AK Parti İstanbul İl Başkanlığı basın bülteni
“AK Parti İstanbul İl Başkanlığımızın koordinasyonunda, İlçe Başkanlıklarımızın katılımıyla düzenlenen yardım kampanyasında toplanan kırtasiye yardımları, İl Başkanımız Dr. Selim Temurci’nin de katıldığı bir organizasyonla Diyarbakırlı çocuklara dağıtıldı.
Türkiye’nin ihtiyaç duyan bütün şehirlerine yardım elini uzatan AK Parti İstanbul Teşkilatı, bu yıl Diyarbakırlı çocukların okul çantalarını hazırladı. İlçe Sosyal İşler Başkanlıklarımızın organizasyonuyla, hayırsever iş adamları ve teşkilatımız tarafından toplanan 3000 çanta ve kırtasiye seti, İl Başkanlığımızda paketlenerek Diyarbakır’a gönderildi.
İl Başkanımız Dr. Selim Temurci, İl Sosyal İşler Başkanımız Habibe Çiftçioğlu Başer, İl Dış İlişkiler Başkanımız Dr. Fatih Tuna, İl Yönetim Kurulu Üyemiz Mutlu Bozkurt, İl Yedek Yönetim Kurulu Üyemiz Sertip Akşahin, Gençlik Kolları Sosyal İşler Başkanımız Ensar Topçu ve İl Sosyal İşler Komisyonu Üyemiz Türkan Özmenoğlu, AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığımız tarafından teslim alınan yardımların dağıtım organizasyonuna katılmak için Diyarbakır’a gittiler.
İl Başkanımız ve İl Yöneticilerimiz, Diyarbakır’da AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammed Akar ve Diyarbakır il teşkilatımız tarafından karşılandı
Heyet, buradan Bismil ilçesinde bulunan Işıklar ve Eliaçık köylerine hareket etti. İl Başkanımız Dr. Selim Temurci ve heyetimize AK Parti Diyarbakır İl Başkanımız Muhammed Akar, İl Başkan Yardımcıları, Diyarbakır Milletvekili Adaylarımız Galip Ensarioğlu, Tahsin Arslan, Netice Arslan, Aziz Alper Biten ile çok sayıda partilimiz eşlik etti.
Köylerdeki dağıtımlarda, oldukça neşeli ve sevinçli anlar yaşandı. İl Başkanımız Dr. Selim Temurci’ye büyük ilgi gösteren Diyarbakırlı minikler, yeni çantalarıyla objektiflere gülümsediler.
Diyarbakır, İstanbul’dur
Diyarbakır’da gazetecilere açıklama yapan İl Başkanımız Dr. Selim Temurci, hangi siyasi görüşe mensup olunursa olunsun, bu ülkenin kurtuluşunun camide ve okulda birlik olmaktan geçtiğini belirterek, “Rabbim bizi kardeş kılmış. Bizi kardeş kılan Rabbimize şükrediyoruz. Kardeşlik türküsünü geleceğimiz olan çocuklarımızla paylaşmaya geldik. Çocuklar bu topraklarda umudun adı olsun. Geleceğin ve kardeşliğin simgesi olsun. Diyarbakır, İstanbul’dur. Türkiye’nin her noktasında 78 milyon kardeş olmaya mecburuz. Biz bu kardeşlik sesini Diyarbakır’dan duyuruyoruz. Birlikte olduğum teşkilatıma teşekkür ediyorum. Burada olmak, aynı zamanda önümüzdeki dönemde Diyarbakır merkez olmak üzere, medeniyetimizin ve ezelden edebe sürecek kardeşliğimizin göstergesidir. Birlik ve kardeşliği gelecek bin yıllara taşıyalım. İstanbul teşkilatları olarak bölgede yaşananlardan tedirginiz. Türkiye’nin her noktasında gerçek barış istiyoruz.” dedi.
