Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yalova İl Kongresi’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yalova İl Kongresi’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yalova İl Kongresi'nde konuştu.

 Erdoğan, konuşmasına, “İnşallah yanlış söylemem. Ne diyor o güzel Yalova türküsünde? ‘Bir dalda 2 ceviz/Aramız derya deniz/Sen orada, ben burada/ Ne bet kaldı ne beniz.’ Biz de betimiz, benzimiz atmasın diye her fırsatta Yalova’ya, kah ben kah arkadaşlarım gelmek suretiyle Yalova’yla aramızdaki derya denizi aşarak, buraya geliyor, sizlerle hasret gideriyoruz.” sözleriyle başladı.

16 Nisan Halk Oylaması’nda yaklaşık yüzde 50 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne “evet” diyen Yalovalılara şükranlarını sunan Erdoğan, vatandaşlara “İnşallah bu oranı 2019 seçimlerinde çok daha yukarılara çekeceğiz. Buna var mıyız? Buna hazır mıyız?” şeklinde seslendi.

Erdoğan, “Vur de vuralım, öl de ölelim” tezahüratları üzerine, “Gençler, biz tabii şunu bileceğiz; her şeyden önce biz, adeta barışın güvercinleri olarak çıktığımız bu yolda öldürmeye değil, adeta diriltmeye varız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazi Mustafa Kemal’in emaneti Yalova’yı her alanda geliştirmek, kalkındırmak için 15 yılda eski rakamla 4 katrilyon liradan fazla yatırım yaptık. Nereden nereye… Üniversiteyle buluşturduğumuz bu şehirde bin 400 kişilik yüksek öğretim yurdu, 908 yeni derslik inşa ettik. Sağlık alanında 12 termal tesis projesini hayata geçirdik. Şu anda 400 yataklı devlet hastanesiyle ilgili proje çalışmaları hamdolsun tamamlanma durumunda. Toplu konuttan bölünmüş yola, spor tesislerinden tarım desteklerine kadar her alanda Yalova’ya çok önemli hizmetler getirdik. İstanbul-İzmir Otoyolu aynı zamanda Yalova’nın projesidir. Hizmete açılan Osmangazi Köprüsü ve açılan otoyol bölümleri sayesinde Yalovalılar artık körfezi dolanmadan, trafiğe girmeden İstanbul’a ulaşma imkanını elde ettiler. Önümüzdeki yıl tamamlanacak, ülkemizin en uzun tünellerinden Orhangazi Tüneli’nin hizmete alınmasıyla ulaşım konusunda yeni bir döneme girileceğine de inanıyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde Yalova’ya daha büyük hizmetler de gelecek. Çünkü biz bu ülkeyi, bu milleti, Yalova’yı, sizleri seviyoruz. Bunların hepsini de sizleri de makam, mevki, para, pul, şu bu için değil, sadece Allah için seviyoruz. Bunun için de kimsenin kökenine, mezhebine, meşrebine bakmıyoruz, herkesi yaratılmışların en şereflisi olarak görerek bağrımıza basıyoruz. Zira biz insanları yaratandan ötürü sevdik. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Abazası, Boşnağı, Arnavutu, 80 milyon bizim gözümüzde tek. Niye? bizi yaratan Allah onları da yarattı.”

BİZ VAKTİ NAKDE DÖNÜŞTÜRDÜK

Erdoğan, Türkiye’nin son 15 yılında hem geçmişin eksiklerini gidermenin hem de geleceği inşa etmenin gayreti içinde olduklarını ifade ederek, eğitimde 270 bin yeni dersliğin ülkeye kazandırıldığını, 584 bin öğretmen atandığını, 110 yeni üniversite açıldığını, yüksek öğrenim yurtlarının kapasitesinin 435 bin ilaveyle 617 bine çıkarıldığını kaydetti.

