Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Başbakan Davutoğlu Mardin’de

Başbakan Ahmet Davutoğlu Mardin Artuklu Üniversitesi’nde “Kardeşlik Buluşmaları Mardin” konferansına katıldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu Mardin Artuklu Üniversitesi'nde "Kardeşlik Buluşmaları Mardin" konferansına

 Başbakan Ahmet Davutoğlu Mardin Artuklu Üniversitesi’nde “Kardeşlik Buluşmaları Mardin” konferansına katıldı.



Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Mardin şunu der: ‘İnsanlık, bende çeşitlilikte birliği, birlikte çeşitliliği yaşadı.’ Kimse kimseye bir şey tahakküm etmeden, bir şey dikta etmeden karşılıklı saygı içerisinde yaşamayı Mardin öğretti. Biz şimdi 7 düvele karşı 7 iklimde mücadele ederken Mardin’in 7 kültürüne, 7 din, 7 dil anlayışına, çoğulculuğuna, birlikteliğine ihtiyaç hissediyoruz” dedi. 

Bazı şehirlerin büyük medeniyetlerin kuruluşuna öncülük ettiğini, bazı şehirlerin birçok medeniyeti kendi bünyesinde harmanladığını, büyük çınarlar oluşturduğunu, bazı şehirlere bakıldığında her bir taşında insanlık tarihinin izlerinin görüldüğünü belirten Davutoğlu, Mardin’in de insanlık tarihinde önemli bir yeri olduğuna dikkati çekti. 

Mardin’in küçük ama her sokağın insanlığı kuşattığını aktaran Davutoğlu, kendisinin ilk kez 2001 yılında ailesiyle Mardin’e geldiğinini anımsatarak, hissettiği duyguları anlattı. 

Ne zaman Mardin’e gelmeye karar verdiğinde içinde derinden bir haz, yoğunlaşma, Mardin ile yalnız kalma hissi uyandığını vurgulayan Davutoğlu, daha önce 2010 yılında Mardinlilere hitap ettiğini, 2015 yılında da Mardin’de Türkçe, Arapça, Kürtçe dillerinde mevlit dinlediklerini ifade etti. 

Başbakan Davutoğlu, her dilin güzel olduğuna değinerek, “Gönülden, yürekten gelen muhabbeti dillendirdiğinde bütün kelimeler azizdir, eğer aynı kelimeler ve aynı diller nefreti, şiddeti, terörü dillendiriyorsa kötüdür, zelildir ve insanlıktan uzaktır” diye konuştu. 

Mardin’in birleştirici ruhunun eksikliğinin hissedildiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Mardin her zaman söylendiği gibi 7 bin yıl önce 7 kültürün, 7 dinin, 7 dilin yaşadığı bir yer. Hani ‘7 düvel’ deriz ya çokluktan kinaye ya da 7 iklim deriz ya yine çokluktan kinaye. Mardin şunu der, ‘insanlık, bende çeşitlilikte birliği, birlikte çeşitliliği yaşadı.’ Kimse kimseye bir şey tahakküm etmeden, bir şey dikta etmeden karşılıklı saygı içerisinde yaşamayı Mardin öğretti. Biz şimdi 7 düvele karşı 7 iklimde mücadele ederken, Mardin’in 7 kültürüne, 7 din, 7 dil anlayışına çoğulculuğuna, birlikteliğine ihtiyaç hissediyoruz.”

Herkesten, Mardin’in her bir taşında, toprağında Mardin kokusunu hissetmelerini isteyen Davutoğlu, o kokuyu hissedenden şiddet, kötü dil, kötü söz, kem söz çıkmayacağını dile getirdi. 

Başbakan Davutoğlu, kendisine Türkiye’de nereye gidilmesi gerektiği yönünde soru sorulduğunda “önce Mardin” dediğini aktardı. 

Başbakan Davutoğlu yaptığı konuşmada, “Bir anahtardır Mardin, medeniyetimize girmek için” ifadesini kullanarak, bunu anlamayanların bilmeyeceğini, kendilerinin şehirlere, toprağa, insana olan aşkını bilmeyenlerin bunu anlayamayacağını bildirdi.

Mardin örneğinde ve bölge, ülke örneğinde iki tarihi çatışmanın, birleştirenler ve parçalayanların buralarda yaşadığını belirten Davutoğlu, “Birleştirici ruh ile hareket edenler ve birleşen her şeyi parçalayıp tahrip etmek için tarihe barbarca bir yaklaşım sergileyenler. Bakınız Mardin, Hazreti Ömer tarafından fethedildi. Hazreti Ömer o dönemde büyük medeniyet merkezleri olan Mısır’ı, Irak’ı, bütün Irak birikimini, İran’ı, Medine’nin ruhuyla buluşturmuştu. Medine’nin ruhu, eşitlik ruhuydu. Veda Hutbesi’nde Hazreti Peygamberin ‘Arabın Aceme üstünlüğü yok’ derken kastettiği, insanların Adem’in çocukları olarak, Milleti İbrahim olarak bir diğerine eşit olduğu ruhuydu” diye konuştu. 

Bugün Ortadoğu coğrafyası diye İslam kimlikli bir coğrafyadan bahsedilmesinin Hazreti Ömer’in döneminde fethedilen Mardin’ne de yansıyan birleştirici ruhun eseri olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Sonra çatışmalar, gerilimler yaşandı, bir birleştirici ruha daha ihtiyaç hissedildiğinde Sultan Alparslan’ın ordusunda Malazgirt’te, Anadolu’nun bütün halkları, bütün kavimleri, yeni bir aşkla buluştu ve Mardin’de bin yıllık bu coğrafyadaki tarihimizin Mezopotamya ile Anadolu’yu birleştiren ruhu orada meşale haline dönüştü. O orduda Türkler, Kürtler, Araplar vardı, yerel halklar vardı, hatta adalet arayan Ermeniler ve diğer Anadolu halkları vardı. Bu birleştirici ruh, bugün Anadolu kültürü dediğimiz ve harmanlandığımız büyük beşiği birlikte kurdu” değerlendirmesinde bulundu. 

Başbakan Davutoğlu, Anadolu’yu parçalamak için daha sonra Haçlıların geldiğini, parçaladıklarını, dağıttıklarını düşündükleri anda bir başka ruh olan Selahattini Eyyubi’nin ruhunun harekete geçtiğini dile getirdi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Alparslan’ın ordusunda bir Kürt olmak ile Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda bir Türk olmak arasında bir fark var mı? Ben bugün, Bakanlar Kuruluna baktığımda, toplantıyı açtığımda Besmele ile hep hamdederim, ben bir Türkmen aşireti çocuğuyum, Alparslan’ın ordusundaki Kürtler ile beraber, bu medeniyetin kuruluşu için girmiş kavimlerden biri. Sol tarafımda bir Mezopotamya çocuğu, bir Kürt çocuğu oturur, Mehmet Şimşek Başbakan Yardımcımız. Sağ tarafımda Karadeniz’den bir başka vatan evladı, Numan Kurtulmuş, tek tek Bakanlar Kurulunu saymayım. Ama en uç noktada Batı Trakya’dan, Rumeli’den gelen bir Rumeli çocuğu, Mehmet Müezzinoğlu Sağlık Bakanımız. Baktığımda Bakanlar Kuruluna hamdederek diyorum ki; hamdolsun ki, bu toplulukta Mezopotamya çocukları, Anadolu çocukları, Kafkas çocukları, Balkan çocukları birleşti. İşte Türkiye, işte Türkiye harmanı bu. Bir ümidimiz varsa, bir iddiamız varsa, Sultan Alparslan’ın bir Türk sultanının ordusundaki bir Kürt’ün, Sultan Selahaddin’in ordusundaki bir Türkün omuz omuza vermesiyle bu tarihi yeniden inşa ederiz. Kim bizi ayıracaksa bilsin ki, her birimiz Alparslan, her birimiz Selahaddin Eyyubiyiz.”

İSTANBUL’UN BİRLEŞTİRİCİ RUHU DİMDİK AYAKTA DURDU

Haçlılar’dan sonra Anadolu’yu parçalamak için Moğolların geldiğini, Mezopotamya’yı yakıp yıktıklarını hatırlatan Davutoğlu, şunları ifade etti:

“Birleştirici bir ruha ihtiyaç vardı. Söğüt’ten Osmanlı ruhu tecelli etti. Bir batı Anadolu, Rumeli devleti gibi doğan Söğüt’ten, Bursa’ya, Edirne’ye, İstanbul’a ve oradan tabiki Üsküp’e, Saray Bosna’ya doğru büyüyen bir devlet Sultan Selim Han ile İdris-i Bitlisi ile birlikte bir Ortadoğu İslam bütünlüğünü sağlayan devlet haline dönüştü. Sultan Selim’in ordusunda İdris-i Bitlisi olmak da Türk-Kürt kardeşliğinin birleştirici gücüydü. Bugün yaptıkları, yıktıkları tarumar etmeye çalıştıkları Fatih Paşa Camii’nin banisi de bütün bu coğrafyayı fetheden ve İstanbul’u Bağdat ile İstanbul’u Kudüsle, İstanbul’u Medinei Münevvere ile buluşturan, Mardin’i ve bütün bu şehirleri muazzez ve merkez kılan Sultan Selim Han’ın yanındaki bir Kürt İdris-i Bitlisi ve bir Türk Fatih Paşaydılar. El ele verdiler, biliniz ki, bugün Diyarbakır’da Fatih Paşa Camii’ne saldıran, onu yakanlar işte bu kardeşliği hedef aldılar. Biz de buradan diyoruz ki, her birimiz Fatih Paşa, her birimiz İdris-i Bitlisiyiz.