Birliğimizi Koruyarak Yolumuza Devam Edeceğiz
İl Başkanımız, AK Parti döneminde barış adına önemli gelişmeler yaşandığına işaret ederek, şunları kaydetti: “Biz bu toprakların ümidiyiz. Olaya bir ümmet anlayışıyla yaklaşıyoruz. Ölümler olmasın, bu topraklara barış gelsin istiyoruz. Birliğimizi koruyarak yolumuza devam edeceğiz. Biz bir millet, ümmetiz. Diyarbakır’ın o güzel yaylaları ve köylerinde yine birlikte piknik yapacağız. Terör demek, ‘eşittir Kürtler’ değil, eşittir ‘PKK’ demektir. ‘Terör’ demek ‘bu millete hainlik’ demektir.”
AK Parti Diyarbakır İl Başkanımız Muhammed Akar da heyetin Diyarbakır’ı ziyaretinin kardeşlik için çok önemli olduğunu söyledi. İki şehir arasında kardeşlik köprüsü olduğunu aktaran Akar, “Bir kez daha bunu yaşamış olduk. Eğitim bizim için çok önemli. Geleceğimizin ümidi olan bu fidanları yetiştirmek en iyi amacımız. Çocukların gülmesini istiyoruz. İnşallah bundan sonra da beraberce bu çocuklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Heyetimiz, daha sonra Sur ilçesine bağlı Sarıyamaz ve Karaçalı köylerindeki ilkokul öğrencilerine çantalarını dağıttı ve Diyarbakır İl Başkanlığımıza geçti. Burada, Diyarbakır teşkilatımıza gösterdikleri misafirperverlik için şükranlarını sunan İl Başkanımız, Diyarbakır İl Başkanımız Muhammed Akar’a bir teşekkür hediyesi takdim etti. Heyetimiz, akşam saatlerinde Diyarbakır’dan ayrılarak İstanbul’a döndü.
Bilge Adam, İstanbul’daydı
Seçim çalışmalarına yoğun bir tempoda devam eden Genel Başkanımız ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, toplantı, açılış ve çeşitli temaslar için İstanbul’a geldi.
Başbakanımızın İstanbullularla ve teşkilatımızla bir araya geldiği gün, Eyüp Sultan Camisi’nde kılınan sabah namazıyla başladı. İl Başkanımız Dr. Selim Temurci, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş ve İl Yönetim Kurulu Üyelerimizin eşlik ettiği Başbakanımız, namaz çıkışında vatandaşlarla selamlaştı ve Eyüp Sultan Türbesi’nde dua etti. Daha sonra kendisini görüntüleyen gazetecilerin yanına gelen Başbakanımız, orada bulunan bir simitçinin tezgahındaki bütün simitleri satın alarak gazetecilere ve vatandaşlara dağıttı.
Genel Başkanımız ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, daha sonra İl Başkanlığımızdaki istişare toplantısına katıldı. İl Başkanımız Dr. Selim Temurci, İl Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile İlçe ve Belediye Başkanlarımızın katıldığı toplantıda, seçim kampanyası ve ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeler değerlendirildi.
Başbakanımız, toplantının ardından İl Başkanlığımızın önünde basın mensuplarının toplantı ve dış politika ile ilgili sorularını yanıtladı.
İstanbul Siyasetimizin Nirengi Noktasıdır
Türkiye’de seçim bölgeleri dışında ayrı bir siyasi realite bulunduğunu, bunun da iller ve Türkiye geneli olduğunu dile getiren Başbakanımız, “İllerin taban siyaseti, illerdeki yerel siyasetle Türkiye genelinin siyaseti arasındaki en önemli katman İstanbul siyasetidir. Çünkü İstanbul’da 81 vilayetimizin hemen hemen hepsinden vatandaşlarımız yaşar ve 81 vilayetin sanki ruhu, özü, kanaatleri İstanbul’a yansır. İstanbul’daki kanaatler de 81 vilayete yansır. İstanbul’u ihmal eden bir siyasi hareketin Türkiye’de başarısızlığa uğraması kaçınılmazdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyükşehir belediye başkanlığından bu yana İstanbul siyasetimizin nirengi noktasıdır. İstanbul’da göstereceğimiz performans ve İstanbul siyasetinin seyri Türkiye’yi etkileyecek. O bakımdan bu kampanya süresince de illerdeki toplantılar ve mitingler dışında, Ankara’daki devlet ve hükümet görevi dışındaki vakitleri mümkün olduğunca İstanbul’da geçirmeye gayret edeceğim.” ifadelerini kullandı.
