Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü‘nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybedenlere Allah'tan

 Şiddete uğramış, yaşadıklarını dışarıya anlatmamış veya anlatamamış tüm kadınlara geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, toplantıyı düzenleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, ekibine ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti.

Türkiye’de kadın meselesinin bugün geldiği yerde Bakanlığın ve sivil toplum kuruluşlarının gerçekten çok büyük katkısı ve emeği olduğunu vurgulayan Erdoğan, ”Kadınlarımız kendi meselelerine sahip çıktıkça bizler de sizlerden aldığımız güçle daha büyük, daha cesur, daha etkin adımlar attık. Atmayı da sürdürüyoruz. İnşallah bu emekler boşa gitmeyecektir.” diye konuştu.

“Eşrefi mahlukat olana insana, yaratılmışların en şereflisi olan insana, hele hele kadına yönelik bu şiddet asla kabul edilemez.” diyen Erdoğan, kendisinin kadına şiddeti insanlığa ihanet olarak ilan etmiş bir Cumhurbaşkanı olduğunu belirterek, bu ihanetin içine giren herkesin cezasını çekmesi gerektiğini söyledi. 

Bu meselenin yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın sorunu olduğunu aktaran Erdoğan, “Araştırmalar bu meselenin eğitim düzeyiyle, maddi gelirle çok da ilişkili olmadığına işaret ediyor. Bir üniversitemizin yaptığı araştırma lise mezunu her dört kadından birinin, üniversite mezunu her beş kadından birinin maalesef aile içi şiddete maruz kaldığını gösteriyor.” bilgisini verdi.

ASIL MESELE CİNSİYETTEN ÖTE İNSANA BAKIŞ MESELESİDİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde bu meselenin doğu toplumlarına münhasır olduğu yönünde oluşturulmaya çalışılan art niyetli algının da doğru olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

“Batı toplumları da aile içi şiddet sorunundan ciddi şekilde muzdariptir. Demek ki burada asıl sorun nerede yaşadığınız, ne kadar okuduğunuz, hangi refah düzeyine sahip olduğunuz değildir. Asıl mesele cinsiyetten öte insana bakış meselesidir. İnsana verilen değer meselesidir. Bizim medeniyetimiz ve kültürümüz her işin başına insanı koyar. İnsana bakışımızın bozulduğu bir yerde kadına bakışın sağlıklı olması mümkün değildir. Her kim kadınlarla ilgili şiddeti öven, ayrımcılığı körükleyen, onları rencide eden bir söz söylüyor, bir tavır içine giriyorsa bilin ki onun zihin kodlarında bir sorun vardır. Bu kişinin bir çoban olması veya bir üniversite hocası olması, bir ilahiyatçı veya bir ateist olması arasında hiçbir fark yoktur. Her birini ayrı ayrı övdüğü dört kız çocuğu sahibi bir peygamberin ümmeti, sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor; ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ Bakınız, babaların ayakları altındadır buyurmuyor, annelerin… Annelerin konumu çok farklı. Ayaklarının altına annenin cenneti seren bir inancın mensupları olarak kadınlarla ilgili yanlış algıların ve uygulamaların dinimizle ilişkilendirilmesini asla kabul edemeyiz. Aynı şekilde uğruna canını feda etmeyi göze aldığı topraklarına, bizi kast ediyorum, ecdadımızı kast ediyorum, ne demişiz? ‘Anavatan’ demişiz. Kadını yar olarak, canan olarak tarif eden bir kültürün şiddet üretmesi de işin tabiatına aykırıdır.”