Bütün bir Balkanlar, Kafkaslar ve Akdeniz, Karadeniz, Hazar, Kuzey Afrika tek bir düzen altında birleşip bizim kadim medeniyetimizin egemenlik asırlarını kurduktan sonra yaklaşık 400 yıl bu topraklar bir bütün olarak yaşadı. Parçalayamadılar, bölemediler, çünkü İstanbul’dan, Dersaadet’ten yükselen bir irade vardı.”

Davutoğlu, 400 yıl, doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden gelen her tehdide karşı aynı birleştirici ruhla dimdik durduklarını bildirdi. Davutoğlu, “Bu sefer başka bir parçalayıcı güç girdi, Haçlılardan, Moğollardan sonra, sömürgeciler. 1798’de Napolyon, Mısır’a girdiğinde kalbimize sömürgeciliğin ilk hançeri saplanmıştı, o günden bugüne Mardin’in birleştirici ruhu, Diyarbakır’ın birleştirici ruhu, İstanbul’un birleştirici ruhu sömürgecilerin ve onların piyonlarının parçalayıcı ruhuna karşı dimdik ayakta durdu” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, bu senenin bir yüzyılın muhasebesi anlamında önemli bir yıl dönümü olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bu sene Kut’ül Amare’nin yüzüncü yılı. Tarihimizde Çanakkale Savaşı’nı biliriz, övünürüz. Sarıkamış’ı biliriz, Yemen’i biliriz, Kut’ül Amare’yi çok azımız biliriz. Kut’ül Amare, şu anda Irak’ta, Kut şehri yakınıdır, bu savaşta Ortadoğu’nun bütün halkları, 1916 yılında Bağdat’a doğru ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son direnişi yaptılar, son büyük zaferi kazandılar. Bu orduda Araplar, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Keldaniler, Sünniler, Şiiler hep beraber savaştılar. Tarihi rivayeti aktaranlar, denir ki, son direniş olduğu bilinciyle hepsi ayaklarını yerlere, kazıklara bağlayarak şehit olana kadar yan yana savaştılar. Ortadoğu’nun sömürgecilere ve dış güçlere karşı bir bütünlük içinde verdiği son savaştı. Sömürgeciler orada büyük bir yenilgiye uğratıldı. En zor zamanımızda, en zayıf zamanımızda dahi eğer biz, Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Şiiler, Müslümanlar, Hristiyanlar, bu Mezopotamya’nın kadim halkları omuz omuza verirsek 7 düveli yeneceğimizi Kut’ül Amare’de gösterdik, yüzyıl geçti.”

Davutoğlu, 1916 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa arasında Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını öngören gizli antlaşma Sykes-Picot’un imzalandığını anımsatırken, Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve birleştirici ruhunu yok etmek için planladıkları anlaşma ile şehirleri, vadileri, insanları birbirinden ayırdıklarını belirtti. Bu anlaşmanın arkasında Anadolu’yu Mezopotamya’dan ayırma düşüncesinin bulunduğunu anlatan Davutoğlu, Sykes-Picot’u sıradan bir anlaşma değil, parçalayan, bölen bir anlaşma olarak nitelendirdi. 

Hintli Müslümanların, istiklal ordularına yardım ettiğini anımsatan Başbakan Davutoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir ulus devlet, sıradan nevzuhur bir şekilde ortaya çıkmış bir devlet değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün bu birleştirici ruhunun yanında Hint, Afrika, Orta Asya Müslümanlarının yaptığı dualar üzerine yükseldi. Bu devlet herhangi bir etnik kimlik üzerine değil, birleştirici büyük bir millet ideali üzerine kuruldu” diye konuştu.

BİRLEŞTİRİCİ RUHU TEKRAR HAREKETE GEÇİRMEK İÇİN BÜTÜN HAYATIMIZI VAKFETTİK

Son yüzyılın zorlu, çileli geçtiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Bizim dedelerimiz her bir cephede, son kaleyi savunmak için savaştı, bizim babalarımız Anadolu’nun her yerinde inançlarını korumak için saklı, gizli gittikleri mekanlarda Kuran-ı Kerim öğrenmek zorunda kaldılar. Biz ise bütün bu mirasın üzerinde birleştirici ruhu tekrar harekete geçirmek için bütün hayatımızı vakfettik, vakfediyoruz, vakfedeceğiz. Tek tip ulusçu anlayış hangi formda ve hangi millette tecelli ederse etsin aynı sonuçları doğurdu. Türkiye’de tek parti anlayışı ve o dönemde geliştirilen ideolojik çerçeve nasıl baskıcı bir çerçeve oluşturmuşsa aynı baskıcı çerçeveyi Baas ideolojisi şeklinde Suriye’de ve Irak’ta gördük. Türk ulusçuluğu, Arap ulusçuluğunun etnik parçalıyıcılığıyla aynı kaderi yaşadı.”

“Tek tipçiliğe karşı, bu ret ve asimilasyona karşı olduğunu iddia eden örgütler ortaya çıktı, aynı ölçüde tek tipçi, aynı ölçüde kadim medeniyetimize savaş açan PKK ve arkasındaki zihniyet” ifadesini kullanan Davutoğlu, “12 Eylül nasıl tek tipçilikte, despotizmde ve aynı ideolojik çerçevede hareket etmişse, Kürt ulusçuluğu adına kendince harekete geçtiğini iddia eden bu terör örgütü de aynı tek tipçi ve aynı diktacı yöntemlerle hareket etti. Kendisinden başkasına tahammülü olmayan, parçalayıcı, bölücü bir anlayış” değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, Anadolu ve Mezopotomya halklarının tek tipçilikten çok çektiğini anımsattı.

AK Parti’nin tarih sahnesine çıktığı andan itibaren tek tipçilikle mücadele ettiğine dikkati çeken Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Kurucu Genel Başkanımızın ifadelerinde, bizim ifadelerimizde de tek bir şeyi hedefledik, 1071 ruhu, Selahaddin Eyyübi’nin birleştirici ruhu, Mezepotamya’nın Anadolu’yla ezeli ve ebedi kardeşliğinin birleştirici ruhu. Onun için bir taraftan 12 Eylül’ün o tek tipçi anlayışına karşı mücadele ettik ve ona karşı harekete geçtik, diğer taraftan bu zihniyetin yansıması olan diğer tek tipçiliklerle mücadele yoluna girdik. Son 13 yılda yaşadıklarımız böyle bir yüzleşmenin tarihidir.”

2001 Türkiye’sinde yasakların ve yolsuzlukların bulunduğunu belirten Davutoğlu, “Ona karşı harekete geçtik, birer birer kaldırdık yolsuzlukları, zihniyeti değiştirdik. ‘Olağanüstü Hal’i kaldırdık, DGM’yi kaldırdık, mezra, köy yasaklarını kaldırdık. Terörden zarar görmüş olanlara milyarlarca Türk lirası destek vererek, tekrar bu toprakları şenlendirmeye çalıştık” diye konuştu.

Önce TRT Şeş’in sonra TRT Kurdi’nin kurulduğunu anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kimse 2001’de, 2006’da Türkiye’de Kürtçe bir televizyonun olacağını düşünmemişti. Artuklu Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversitemizde Kürtçe eğitimleri başladı, Kürt Dili Enstitüleri kuruldu. Türkçe ve Kürtçe eğer güzel şeyler söyleniyorsa, Yunus Emre’nin güzel Türkçe’siyle Feqiye Teyran’ın, Ahmed-i Hani’nin güzel Kürtçesi arasında bir fark yoktur. Biz dilleri tahkir etmeye, yok saymaya değil, dilleri aziz kılmaya, mübarek kılmaya geldik.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Birleştirmek için her şeyi yaptık. Bu topraklar geri kalmış bölgeler deniyordu, her türlü yatırımı getirdik, lütuf olarak getirmedik, hizmet olarak getirdik” dedi.

Davutoğlu, Türkiye’nin başka ülkelere benzemediğini, birleştirici ruhun merkezinin Türkiye olduğunu söyledi. 

“Bu ülke parçalanırsa, bu ülke şu ya da bu etnik grubun, şu bölge ya da bu bölgeyi kendisi ittihaz edip, diğer bölgeleri farklı gördüğü o anda, bilin ki Haçlılar’ın, Moğollar’ın, sömürgecilerin yapamadıklarını bize yapmış olurlar” diyen Davutoğlu, “Bizi parçalayamazlar, bizi ayıramazlar, bu birleştirici ruhu yok edemezler. Buna karşı biz, bir taraftan demokratikleşme paketleri, bir taraftan hizmetlerle Türkiye’nin bütününü birleştirmeye çalıştık. Her yere aynı aşkla, aynı muhabbetle baktık” ifadesini kullandı.