“Bunu görmeyenler var mı? Var. Gözü var görmüyor. Kulağı var duymuyor. Dili var hakkı söylemiyor. Niye? Kalbi mühürlü?” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“İşte öyle bir ana muhalefet var ki yeni adıyla ana hıyanet, bunları hiç görmüyor. Gel bir Osmangazi’den, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden, Avrasya Tüneli’nden geç. Yoksa bizim görmediğimiz zamanlarda mı geçiyor, ne yapıyor bilmiyorum. Bunları kimler yaptı, bir gör. ‘Bu köprülerin fiyatını açıklamadınız. Hastanelerin fiyatını açıklamıyorsunuz.’ diyor. Bir defa kaynak çeşitlendirme nedir ekonomide, bunu bilmeyecek kadar cahil bu adam. Cebinizdeki parayı harcamak gayet kolaydır. Biz geldiğimizde kasa tam takır, böyleydi. E ne yapacağız, bir şeyler ortaya koymamız lazım. Ne yaptık? Dedik ki PPP (Public Private Partnership), kamu özel ortaklığı. Bütün bunları devreye sokarak, hamdolsun hastaneleri böyle yaptık. Peki ne yaptınız? Biz, zamanı sattık. Eskiler ne demiş, ‘Vakit nakittir.’ İşte biz vakti, zamanı nakde dönüştürdük. Hastane mi yapıyor? Dedik ki ‘Al, 10 yıllığına, 15 yıllığına’, ihaleyi böyle yaptık. Köprü de aynı şekilde, 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl neyse. Ama bunların kafası basmaz, anlamaz.”

Erdoğan, “Biz mankafa kime deriz? Kime deriz biliyorsunuz değil mi? Siz anlıyorsunuz zaten. ‘Nereden aklına geldi başkan?’ Man Ada’dan Man Ada. Oradan aklıma geldi.” diye seslendi.

Sağlıkta 3 bin 500’ün üzerinde yeni hastane açtıklarını, hastaneleri en modern cihazlarla donatarak, sağlık çalışanlarının sayısına 513 bin ilave yaptıklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ey Kılıçdaroğlu sen bu ülkede SSK Genel Müdürlüğü yaptın. SSK Genel Müdürlüğü yaptığın zaman o hastanelerin hali neydi ya? Allah rahmet etsin, Savaş Ay güzel bir program yapmıştı bununla. O yaptığı programda hastanelerimizin rezaletini ortaya koyuyordu. Ne hijyen var ne bir şey… Hastanelerde kuyrukta sefalet içerisindeydik. Düşünebiliyor musunuz kullanılan galoşları tekrar satıyorlardı. Kuyruğa girdik, sıra gelmez. O çileleri çektik, yaşadık. Ama Beyefendi, kendi bir yaşındaki torununu sigortalı yapmanın gayreti içine girdi. 14, 15 yaşındaki oğlunu SSK’lı yapmanın gayreti içerisine girdi. Şimdi diyor ki ‘Samsun’daki şu yavru ölmüş. Neden ölmüş.’ vesaire… Ya zaten sana onun cevabını veriyorlar. Benim milletim nerede neyin olduğunu gayet iyi biliyor ama sen bir yaşındaki torununu nasıl SSK’lı yaptın, 14, 15 yaşındaki çocuğunu nasıl SSK’lı yaptın bunların hesabını ver. Böyle avuç dolusu sahte evraklar sallamakla sen kalkıp da Tayyip Erdoğan’a, ailesine leke süremezsin, yargıda hesabını vereceksin. İnşallah yargıda o hesabı vereceği gibi, bundan sonra atacağı iftiraların da onun boynuna nasıl dolanacağını görecek.”

BİZ ‘OLMAZ’ DEMEDİK, ‘OLUR’ DEDİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu konutta 805 bin yeni konut inşa ederek, altyapısı, yeşil alanı, sosyal donatı alanlarıyla vatandaşları modern hayat alanlarıyla tanıştırdıklarını söyledi.

Türkiye’de 79 yılda 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğuna, 15 yılda 19 bin kilometre ilave ettiklerine değinen Erdoğan, ”Bu yollar, bilirsiniz Yalova, Körfez, oradan İstanbul’a nasıl gittiğimizi, bu çile yollarında nasıl dolaştığımızı, Bursa yollarını bilirsiniz. Şimdi böyle bir yol kaldı mı? Hepsi bitti. Niye? Benim halkıma onlar yakışmazdı. Benim halkıma da modern dünyada ne varsa o yakışırdı, bunu yaptık.” dedi.

