Eyüp Belediyesi’nin geleneksel hale gelen çorba ikramına ilgi her hafta artarak devam ediyor. Vatandaşlar, Eyüp Belediyesi tarafından ikram edilen çorbanın tadını hiçbir yerde bulamadıklarını söylüyorlar.
Eyüp Belediyesi tarafından her hafta Pazar günleri, sabah namazının ardından, Eyüp Sultan Meydanı’nda çorba ikramı yapılıyor. Sabah namazı için Eyüp Sultan Camii’ne gelenler, namaz çıkışı Eyüp Belediyesi’nin sıcak çorba ikramıyla karşılaşıyorlar. Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar, hatta yurt dışından gelen turistler de sıcak çorbayla içlerini ısıtıyorlar. Vatandaşlardan bazıları memnuniyetlerini “Bu çorbanın tadını hiçbir yerde bulamıyoruz” sözleriyle ifade ediyorlar.
Göktürk’e ‘’Kötü Şair’’ Geldi…
Göktürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde haftasonu sahnelenen “Kötü Şair”, köyden kasabaya ve oradan da şehre uzanan bir yolculuğun hikayesini anlatıyor.
Şerafettin Kaya’nın yazıp yönettiği, Edibe Alsancak, İslam Çamyar, Meltem Artun, Tuğba Zambak’ın rol aldığı şiiral oyun, köyden kasabaya oradan da metropole gelen bir insanın, hayata tutunmaya çalışırken yaşadığı korkuları, sevinçleri, hüzünleri ve aşkları anlatıyor.
Kötü Şair, diğer yandan kişinin yetiştiği kültürü geliştirirken karşısına çıkan zorluklarla baş etme mücadelesini de seyirciye gösteriyor. Oyun, böylelikle köy, kasaba ve şehir insanlarının tüm hallerini kendi hayatı üzerinden seyirciyle buluşturuyor.
Mıstık Üç Dileği’ni Göktürklü Çocuklara Anlattı…
Göktürk Kültür ve Sanat Merkezi birbirinden güzel tiyatro oyunlarıyla çocukları eğlendirmeye devam ediyor. Merkez’de bu hafta sonu “Mıstık’ın Üç Dileği” adlı tiyatro oyunu sahnelendi.
İnteraktif ve birbirinden neşeli şarkılarıyla çocukların beğenisini kazanan oyun anne sevgisini, kardeşliği, paylaşmayı, yalan söylememeyi ve ne olursa olsun iyilerin kazanacağını öğütlüyor.
Oyunun küçük kahramanı Mıstık, annesinin iyileşmesi için para bulmak zorundadır. Annesinin iyi dilekleriyle şehirde yaşayan dayısının yanına iş bulmaya yola koyulur. Yolculuk sırasında Mıstık bir tas bulur ve Güneş dede ile tanışır. Bakalım Mıstık, iyiliklerin peşinden gidip kötülerin ve kötülüklerin efendisi kötü kalpli cadının esiri olacak mı?
Yazarlığını ve yönetmenliğini Mehmet Altan ve Ömür Gökhan Daldık’ın yaptığı oyunda Özgenur Reyhan Güler, Damla Arslan, Gürkan Oruç ve Oya Kalaman performanslarıyla büyük ilgi topladı.
Karagöz ve Hacıvat’ın Şakası!
Eyüp Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki çocuk tiyatroları Eyüplü çocukların buluşma noktası oluyor. Çocuklar, bu hafta sonu Hacıvat ve Karagöz’le keyifli saatler geçirdiler.
Alpay Ekler programda çocuklara geleneksel kültürümüzün vazgeçilmez öğelerinden biri olan Hacivat ve Karagöz Gölge Oyunu’nun nasıl ve hangi malzemelerden yapıldığını, çaldığı düdüğü ve tefini tanıttı.
Oyunda yurt dışından gelen Çelebi eğlenmek ister. Hacivat’a bu durumu anlatır. Hacivat Karagöz’e bir şaka yaparak eğlenmeyi planlar. Seyircinin de katılımı ile Karagöz’e bir şaka yaparlar. Birbirinden komik olaylar böylece gelişir.
Akif Emre: “İnsanlar Kameranın Cazibesine Dayanamıyor”
Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi alanında tecrübeli ve yetkin isimlerle Eyüplüleri buluşturmaya devam ediyor. Her ay bir başka konu üzerinde yoğunlaşan merkez, Mart ayı etkinlikleri kapsamında “Belgesel ve Kamera Ahlakı” konusunu mercek altına aldı.
Cihan Aktaş ve Suat Koçer’in konukları belgesel yapımcısı Akif Emre’ydi. Aktaş ve Koçer’in sorularını yanıtlayan Akif Emre, çocukluğunda haritaları çok sevdiğini, belgeseller yapmasının alt yapısında keşif merakı olduğunu iade etti.
Türkiye’deki belgesellerin yavaş yavaş kaliteyi yakaladığını belirten Akif Emre, bu iş için teşvik ve desteklerin çoğalması gerektiğini vurguladı. Osmanlı Şehirleri belgeseli üzerinden anlatım yapan Akif Emre “Her belgeselin anlatılmayan özel bir hikayesi vardır. Yapım sürecinde yaşanılan olaylar insana çok şey öğretiyor. Ben o zamanlar İspanya’da İslam kültürüyle yaşayan ama yaşadığı şeyin ne olduğunu bilmeyen insanlara denk gelmiştim. Belgesellerin aldatıcı bir tarafı da var. Özelikle de gerçeklik kavramından yola çıkılan belgesellerde yönlendirilmeli bir bakış açısı verilebiliyor” dedi.
“İnsanlar Kameranın Cazibesine Dayanamıyor”
Kendi yaptığı belgesellerin yapım sürecini anlatan Akif Emre, teknik konulara değinerek son zamanlardaki belgesel yapımlarını eleştirdi. Emre konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu dalda salt estetik kaygıyla işe başlayanlar ahlaki boyutu kaybediyor. Zaten insanların çoğu kamerayı görünce cazibesine dayanamayarak herhangi bir şeklide konunun içine girmeye çalışıyorlar. Burada asıl mesele kameranın arkasındakine güvenebilmektir. Gazetelerin 3.sayfa haberleri gibi konu işlemek meşru bir durum haline geldi. İyi bir yapım ve ahlak boyutunu göz ardı etmemek için seküler anlayışla yapılanlar hariç ideoloji sahibi olanların, hümanistlerin ve İslam kimliği taşıyanların buluşabildiği ortak noktaların olması bir avantajdır. Toplumsal olarak hafızamızda belgesellerin yeri büyük bir önem arzediyor…”

