İNSAN!
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz, insanı; aklıyla düşünen,
kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı
tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık
olarak yaratmıştır. Evet, insan olarak doğmak
büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu
insan kalabilmektir. Allah’ın rızasını gözetebilmek,
yaratılış gayesine uygun bir hayat sürebilmektir.
İçimizdeki iyilik kapılarını açık tutmak, ancak;
kötülükleri de içeriye sokmamaktır.
Aziz Müminler!
İnsanlığı çoğu zaman büyük işlerde ararız.
Oysa insanlık gündelik hayatın küçük anlarında
saklıdır. Asr-ı saadette yaşanan şu hadise bizim için
çok büyük hikmetler barındırmaktadır. Bir gün
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i görmek için yaşlı bir
adam gelmişti. Oradakiler ona yer açmakta ağır
davranınca Rahmet Elçisi (s.a.s) şöyle buyurdu:
“Küçüğümüze merhamet etmeyen ve
büyüğümüze saygı göstermeyen bizden
değildir.”
1 Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı
boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle
davranan, kalbinin katılığından kurtulur. Anne ve
babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı
başında bulur. Hastaları ziyaret eden, ruhuna
esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle
paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır.
Komşusuna selam veren, sevgi ve muhabbetin
toplumda yayılmasına vesile olur.
Kıymetli Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak, “İnsan, kendisinin başıboş
bırakılacağını mı zanneder?”
2
sorusu ile bizlerin
dikkatini çekerken; insan, Rabbinin kendisine
verdiği kıymeti unutuverir. Makamını üstünlük
sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir
aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi
hâline getirebilir. Oysaki dinimiz İslam bizlere
şunları öğretmektedir: Değerimiz; dış
görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten,
makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan
kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç
sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç, öfkeyi
dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi
olabilmektir.
Kardeşlerim!
Bazen yüzümüze gösterdiğimiz özeni
kalbimize gösteremiyoruz. Aynada geçirdiğimiz
vakit kadar iç muhasebemize vakit ayıramıyoruz.
Küçücük bir sözü büyük bir kine
dönüştürebiliyoruz. Aramızdaki kırgınlıkları
yıllarca yaşatabiliyor, af ve mağfiret yolunu
tutmayabiliyoruz. Miras kavgası yüzünden
kardeşlerimizin kapısını çalmayabiliyoruz. Aynı
safta omuz omuza durduğumuz komşularımızla
selamlaşmıyor, akrabalarımızla sıla-i rahmi
kesebiliyoruz.
Aziz Müslümanlar!
Hutbemizin başında ifade ettiğimiz hususu
önemine binaen bir daha zikretmek istiyorum.
İnsan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl
olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Öyleyse
bugünden tezi yok; evlerimize şefkati,
sokaklarımıza merhameti, ticaretimize dürüstlüğü
yeniden hâkim kılmak için harekete geçelim.
Dilimizi gıybetten, kalbimizi kibirden arındıralım.
Gücümüzü zayıflara sığınak olmak için kullanalım;
sözümüzü kırılan kalpleri onarmaya adayalım. İşte
o zaman yeryüzündeki fani yürüyüşümüz anlam
kazanacak, bu dünyada ektiğimiz merhamet
ahirette sonsuz bir rahmete dönüşecektir.

