zamanlar bizler bu misyonu ifa etmenin şerefiyle tarih yazmışız. İnsanları huzur ikliminde buluşturmuşuz. Düzeni, çarkı, dümeni bozuk dünyaya nizam vermişiz. Azmanlaşan, kibirlenenlere karşı çelik bir iradeyle karşı koymuşuz. Ancak fetih ruhuyla direnerek Çanakkale’de destan yazmış, yedi düvele fetih ruhuyla var oluşun taşlarını döşemişiz.”
Yeniden Kutlu Yürüyüşe Devam Zaman
Başbakanımız Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: “Dünya lideri, memleket sevdalısı, cumhurun başı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile kenetlenerek, bir ve bütün olarak tarih yazma zamanıdır. Yedi düvele karşı, adaleti ve hakkı söyleme zamanıdır. Dünya halklarının, mazlum ve hakkı gasp edilenlerin dualarını, desteklerini alarak, yeniden kutlu yürüyüşe devam zamanıdır. Tarih inancımızın, bize yüklediği sorumluluğun gereğini yeniden yapmak, tarihin öznesi olma zamanıdır. Yeni bir fetih ruhu filizlenmesin diye terörü başımıza bela ettiler, devlet içinde devlet oluşturarak, paralel güç yarışına girdiler. Okyanus ötesinden Türkiye’ye yol biçmeye kalktılar. Yaban elleri, sinsice bu ülkenin damarlarına zerk ettiler zehrini. Masum görünümlü şebekeler, kuzu postundaki ihanetleriyle milleti kalbinden vurmaya çalıştılar. Milletimizin evlatlarını kandırarak, teröre bulaştırdılar. Gezi kalkışmasıyla, gençlerimizi sokağa döktüler. 6-8 Ekim olaylarıyla, bu milletin çocuklarını kandırarak sokağa döktüler.”
İstanbul’un Fethi Mübarek Olsun
Başbakanımız, “Diyarbakır İstanbul, İstanbul Diyarbakır’dır. Van, Yozgat, Samsun, Edirne İstanbul’dur. İstanbul, köşe bucak Türkiye’dir.” dedi ve şu şekilde devam etti: “İstanbul’un fethini yad ederek, birliği kuşanmanın, milletçe bir ve bütün olduğumuzu dost, alem herkese göstermenin tam zamanıdır. İstanbul’un şahsında Türkiye’yi yeryüzü cennetine çevirmenin, dünyaya müjdeler dolusu mesaj vermenin zamanıdır. Buradan, Yenikapı Meydanı’ndan. Türkiye’nin her rengini bünyesinde taşıyan, dünyanın vicdanı ve izanı olan İstanbul’un fethi tekrar mübarek ve kutlu olsun. Ey Fatih Sultan Mehmet Han! Sen bu aziz İstanbul’u fethetmek için gemileri karadan gezdirdin. Senin torunların, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, trenleri, arabaları denizin altından geçirdi. Marmaray ve Avrasya ile iki kıtayı birbiriyle buluşturdu.”
TBMM Başkanımız İsmail Kahraman’ın ardından, Fetih Şöleni’ndeki son konuşmayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, konuşmasına, “Ey İstanbul, iki kıtanın gözdesi İstanbul… Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar İstanbul… Her semtinde, her sokağında ayrı güzellikleri sinesinde barındıran İstanbul… Deniziyle, yeşiliyle, tarihiyle, evet kendini gören herkesi kendine hayran bırakan İstanbul… Minareleriyle, camileriyle, türbeleriyle, saraylarıyla, çeşmeleriyle, milletimizin şahikası İstanbul… Hepsinden önemlisi insanıyla aziz İstanbul… Seni kalpten selamlıyorum” sözleriyle başladı.
Bu Şehrin Kıymetini Çok İyi Bilmeliyiz
Cumhurbaşkanımız, İstanbul çekip alınırsa, şairlerin ilhamsız ve sözsüz, şiirlerin eksik kalacağını dile getirerek, “İstanbul’u anmadan tarih yazmaya kalkarsanız, mürekkebiniz kurur, kaleminiz körelir. İstanbul’u görmeden, İstanbul’u yaşamadan geçen ömür eksiktir, tatsızdır. Onun için bu şehrin kıymetini çok iyi bilmeliyiz. İstanbul bizim için sevgili Peygamberimizin övgüsüne, müjdesine mazhar olmasıyla ayrıca önemlidir. Çağ kapatıp, çağ açan, tarihin gördüğü en muhteşem zaferlerden biri olan İstanbul’un fethinin 563. yıl dönümü mübarek olsun, kutlu olsun. Rabbim, bu şehri, bu şehri fetheden komutan Fatih Sultan Mehmet Han’dan, onun manevi rehberleri olan Akşemsettin’den, Molla Gürani’ye kadar tüm alimlerden, bu şehri fetheden askerden, bu şehrin asırlardır bizim olarak kalması için mücadele eden herkesten razı olsun.” diye konuştu.