Hayatımız İstanbul’da Geçti
Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, Konya milletvekili adayı olmakla birlikte herkesin aynı zamanda İstanbullu olduğunu bildiğini dile getirerek, şöyle devam etti: “Bütün hayatımın her safahatı İstanbul’un sokaklarında, bugün de birazdan ziyaret edeceğim gibi ilkokul, Fatih Hacı Süleyman Bey İlkokulunda, Fatih sokaklarında büyüyerek okudum. Sonra Bahçelievler İlkokulunda, ilkokul son sınıfı okudum. Tekrar tarihi sur merkezine geçerek ortaokul ve liseyi de hemen Babıali’nin yanında İstanbul Lisesinde okuduk. Sonra Boğaziçi’ne hareket ederek Boğaziçi’nin o güzel atmosferinde, Boğaziçi’ne nazır, Rumeli Hisarı’na hakim bir tepede üniversite okuduk. Hayatımız İstanbul’da geçti. Bugün de İstanbul’un her köşesinden ilçe başkanlarımızla, gençlik kolları başkanları, kadın kolları başkanları ve belediye başkanlarımızla bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İnşallah 1 Kasım’da hem İstanbul’da hem Türkiye’de çok güçlü ve gür bir sesle tekrar tek başına iktidar olmanın heyecanını, mutluluğunu yaşayacağız.”
Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, İstanbul programına 4. sınıfa kadar öğrenim gördüğü Fatih Zeyrek’teki Hacı Süleyman Bey İlkokulunu ziyaret ederek devam etti.
Okul girişinde öğrenciler tarafından büyük ilgiyle karşılanan Başbakanımız Davutoğlu, sohbet ettiği öğrencilere derslerinin durumunu sordu. İlkokuldayken okuduğu 3. kattaki 3-A sınıfına girerek, çocukluk yıllarında oturduğu sıraya oturan Başbakanımız, daha sonra okul girişinde yer alan ve ilkokul yıllarına ait fotoğraflarının bulunduğu panoyu inceledi.
Daha sonra Fatih Mert Karahan Özel Eğitim Uygulama Okulunu ziyaret eden Başbakanımız, zihinsel engelli öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılandı. Başbakanımız, ziyareti sırasında karşılaştığı sınıf arkadaşları Yusuf Makaracı, Cemal Zamur, Muhti Esmeroğlu ve Ömer Yıldız ile de sohbet etti.
Başbakanımız, daha sonra İstanbul Fatih’teki Çarşamba Pazarını ziyaret etti. Bir pazarcının önlüğünü takarak tezgahın başına geçen Başbakanımızın, İl Başkanımız ve İl Yönetim Kurulu Üyelerimize satış yapmasıyla renkli ve eğlenceli anlar yaşandı.
Fatih Sultan Mehmet’in Fatih Camisi’nin yanındaki türbesine ziyarette bulunan Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, cami avlusunda vatandaşlarla bir süre sohbet ettikten sonra, çocukluğunun geçtiği evi ziyaret etti.
Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun İstanbul’daki bir sonraki durağı Bayrampaşa’ydı. Bayrampaşa’da yapımı tamamlanan ve maliyeti 195 milyon TL olan tesislerin açılışını yapan Başbakanımız, burada vatandaşlarımıza seslendi.