Yasakları kaldırdıklarını belirten Davutoğlu, kendisinin gençlik yaşlarında arkadaşlarıyla birlikte Şivan Perver’i dinlediği için sorguya çekildiğini anlattı.

Artık barış içinde, huzur içinde yaşamak istediklerini vurgulayan Davutoğlu, “İşte biz, bunlara karşı, bu tek tipçi anlayışlara karşı, hiç kimseden bir şey beklemeden, hiç kimseyle pazarlık yapmadan bu ülkenin her vatandaşına duyduğumuz saygıyla büyük demokratik açılımlar yaptık. Kürtçe şarkılar, türküler yasaktı, her şey serbest oldu” diye konuştu.

Irak Süleymaniye’de, bundan 2.5 sene önce bir toplantıda konuşmasının bir kısmında Kürtçe hitap ettiğini hatırlatan Davutoğlu, “Bir Türkmen çocuğuna, Kürtçe yakışmaz mı? Yakışır, hem de çok güzel yakışır. Alparslan, ordusundaki Kürt kardeşleriyle nasıl anlaşmışsa, Selahaddin Eyyubi, ordusundaki Türk kardeşleriyle nasıl anlaşmışsa bizim aramıza girmesinler, biz herkesle anlaşılırız, herkesle konuşuruz, çünkü biz konuştuk mu, yürekten konuşuruz” değerlendirmesini yaptı.

ELLER TETİĞE GİTMESİN, ÇOCUKLAR DAĞA ÇIKMASIN

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bütün bu demokratikleşme faaliyetlerini yaparken, bir taraftan halkımızla birlikte kutlu bir yürüyüşe çıkarken, diğer taraftan da hep ümit ettik ki, bunları istismar eden bu terör örgütü bunları, bu eksikliklerden hareketle güya Kürt vatandaşlarımızın haklarını aradığını söyleyen terör örgütü, en azından insafa gelir, bir muhasebe yapar, bir çeki düzen verir ve birilerinin piyonu olmak yerine, bu toprakların çocuklarını dağa kaldırmak yerine, bu toprakların kaderiyle bütünleşebilir. Bunun için de çok çaba sarf ettik.

Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşma tarihi bir dönüm noktası oldu. Arkasından ‘demokratik açılım süreci’, arkasından ‘Milli Birlik, Kardeşlik projeleri’, son olarak da ‘Çözüm Süreci’ bağlamında hep aynı şeyleri yapmaya çalıştık; şu silahlar insin, gönüller birleşsin, kim ne istiyorsa her şeyi isteyebilsin, konuşabilsin, özgürce ifade edebilsin ama eller tetiğe gitmesin, çocuklar dağa çıkmasın, hep bunun için.”

2013 Nevruz’da, bütün silahlı unsurların Türkiye’yi terk edeceğinin, silahların bırakıldığı, her şeyin konuşulduğu bir dönem olacağının belirtildiğini hatırlatan Davutoğlu, birilerinin “Tekrar birleştirici ruh Ankara’ya, Türkiye’nin her yerine egemen olursa bunları durduramayız biz” diyerek, durdurmak için harekete geçtiklerini söyledi.

IMF’ye borçların ödendiği, büyük projelerin yapıldığı 2013 Mayıs’ında Gezi provakasyonlarının başlatıldığını, birden Türkiye’den silahlı unsurların çıkışının durdurulduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Birileri bunların kulağına fısıldadı, ümit verdi, ‘siz anlaşmayın, birleşmeyin, biz sizi koparır, başka bir serüvene sokarız, Suriye’de bakın neler oluyor’ dendi muhtemelen, boş hayallerin peşine sürüklendiler” diye konuştu.

İradelerini hiç kaybetmediklerine, verdikleri sözleri yaptıklarına dikkati çeken Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık görevini devrederken kendisine “Çözüm Süreci” ve “paralelle mücadele” konularını emanet ettiğini, 17-25 Aralık başta olmak üzere nice komplolar ve kumpaslar gördüklerini anlattı.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında ise silahlanma, ayaklanma çağrıları yapıldığını belirterek, “Biz çözüm iradesine bağlıydık ama daha çok bağlı olduğumuz şey milli iradedir. Daha çok kendimizi borçlu hissettiğimiz şey, bu milletin birliği ve beraberliğidir” dedi.

Seçimlerin ardından yaşanan terör olaylarını tek tek hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizimle konuşmak isteyenle konuşuruz. Bizimle bir şeyi herhangi bir şekilde istişare etmek, tartışmak isteyenle, Mecliste, özgür ortamda her yerde tartışırız. Ama, Moğol ruhu gibi, Haçlı yaklaşımı gibi, sömürgeci anlayış gibi, son kalemizi yıkmak isteyenlere, millet olarak bizim aramıza nifak sokmak isteyenlere karşı konuşacağımız tek dil, milletin birliği ve beraberliği dilidir. Eğer milletin birliği ve beraberliği, bu son kalenin mevcudiyetine yönelik bir tehdit söz konusu olursa, yüreğimiz ne kadar muhabbetle doluysa, bileğimiz de o kadar kudretle bezenmiş ve bilenmiştir.”

23 Temmuz’dan bu yana terörle mücadele konusunda ciddi bir sınavdan geçildiğine dikkati çeken Davutoğlu, bütün vatandaşlara ve Ortadoğu bölgesindeki bütün halklara, “2016, birliğimizin, beraberliğimizin, Mardin’in birleştirici ruhunun egemen olduğu bir tarihin başlangıcı olsun. Parçalayan, bölen Moğol, Haçlı, sömürgeci zihniyetinin de sonu olsun” çağrısında bulundu. 

ZİHNİMDE TEK ŞEY VARDI, BU SON KALEYİ SAVUNMAK

Mücadeleyi kararlı bir şekilde başlattıklarının altını çizen Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Zannettiler ki sadece 1 Kasım seçimlerine giderken birtakım avantajlar elde etmek için yaptık, asla. Biz geçici hükümet başbakanı olarak, o karara talimat olarak, direktif verirken, Allah şahittir ki zihnimde tek şey vardı, bu son kaleyi savunmak, Mardin’in birleştirici ruhunu yıkmak isteyenlere karşı, bu ülkenin birleştirici ruhunu ayağa kaldırmak. O günden bu güne de verdiğimiz talimatta açıktı. Kim, vatandaşlarımızın hayatını, malını, namusunu tehdit ederse, ona karşı gereken her türlü tedbiri alıp, her türlü kararlılığı göstereceksiniz ama milletimize şefkat elimizi hiç eksik etmeyeceğiz.”

Bu süre içerisinde Kandil’de odaklanan büyük mühimmat merkezlerini, kırsal kesimlerde halka zulmedilen bütün mekanları tasfiye ettiklerini dile getiren Davutoğlu, bu konuda kendisine gelen mektuplar olduğunu söyledi. 

Davutoğlu, başlatılan terörle mücadelenin bugün son derece başarılı bir şekilde yürüdüğünü kaydederek, mücadelede şehit olanlara rahmet, yaralanan gazi ve sivillere acil şifalar diledi. 

BÖLGEDEKİ BÜTÜN VATANDAŞLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM

Bugün bu mücadelenin yeni bir aşamaya geldiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bizi bu anlamda kırsalda, mücavir alanlarda verilen mücadelelerde umduklarını bulamayanlar, bu sefer şehirlerimizi, ilçelerimizi barikatlarla, çukurlarla, mayınlarla yaşanmaz hale getirmeye çalıştılar. Onlara karşı da mücadele ediyoruz. Bu mücadele başarılı olduysa, buradan en önemli başarı sırrımız sadece güvenlik güçlerimizin gayretiyle değil, halkımızın yanımızda olmasıyla başarılı olduk ve başarılı oluyoruz. Bölgedeki bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bütün bu sürede terör örgütü, vatandaşlarımızı kışkırtmaya, provoke etmeye çalışırken, vatandaşlarımız onların hiçbir çağrılarına kulak asmadı. Bu milleti, birliği, beraberliği için omuz omuza durma iradesi kararlılığı gösterdi. Kürt, Arap, Türk bütün vatandaşlarımı kalpten kucaklıyor hepsine tek tek teşekkür ediyorum. Ne çağrılar yaptılar ama bu çağrılar karşılıksız kaldı.”



Davutoğlu, hazırlanan planının, 300 eylemli bir çalışma olduğunu, onun daha da rafine hale getirildiğini ifade etti.

Eylem planının ana unsurlarının 10 temel esasa dayandığını, bunların ilkinin “psikolojik unsur” başlığı olacağını belirten Davutoğlu, “Bu dönemde, geçmişte olduğu gibi millet vicdanı ve hikmetiyle devlet aklını birleştireceğiz. Millet ve devlet arasındaki farklar tümüyle ortadan kalkacak, parçalayıcı ulusçuluk anlayışı yerine birleştirici, bütünleştirici millet anlayışı ve insan odaklı devlet anlayışını yerleştireceğiz” diye konuştu.

