AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak şu açıklamalarda bulundu.
“Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana, siyasi hayatımızda yaşanan bütün çalkantıların temelinde, birtakım vesayetçi güç odaklarının millete ait egemenliği ya hepten gasp etmeye ya da ortak olmaya çalışması vardır. Bu ülkede seçkinci odaklar milleti, iradesini ve değerlerini bir türlü hazmedemediler. Milleti hep küçümsediler.
Demokrasiyi, hep millete kendi himayelerinde bahşedilecek bir lütuf gibi gördüler.
Kendilerini hep çağdaş ve üstün, milleti ise hep cahil ve gerici saydılar.
An oldu; millete Haso-Memo dediler, an oldu; makarnacı-kömürcü dediler.
O nedenle de bu milletin iradesine müdahale edilmeli, egemenlik ona bırakılmamalıydı.
Bütün darbelerin ana fikri budur. Milli iradeye kasteden bütün çaba ve girişimlerin özü, kayıt dışı bir egemenliği kullanma arzusudur. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz budur.
21. yıldönümünde bulunduğumuz 28 Şubat da aynı zihniyetin bir ürünü olarak millet iradesine kasteden ve ülkeye ağır bedeller ödeten karanlık bir sürecin adıydı. İç ve dış bağlantılarıyla milleti sindirmeyi ve dönüştürmeyi öngören bir toplumsal mühendislik projesiydi. Millete ve seçilmiş iktidara karşı asker-sivil bürokrat, medya, sermaye çevreleri ve bazı sözde STK’ların ortak bir organizasyonuydu.
Bir yandan baskı ve yasaklarla milyonlarca gencimizin hayatı karartılıp milletimize büyük acılar yaşatılırken, bir yandan da ülkenin bankaları ve ekonomik kaynakları insafsızca yağmalandı.
2002 seçimlerinde AK Parti’nin büyük bir oy oranıyla tek başına iktidara gelmesi, milletimizin 28 Şubatçılara verdiği en büyük cevap olmuştur. Milletimiz 1000 yıl sürecek dedikleri bu süreci asla affetmemiş, bağrından çıkardığı, bu milletin bu memleketin sevdalısı bir lider, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, o sürece sahip çıkan tüm partileri sandığa gömmüştür.
Ne var ki Türkiye’nin ayağa kalkmasından ve koşmaya başlamasından rahatsız olan dış mihraklarla, kendi siyasi çıkarlarını emperyalist odakların amaçlarına eklemlemiş içteki konsorsiyumun Türkiye’nin istikrarını hedef alan arayış ve çabaları hiç bitmemiştir.
Bu çevreler kimi zaman askeri veya yargısal darbecilikten medet umarak, kimi zaman ise terörü ve terör örgütlerini bir manivela gibi kullanarak Türkiye’nin siyasi dengelerini değiştirmek ve büyük yürüyüşünü durdurmaya çalışmak emelinden hiç vazgeçmemişlerdir.
2019’a giderken halen Türkiye’yi terörle kuşatma altına almaya çalışanların kirli oyunlarına tanık oluyor ve bu oyunlardan siyaseten nemalanmaya çalışan kesimlerin çırpınışlarını ibretle izliyoruz.
Milletimiz müsterih olsun; Türkiye bütün oyunları bozarak büyük hedeflere doğru yürüyüşünü sürdürecek, vesayet düzeni ve özlemcileri bir daha bu topraklarda egemen olamayacaktır. 16 Nisan referandumunu gerçekleştirmiş Türkiye, zaaflarından arınmış yepyeni bir sistemle istikrar ve güven içinde yarınlarını inşa etmenin azim ve kararlılığı içindedir.
Bu vesileyle 28 Şubat sürecinin Başbakan sıfatıyla en büyük mazlum ve mağdurlarından olan Erbakan hocamızı vefatının 7. Yılında minnet ve rahmetle anıyor, bütün darbeleri lanetliyor, milletimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