KADIN YOKSA TOPLUMUN YARISI YOKTUR

Türkiye’de insana ve özellikle kadına dair yanlış algıların, yanlış kabullerin, yanlış uygulamaların sebebinin dinde ya da kültürde değil, daha derinlerde aranması gerektiğini kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu bakımdan biz kadınlarımızın meselelerine sahip çıkmakla aslında tüm milletimizin hatta tüm insanlığın dertlerine derman aramış oluyoruz. Bunun da ötesinde kadınların hak ve adalet temelinde sahip oldukları eğitim, çalışma, ayrımcılık, şiddet gibi sorunlarını çözememiş bir toplumun hedeflerine ulaşamayacağını da biliyoruz. Çünkü kadın yoksa toplumun yarısı yoktur. Kadının olmadığı bir toplumun kalan yarısı da zaten yok oluşa doğru gidiyor demektir.”

Siyaset hayatı boyunca kadınları hem siyasetin hem hayatın her alanında hak ettikleri şekilde asli unsuru, temel taşıyıcısı haline getirmenin mücadelesini verdiğini kaydeden Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak da aynı mücadeleyi sürdürdüğünü söyledi. 

TARİHİ REFORMLAR GERÇEKLEŞTİRDİK

Toplantıya katılışının sadece bir protokol görevi gereği ya da nezaket iştiraki değil, kadınların mücadelesine verdiği samimi desteğin bir nişanesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“AK Parti’nin iktidara geldiği günden beri kadınlarımızın önündeki engelleri kaldırmak için tarihi reformlar gerçekleştirdik. Bunların en önemlilerinden biri, 2012 yılında çıkardığımız Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dur. Bu kanunun çıkması, ülkemizde şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili gerçekten tarihi bir dönüm noktasıdır. Bakanlığımız bu çerçevede şu ana kadar şiddete uğramış 20 bin kadının davasına müdahil olarak mağdur kadınlarımızın yalnız olmadığını göstermiştir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadına yönelik şiddetle mücadele için hazırlanan eylem planlarını hassasiyetle uyguladıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu amaçla çeşitli kurumlarımızda yürütülen eğitim çalışmalarında yüz binlerce kamu görevlisine ve askerimize ulaşıldı. Şiddeti önleme merkezlerini, kadın konuk evlerini 81 ile yaygınlaştırdık. Halen 6 büyük şehrimizde uygulanan elektronik izleme sisteminin kapsamını da genişletmeyi hedefliyoruz. Aynı şekilde kadınların hak, fırsat ve imkanlardan eşit şekilde yararlanarak ekonomik ve sosyal hayattaki etkinliklerinin artırılması konusunda da çok önemli adımlar attık. Bu çerçevede inşallah yılbaşından itibaren uygulanmaya başlanacak yeni bir eylem planı hazırlandı. Erken yaşta ve zorla evlilik artık geride bırakmamız gereken bir başka önemli sorundur. Ülkemizde, günümüz şartlarında erken sayılabilecek 14, 15, 16 yaşlarındaki evlilik oranı toplam evlilikler içinde yüzde 4’lere kadar geriledi. Tabii bunda orta öğretim kademesindeki kız çocuklarımızın oranının, bakın burası çok önemli, yüzde 45’ten yüzde 83’e çıkmasının çok önemli katkısı bulunuyor. Nereden nereye geldik.”  

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 24 Kasım Öğretmenler Günü’ndeki konuşmasına değindi.

“Ana muhalefetin başındaki zat çıkmış konuşuyor. Öğretmenlerle ilgili birçok şeyler anlatıyor. Ya sen ne anlatıyorsun? Bak orta öğretimde neredeydik, nereye geldik.” diyen Erdoğan, okuma-yazma oranlarının yüzde yüzlere doğru yürümesinin iktidarları döneminde gerçekleştiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların okuması yazmasının artmasının iktidarı döneminde olduğunu, eşi Emine Erdoğan’ın Şanlıurfa’da başlattığı “Haydi Kızlar Okula” kampanyasının da bu dönemde gerçekleştiğini kaydetti.

Ordunun kadın ayağının da çok sağlam olduğunu belirten Erdoğan, ordunun “Nene Hatunları”, “Hatçe bacıları” bulunduğunu dile getirdi.