“Biz ‘olmaz’ demedik, ‘olur’ dedik, ‘yaparız’ dedik ve yaptık. Biz Yavuzların torunuyuz. Biz Fatihlerin torunlarıyız.” diyen Erdoğan, Fatih’in gemileri karadan yürüttüğünü kendilerinin ahdettiğini ve arkadaşlarıyla oturup “Ecdadımız karadan yürüttüyse biz de denizin altından yürütürsek o zaman görevimizi yapmış olacağız dedik.” ifadelerini kullandı.

Gençlere, “Onun için hepiniz birer Fatih olmak durumundasınız.” diye seslenen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Onun için Fatih eğer karadan gemileri yürüttüyse biz de şimdi denizin altından Marmaray’ı yürüttüysek, Avrasya Tüneli’yle araçları aynı şekilde yürüttüysek, demek ki biz de yapıyoruz, bu yolda yürüyoruz ve yapıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de yaptıysak, evelallah biz yaparız ve yapmaya da devam ederiz. Ama daha da ileri gideceğiz. Şimdi üç katlı tüneli de inşallah denizin altından, onu da yapacağız. İnşallah Kanal İstanbul’u da yapacağız. O da olacak. Niye? Bize o yakışır. Dünya, Süveyş Kanalıyla, Panama ile anılmakla kalmayacak bir de Kanal İstanbul ile anılacak. O da olacak. Biz bunları da yapacağız. Niye? Ahdimiz var bizim ahdimiz. Bu millet evelallah düştüğü yerden kalkacak, bunu göstereceğiz.”

ÜLKEMİZİ AĞAÇLARLA DONATTIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, karayolları üzerindeki 83 tünele  229 tünel ilave ettiklerini, Türkiye’de daha önce hiç örneği olmayan bin 213 kilometre hızlı tren hattını hizmete aldıklarını hatırlattı.

“Bay Kemal sen hızlı treni tanır mısın ya? Bilir misin ya? İnşallah binmiştir.” diye seslenen Erdoğan, salonda bulunan bazı partililerin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifaya çağıran sloganlar atmaları üzerine, “Ama onu siz demeyin, onu CHP’ye gönül veren kardeşlerim söylesin. Onu onlar söylesin.” dedi.

Göreve geldiklerinde Türkiye’de havayolu şirketi olarak sadece THY’nin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Şimdi sadece özel ve THY olarak hamdolsun 8-9 havayolu oldu. Bir de artık bakıyorsunuz özel uçaklarıyla herkes havayollarında yerini alıyor, o hale geldik. Bu bir refah seviyesini göstermedir. Hükümete geldiğimizde Türkiye’de baraj sayısı neydi? 276. Biz buna 451 baraj daha ilave ettik. Aynı şekilde hidroelektrik santral sayımız 105’ti. Buna 510 hidroelektrik santrali daha ilave ettik. Ne demek hidroelektrik santrali? Yani sudan elektrik üretimi var ya ondan da biz yine 500’ü aşkın hidroelektrik santralini devreye aldık. Orman varlığımızı 1,5 milyon hektar artırdık. Ormanı azalan bir ülke değiliz biz, artan bir ülkeyiz. Yalova’da asırlık ağaç kesilir, biz ise ağaçları çoğaltmak suretiyle ülkemizi ağaçlarla donatırız. AK Parti ile CHP’nin farkı bu.” diye konuştu.

Tarımda verdikleri desteklerle Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük tarımsal ihracatçısı haline getirdiklerini kaydeden Erdoğan, Türkiye’yi gerçek anlamda sosyal devlet haline getirdiklerini bildirdi.