Fethin Hesaplaşması 563 Yıldır Bitmedi
Cumhurbaşkanımız, İstanbul’un 563 yıl önce fethedildiğini hatırlatarak, şunları söyledi: “Ama şundan emin olun bu fethin hesaplaşması 563 yıldır bitmedi. İstanbul semalarında ezanlarımız okunmaya, ay yıldızlı bayrağımız dalgalanmaya devam ettiği sürece, bu hesaplaşma bitmeyecek ve bu hesaplaşma devam edecek. Bu şehri sadece şehirlerden bir şehir sananlar, nasıl bir gaflet içinde olduklarını bilseler, inanın bana gözyaşlarıyla nedamet getirirler. İstanbul’u anlamak için Mekke’yi gözünüzün önüne getirmelisiniz, Medine’nin huzurunu içinizde yaşamalısınız, Kudüs’ün acısını kalbinizde hissetmelisiniz. İstanbul’u anlamak için Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın kefenini giyip, ordusunun başına geçtiği andaki cesaretini kavrayabilmelisiniz. 1075 yılında coğrafyamızdaki ilk devletimizi kuran Süleyman Şah’ın ufkunu çözebilmelisiniz. Söğüt’te temelleri atılan, dünyanın en uzun soluklu ve kudretli devletinin kurucusu Osman Gazi’nin rüyasına vakıf olmalısınız.”
Bu Memleketi Bizden Koparmaya Kimsenin Gücü Yetmeyecek
Fethin, batının aşılmaz sandığı duvarların aşılması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Fetih, 21 yaşındaki bir sultanın bin yıllık Bizans’ı dize getirmesidir. Fetih, askeri dehanın ve teknolojinin o dönemdeki zirvesidir. Fetih, ayak basılsa bile kalıcı olunamayacağı sanılan bir kıtaya kök salınmasıdır. Fetih, Avrupa kıtasının diğer ucunda, Endülüs’te vahşice söndürülmekte olan bir medeniyet ateşinin doğu tarafında yeniden yükselişidir. Şairin ifadesiyle fetih, ‘Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, almışız.’ Fetih, yarısı gök olan cihanın yerdeki diğer yarısını almış olmamızdır. Fetihten sonra bize artık ne İstanbul’dan ne Trakya’dan ne Anadolu’dan hicret yoktur. Sadece Akdeniz’e değil, Avrupa’ya da bir kısrak başı gibi uzanan bu memleketi bizden koparmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bölücü terör örgütünü koçbaşı gibi kullanıp, ülkemize saldıranların derdi ne Kürt kardeşlerimizdir ne de o bölgedir. Onların derdi fethin intikamını almaktır. İşte gördünüz, kullandıkları kuklalar, açtıkları çukurlara gömüldüler. Onları üzerimize salanların akıbeti de eninde sonunda aynı olacaktır.” dedi.
Kendimiz Olmaktan Asla Vazgeçmeyeceğiz
Cumhurbaşkanımız Erdoğan terörle mücadelenin devam edeceğini dile getirdi ve şöyle devam etti: “Şu anlaşılıyor ki medeniyetimizin 1400 yıllık ışığı hala birilerini rahatsız ediyor. Anlaşılıyor ki coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı hala kabul etmeyenler var. Fethin 600 yıla yaklaşan acısının hala taze olduğunu görüyoruz. Biz unutsak da onlar unutmuyor, biz uyusak da onlar uyumuyor. Biz kendilerine ne kadar yaklaşırsak, yaklaşalım onlar asıl hedeflerinden, asıl niyetlerinden, asıl rüyalarından vazgeçmiyorlar. Onun için biz de unutmayacağız, onun için uyumayacağız, onun için kendimiz olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. İşte Suriye’de olanları görüyorsunuz. Ne işi var orada Rusya’nın? Ne işi var orada İran’ın? Ne işi var orada terör örgütünün sözde armalarıyla donanmış Amerika askerlerinin? Amacınız, DAİŞ terör örgütüyle mücadele ise bunun yolu Suriye’nin masum insanlarını katletmek, onlara her türlü zulmü ve acıyı reva görmek değildir. Bunun yolu öncelikle Suriye halkını zalim Esed’den ve onun eli kanlı rejiminden kurtarmaktır.”