Erdoğan, eğitim hayatına devam eden kız çocuklarının doğal olarak evliliğe zorlanmadıklarını ifade ederek, “Yükseköğretim öğrencileri arasındaki kız evlatlarımızın oranının, ey Kılıçdaroğlu burayı dinle, yüzde 13,5’ten yüzde 44,5’e çıkmış olması da çok sevindiricidir. Ama bunları duyamaz. Kulağı vardır duyamaz, gözü vardır göremez, dili vardır hakikati söyleyemez. Çünkü kalp mühürlü.” diye konuştu.

İSTİHDAMDAKİ KADIN ORANININ ARTMASI GERÇEK BİR DEVRİMDİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin her kademesinde kız öğrencilerini teşvik etmek için birçok proje ve destek yaptıklarını belirtti.

Kadınların ekonomik hayattaki görünürlükleri ve güçlerinin artmasının da önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, istihdamdaki kadın oranının 2005’teki yüzde 23 seviyesinden bu yılın temmuz ayı itibarıyla yüzde 34’e çıkmasını ”gerçek bir devrim” olarak nitelendirdi. 

Erdoğan, hedeflerinin 2023’te bu oranı en az yüzde 41’e ulaştırmak olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“2005’ten bugüne kadar istihdam sayımızı 9 milyon 200 bin artırmış olmamıza rağmen işsizliğin hala çift haneli rakamlarda geziyor olmasının sebebi kadınlarımızın iş gücüne katılımındaki bu artıştır. Biz bundan asla şikayetçi değiliz. Demek ki daha çok istihdam oluşturmamız gerekiyor. İnşallah onu da başaracak, erkeğiyle, kadınıyla, genciyle, eli iş tutan herkesin çalışabileceği bir ekonomiyi inşa edeceğiz. Burada kadın girişimcilerimize verdiğimiz çok önemli destekler, pozitif ayrımcılık uygulamaları var. Sadece mikro kredi uygulamasından 160 bin kadın yararlanmıştır. Kadınlarımızı hayatın her alanında desteklemeye yönelik daha yüzlerce, binlerce örnek sayabilirim. Burada önemli olan Türkiye’de kadınların şiddet başta olmak üzere tüm meselelerinin çözümüne yönelik güçlü bir siyasi iradenin bulunuyor olmasıdır. Bu irade devam ettikçe diğer sorunların çözümü yalnızca zaman meselesidir. Türkiye’nin sadece Cumhurbaşkanı değil, onunla birlikte Başbakanı, bu konuda sorumlu bakanı, hükümetin tamamı bu iradeye sahiptir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınlardan tek istediklerinin bu mücadelede kendilerine destek vermeleri olduğunu belirterek, “Kadın haklarını ideolojik saplantılarının istismar aracı haline dönüştürmek isteyenler, bu mücadeleye en büyük zararı verenlerdir. Bizim şu veya bu ideolojiye değil, sadece ve sadece kadınların haklarını savunmaya amaçlayan herkese yüreğimiz ve kollarımız açıktır.” diye konuştu.

Pek çok konu gibi kadın meselesini de kendilerine saldırmak için silah gibi kullananlara da eyvallah etmeyeceklerini dile getiren Erdoğan, kendisinin ve arkadaşlarının kadınların sorunlarının çözümüyle ilgili iradeye sahip olduğunu, ancak aksi yönde de örnekler bulunduğunu kaydetti.

SKANDAL İFADELER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçen günlerde kadına şiddetle ilgili skandal ifadelerinin bu örneklerden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Üstelik de kadınlara yönelik toplantıda bu zat aynen şöyle diyor; ‘Erkek işsizse eve yeteri kadar para gelmiyorsa akşam tencere kaynamıyorsa bu erkek de gelir hıncını karısından alır.’ Bunu diyen kim? Bay Kemal. Böyle çarpık bir zihniyet olur mu? Böyle bir yoz bakış açısı olabilir mi? Bu kadına şiddeti insanlığa ihanet değil, alenen meşru gören bir kafadır. Bu mantığa göre ana muhalefetin başındaki zatın her yaşadığı seçim yenilgisinden sonra evde neler yaptığını düşünmek bile istemiyorum.” dedi.

