“İman, kahramanlık, vatanperverlik ve fedakarlıkla dolu ve mazlum milletlere ilham kaynağı olmuş İstiklal Savaşımızın ardından, 29 Ekim 1923’te kurduğumuz Cumhuriyetimizin 93. yıldönümünü iftiharla ve sevinçle idrak ediyoruz. Cumhuriyet, bu ülkede bizi millet yapan her türlü rengin ve tonun, hem güzel bir karışımı, hem de en doğal sonucudur.
Cumhuriyet, egemenliğin kaynağını birtakım zümre ve kesimlerde değil, doğrudan milletin kendisinde görerek, çağdaşlaşmanın, gelişmenin, ilerlemenin ve kucaklaşmanın sembolüdür.
Başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere Cumhuriyetimizi kurup bize emanet edenler, ülkenin büyük karışıklık ve işgallerle kuşatıldığı en zor bir dönemde bile, öncelikle TBMM’yi ihdas edip, yapılacak tüm işlerin meşruiyetinin oradan elde edilmesini önemsemekle, bir anlamda Cumhuriyet’in temelini daha o gün atmışlardır.
Meclis, milli iradenin tecelligahı, millet adına alınacak her kararın ve yapılacak her işin meşruiyet kaynağıdır.
Atatürk ve onunla beraber şanlı bir kurtuluş mücadelesi veren kadroların, çok büyük zorlukların ve imkânsızlıkların üstesinden gelerek ve her türlü farklılığımızı sıcak bir kardeşlik ve milli idealler doğrultusunda zenginliğe dönüştürerek 29 Ekim 1923’te ilan ettikleri Cumhuriyet, bugün de aynı ideallere sahip yeni nesillerin omuzlarında ve her açıdan çağın gerekleriyle donanımlı olarak yükselmeye devam etmektedir.
Cumhuriyetimizi, dünyanın evrensel gelişimi karşısında sürekli güncelleştirip diri tutmak ve evrensel demokrasinin değerleriyle taçlandırmak, bizim için asla vazgeçilemeyecek hedeflerin başında gelmektedir.
Cumhuriyet denilince, akla gelen ilk kavram cumhurdur.
Zaman zaman cumhuriyeti, cumhurdan bağımsız ve sadece seçkinci bir zümrecilik gibi algılayan, adeta cumhursuz bir cumhuriyet öngören yanlış yaklaşımlara şahit oluyoruz.
Cumhursuz Cumhuriyet düşünülemez.
Cumhuriyeti sevmek, cumhuru sevmektir.
Cumhuriyete sahip çıkmak demek, Türkiye’yi demokrasi düzeyinden evrensel özgürlükler çizgisine, sağlıktan eğitime, ulaşımdan adalete, sosyal devletten yerel yönetim anlayışına kadar çağdaş bir değişim ve dönüşüm anlayışı içinde büyük fikir ve projelerle buluşturmak, büyük ufuklara taşımak demektir.
Gelişmişlik açısından her yılı bir öncekinden daha ileriye götürerek Cumhuriyetimizi çok daha büyük ve çağdaş projelerle buluşturmak bizim için asla vazgeçmeyeceğimiz en güzel ideal olmuştur ve olacaktır.
Sevinçle müşahede ediyoruz ki;
Atatürk’ün bir hedef olarak ortaya koyduğu, “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak”, Cumhuriyetimizin 93. yılında demokrasisi, özgürlükleri ve kardeşliği perçinlenmiş milletimizin ortak iradesine dönüşmüştür.
Tarih boyunca milli olanla insanlığın evrensel değerlerini meczetmeyi medeniyetinin temel niteliği yapmış milletimiz, nasıl ki milli mücadelenin en zor şartlarında dahi özgürlük ve bağımsızlığından feragat etmemiş ve tarihe şeref levhası olarak geçen bir var olma şuuru ortaya koymuşsa, zaman zaman yaşadığımız sıkıntılı dönemleri de hep aynı şuurun diriltici soluğuyla aşmasını bilmiştir.
Bunun en güzel örneklerinden birini 15 Temmuz’da maruz bırakılmak istendiğimiz hain darbe girişiminde gördük.
Kadını erkeğiyle, genci yaşlısıyla bu ülkenin yiğit insanları, tankların önünde, bombaların altında ve kurşunların karşısında canı ve kanı pahasına direnmiş, yine de iradesini çiğnetmemiş, vatanına sahip çıkmasını bilmiştir.
15 Temmuz direnişi, İstiklal Savaşındaki ruhun yeni bir dirilişi olmuş, egemenliğine kastetmek isteyenlere karşı bu milletin nasıl topyekun bir şahlanma enerjisiyle dopdolu olduğunu dosta düşmana ilan etmiştir.
Şuna bütün kalbimizle inanıyoruz ki;
Türkiye üzerinde içeriden ve dışarıdan oynanmak istenen bütün oyunlara, yapılmak istenen her türlü kışkırtma ve tahrike inat, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi koruduğumuz sürece…
Bu ülkenin yüksek menfaatlerini, bu milletin mutluluk ve huzurunu her türlü günlük siyasi çıkar hesaplarının üstünde görmeyi başarabildiğimiz sürece…
Türkiye’nin ortak mutluluklarını sevinçlerimize, ortak hüzünlerini kederlerimize dönüştürüp vatanı ve al bayrağı her türlü çıkar hesabının üzerinde tuttukça…
Ortak değerlerimizi bile bir ayrışma, kutuplaşma ve çatışma vesilesi yapmaya çalışan ideolojik saplantı içindeki çevrelere prim vermeden, milli ve manevi değerlerimiz etrafında kenetlendiğimiz sürece, saramayacağımız hiç bir yara, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.
Türkiye, gerek sınırları içinde gerek sınırları dışında, birliğine göz diken, topraklarını parçalamaya çalışan ve güvenliğini tehdit etmeye yeltenen her çabayı, her oluşumu kaynağında bertaraf etmeye, her emperyalist oyunu bozmaya muktedirdir.
İnşallah Cumhuriyetimizin 100. yılı ile ilgili olarak önümüze koyduğumuz ve Türkiye’nin çehresini değiştirecek büyük ve görkemli hedefleri de aynı ruhla ve çok çalışarak, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ve bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimizi her şeyin üstünde ve ötesinde tutarak bir bir gerçekleştireceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle, İstanbulluların ve aziz milletimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.
Başta Gazi Mustafa Kemal ve diğer İstiklal Savaşı kahramanlarımız olmak üzere, önce Meclisi ardından da Cumhuriyeti kurarak bize emanet eden bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Aynı şekilde bugün de bu vatanın birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini sağlamak uğrunda can veren şehitlerimize rahmet, gazilerimize hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.
Cumhuriyetimizin 93. yılının ülkemiz ve milletimiz için istikrar, huzur, barış, refah ve mutlulukla dolu bir yıl olmasını temenni ediyorum.”