Sadece bu yıl fakirler, kadınlar, engelliler, çocuklar, gençler için 38 milyar liralık sosyal yardım bütçesini kullandıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz Yalova’da emeklimiz çoktur. Onlar gayet iyi hatırlar. Ülkemizde çalışanlardan yıllarca Tasarruf Teşvik Fonu ve Konut Edindirme Yardımı adıyla kesintiler yapıldı. Sonra bunların üzerine ne oldu adeta yatıldı. Biz geldik, 4,5 milyon vatandaşımızın 15 milyar liralık tasarruf teşvik kesintisiyle 8 milyon vatandaşımızın 3,5 milyar liralık konut edindirme yardımlarını Başbakanlığım döneminde son kuruşuna kadar biz ödedik biz. Bay Kemal, işte senin SSK döneminden de burada bize kalan faturalar vardı, onları da biz ödedik. Bütün bunları yaparken Marmaray gibi, Avrasya Tüneli gibi, hızlı tren hatları gibi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi, Osmangazi Köprüsü gibi, Ilgaz Tüneli gibi, Kars-Tiflis-Bakü demir yolu hattı gibi dünya çapında projeleri de tamamladık. Şimdi İstanbul’da dünyanın en büyük havalimanını inşa ediyoruz. İnşallah 2018’in sonuna doğru oranın da açılışını yapacağız. Yılda 90 milyon yolcu kapasiteli, 2023’te bu rakam 150 milyona çıkacak. Bunları yapıyoruz ama Bay Kemal’in havsalası bunları almaz.”

Ovit Tüneli’ni de örnek gösteren Erdoğan, şimdi artık bölgede kış aylarında sorun yaşanmayacağını ifade etti. Erdoğan, ”Durmak yok, yola devam. Bize bu yakışır. Bu bir slogan değil, bu bizim hayatımızın, hizmet anlayışımızın özetidir.”

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na hitaben, sahte evraklar sallayarak Tayyip Erdoğan’a ve ailesine leke süremeyeceğini belirterek, “Geliyor, geliyor… Gün yaklaşıyor. İnşallah yargıda o hesabı vereceği gibi, bundan sonra atacağı iftiraların da onun boynuna nasıl dolanacağını görecek.” dedi.

Türkiye’de önemli hizmetler yaparken bölgede ve dünyadaki gelişmeleri  yakından takip ettiklerini, Türkiye’denin sadece 81 vilayetinden 80 milyon vatandaştan ibaret bir ülke olmadığını anlatan Erdoğan, Türkiye’nin kendisiyle birlikte geniş bir coğrafyada dindaşlarının, soydaşlarının, tüm mazlum ve mağdurların umutla yakından takip ettikleri bir ülke olduğunu anlattı.

Bu durumun sorumluluklarını bir kat daha artırdığını dile getiren Erdoğan, “Çünkü bizim Suriye’de zulüm varsa ‘bana ne’ deyip sırtımızı dönme hakkımız yok. Bizim işler karışmışsa görmezden gelip ‘Irak’ta ne varsa var, bize ne’ deme hakkımız yok. Bizim Kudüs’ün mahremiyetine saldırı olduğunda, Filistinli kardeşlerimiz saldırıya uğradığında pek çok ülkenin yaptığı gibi olup bitene sırtımızı dönme hakkımız yok. Aynı durum Balkanlardan, Kafkaslara, Türkistan’dan Arakan’a kadar mazlumların feryatlarının yükseldiği her yer için geçerli.” diye konuştu.

Erdoğan, bunlardan hiçbirine sırt dönme haklarının olmadığını bildiklerini dile getirerek, “Bu kardeşlerinizin yardımlarına koştuğumuzda ister istemez birilerinin ayağına basıyoruz.  Birilerinin de planlarını bozuyoruz. Yalova’dan bir  kez daha ifade ediyorum. Biz, İsrail istemiyor diye Filistin’in, Kudüs’ün hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.  Biz Amerika’nın başka hesapları var diye Suriye’de bir terör devleti kurulmasına izin vermeyeceğiz. Biz Irak’ın mezhep ve köken temelli bölünmesine seyirci kalmayacağız. Biz Avrupa Birliğinin, NATO’nun, bir başka gücün ülkemizi ve milletimizi  istiskal etme anlamına gelecek tavırlarına asla seyirci ve sessiz kalmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Bosna’da nasıl kardeşlerinin yanında yer aldılarsa, Kafkasya’daki kardeşlerinin mücadelesine nasıl destek vermişlerse, dünyanın her köşesindeki kardeşlerini nasıl yalnız bırakmadılarsa bugün de çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde bunu yaptıklarını söyledi.