Devlet olmanın şefkat ile kudreti birleştirmek anlamına geldiğine işaret eden Davutoğlu, “Meşru güç kullanma yetkisi, sadece halktan yetki alanlardadır. Ama hesap verir her demokratik güç kullanan. Biz hesap makamındayız, korkmuyoruz, çekinmiyoruz. İşte ben buradayım, her türlü hesabı vermeye hazırım. Ama milletten hesap sormak isteyenlere de hesap sormaya muktediriz” ifadesini kullandı.

KAMU DÜZENİ İNŞA EDİLECEK

Davutoğlu, eylem planı içerisinde ikinci önemli ayak olarak kamu düzeninin inşa edileceğini bildirdi. Davutoğlu, kamu düzenini kim tehdit ederse, hangi gerekçeyle olursa olsun mutlak surette durdurulacağını ve engelleneceğini vurguladı.

“Dikkat edin, ‘kamu düzeni’ diyorum. 12 Eylül, ‘devlet otoritesi’ diyordu.  Çünkü kamu hepimiziz, hep beraber biziz. Sıradan bir devlet gücünden bahsetmiyorum, hepimizin özgürlüğünü, güvenliğini, hayatını, onurunu teminat altına alan bir kamu düzeninden bahsediyorum. Birinin kurup diğerinin dikte ettiği bir düzen değil” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“12 Eylül gibi ya da bunların öz yönetim iddiaları altında olduğu gibi kendisi dışındaki hiç kimseye hayat hakkı tanımayan birtakım modern feodal düzenler değil. Bunlara karşı biz, kamu düzeni diyoruz. Herkesin eşit olarak pay sahibi olduğu kamu düzeni. Eşit vatandaşlık ilkesi etrafında kullanılan bir düzen. Burada kesinlikle teröristle halk ayrılacak. Halka şefkat, teröriste kudret ile muamele edilecek. Birilerinin Stalinist mantık içinde tek tipçi bir anlayışla buradaki halkı kendisine köle etmeye çalışmasına da asla izin vermeyiz.”

KAPSAMLI BİR DEMOKRATİK REFORM SÜRECİ

Plan içerisindeki üçüncü temel maddenin, kapsamlı bir demokratik reform süreci olduğunu açıklayan Davutoğlu, başta yeni anayasa olmak üzere Türkiye’nin bütün vesayet kurallarının değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Seçimden sonra siyasi parti liderleriyle bir görüşme yaptığını, HDP Eş Genel Başkanından da bir talebinin olduğunu ve “Gelir kaçak çay içer gider” şeklinde bir cevap aldığını anlatan Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Ben ki bu millet adına Gazze’de bombalar altında istiskale izin vermemişim. Mavi Marmara bombalandığında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde, o konseyin en güçlü aktörlerine karşı, zalim terör devleti diyerek İsrail’e sesimi yükseltmişim. Ben ki mazlum milletler söz konusu olduğunda izole edilmiş Myanmar halkına gidip ‘esselamu aleyküm’ demişim. Kendi ülkemde, Ankara’da istiskal edilmeme izin verir miyim? Arkamda yüzde 85’lik katılımla, yüzde 97,5’lik temsille, yüzde 49,5 oyu bana halk vermiş, bunlar beni istiskal edecekler. Yüzümdeki tebessümü yanlış anlamasınlar. Her zaman kullandığım pozitif dili yanlış yorumlamasınlar. Biz, izzeti mahviyetle birlikte gerçekleştirmiş bir geleneğin çocuklarıyız. Halk karşısında bir hiç olacak kadar mahviyetle davranırız, zalim karşısında en güçlü izzet ile muamele etmesini de biliriz.” 

Davutoğlu, açıkladığı eylem planı içerisinde dördüncü temel maddenin, “sosyal seferberlik” olduğunu bildirdi. Terör saldırıları ve yürüyen operasyonlar çerçevesinde çok ciddi sosyal yaraların oluştuğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle dedi:

“Bakanlar Kurulu olarak tam bir sosyal seferberlik ilan ediyoruz. Bütün yaralar sarılacak. Biz ki Somali’nin, Gazze’nin, Myanmar’ın yaralarını sarmışız, 2,5 milyon Suriyelinin yarasını sarmışız. Allah’ın izniyle bu milletin ola ki yerinden göç etmek durumunda kalmış her bir ferdinin yarasını sarar, gözyaşlarını dindirir, bağrımıza basar, geleceğe onları en iyi şekilde hazırlarız. Biz ki bütün diğer mazlum milletleri mağdur etmemişiz, namerde muhtaç etmemişiz. Sur’dan, Cizre’den, Silopi’den çıkan vatandaşlarımızı bu zalimlerin eline bırakır mıyız? İlk andan itibaren gerekli hazırlıkları yapmıştık. Şimdi de çok kapsamlı bir iş bölümüyle, Aile Sosyal Destek Programı’nı bölgeden başlatıyoruz. Her bir aileye gerekirse bu anlamda destek programı uygulayacağız. Yine her türlü ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sur’dan, Cizre’den, Silopi’den çıkıp otellerde ya da evlerde kalmak durumunda olanlara, her ay düzenli kira yardımı yapılıyor ve yapılacak. Onlar huzur içinde uyumadıkça, Ankara’da bize huzur haramdır. Her türlü ihtiyaçları karşılanacak. Yakılıp yıkılan okulları imar edeceğiz. Hastenelerimizi, sağlık tesislerimizi en iyi şekilde tekrar imar edeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte çok ciddi bir sosyal seferlik ilan ediyoruz.”

EKONOMİK KALKINMA HAMLESİ

Başbakan Davutoğlu, beşinci olarak da, “ekonomik kalkınma hamlesi”nin gerçekleştirileceğini bildirdi. 13 yıl içinde ayağa kaldırılan bölge ekonomisinin daha da güçlendirileceğini belirten Davutoğlu, “Kimse merak etmesin, Diyarbakır Çarşısı, Mardin ya da Silopi, neresi olursa olsun bütün vatandaşlarımızın terörden kayıplarını telafi edeceğiz. Onlar yangın çıkardılar, biz yangın yerinde bir gülistan inşa edeceğiz inşallah” dedi.

Davutoğlu, şu görüşlere yer verdi:

“İş adamlarımızla gece 03.00’e kadar süren toplantıda ihtiyaçlarını tek tek dinledim. Bana iletilen her talep yerine mutlaka getirilecek. Bu çerçevede Doğu ve Güneydoğu’da işveren ve sigortalıların ödeme güçlüğü nedeniyle oluşan prim borçları, hiçbir gecikme zammı ödenmeksizin ertelenecek. Esnaf ve sanatkarların Halkbank kredi ödemeleri ertelenecek. Çiftçilerimizin herhangi bir ödemesi varsa ertelenecek. Çiftçilerimize ve esnafımıza faizsiz kredi sağlanacak. İstihdam artışını sağlayacak şekilde yepyeni bir hamle başlatacağız. Huzur olmazsa ekonomi olmaz. Yeni bir ekonomik kalkınma hamlesi başlatıyoruz. 2016-2018 arasında sadece GAP bölgesine 26,5 milyar Türk lirası yatırım yapacağız. Onlar yıkmaya biz yapmaya geliyoruz. Onlar tahrip etmeye biz inşa etmeye geliyoruz.”

Planın 6’ncı ayağının mekanın ihyası olduğunu belirten Davutoğlu, bunun kentsel dönüşüm olarak ifade edildiğini, ancak kendisinin bu tanımı kullanmak istemediğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeni bir yasal düzenleme içerisinde bulunduklarını belirten Davutoğlu, Mardin, Diyarbakır, İznik, Amasya, Sivas, Kırşehir gibi doğu ve batıdaki bütün tarihi dokuya sahip şehirlerin, ihya çalışmalarını yapacaklarını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır ve Sur’un tarihi özellikleriyle yeniden inşa edileceğini vurgulayarak, bütün insanlığın Diyarbakır’dan ilham alacağını anlattı.

Tarihi dokunun muhafazasıyla birlikte kentlerin alt yapı çalışmalarının da devam edeceğini anlatan Davutoğlu, çukurlarla, mayınlarla bozulan isale hatları, kanalizasyonlar ve arıtma tesislerinin tümüyle elden geçirileceğini ve süratle yolların rehabilite edileceğini bildirdi.

 Bu şehirlerin en iyi yaşanır kentler haline gelmesini istediklerini belirten Davutoğlu, “7’inci ayak. Etkin bir iletişim stratejisi uygulayacağız. Bugün bölgede bir olgu var. Bir de algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algı operasyonlarına karşı bütün valiliklere, kaymakamlıklara talimat verdim. Her yerde mutlaka bir iletişim birimi oluşacak ve halkımıza ulusal ve uluslararası düzeyde bütün bir dünyaya olan bitenle ilgili en etkin iletişim stratejileriyle bilgiler aktarılacak” dedi.