Yeni Türkiye Yoluna Kararlılıkla Devam Edecek
“Türkiye 13 yıldır atılım üzerine atılım yapıyor. Türkiye’yi içine düştüğü karanlık girdaptan içinden çıkardık, ve nice zaferlere hazırladık.” diyen Başbakanımız “Bu büyük başarının mimari önce milletimiz sonra millet idaresini egemen kılan AK Parti kadrolardır. Türkiye büyük değişim yaşadı. Bu büyük kalkınma hareketi yolunda kararlılıkla yoluna devam edecek. Dünyadaki birçok ülke krizlerle uğraşırken Türkiye yoluna devam ediyor. Herhangi bir ülkede bu kadar sık seçim yapılsaydı bunun ekonomi üzerinde bir takım etkileri olurdu. Türkiye 13 yılda öylesine bir istikrar a sahip oldu ki 7 Haziran’dan bu yana tek başına iktidar olmamamıza rağmen her şey tıkır tıkır işliyor, milletin işi aksamıyor. Milletimizin 2002 öncesinde bu ülkede neler yaşandığını çok iyi hatırlıyor. Kendi kısır menfaatleri için yaşayanların bu ülkeyi nasıl felaketin eşiğine getirdiğini biliyor. O eski Türkiye’ye dönüş olmayacak, Yeni Türkiye yoluna kararlılıkla devam edecek.” dedi.
İstanbul’u Dünyanın Küresel Başkenti Haline Getiriyoruz
İstanbul’da rekor mahiyetinde çok projeye imza atıklarını aktaran Başbakanımız Davutoğlu, şunları kaydetti: “Türkiye’yi ve İstanbul’u Hızlı Trenle buluşturduk. Marmaray’ı hizmete açtık, Avrupa ile Asya’yı denizin altında biz birleştirdik. Şimdi ise iki kıtayı Avrasya tüneli ile otomobillerin birleştiriyoruz. İstanbul’daki 45 km olan raylı sistemi 145 Km’ye çıkardık,115 Km’lik metro inşaatı devam ediyor. Her alanda İstanbul çağ atlıyor. Dünyanın en cazibeli ‘Küresel Başkenti’ haline geliyor. Başkentimiz Ankara ama biz İstanbul’u, Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın, Dünyanın küresel başkenti haline getiriyoruz. Önümüzdeki hafta da Ümraniye-Dudullu-Bostancı ve Bakırköy-Başkaşehir-İkitelli metrolarının inşattı temeli atılacak. Dünyanın en büyük havalimanı İstanbul’a yapıyoruz. Dünyanın en büyük havalimanına sahip olmanın gururunu yaşayacaksınız. Melen projesi ile İstanbul’un 2071 yılına kadar su sıkıntısını hallettik.”
Başbakanımız, akşam ise İl Başkanlığımızda 81 ilimizden gelen dernek temsilcileriyle buluştu. İl Halkla ilişkiler Başkanlığımızın organize ettiği programın açılış konuşmasını il Başkanımız Dr. Selim Temurci yaptı.
Demokrasi Olacaksa Sivil Toplum Olmak Zorunda
“Sivil toplum 21. yüzyılda demokrasinin vazgeçilmezidir. Şunu söylüyorlar; bu yüzyıl sivil toplumların yüzyılı olacak.” diyen İl Başkanımız, “Bir ülkede demokrasi olacaksa sivil toplum olmak zorundadır. Bir ülkede kalkınma, gelişmişlik olacaksa sivil toplum olmak zorundadır. Bir ülkede barış, kardeşlik, adalet olacaksa sivil toplum güçlü bir şekilde olmak zorundadır. Bir ülkede bayrağa dil uzatılıyorsa, vatan toprağına dil uzatılıyorsa, kardeşliğimize dil uzatılıyorsa, sivil toplum daha fazla etkili olmak zorundadır.” dedi.