2023 Hedeflerimize Ulaşacağız
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılı devletlerce “Hasta adam” ilan edildiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Bu millet yüz yıl önce, hasta adam ilan ettikleri Osmanlı’nın küllerini havaya savurmanın hevesiyle Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de, Kafkas cephesinde, tüm güçleriyle üzerine saldıranlara, hak ettikleri cevabı vermişti. Kurtuluş Savaşı sonunda adeta küllerinden yeniden doğan son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, bu yıl 93. yıl dönümünü geride bırakıyor. İnşallah, 2023 hedeflerimize ulaşarak, 100 yıl öncesinin hasta adamının varisini, geleceğin en büyük 10 ekonomisinden biri haline getireceğiz. Getirir miyiz? Evelallah getireceğiz.”
Yavuz Sultan Selim Köprüsü 26 Ağustos’ta Açılıyor
Yavuz Sultan Selim Köprüsünde de sona yaklaşıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “26 Ağustos’ta inşallah Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de açıyoruz. Bunun temellerini atarken ne dedik? Tarih verdik. Allah’ın izniyle biz yaparız. Yaparız dedik, işte 26 Ağustos geliyor. Geçenlerde son kaynağı Sayın Davutoğlu, Sayın Binali Bey, üçlü attık… Değerli kardeşlerim, şimdi bir taraftan yollar da bitiyor ama bir şey daha var, dünyanın bir numaralı havalimanı da bitiyor. Yüzde 25’i şu anda bitmiş vaziyette. Geçenlerde gittik Sayın Başbakanla beraber oraları gezdik. Durumu gördük. Elhamdülillah gayet hızlı gidiyor. Nereden nerelere geldik… Bize bunu layık görmeyenler şimdi aslını görüyorlar. Çünkü, bizim fiilimizin ulaştığı yere ülkemizdeki birileri var ya, onların hayalleri bile ulaşamaz.”
Bundan Sonra Karar Yargının
Alanda “Meclis’te PKK istemiyoruz” şeklinde slogan atılması üzerine Cumhurbaşkanımız Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Şu anda bildiğiniz gibi dokunulmazlıklarla ilgili parlamentoda iktidar partisinin vermiş olduğu teklif, görüşüldü ve 376 kabulle geçti. Bu ne demektir? Yargı, parlamentoya fezlekeleri gönderiyor ve bu fezlekeler rafa konuyordu. Şimdi rafa konmuyor. O tarih itibariyle bu fezlekeler değerli kardeşlerim 168 milletvekilini kapsayan fezlekeler ve bu fezlekeleri şu anda parlamento oyladı ve yargıya gönderiyor. Onun için de şu anda Meclis Başkanlığında… Bundan sonra karar yargının. Yargının vereceği kararla da sizin bu arzularınız inanıyorum ki Allah’ın izniyle yerine gelecek.”
Bunlar Bu Milletin Evladı Olabilir Mi?
2016’nın yeni bir sıçrama yılı olacağını ifade eden Cumhurbaşkanımız, “Ama bunu yapmamız için Rabia’mızı halletmemiz lazım. Rabia. Birincisi, tek millet olacağız, tek millet. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Arabıyla, Romanıyla, Boşnağıyla velhasıl 79 milyon tek millet. İki, tek bayrak. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi. Bu bayrak sadece bizde var. Manasıyla, anlamıyla tek bayrak. Üçe geliyorum. ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’. Toprak, vatan olabilecekse onun uğrunda ölenlerin olması lazım. Bizim bu topraklarımızın uğrunda ölenler var mı? Var. Ne diyor? ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda/Canı cananı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’. Buralara kolay gelmedik. Tek vatan. Dördüncüsü tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz var mı? Tanımıyoruz. Dün bir tane parti kongre yapmış. Kongrede ne Türk bayrağı ne İstiklal Marşı var. Bunlar bu milletin evladı olabilir mi? Parlamentonun içerisinde olanlar da gidip orada konuşma yapıyor. Bunların yeri belli. Yapacakları tek şey var, silahları gömecek ve betonlayacaklar, koordinatlarını da verecekler. Olmadı, bu ülkeyi terk edecekler. Başka türlüsü yok.” dedi.