Çanakkale’de belediye meclisi toplantısında, belediye başkanının, seçimle gelen AK Partili bir meclis üyesini, konuşma hakkını kullanırken işine gelmediği için ifadeler sebebiyle susturmak için sürekli olarak “Sus” diyerek şiddet uyguladığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Susturamayınca bu sefer talimat veriyor, ‘Hemen mikrofonu kesin.’ diyor. Ondan sonra da meclisi terk etmesini söylüyor. Meclisini terk etmesini istediği o bayan AK Partili bir belediye meclis üyesi. Demokratik yollarla, halkın oylarıyla oraya gelmiş olan bir bayan. Arkasından ne oldu? Bir de baktık ki CHP’nin kadın mensupları gelip gösteriler yaptılar. Kime? Kendi belediye başkanlarını alkışlıyorlar. Ya bu nasıl bir kadına saygıdır. Orada en doğal hakkını kullanan bir kadın meclis üyesine karşı bu tavrı takınan bir belediye başkanına ancak ‘Sen ne yapıyorsun, demokratik hakkını kullanan bir bayana sen böyle bir saygısızlığı nasıl yaparsın ey başkan.’ deyip onu yuhalamaları gerekirken, tam aksine onu alkışlıyorlar. İşte bu da CHP’deki kadın zihniyetinin nerede olduğunu gösteriyor. 

Ben dedim, bak şimdi yine söylüyorum. 18 Mart Çanakkale şehitlerini anma yıl dönümü. Valime talimatı verdim. O gün Çanakkale Belediye Başkanı’na orada söz vermeyeceksin. Oradaki programın sahibi validir, en tepe noktada Başbakan’dır, Cumhurbaşkanı’dır. Dolayısıyla seçimle bir belediye meclisine üye olarak girmiş bir meclis üyesini o meclisten kovan insan bunun bedelini ödemelidir. İnancımızla ve kültürümüzle ilgisini olmadığı belirttiğim bir zihniyet var ya, işte bu onun ta kendisidir.”

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sadece kadınlara yönelik şiddetin savunucusu değil, terör örgütlerinden vandallara kadar ülkenin ve milletinin aleyhine kim varsa hepsinin en büyük müdafisi olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun, hakkındaki iddialarına değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu zat aynı zamanda fütursuz bir iftiracıdır, müfteridir, Hicap duygusu gelişmemiş bir yüzsüzdür, çünkü bu zat, eskiden beri şahsım ve ailem hakkında kesinlikle aslı astarı olmayan yalanlar üretti. Her seferinde yalanını yüzüne vurduğumuz, iftirasını başına çaldığımız halde sanki hiçbir şey olmamış gibi pişkince çirkefliğe devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde yine çirkin yüzünü gösterdi. Bu kez Meclis kürsüsünden iftiraları ardı ardına sıraladı. Neymiş efendim çocuklarım kardeşim, eniştem, dünürüm, hatta eski özel müdürüm, yurt dışına milyonlarca dolar para göndermiş. Daha önce de benim 3 milyar dolar para bulduğunu ima etmişti. Tabii bu iftiraların müşterisi de çıkıyor, medyada, sosyal medyada, yurt içi ve dışında pek çok karanlık mahfilde bu iftiralar sürekli döndürülüp dolaştırılıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuktaki “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir.” kuralını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Yani bir şeyi iddia ediyorsan, onu ispatını da ortaya koyman gerekir. Şimdi ben buradan artık ismini anmaya dahi tenezzül etmediğim bu zata soruyorum; öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı? Varsa çıkar milletin önüne ben hemen gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira ettiğini söyle, özür dile. Aksi takdirde dünyanın en alçak suçu olan iftiracı konumuna düşeceksin. Azıcık onuru, haysiyeti, şerefi olan, yüreğinde utanma duygusu, yüzünde kızarma hissi olan birisi bu sözler karşısında ifade ettiğim iki yoldan birini seçer. Fakat yıllardır aynı şeyleri yaşadığımız için biliyorum ki bu zat, ne  ortaya belge koyabilecek ne de çıkıp özür dileyecek. Daha da ötesi bu söylediğim sözlerin hepsini de yutup, üç gün sonra yine aynı şeyleri, aynı yalanları tekrarlamayı sürdürecek. Şimdi ben buradan bir şey söylüyorum. Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında bir kuruş parası varsa, herhangi bir bankada, çıksın bunu ispat etsin. İspat ettiği anda Cumhurbaşkanlığı makamında bir dakika durmayacağımın taahhüdünü veriyorum. Bunu ispat edemeyen Kemal, acaba o makamında duracak mı o da bunun bana taahhüdünü versin.”