Davutoğlu, 8’inci ayak olarak yeni yasal ve idari düzenlemelerin yapılacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Büyükşehir yasası, yerinden yönetim anlamında aslında Tanzimat’tan bu yana en kapsamlı yasaydı. Ama istismar edildi. Maalesef öylesine hizmet aksamaları söz konusu oldu ki, kendilerinden olmayan ilçe belediyelerine dönük ne tür yaptırımlar uygulandığını görüyoruz. Bu çerçevede, edinilen tecrübeler ışığında, yerel yönetimlerin yetkileri genişletilecek ama yerel yönetimlerin istismar edilmesine de asla izin verilmeyecek.

İstismar nasıl olur biliyor musunuz? Diyarbakır’da belediye bütçesinin yüzde 80’i merkezden veriliyor, sadece yüzde 20’si yatırıma sevk ediliyor. Yüzde 26-30’u personele harcanıyor. Mardin’de yüzde 96’sı merkezden verilen bütçenin, personele ayrılanı yüzde 62, yatırıma ayrılan yüzde 7. Van’da personele ayrılan yüzde 40, yatırıma ayrılan hemen hemen aynı ölçüde. Yani yatırım yapmaktansa bazı terör unsurlarını istihdam etmeye yönelik bir yaklaşıma da asla bundan sonra izin verilmeyecek.”

Yapılan her harcamanın en etkin bir şekilde denetleneceğini ve milletin her kuruşunun en doğru yerlerde harcanması için tertibat alınacağının altını çizen Davutoğlu, “Terörü teşvik eden, terörü, şiddeti kullanan kim olursa olsun bürokraside de olsa bu anlamda kamu hizmetini istismar ederek, terörü teşvik etmelerine asla izin verilmeyecek” diye konuştu.

Davutoğlu, bu anlamda çok ciddi tedbirler alacaklarını vurgulayarak, “El yapımı patlayıcılar ve diğer silahlı şiddet unsurlarına dönük olarak da özel tedbirlerle şunu net olarak söylüyorum, her türlü idari tedbiri alacağız, her türlü kamu düzenini alacağız. Türkiye’yi mutlak anlamda silahtan ve patlayıcı maddelerden arındıracağız. Kimse eski anlayışın geri geleceği vehmine kapılmasın” ifadesini kullandı.

ELİNDE SİLAH OLAN KİMSEYİ MUHATTAP ALMAYACAĞIZ

Eylem planındaki 9’uncu ayak kapsamında milli birlik ve kardeşlik anlamında yeni bir dönem başlayacağını bildiren Davutoğlu, bu konuda gazetecilerin kendisine “Muhatap kim?” şeklinde sorular yönelttiğini aktardı. 

Artık muhatabın milletin kendisi olduğunu belirten Davutoğlu, şunları ifade etti:

“Bütün illerde ve ilçelerde, sivil toplum kuruluşlarından, kanaat önderlerinden, o bölgede herkesin saygı duyduğu insanlardan oluşan İstişare Meclisi kurma talimatını kaymakamlara, valilere verdim. Sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüğümde, ‘devlet sizi yönetmeyecek ama siz kendi aranızda, örgütlenin, kendi aranızda bir araya gelin, biz sizi muhatap almak istiyoruz’ dedik. Herkesi muhatap alacağız ama elinde silah olan kimseyi muhatap almayacağız. Herkesle konuşacağız ama tabiri itibarıyla söylüyorum, milletin ensesinde boza pişiren, zulmedenleri muhatap almayacağız. Önce silahları bırakacaklar. Türkiye’de demokratik seçim hakkı herkese tanınmışken o hak çerçevesinde bulundukları her yerde onlarla ondan sonra görüşme, ondan sonra konuşma imkanı olacak. 10’uncu olarak, sadece Türkiye’de değil, bütün Ortadoğu’da yeni bir kardeşlik döneminin başlaması için kapsamlı bir Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar bütün bu bölgede kapsamlı bir birleştirici ruh hareketi başlatıyoruz.”

Davutoğlu, Sykes Picot’un, parçalayıcı anlayışı ve onun sömürgeci takipçileri ve piyonları karşısında Türkiye’nin her zaman birleştirici ruhu harekete geçireceğine dikkati çekti.

Davutoğlu, “Buradan Irak’a dönüp sesleniyorum, Erbil’deki Kürt’e, Kerkük’teki Arap’a, Türkmen’e, Musul’daki Arap’a hepsine sesleniyorum, Basra’daki Şii kardeşime, sizler bizim kardeşimizsiniz. Kut’ül Ammare’da beraberdik, önümüzdeki dönemde de beraber olacağız inşallah. Hiçbir ayrım, gözetmeden, Haseke’deki Kürt kardeşime, Halep’teki Arap kardeşime, Bayırbucak’taki Türkmen kardeşime sesleniyorum, siz bizim yüreğimizin parelerisiniz, hiç birinizi diğerlerinden ayırmadan, kardeş bildik, kardeş bileceğiz inşallah” açıklamalarında bulundu.

DİYARBAKIR ANNELERİ, ŞEHİT ANNELERİ OMUZ OMUZA GELİN VE BİRLEŞİN

Arap Baharı’na kadar çok kapsamlı politikalarla, vizeleri kaldırdıklarını, serbest ticaret bölgeleri oluşturduklarını belirten Davutoğlu, Sykes Picot’u, bir üst birlik ile ekonomik ve kültürel birlik ile aşmaya çalıştıklarını ifade etti. Ancak engellendiklerine dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Mezhepçiliği, etnik bölücülüğü, Stalinist anlayışı yaymaya çalıştılar. Şimdi yeni bir dönem başlatıyoruz, Allah’ın izniyle bütün bu tuzaklara karşı Türkiye’nin birliğini, Mezopotamya’nın, Balkanların, Kafkasya’nın, Anadolu’nun kardeşliğini tesis edeceğiz. Ve bütün kardeş halklara da seslenerek ifade ediyorum, ey Anadolu’yu birleştiren, birleştirici ruhun öncüsü Sultan Alparslan’ın ordusundaki torunları, ey Kudüs’e doğru yürüyen Selahaddin Eyyubi’nin ordusundaki yiğit insanları, torunları, ey Mardin’i merkez kılıp Kudüs’e yürüyen Artuk Bey’in çocukları, ey yedi iklimi birleştiren, birleştirici ruhun temsilcisi Osmanlı’nın evlatları, ey Anadolu çocuklarını, Balkan çocuklarını, Kafkas çocuklarını bir istiklal aşkıyla birleştiren 1920 Birinci Meclis’in üyelerinin çocukları, Diyarbakır anneleri, şehit anneleri omuz omuza gelin ve birleşin.

Mezopotamya çocukları, Anadolu çocukları, Kafkas çocukları, Balkan çocukları ayağa kalkın ve birleşin. Parçalayıcı, bölücü Haçlı, Moğol, sömürgeci zihniyetin bugünkü takipçilerine karşı birleştirici Mardin ruhunun ışığıyla, feyziyle geleceğimizi birlikte inşa edelim. Ey bu birleştirici ruhun merkezi olan Mardin, senin huzurundan bütün gönül coğrafyamıza, bütün kardeş halklara sesleniyorum, biz son nefesimize kadar bu birleştirici ruhun hizmetkarı olacağız ve kim bu ruh karşısında bu milleti bölmeye, son kale olan bu ülkeyi güçsüz bırakarak, mazlum milletleri sahipsiz bırakmaya çalışırsa karşısında dimdik duracağız.”