Ecdadın emaneti olan bu vakur duruştan asla vazgeçmeyeceklerini belirten Erdoğan, “Bugün hala ‘sizin Suriye ile Irak’la Kudüs’te ne işiniz var?’ diyen varsa bunlar Türkiye’nin ne olduğundan da tarihlerinden de haberleri olmayan gafillerdir.” dedi.

Erdoğan, bu coğrafyalarda yaşayan toplumların fiziki sınırların dışında olabileceğini ancak bunların, gönül sınırlarının tam ortasında bulunduğunu anlatarak, ”Onun için de Kudüs’e uzanan her eli İstanbul’a uzanmış sayarız.” dedi.

AK PARTİ’NİN TABANI, SLOGANİK TALEPLERLE MEŞGUL OLMAMALI

Konuşması sırasında bazı partililerin “Kadıköy ilçe olsun” sloganları atması üzerine, “Nerenin ne zaman il olup olmayacağını bırakın onların kararını biz verelim” diyen Erdoğan, ”AK Parti’nin tabanı, sloganik taleplerle meşgul olmamalı. Biz icraatla meşgul olacağız. Bir yerin beldeden ilçeye dönüşmesi oranın kaderini değiştirmiyor, kaderi icraat değiştiriyor. Biz gelmeden önce Türkiye’de nereleri il yaptılar. Peki il yaptılar da ne oldu, icraat yaptılar mı? Yok. Sadece şirin görünelim diye siyasi kararlar verdiler, bir şey yaptılar mı? yok. Ama biz geldik oraları yine biz şekillendirdik o haliyle.” değerlendirmesini yaptı.

Şırnak’ı gezip gören birisi olduğunu belirten Erdoğan, Şırnak’ta il olabilecek en ideal yerin Cizre olduğunu söylediğini hatırlatarak, Cizre’nin altyapısıyla topoğrafik yapısıyla her şeyiyle il olmaya yakışan bir yer olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

” ‘Burası olmalı’ dedim hala da arkasındayım. Terörle mücadelede de bizim için en ideal yer Cizre’dir. ‘Hakkari için de en ideal yer Yüksekova’ dedim. ‘Orada il olmaya uygun olan yer Yüksekova’dır’ dedim. Niye? Topoğrafik yapı olarak da bu işe uygun olan yer Yüksekova da onun için… Ama Hakkari’nin kendisi bu işe uygun değil. Tabii bazı gruplar geldiler, gittiler vesaire. Ben tabii aynı şeyi söyledim. Niye? Ben belediyecilikten geliyorum, bu işi biraz biliyorum ve uygun olan ne ise bu. Ve maalesef benim kendi arkadaşlarım bile bu tuzağa düştüler ve diyorlar ki ‘böyle böyle, orada şöyle böyle’ diyorlar. Kardeşim öylesi böylesi yok. Olması gereken nedir? Buraya eğer şehircilik açısından biz yakışanı yapacaksak doğru olanı yapacaksak, terörle mücadelede doğru olanı yapacaksak olması gereken ne ise onu yapmamız lazım. İnşallah bunları yapacağız çünkü, biz bu tür baskılarla, sandıktan oy gelecek baskılarıyla kararlarımızı, yolumuzu değiştirmemeliyiz. Atılması gerekenler neyse bu adımı atmalıyız.” 

Yalova’da da Kadıköy, Çınarcık, Esenköy ve bütün buralarda aslolan şeyin buralarda en ideal hizmeti vermek olduğunu, bunu başarmak gerektiğini, bu nedenle Yalova’da ilçe, belde belediyelerinin çok daha başarılı çalışması gerektiğini anlatan Erdoğan, aynı şekilde Yalova Valiliğinin her türlü hizmeti en ideal şekilde vererek destek vermesi gerektiğini, Yalova’yı turizm ve kültürel noktada çok daha ideal bir noktaya getirmeleri gerektiğini söyledi.