BURALARA DÜRÜSTLÜKLE GELDİK

Bugüne kadar seçim üstüne seçim kazanarak buraya gelebilmişlerse, bunun öyle rastgele olmadığını dile getiren Erdoğan, buralara dürüstlükleriyle geldiklerini, halkın da bu yanlarını gördüğü için kendilerine destek verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: 

“9 seçimdir hep kaybede kaybede yüzü yerde sürüklenen Kemal, millet senin ne olduğunu gördü. Bu zatı, ta 1990’lı yıllardan, SSK’yı batırdığı millete yaka silktirdiği günlerden beri tanırız. Biz bu zatı daha bir yaşına girmemiş torununu SSK’lı yaptığı günlerden biliyoruz. Kendi bir yaşına girmiş torununu Sosyal Sigortalar Kurumu’na üye yapıyor. Dün SSK’yı batırmıştı bugün CHP’yi batırıyor. Rahmetli Savaş Ay, SSK hastanelerinde yaşanan rezaletlerle ilgili programında bu zatın beceriksizliğini ve yüzsüzlüğünü  tüm dünyaya göstermişti. Dünyada arsız bir insana laf anlatmaya çalışmak kadar zor ve beyhude bir iş olmadığını bu zat sayesinde yaşayarak öğrendim.” 

Erdoğan, konuşmasına ara vererek, Savaş Ay’ın söz konusu programdaki özet görüntülerinden oluşan 2,5 dakikalık bölümünü izletti.

MANEVİ TAZMİNAT DAVASINI 1,5 MİLYON LİRA OLARAK TALEP EDİYORUZ

Görüntülerin izlenmesinin ardından konuşmasını “Hani derler ya ‘Yüzüne tükürsen, yağmur yağıyor der’ diye işte bu tam öyle bir tip” ifadelerini kullanarak sürdüren Erdoğan, şunları kaydetti: 

“Biz bu zatın seviyesine inmeyecek, hakkımızı hukuk yoluyla aramaya devam edeceğiz. Hemen avukatlarıma talimatı verdim bu müfteri hakkında gereken hukuki işlemleri başlattılar, şahsım başta olmak üzere, itham ettiği çocuklarım, eniştem, kardeşim, dünürlerim hep birlikte bu zata iftiralarının bedelini ödetmek amacıyla manevi tazminat davasını 1,5 milyon lira olarak talep ediyoruz açtık. Şu ana kadar bu zatın iddia ettiği gibi milyoner olamadık belki ama bu zattan aldığımız, alacağımız tazminatlar sayesinde herhalde olacağız.”