Toplantıya, Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Başbakan Yardımcıları Numan Kurtulmuş, Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Mardin ziyareti sırasında Yeşilli Beldesi’nde vatandaşlara hitap etti
Mardin’in Yeşilli ilçesinde halka hitap eden Başbakan Davutoğlu, “Burada gördüğüm heyecan, muhabbet ve semaya dua için yükselttiğiniz eller, istiklal için yükselttiğiniz bu al bayrak, ilelebet bu vatanın birliğinin işaretidir” diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Biz bu ülkedeyken, biz bu 78 milyonun içindeyken, yanındayken, bu ülkenin birliğine, beraberliğine dokunanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Biz bu ülkedeyken bir tek kardeşimizin gözü yaşlı olmayacak, bir tek yara kalmayacak sarılmamış olsun, kim terör dolayısıyla mağdur olmuşsa onların hepsine şefkat elimizi uzatacağız” dedi.1 Kasım seçimlerinden sonra teşekkür ziyaretlerine başlayacağına ilişkin söz verdiğini anımsatan Davutoğlu, şunları söyledi:“Aynı zamanda terörle mücadelede kahramanca ülkemize, birliğimize, dirliğimize destek veren halkımıza teşekkür ziyaretine başlayacaktım. Bugün iki sebeple Mardin’deyim, kadim Mardin’de, hikmet dolu Mardin’de ve kahraman Yeşilli’deyim.”Yeşillilerin son seçimlerde AK Parti’ye ilçenin merkezinden yüzde 82, bütün Yeşilli’den yüzde 73 destek verildiğini belirten Davutoğlu, “1 Kasım’da çok tuzak kuranlar oldu, 7 Haziran dolayısıyla ülkeyi terör bataklığına sokmak isteyenler oldu ama Yeşilli’den sizler öyle bir ses verdiniz ki, Türkiye’nin her yerinden 78 milyon kardeşimiz öyle bir ses verdi ki tuzaklar bozuldu, kumpaslar bozuldu, inşallah aydınlık bir geleceğe beraber yürüyoruz” ifadelerini kullandı.Bugün, bir seri teşekkür ziyaretlerinin ilk günü olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:“Bakınız etrafımız bir ateş çemberi Suriye yanıyor, Irak yanıyor, Arap kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz, Türkmen kardeşlerimiz ızdırap içinde. Birileri bu ateşi Türkiye’ye de sokmak istediler. Kardeşi kardeşe kırdırmak istediler. İşte biz buradayız, Mardin’deyiz, Yeşilli’deyiz ve Türkiye’nin her yerindeyiz. Allah bu milletin kardeşliğini daim eylesin. Allah bu mübarek Cuma hürmetine, milletimizi bölmek isteyenlere, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere fırsat vermesin. Allah vatanımızı, aziz milletimizi kudretli, devletimizi şefkatli eylesin.” “Size güveniyoruz”Mardin’de Arap’ın Türk’le, Kürt’ün Türk’le barış içinde 7 bin yıldır yaşadığını anlatan Başbakan Davutoğlu, alandakilere şöyle seslendi:“Bakınız, o güzelim Cizre’yi, o alim diyarı, o güzelim Nusaybin’i, o güzelim Silopi’yi ve gönlümüzün nuru Diyarbakır’ı, Sur’u barikatlarla, çukurlarla kirletmek, oralarda kriz çıkarmak istediler, yolları kestiler, rızık kapınız olan Habur’dan girişleri engellemeye çalıştılar. Yeşillililer, biz bu namertlere izin verir miyiz? Yeşillliler, biz bu ülkeyi böldürtür müyüz? Mardinliler, Yeşillililer, yiğit Araplar, yiğit Kürtler, yiğit Türkmenler, bu ülkeyi Irak gibi, Suriye gibi ateş çemberi içine sokmak isteyenlere biz yol verir miyiz? Ey Yeşillililer, kahraman Yeşillililer söyleyin, bu al bayrağı biz indirir miyiz? Bu hilali bu gökyüzünden indirir miyiz? Bu ezanları susturur muyuz? Ama onlar Sur’da, onlar Fatih Paşa Camii’nde ezanları susturmaya, oralardan hain marşlar çalmaya kalktılar.”

Başbakan Davutoğlu da “Size güveniyoruz, Allah o tekbirleri semalardan indirtmesin” dedi.

Bugün sabah Mardin’de huzur ve demokrasi operasyonuyla ilgili eylem planlarını açıkladıklarını anımsatan Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Buradan bir kez daha ilan ediyorum, biz bu ülkedeyken, biz bu 78 milyonun içindeyken, yanındayken, bu ülkenin birliğine, beraberliğine dokunanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Biz bu ülkedeyken bir tek kardeşimizin gözü yaşlı olmayacak, bir tek yara kalmayacak sarılmamış olsun, kim terör dolayısıyla mağdur olmuşsa onların hepsine şefkat elimizi uzatacağız.” 

“Maşallah Yeşilliler, meydanları doldurmuş” diyen Başbakan Davutoğlu, “Yeşillililer, küçük bir ilçe diyorlar. Yeşillililer, yürekleri dağ gibi büyük bir ilçe, sizlerin gönlü o kadar geniş ki bu ülkenin gönlü o kadar geniş ki” ifadesini kullandı.

Dün Londra’da Suriye ile ilgili toplantıya katıldığını anlatan Davutoğlu, “Dedim ki ben milletimle gurur duyuyorum. Benim milletim 2,5 milyon Suriyeli’ye bağrını açtı. Dünya onlara kapısını kapatmışken biz köyümüzle, ilimizle ilçemizle, hanemizle, aşımızla onların yanında olduk” diye konuştu. 

Zalim rejim ve şimdi onu destekleyen Rus uçaklarının Halep’i kuşatmaya ve almaya çalıştığını vurgulayan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Onlarla iş birliği yapan PKK’nın uzantısı PYD, oradaki Kürtlere, Araplara zulmediyor. İstiyorlar ki oradaki ateşi buraya da yaysınlar. Birliğimizi koruyacak mıyız? Dirliğimizi koruyacak mıyız? Kardeşliğimizi koruyacak mıyız? Bu vatanın istikbalini, al bayrağımızı koruyacak mıyız? Söz veriyor musunuz? Söz mü? Vatan ‘nerede bir yiğit var beni koruyacak’ diye sorduğunda hazır mısınız? Millet ‘birliğimizi, beraberliğimizi koruyacak, yiğit Kürtlere, yiğit Araplara, yiğit Türklere ihtiyaç var’ dediğinde hazır mısınız? Allah birliğimizi daim etsin. Allah dirliğimizi, kardeşliğimizi daim etsin. Bilin ki bu toprakların her ilinde, her ilçesinde, her köyünde, her mecrasında, her dağında, her ovasında, her ırmak kenarında kamu düzeni olana, herkes emniyetle evine gidene, herkes çocuğunu emniyet içerisinde okuluna gönderene kadar mücadelemiz sürecek. Mücadelemiz sadece ve sadece bu halkın iyiliği içindir. Teröristlere karşı en şiddetli, en kararlı şekilde mücadele ederken halkımıza her zaman olduğu gibi müşfik elimizi uzatacağız. Allah sizi bizim yanımızdan eksik etmesin.” 



“Bundan sonra her hafta bir ildeyim, her hafta bir ilçedeyim”



Davutoğlu, “Allah bütün bu fitne odaklarını kahretsin. Bu fitne odaklarının oyununa gelmeyen aziz milletimizi Doğu ve Güneydoğu’daki kardeşlerimi, Kürt kardeşlerimi, Arap kardeşlerimi Allah aziz eylesin. Onların, bu milletin bütün evlatları gibi hep beraber el ele geleceğe yürürken yollarını açık eylesin. Biz bunun için yollardayız, bunun için yollarda olacağız. Bilsinler ki bundan sonra her hafta bir ildeyim, her hafta bir ilçedeyim” diye konuştu.



Bu ziyaretin Mardin’e bir yıl içinde gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret olduğuna işaret eden Davutoğlu, bu toprakları adım adım dolaşacağını ve bütün millete kardeşliği anlatacağını bildirdi.



Bir an olsun geri adım atmayacaklarını, susmayacaklarını ve hainlere fırsat vermeyeceklerini anlatan Davutoğlu, şehitlere rahmet dileğinde bulunarak, ”Şehitlerimiz bizim kalbimizdedir, bu uğurda hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımız bizim kalbimizdedir” dedi.

Davutoğlu, yarın Kazakistan’a, gelecek hafta cuma günü de Kahramanmaraş’a gideceğini açıkladı. 



Alandaki kadınlara ve gençlere de ayrı ayrı teşekkür eden Başbakan Davutoğlu, gençlere yönelik bütün vaatleri gerçekleştirdiklerini anımsattı. 



İş kurmak isteyen gençlere kredi verdiklerine, üniversiteli gençlerin burslarını artırdıklarına dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti:



“Bütün gençlerimiz bizim istikbalimizdir. Biz onları çukurların içinde değil, barikatların arkasında değil, biz onları, üniversitelerde, kütüphanelerde, müzelerde, el ele omuz omuza spor salonlarında görmek istiyoruz. Bilinsin ki bütün bu gençleri kurtaracağız, hepsi geleceğe ümitle yürüyecek. Allah gençlerimize, kadınlarımıza, ihtiyarlarımıza hepsine huzur ve saadet versin.”

“Allah aramıza nifak sokmaya çalışanlara fırsat vermesin”

Davutoğlu, Mardin programı kapsamında Yeşilli ilçesine giderken, Kabala Mahallesi’nde vatandaşların sevgi gösterisi üzerinde aracından inerek kalabalığı selamladı. Davutoğlu, “Kabala seninle gurur duyuyor” sloganları üzerine vatandaşların ülke içine nifak sokmaya çalışanlara en güzel dersi seçimde verdiğini söyledi. 



Kabala’nın, Mardin’in, Güneydoğu’nun ve Doğu’nun, bu ülkenin bir parçası olarak her zaman yükseleceğini ifade eden Davutoğlu, “Allah birliğimizi daim eylesin. Allah bozgunculara fırsat vermesin. Allah aramıza nifak sokmaya çalışanlara fırsat vermesin. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı ile hepimizi ebediyen kardeş kılsın. Allah bütün komşu ülkelere barış getirsin. Sizden buralara, bu topraklara sahip çıkmanızı, bu al bayrağa sahip çıkmanızı istiyorum. Şehitlerimizi, istikbalimizi temsil eden bu al bayrağı dalgalandırdığınız için Allah sizden razı olsun” diye konuştu. 