MESCİD-İ AKSA’YA KİMSE DOKUNMASIN İSTİYORUZ

Bir insanın vücudunun herhangi bir yeri zarar gördüğünde ne hissederse kendilerinin de özellikle bu bölgede, bu coğrafyada her birindeki acıları yüreklerinde hissettiklerini, bunun  bir devletin toprağında, egemenliğinde gözü olmak anlamına gelmediğinin altını çizen Erdoğan, tam tersine hepsinin egemenlik haklarına saygılı olduklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Talebimiz bu devletlerin de oradaki kardeşlerimizin haklarına saygılı olmalarıdır. Türkiye’nin Kudüs meselesinde ortaya koyduğu tavır gayet açık ve nettir. Biz Kudüs’te bu şehrin tarihine inançlar ve halklar için taşıdığı öneme uygun hareket edilmesini istiyoruz. Mescid-i Aksa’ya kimse dokunmasın istiyoruz ve istiyoruz ki orası bizim ilk kıblemizdir. Bu bölgede Hristiyanların da hakları var. Dolayısıyla buraya müdahale edilmemeli. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak, bu ülkenin Filistinlilere ve esasen Kudüs’ü ziyaret eden herkese uyguladığı devlet terörünü ödüllendirmek demektir.”

Recep Tayyip Erdoğan, ekrana yansıtılan ve Filistin’in 1937 ile bugünkü sınırlarındaki değişimi gösteren haritayı göstererek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sene 1937 haritası. O zaman yüzde 100’ü buranın Filistin. 1937’nin ikinci hamlesinde müdahale ediyorlar ve Filistin yüzde 80’e düşüyor ve İsrail sızdı giriyor. Geliyoruz 1947’ye, 1947’de Filistin’i ne hale getirdiler, yeşil olan yer Filistin, kahverengi olan yer İsrail. Bunu kim yaptı? Birleşmiş Milletler, yani kurt kuzu hikayesi ve kurt böldü parçaladı bu hale getirdi. Geliyoruz 1967’ye, Filistin yüzde 44’ten yüzde 22’ye düştü. Yeşil olan yer küçüldü ve bugünkü hale geliyoruz, Filistin yüzde 12.  Ya biz ağlamayacağız da kim ağlasın, hala İsrail’i nasıl oluyor da haklı gösteriyorsun. Buranın hesabını soracağız, soracağız ve biz şu anda son sözü söylemedik. İşte burada bakıyorsunuz 1947’de İsrail ne ise şimdi aynen Filistin o hale geldi. Eğer adaletse biz adaletin tecellisini istiyoruz ve diyoruz, ‘Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ne gerekiyorsa yapacaksınız, yapmıyorsanız biz de hukuk içinde gerekeni yapmak için ilgili mercileri zorlayacağız.’ “

Erdoğan, İsrail askerlerince gözaltına alınan 14 yaşındaki Fevzi El-Junidi isimli Filistinli çocuğun gözleri bağlı bir halde götürüldüğü fotoğrafı göstererek, 20 terörist İsrail askerinin o yavruyu tekme tokat ağzını ve burnu kan revan içinde bırakarak süreklediğini söyledi.