Kamuoyunu böyle can sıkıcı bir meseleyle meşgul etmenin üzüntüsü içinde olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Ve onun tıynetinde olanlar biz cevap vermedikçe korkuttuk sanıyorlar ki, doğru yoldayız sanıyorlar ki, attığı çamurlar iz tutuyor. Güneş balçıkla sıvanmaz bunu böyle bilesiniz. Bunların ağızlarının payını vermediğimiz müddetçe bu tür iftiraları, çıtayı sürekli yükselterek tekrarlamayı sürdüreceklerini biliyoruz onun için hem kamuoyunun önünde teşhir ederek hem hukuki haklarımızı kullanarak bu terbiyesizlere meydanın boş olmadığını göstermek durumundayız.”

HODRİ MEYDAN

Türkiye’nin eskiden beri muzdarip olduğu kısır ana muhalefet sorunun Kılıçdaroğlu birlikte bir üslup ve ahlak boyutu kazandığını anlatan Erdoğan,  “Milletime tekrar sesleniyorum; yurt dışında hangi bankada Tayyip Erdoğan’ın hesabı var bunu ispatla, ispatlayamadığın takdirde bir defa senin siyaseti bırakman lazım, ispatlarsan ben hem siyaseti hem Cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım. Hodri meydan, Hodri meydan. Ülkemizin ve milletimizin hiçbir meselesiyle ilgili hayırlı hiçbir sözünü teklifini duymadığımız bu ana muhalefet anlayışıyla varabildiğimiz yer, işsiz kalan erkek gider eşini döver denklemidir. İşte kafa bu.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde oy kullanacağı sandığı bulamayan, neye “hayır” dediğini bilmeden halk oylaması kampanyası yürüten, bir dediği diğerini tutmayan, “Benim adım Kemal” deyip verdiği tüm sözleri yutan bu zata hak ettiğinden fazla süre ayırdığının farkında olduğunu belirterek, Kılıçdaroğlu’nu millete ve özellikle da kadınlara havale ettiğini söyledi.

Kadınların Kılıçdaroğlu’na kendilerine yaptığı hakaret nedeniyle gereken dersi vereceklerine inandığını vurgulayan Erdoğan, ülke, millet, kadınlar, gençler için çalışmaya, üretmeye ve reform yapmaya devam edeceklerin kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin çözüm bekleyen çok sorunu, yatırım bekleyen çok yeri, proje bekleyen çok potansiyelinin bulunduğuna dikkati çekerek, inşa edecek daha çok yollar, köprüler, tüneller, barajlar, santraller, okullar, konutlar, parklar, hastaneler ve savunma sanayi projelerinin olduğunu vurguladı.

Destek olacak daha çok kadın, genç, girişimci, işçi, çiftçi, öğretmen, güvenlik görevlileri, sanatçı ve sağlıkçının olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bizim ülkemizde yakın coğrafyamızda ve dünyanın dört bir yanında el uzatacak daha çok mağdur ve mazlum dostlarımız kardeşlerimiz var. Velhasıl bizim yapacak daha çok işimiz var. Bu tür asalaklara hak ettikleri cevabı vereceğiz ama hak etmedikleri şekilde bizi meşgul etmelerine de asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  yerel seçimlere artık 16 ay kaldığına işaret ederek, “Mart 2019. Kasım biliyorsunuz 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimi. Burada değerli hanım kardeşlerime sesleniyorum. Diyorum ki kapı kapı dolaşarak Allah’ın izniyle gerek mart yerel seçimlerinde gerek Kasım 2019 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi seçiminde bu müfterilere sandıklarda demokratik cevabı en üst düzeyde vermeye hazır mıyız? Bu duygularla bir kez daha Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle tüm kadınlarımıza sevgilerimizi saygılarımızı sunuyorum.” dedi. 

Katılımcılardan ayağa kalkmalarını isteyen Erdoğan, “Kadınlara, çocuklara ve tüm masumlara yönelik her türlü şiddeti reddettiğimizi bir kez daha belirtmek istiyorum. En şerefli varlık olan insana bu konumuna uygun şekilde davranılmasını sağlayacak o ideal düzeni kuracak kadar mücadelemiz devam edecektir. ” ifadelerini kullanarak, Rabia işareti yaptı.