Vatandaşların “Kahrolsun PKK” sloganları atması üzerine Başbakan Davutoğlu, “Allah bütün nifak ekenleri kahretsin, Allah şehitlerimize rahmet eylesin. Allah şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmayı bize nasip etsin. Bilin ki şehitler ölmez” dedi. 



“Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları üzerine de Davutoğlu, “Allah’ın izniyle şehitlerimiz hep bağrımızda olacak” ifadesini kullandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye ve Halep’ten 15 bin kişinin Türkiye’ye doğru ilerlediğini belirterek, “Onlar başka bir yere gidemiyorlar. O mazlumların sığınacağı tek yer var Türkiye Cumhuriyeti Devleti” dedi.

Davutoğlu, Mardin’in Midyat ilçesinde halka hitap ederek, Başbakan olduktan sonra ilk yurt içi teşekkür ve kardeşlik buluşmalarına Mardin’den başladığını belirtti.

Midyat’ın kadim Mezopotamyanın en köklü şehri olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, Midyat ne isterse onun yapılacağını vurgulayarak, “Birileri Irak ve Suriye’de olduğu gibi Türkiye’yi de ateş çemberinin içine almak isterken, birileri terör ve şiddet diliyle konuşmak isterken, Midyat 1 Kasım’da ayağa kalktı, birliğin, dirliğin ve beraberliğin adresi olan AK Parti’ye oy verdi” ifadelerini kullandı.

Tarihin önemli bir aşamasından geçildiğinin altını çizen Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Zorlu dönemeçlerden geçiyoruz. Zorlu eşiklerden oyunları boza boza, kumpasları kuranların kafasında kıra kıra hep beraber kardeşliğimizi korumaya yürüyoruz. Şimdi beni böyle muhabbetle karşıladınız, hepinize, özellikle aşkla bekleyen bacılarıma teşekkür ediyorum. Kucağında bebeğiyle bizi bekleyen bacılarımıza teşekkür ediyorum. Allah bütün bu çocukların geleceğini hep aydınlık eylesin, Allah birliğimize, beraberliğimize daima sahip çıkmayı bize nasip eylesin, bu topraklara nifak, ayrılık tohumu ekmek isteyen, al bayrağı bu semalardan indirmek, ezanları susturmak isteyenlere karşı birliğimizi, dirliğimizi muhafaza edecek gücü, kudreti bize versin.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kardeşliğin sembolü olan Midyat’ta Müslüman, Hristiyan, Arap, Kürt, Türk bütün insanların tam bir kardeşlik içerisinde yaşadığını bildirdi.

SON KALE TÜRKİYE

Konuşması sırasında vatandaşları Arapça ve Kürtçe selamlayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bu vatanımız, Anadolumuz bütün mazlumlar için son kale. Şimdi buraya gelirken bugün 15 bin Suriye’den, Halep’ten kardeşimiz Türkiye’ye doğru yürüyordu. Bombalar altında, Rus uçaklarının, rejimin saldırılarının bombaları altında o kardeşlerimizin gideceği, sığınacağı tek yer var. Allah yardımcıları olsun. Allah yardımcıları, Türkiye Cumhuriyeti de her zaman yardımcıları olacak. Onlar başka bir yere gidemiyorlar. O mazlumların sığınacağı tek yer var Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Biz de diyoruz ki ‘kim bizim bağrımıza gelirse esenlik bulacak’ ve biz onlara diyeceğiz ki ‘ehlen ve sehlen Suriye, ehlen ve sehlen Irak, ey Musul, ey Halep, bilin ki size yönelen kurşun bize yönelmiştir. Size yönelen zulüm bize yönelmiştir.’ Şimdi son sığınağımız son kalemiz Türkiye. Birileri de istiyorlar ki çukur kazarak, barikat kurarak, mayınlar döşeyerek, tuzaklar kurarak, Türkiye’yi Irak ve Suriye gibi yapmak isteyenler var.”

“Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere izin verecek miyiz?” diye soran Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi korumak için her zaman ayakta olacak mıyız? Al bayrağı yüceltecek miyiz? Ezanları koruyacak mıyız? Dinimizi, inancımızı, örfümüzü, kimliğimizi, medeniyetimizi koruyacak mıyız? Arap, Türk, Kürt, hep beraber el ele barış içinde yaşayacak mıyız? İşte bunları duymaya geldim. Gece iki saatlik uykuyla geldim. Görünüşte yorgun olabilirdim ama sizi görünce yorgunluğumu unuttum, hiç yorulmamış gibiyim. Ne gelirse, nereden ne fırtına gelirse gelsin madem ki Midyat, Mardin ayaktadır, madem ki Arap’ıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle bütün bir millet ayaktadır, bize yorulmak yok, bize durmak yok. Bize saldırılar karşısında bir adım geri adım atmak yok.” 

Mardin’den, Midyat’tan bütün bölgeye, bütün Türkiye’ye söz verdiklerini belirten Davutoğlu, vatandaşlara şöyle seslendi:

“Bütün çukurlar kapatılacak, bütün barikatlar yıkılacak, bütün mayınlar temizlenecek ve hep birlikte yeni Türkiye’ye yürüyeceğiz. Midyat, kardeşlik türküsü söylemeye var mısınız? Midyat, kardeşlik türküleri, kardeşlik şiirleri okumaya var mısınız? Midyat, ebediyen kardeşlik demeye var mısınız? Allah kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi daim etsin.” 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Milletin vicdanı ve hikmetiyle, devletin aklını birleştiren kamu düzeni̇ni̇ i̇hdas etmek konusunda ki̇mse kararlılığımızdan şüphe etmesin” dedi.

Mardin Midyat’ta bir otelde düzenlenen “AK Parti Mardin İl Danışma Meclisi Toplantısı”nda konuşan Davutoğlu, “Her ne surette olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, bütün çukurlar kapatılacak, barikatlar kaldırılacak, ülkemin her bir ili ve ilçesi, köyü ve mezrası, özgürce insanların dolaştığı, özgürce yaşadığı beldeler haline gelcek. Bu konuda hiçbir taviz verilmeyecek” dedi.  

Türkiye’de hiçbir vatandaşın mağdur edilmediği, herhangi bir şekilde mazlum ve başı eğik bırakılmadığını gösteren bir eylem planını bugün kamuoyu ile paylaştığını belirten Davutoğlu, “Milletin vicdanını devletin aklıyla birleştiriyoruz. Devletin kudret edliyle, millete yönelik her türlü tehdidi bertaraf etme iradesi gösterirken diğer taraftan da şefkat eliyle milletimize müşfik bir ortam sağlamak için her türlü çalışmanın yapılacağını söyledim” ifadesini kullandı.

Yine kamu düzeninin mutlak surette tesis edileceğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Milletin vicdanı ve hikmetiyle, devletin aklını birleştiren kamu düzeni̇ni̇ i̇htas etmek konusunda ki̇mse kararlılığımızdan şüphe etmesin. Her ne surette olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, bütün çukurlar kapatılacak, barikatlar kaldırılacak, ülkemin her bir ili ve ilçesi, köyü ve mezrası, özgürce insanların dolaştığı, özgürce yaşadığı beldeler haline gelcek. Bu konuda hiçbir taviz verilmeyecek. Bu bizim en güçlü şekilde vurguladığımız irademizdir. Kamu düzeni temini konusunda özellikle bütün vatandaşlarıma teşekkürü de bir borç biliyorum. Bu birlikteliğimize kasteden bu çevreler, yurt dışından aldıkları birtakım taktiklerle ve oradan aldıkları talimatla harekete geçtiklerinde şunu zannettiler. ‘Biz nereden geldiği kendisinden menkul özerklik, öz yönetim gibi eyleri ilan ederiz, barikatlarla kapatırız, çukurlar kazarız ve bölge halkı bizimle beraber davranır.’ Çağrılar yaptılar, ‘silahlanın, ayaklanın’ diye. Ama bu bölge halkı, bu aziz halk, asırlarca bir arada yaşadığı kardeşlerine karşı hiçbir tavır almazdı ve bütün bu provokasyonlara karşı bölge halkı milletin birliği, devletin bekası yönünde tavır aldı. Ben buradan bütün doğuya bütün güneydoğu Anadolu’ya selamlarımı iletiyor, hepsini bağrıma basıyorum.”

DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ KURALLARINDAN HİÇBİR SAPMA OLMAYACAK

Kamu düzeni bağlamında, güvenlik tedbirleri alırken demokratik hukuk devleti kurallarından hiçbir sapmanın olmayacağını bildiren Davutoğlu, demokratik kazanımlardan bir an dahi geri gidilmeyeceğini, herkesin istediği gibi özgürce, istediği şekilde yaşayacağını, istediği dili konuşacağını ve istediği hayat tarzını sürdürebileceğini ifade etti.

Salondaki bir pankartta bulunan, “Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü, Müslüman’ı, Süryani’si, Yezidi’si tüm Midyat seninle” yazısına dikkati çeken Davutoğlu, “Ben de Arap’ın, Kürt’ün, Türk’ün, Müslüman’ın, Süryani’nin, Yezidi’nin yanındayım” dedi.