Milletin Verdiği Ders Başımızın Tacıdır
İl Başkanımız, sözlerini şöyle sürdürdü: “1 Kasım seçimlerine 24 gün kala çok önemli günlerden geçiyoruz. Bu salonda çok toplantılar yaptık. İnanın hiç biri bugün yaptığımız toplantı kadar renkli, çeşitli ve samimi olmamıştı. Türkiye’nin tümünü yansıtan bir topluluğu ağırlamaktan mutluluk duymaktayız. Onun için bugün burada kardeşliğimizin sesi var. Bugün burada Meriç ve Fırat’ın kardeşliğini görüyoruz. Bugün burada Trabzon’la Ağrı’nın kardeşliği var. Birlik beraberliğimizin sesi olduğuna yürekten inandığımız sivil toplum kuruluşlarımızın, 7 Haziran sonrasındaki süreçte bu ülkede yaşananları analiz ettiğine inanıyorum. Hangi partiye oy verirsek verelim biz seçmene gittiğimizde bize şunu söylüyorlar: ‘Biz size 7 Haziran’da bir ders vermek istedik.’ Biz de hep şunu söyledik: Milletin verdiği ders bizim başımızın tacıdır. Biz adaylarımızı belirlerken, beyannamemizi hazırlarken, milletle olan gönül köprülerini daha güçlendirmemiz gerektiğinin bilinciyle hareket ettik.”
Birlik ve Beraberliğimiz Her Türlü Zorluğu Yenecektir
AK Parti’nin bir saniye bile ülkeyi hükümetsiz bırakmadığını belirten İl Başkanımız, “Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük terör operasyonu yapılırken, bir an bile tereddüt etmeden kamu düzeni için gerekeni yapan bir AK Parti var. 7 Haziran’dan bu yana şunu gördük ki siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrarı sağlamak zor. Bizim istediğimiz bu ülkede kardeşlik ve barışın hakim olmasıdır. Burada 81 vilayetten kardeşlerimiz var. Biz bu milletin tüm değerlerine sevdalı bir teşkilatız. Bu ülkede Türk ve Kürk kardeştir. Alevi ve Sünni kardeştir. Çerkez ve Türk kardeştir. Bizim Kürt kardeşlerimle olan kardeşliğimiz oy kardeşliği değildir. İnanç ve ümmet kardeşliğidir. Allah’ın izniyle ezelden ebede sürecektir. Rabbim birlik, beraberliğimizi daim eylesin. Bizim kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz her türlü zorluğu yenecektir.” ifadelerini kullandı.
Milliyetçilik Kaçmak Demek Değildir
1 Kasım seçimlerini değerlendiren İl Başkanımız, sözlerini şöyle tamamladı: “1 Kasım, milliyetçiliğin sadece Devlet Bahçeli’nin iki dudağı arasında olmadığını, milliyetçiliğin bütün kardeşlerimize kucak açan ancak milliyetçiliği kafatasçılık olarak görmeyen, bu millete ve Rabbimize hizmet etme anlamında bu ülkeye hizmetin her şeyin önünde olduğunu gösterecektir. Biz bu milliyetçiliği bu ülkede her zaman destekliyoruz. Çünkü milliyetçilik demek; bu ülkede yol yapmak, köprü yapmak, hastane yapmak ve bu millete hizmet etmek demektir. Milliyetçilik kaçmak demek değildir. Milliyetçilik ‘hayırcılık’ oynama oyunu değildir. Bu ülkenin her santimetre karesi bugün AK Parti’ye ve burada olan tüm STK’larımıza emanettir. Rabbim bir memleket meselesi haline gelen 1 Kasım seçimlerinde başarıyı bizlere nasip etsin inşallah.”
Hepimiz Bu Toprakların Evlatlarıyız
İBB Başkanımız Kadir Topbaş’ın da bir konuşma yaptığı programda, Grup Tillo da söylediği türkülerle 81 ilden gelen dernek temsilcilerine güzel dakikalar yaşattı.