Yine annesinin kucağındaki o yavruyu görmelerine rağmen silah dipçikleriyle anneye vurulduğunu ifade eden Erdoğan, ayrıca down sendromlu bir çocuğa da zulmedildiğini anlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ey Amerika, ey Trump, sen bunları görmüyor musun? Lafa geldiği zaman bakıyorsunuz, ‘Biz şöyle böyle destek veriyoruz, şuraya yardım yapıyoruz, buraya bilmem neyi yapıyoruz.’ Hangi yardım. Bu tamamen evangelist bir anlayışın, siyonist bir anlayışın uygulamasıdır. Başka türlü izah edilemez. Kadın, çocuk, yaşlı, engelli demeden, ellerinde hiçbir silah olmayan, kafes kurmuşlar, o kafeslere o yavruları doldurdular. Kafeslerin içinde çocuklar var. Bunu yapan kim? İsrail. Buna göz yuman kim? Başta Amerika. Ellerinde hiçbir silah olmayan çıplak elleri ve sesleriyle haklarını korumaya çalışan masum insanlara karşı İsrail askerlerinin yaptıkları, insanlık dışı muamelenin hiçbir izahı yoktur. Şayet bu görüntüler İsrail’den değil de dünyanın başka herhangi bir ülkesinden gelseydi, inanın bana dünyayı o devletin başına yıkarlardı. Hele hele Türkiye’den böyle bir görüntü yansımış olsaydı Batı medyası günlerce, aylarca manşetlerinden, ekranlarından eksik etmezdi. Neredesiniz şimdi? Konuşun bakalım? Diktatör Tayyip Erdoğan’ın ülkesinde böyle bir şey var mı, gördünüz mü böyle bir şey? Tayyip Erdoğan, işte bunlara dayanamayıp, bunları yüzünüze yüzünüze vurduğu için Tayyip Erdoğandiktatör oluyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuna kadar hakkı haykırmaya, söylemeye devam edeceklerini belirterek, dünyanın dört bir yanında yaşanmış ne kadar kötü görüntü varsa, hepsinin sosyal medyada Türkiye’ye mal edilerek yayıldığı günleri unutmadıklarını anlattı.

Kadın bakana Hollanda’da yapılan saldırıyı da unutmadıklarını dile getiren Erdoğan, kendi başkonsolosluğuna girecek bakana oradaki polislerin saldırdığını anımsattı.

TEK BİR GÜNAHSIZIN BURNUNUN DAHİ KANAMAMASI İÇİN DİKKATLİ HAREKET EDİLİYOR

“Bunlar bu ya. Batı bu Batı…” diyen Erdoğan, Türkiye olarak terörle mücadele operasyonlarında birileri istediği için değil, masumiyet karinesine olan samimi inançları sebebiyle tek bir sivilin, tek bir günahsızın burnunun dahi kanamaması için çok dikkatli hareket edildiğini söyledi.

Hem Türkiye’deki, hem de sınır dışı operasyonlarda her zaman alınları ak, başları dik olarak yola devam edildiğini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İsrail’in Filistinlilere uyguladığı devlet terörüne karşı çıkan herkese gösterdiği hoyrat tavır, sergilediği o umursamazlık, insanlık adına yüz karasıdır. Ama şunu unutmayın zulümle abad olunmaz. Ben niye dünya beşten büyüktür diyorum, anlıyorsunuz değil mi? Sadece bu beş ülkenin iki dudağı arasına dünyayı mahkum edemezsiniz. Birleşmiş Milletler’de 196 ülke var. Ya bir ülke ne derse Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de odur. Orada ne var. 5 daimi üye, 15 geçici üye var. 15 geçici üyenin zaten hiçbir hukuku yok orada, hikaye. Her şey o 5 üyenin iki dudağının arasında. Hatta hatta bir tanesinin iki dudağı arasında. Hayırsa, hayır, bitti. Netice alamazsınız. Ama bu defa biz burada eğer hayır denecek olursa farklı düşünüyoruz. Genel Kurula götüreceğiz bu işi. Sonuna kadar takip edeceğiz. Eğer uluslararası sistem Birleşmiş Milletler çatısı altında dünyadaki haksızlıklara, adaletsizliklere, zulümlere dur diyecek mekanizmaları oluşturmazsa insanlık büyük bir kaosa doğru sürüklenecektir.”

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR İTİRAZIMIZI SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Türkiye için değil BM çatısı altındaki 196 ülkenin tamamı ve hayrı için bu çağrıyı yaptıklarını ifade ederek, her geçen gün çok daha yankı bulduğunu gördüğü dünya beşten büyüktür itirazlarını sonuna kadar haykırmayı da sürdüreceklerini anlattı.

Katılımcılardan, ülkenin geleceğini çok yakından ilgilendiren bu gelişmeleri her platformda milletle paylaşarak ülkeyi neyin beklediğini anlatmalarını istediğini belirten Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye’nin sadece son 15 yılının değil, geleceğinin de partisi olduğunu söyledi.