Daha sonra kürsüye çıkan Başbakanımız Ahmet Davutoğlu. “Salonda Türkiye’nin her köşesinden, milletin güzel bir numunesinin bulunuyor. Hangi şehirden olursanız olun hepiniz hemşehrimizsiniz. Çünkü bizim için şehirler, bölgeler, ilçeler arasında herhangi bir şekilde fark yoktur. Hepimiz bu aziz ülkenin vatandaşlarıyız. Hepimiz bu toprakların evlatlarıyız.” dedi ve şöyle devam etti: “Hepimiz başka ırmakların kıyılarından, başka dağların eteklerinden İstanbul’a geldik. İstanbullu olmaya geldik. İstanbul’da başka bölgelerden gelen kardeşlerimizle kaynaşmaya geldik. Siirtli, Konyalı, Diyarbakırlı olmak farklı bir şey değildir, yine değil. Kim bu şehirlerin arasına ayrım sokmaya kalkışırsa kalkışsın, kim ülkemizde farklı kimlik ve bölgeler üzerinden nefret tohumu ekmek isterse istesin, işte şu salon dahi ve bu salonda hemen hemen 81 vilayeti temsil eden derneklerin temsilcileri dahi varlıklarıyla bütün bu tuzakları boşa çıkaracaklarının işaretini veriyorlar. Allah sizden razı olsun.”
Kimliklerimizi Ayırmaya Çalışanlara Fırsat Vermeyelim
Başbakanımız, konuşmasına şu şekilde devam etti: “İstanbul bizi birleştirirken sakın ola ki mahallelerimizi, sokaklarımızı, kimliklerimizi ayırmaya çalışanlara fırsat vermeyelim. Burada siyasetin ötesinde bir şey söylüyorum. Mahallelerimiz nasıl eskiden beri ortak bir mayayı barındırmışsa hep barındırsın. Modern sitelerde yaşıyor olabiliriz. O siteleri İstanbul’un mahalle kültürüne dönüştürelim. Kimse evini başka bir komşusuna kapatmasın. Kimse yanındaki komşusunun dünyasından bihaber olmasın. İşte o zaman bu vatan, işte o zaman bu İstanbul yaşanır olur. Hele daha güzeli, bırakın annesinden Türkçe ninni dinleyerek büyürken çocuk, Diyarbakırlı komşusundan Kürtçe ninni duysun. Yunus Emre’nin deyişiyle, Feqiye Teyran’ın deyişi birbirine karışsın, ne zarar var bundan? Kime ne zarar gelir? İşte bizim İstanbul’u hakkıyla İstanbul kılarsak, bizi birleştiren bir şehir kılarsak, Türkiye’nin de bütünlüğünü de teminat altına alırız.”
Bugün Namus Günüdür, Birlik Günüdür
Konuşmasına Çanakkale Savaşını’nı hatırlatarak devam eden Başbakanımız, “Bir İstanbullunun, Edirnelinin, İstanbul’daki hakkı neyse Hakkarilinin de odur. Çünkü Çanakkale Savaşı’nı veren o dedelerimiz bu haklar paylaşılsın, neredeyse miras kavgasına düşülsün diye o şehitlik şerbetini içmediler. Bir arada olunsun diye… Aynı namus davası için yola çıktılar. Allah aşkına Sütçü İmam’ın namus davasından, Şanlıurfa’daki namus davasına ‘vurun Urfalılar namus günüdür’ diyenler, Türk günü, Kürt günü, Alevi günü, Sünni günü demediler, ‘vurun’ dediler, ‘namus günüdür, istiklal günüdür’ dediler. Antepliler onun için ayağa kalktı. ‘Vurun Antepliler’ derken onlar hep bunu seslendirdiler. Antepliler, Maraşlılar, Urfalılar, ‘Türk mü Kürt mü?’ diye yanlarına bakmadılar. Hepsi bizim istiklalimiz, bizim namusumuz için ayağa kaktılar. Şimdi de ‘vurun’ demiyoruz, düşman işgalinde değiliz ama gelin birlik günüdür, gelin omuz omuza verme günüdür, bugün namus günüdür, birlik günüdür. Namusunu koruyamayanlar birliğini koruyamaz. Birliğini koruyamayanlar namusunu koruyamaz.” şeklinde konuştu.