Türkiye’de AK Parti’nin dışında milletin taleplerine, ülkenin ihtiyaçlarına uygun projeler üretebilen bir başka parti olmadığını ifade eden Erdoğan, ana muhalefet partisinin zaman zaman bir iftira ortaya attığını, kendi kendine bağırıp çağırıp sonra da ortadan kaybolduğunu kaydetti.

Erdoğan, bu partinin iftiralarını ne kadar afişe ederseler etsinler onların aynı iftirayı tekrarlamaktan vazgeçmediklerini belirterek, “Aslında söylediklerinin içinin boş olduğunu onlar da biliyor. Kapasiteleri sadece bu kadarına yettiği için dönüp dolayıp FETÖ’nün veya bir başka karanlık gücün ellerine tutuşturduğu kağıtları okumanın ötesine geçemiyorlar. Biz artık bunların ipliklerini pazara çıkarmaktan usandık ama bunlar aynı şeyleri yapmaktan bıkmadı, usanmadı. Hamd olsun milletimizin ölçüsü sağlam. Bir bakışta kimin ne olduğunu hemen anlıyorlar. Buna rağmen AK Parti olarak meydanı asla bu iftiracılara bırakmayacağız. Ortaya attıkları her iftirayı delilleriyle, belgeleriyle çürüteceğiz. Söyledikleri her yalanı hemen yüzlerine vuracağız.” diye konuştu.

YİNE BUNLARI FETÖ TAKIMI TONGAYA DÜŞÜRDÜ

En son kendisi ve yakınlarının bir adadaki hesaplarına para gönderdiklerinin söylendiğini anımsatan Erdoğan, “Yok böyle bir şey. A’dan z’ye hepsi yalan. Ne söylediysem, adam cevabını veremiyor. Çıktım şunu söyledim; ‘Eğer bunu ispatlarsan görevi bırakacağım. Siyaseti de bırakacağım. Ama ispatlayamazsan aynı onurlu tavrı senden de bekliyorum, bırakacak mısın?’ dedim. Daha ne diyeyim. Hadi çık ispatla. Nerede böyle bir hesap var, göster. Yok. Evet, anlaşıldı ki yine bunları FETÖ takımı tongaya düşürdü. Hiç ilgisi, alakası olmayan, tamamı uydurma birtakım kağıtlarla ana hıyanetin başındaki zatı bir kez daha ortaya sürmüşler.” dedi.

Erdoğan, yalanların ortaya çıktığını, ancak karşı taraftan her zamanki gibi ses duyulmadığını belirterek, millete gerçekleri anlatmayı sürdüreceklerini, sadece iftiralara cevap vermekle yetinmeyeceklerini, gelecekte nasıl bir Türkiye hayal ettiklerini, 2023 hedeflerine nasıl ulaşacaklarını, 2053 ve 2071 vizyonlarını nasıl oluşturacaklarını anlatacaklarını söyledi.

Teşkilat mensuplarının bunları yaptıklarında milletin kulağının ve kalbinin onlarla değil kendileriyle olduğunu çok daha iyi göreceğini anlatan Erdoğan, Raiba’nın tek başına, onların yalanlarının ve içi boş tüm vaatlerini yerle yeksan etmeye yeteceğini dile getirdi.

Erdoğan, katılımcıları ayağa kaldırarak “Çok yordum sizleri. Oturarak yoruldunuz, biliyorum.” diyerek, partililere Rabia işareti yaptırarak “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.” dedi.

Erdoğan, kongrenin Yalova için yeni bir milat olması temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.

Yalova 6. Olağan İl Kongresine Başbakan Yardımcıları Hakan Çavuşoğlu ile Fikri Işık, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, milletvekilleri ve Yalovalı siyasetçi Ömer Fitoz ile partililer katıldı.

Yalova İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuşmasının ardından kılıç hediye etti.

Erdoğan, divan üyeleri ve parti il yöneticileriyle fotoğraf çektirdi.

Bu arada Erdoğan, Yalova Milletvekili Fikri Demirel’in torunu Fikri Demir Demirel’i kucağına alıp, fotoğraf çektirdi.