Çakallar Puslu Havayı Severlermiş
7 Haziran Seçimlerinin ardından ülkede herhangi bir yönetim boşluğu oluşmadığını, ülke ekonomisinde başıboşluk hissedilmediğini, terör saldırıları üzerine “Ülke sahipsiz” diye bir kanaat uyanmadığını söyleyen Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, “Dışarıdaki bazı odaklar 7 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye’de bir belirsizlik olduğu, Türkiye’nin AK Parti’nin dışında bir yola gireceği gibi bir vehime kapıldı. Çakallar puslu havayı severlermiş. Hemen bu çakallar, Türkiye’de DEAŞ, DHKP-C, PKK, 20 Temmuz’da hepsi birden saldırıya geçti. DEAŞ, 32 vatandaşımızı katletti. Bölücü terör örgütü Adıyaman’da askerimizi, Ceylanpınar’da 2 polisimizi şehit etti, sırf sakallı diye bazı sivil vatandaşlara saldırılar oldu. Öbürü de İstanbul sokaklarında silahlı gösteri yapmaya kalktı. Burada bulunan bütün vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin geldiği yerlerde kaygılar duyulmaya başlandı. ‘Mademki bu çakallar puslu havayı sever, biz de o çakallara puslu havanın bedelini ödetiriz’ dedik ve gereğini yaptık. ‘Mademki bu çakallar bize bedel ödetmeye, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışıyorlar onlara biz o bedelin daha fazlasını ödetiriz’ dedik, Kuzey Irak’ta Kandil’de PKK’yı, Suriye’de DEAŞ’ı, Türkiye’nin içinde de bütün şer odaklarıyla mücadeleye karar verdik ve kararlılıkla bugüne kadar da sürdürdük.”
Puslu Havaları Dağıtalım
1 Kasım’da Çanakkale’de omuz omuza verenlerin torunlarının bir araya gelip omuz omuza vermesi gerektiğini anlatan Başbakanımız Davutoğlu, sadece oy istemediğini belirterek, “Sizden memlekete, memleket meselesine sahip çıkmanızı istiyorum. Memleket bir oy meselesi değil ama bir oyla memlekete sahip çıkılacağının iradesini göstermenizi istiyorum. 1 Kasım’da eğer bu konuda bir tereddüt gösterilirse, 1 Kasım’da hepimizin ait olmak dolayısıyla şerefyar olduğumuz bu aziz ülkenin kaderi üzerinde oyun oynamak isteyenlere fırsat verecek o puslu havaların devamı söz konusu olursa, bedelini çocuklarımız öder. Puslu havaları dağıtalım, aydınlık bir geleceğe hep beraber el ele yürüyelim” diye konuştu.
Türkiye, Mazlum Milletlerin Adıdır
7 Haziran’da baskıların olduğunu, şimdi ise tüm tehdit ve baskıların karşısında dimdik ayakta durma vakti olduğunu dile getiren Başbakanımız, “Hepimizin ortak namus davamızı koruma vaktidir. Bu dava vatanın bekası, birliği davasıdır. Birileri Türkiye’yi etrafındaki ülkeler gibi kaosun içine çekmek isterse ona karşı da dimdik durur, o kaostan ülkemizi uzak tutmaya, bütün bu kaostan kaçıp gelen o mazlumlara sahip çıkmaya da devam ederiz. Ama güçlü bir Türkiye olmazsa bu topraklarda sağlam adımlarla yürümeyiz. Türkiye herhangi bir ulus devletin adı değildir. Türkiye, mazlum milletlerin adıdır. Türkiye, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, hatta ondan öncesinde hicret yürüyüşünü gerçekleştiren sahabeden bugüne kadar gelen bir değerler silsilesinin adıdır. Silahlı kuvvetlere peygamber ocağı, askerine Mehmetçik diye Hazreti Peygamber’in adına veren başka bir ordu var mı? Mehmetçik Kürtse de Mehmetçiktir Türkse de Mehmetçiktir. Balkan muhaciri Boşnaksa da Mehmetçiktir, Kafkas muhaciri Çerkezse de Mehmetçiktir. Sünni de olsa Alevi de olsa Mehmetçiktir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir etnik grubun, bir ırkın devleti değil ortak geleneğin devletidir.” dedi.