Bir başka pankarttaki, “Torosların evladı Ahmet Hocam, eğer bir gün seni yalnız bırakırsak yürüdüğün bu yolda analarımızın sütü bize haram olsun” yazısını okuduktan sonra Davutoğlu, “Bende diyorum ki, Mezopotamya’nın aziz çocukları, eğer birgün sizin için gereken bir adımı atmaktan bir an dahi tereddüt edersem, o muhterem anamdan emdiğim süt de bana haram olsun” ifadesini kullandı. 

O COĞRAFYALARI KARDEŞ BİLDİK

Şu anda Mardin gibi güzel olan Halep ve Musul’un neredeyse yerle bir edildiğine dikkati çeken Davutoğlu, Mardin’in kardeşlerinin Halep ile Musul olduğunu dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, güzel Halep’i, önce Suriye rejiminin uçakları sonra da onunla iş brliği yapan işgalci Rusya’nın uçaklarının yerle bir ettiğini vurgulayarak, şunları ifade etti:

“Top ateşine tuttular güzel Halep’i. Yaktılar, yıktırlar. En güzelk eselerimizi tarumar ettiler. Londra’da dün Suriye toplantısında, hepiniz adına haykırdım. Bugün sizin ileride vermeyi düşündüğünüz ve taahhüt ettiğiniz 10 milyar doları biz Tükriye olarak 2,5 milyon Suriyeli kardeşlerimiz için, sadece kamptakilere verdik, helal-i hoş olsun. Dışarı da olanların toplam sosyal maliyetleri 25-30 milyarı buluyor. Ama biz onları kardeş bildik. O coğrafyaları kardeş bildik. Biz bunları verdik, aşımızı paylaştık, çünkü bizim yüreğimiz dünyanın bütçelerinden daha büyüktür, daha geniştir, daha engindir, daha merhametlidir. Cizre’yi, Sur’u, Silopi’yi harabeye çevirmek isteyenlere, bunun için oralarda mayınlar döşeyenlere seslenerek ve sislere de onlara sesinizi duyurmak adına soruyorum. Halep’ten şu anda 15 bin kardeşimiz sınırımıza dayandı. Onların her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Arkadan belki de daha 10 binlercesi yola girdiler. Halep’ten Araplar gelir, ‘Ehlen ve sehlen.’ Haseke’den Kobani’den Kürtler gelir, Rojbaş. Bayırbucaktan Türkmenler gelir, hoşgeldin sefa geldin. Çünkü biz kapımıza geleni aç ve açıkta bırakmayız.”

MAĞDUR KİM OLURSA OLSUN ZARARI TELAFİ EDİLECEK

Davutoğlu, eğer Türkiye diye bir devlet olmasaydı, bugün bu ülkenin kudretini pekiştirmiş AK Parti iktidarının yeni Türkiye Cumhuriyeti olmamış olsaydı, Kobani’den gelen Kürtler, Halep’ten gelen Araplar, Bayırbucak’tan gelen Türkmenlerin nereye sığınacağı sorusunu sordu.

Nusaybin, Cizre ile Silopi’de aynen Suriye ve Irak’ta olduğu gibi ateş çemberi kurmak isteyenlere seslenen Davutoğlu, “Onlar bilsinler ki biz bu kaleyi sonuna kadar savunacağız ve mazlumların başı daraldığından gidebilecekler bir kudretli ülke yapacağız” ifadesini kullandı.

Davutoğlu, ateş çemberi kurmak isteyenlerin, Türkiye’nin problem yaşadığı ülkelere gittiğini ve onların planlarının parçası olduğunu söyledi.

AK Parti iktidardayken hiçbir vatandaşın mağdur ve mazlum bırakılmayacağını belirten Davutoğlu, bugün açıkladığı eylem planında bundan dolayı bir taraftan kamu düzenini korurken diğer taraftan da terörle mücadelede mağdur kim olursa olsun zararı telafi edeceklerini ilan ettiklerini hatırlattı.

NUSAYBİN’DEN-HABUR’A HIZLI TREN PROJESİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Terör odaklarının bölgede ekonomik kalkınmaya da engel olduklarına işaret eden Başbakan Davutoğlu, “Bölgenin kalkınmasını değil bölgenin geri kalmasını arzu ettiler, geri kaldığında da istismar ettiler” dedi.

Davutoğlu, AK Parti iktidara geldiğinden itibaren Doğu ve Güney Doğu bölgesine gerçekleştirilen yatırımları hatırlatarak, “Biz bugün Şanlıurfa-Habur otoyolunu yapıyoruz, Nusaybin’den-Habur’a hızlı tren projesi üzerinde çalışıyoruz. Onlar yolları mayınlarla döşerler, biz yolları güllerle döşeriz” ifadesini kullandı.

İlerleyen dönemde bütün yaraları saracaklarını vurgulayan Davutoğlu, “Çarşıyı pazarı bereketlendireceğiz, çiftçimize faizsiz kredi vereceğiz, terörden etkilenen gençlerimizin kredi yurtlar kurumunda barınma imkanı sağlayacağız, eğitimi aksamış öğrencilerimizin eğitim imkanlarını telafi edici tedbirler alacağız. Yaktıkları yıktıkları hastanelerden, okullardan daha güzelini yapacağız. Onlar ne kadar yakıp yıkarsa biz ondan daha güzelini inşa edeceğiz” diye konuştu.

Davutoğlu, kar amaçlı bir kentsel dönüşüm değil ecdada borcun bir gereği olarak ülkenin tüm tarihi şehirlerini koruma altına alacak yasal bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

AK Parti’nin belediyecilik hizmeti sunmaya çalıştığı ilçelere karşı büyükşehirin yaptığı zulüm ve ayrımcılığı bildiklerini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Büyükşehir belediyesinin bütçesinin yüzde 96,7’si merkezden gidiyor. Biz veriyoruz, bütün belediyelere verdiğimiz gibi ama halka hizmet etsinler diye veriyoruz.”

1 Kasım seçimlerinden sonra yurt içinde ilk ziyaretini Mardin’e yapmaya karar verdiğini belirterek, “Çünkü Mardin bunu hak ediyordu. Bütün illerimiz gibi hak ediyordu. Ayrıca sadece 1 Kasım seçimlerinden dolayı değil, bütün bölge halkına, bütün Mardin’e son dönemde teröre karşı ülkemizin birliği, bütünlüğüne verdiği destekten dolayı teşekkürü bir borç bildim, bir borç biliyorum. Mardin’e teşekkürler olsun. Bütün Doğu’ya, Güneydoğu’ya, bütün ülkemize teşekkürü bir borç biliyorum” diye konuştu. 

İl Danışma Meclisi Toplantı’sının ilk kez bir ilçede yapıldığını belirten Davutoğlu, Midyat’ın efsane bir ilçe, gümüş ve sanatın başkenti olduğunu kaydetti. 

Akademisyen olarak ailesiyle seneler önce Mardin’e geldiğinde Midyat’ı da gezdiğini anlatan Davutoğlu, kadim yörenin ne kadar zengin bir geleneğe sahip olduğunu o zaman anladığını, dinler ve dillerin şehri olarak nitelendirdiği Midyat’a ve Mardin’in diğer ilçelerine de bir kez daha teşekkür ettiğini belirtti.

TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEN GEÇİYORUZ

Davutoğlu, tarihi bir dönemeçten geçildiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdü:

“Yüz yıllık hesapların görüldüğü, yüz yıllık birikimlerin sarsıldığı, bazen yeni yüzyıllara beşiklik ve eşiklik edecek bir dönemden geçiyoruz. Bugün sabah Mardin’de zikrettim, büyük ve tarihi birlikteliğimizin kökenleri Hz. Ömer’in bu bölgeleri fethettiği dönemlere kadar gider. 1071’de Malazgirt’te Araplar, Kürtler, Türkler hep beraber yeni bir çağın, yeni bir medeniyetin kilidini açtılar ve arkasından Anadolu’da, Mezopotamya’da, Rumeli’de, Kafkaslar’da, hep beraber çok köklü medeniyetler, çok köklü büyük gelişmelere öncülük ettiler. Aramıza nifaklar sokmak isteyenler oldu. Bugün zikrettiğim gibi Haçlılar, Moğollar, sömürgeciler, bu tarihi dönemeç içinde bu birliktelikleri sarsmak için her türlü fitneyi yaptılar ama onlara karşı biz, hep kardeşliği, hep beraberliği, hep dirliği öne çıkardık ve hamdolsun bütün bu zorlukları aştık.”

Başbakan Davutoğlu, 2016’nın, 1916’nın yüzüncü yılı olduğuna işaret ederek, “Ortadoğu coğrafyasının parçalandığı, Ortadoğu coğrafyasındaki kardeş halkların birbirinden koparıldığı ve bugün Türkiye-Suriye sınırında olduğu gibi şehirlerin demiryoluyla ortadan parçalandığı bir yeni harita ortaya çıktı. Bu yeni haritayla bölünen, parçalanan bu kardeş halkları birleştirmek için çok büyük çabalar sarf ettik” diye konuştu. 

YENİ BİR YÜZYILIN, YENİ BİR TÜRKİYE’NİN İNŞASI İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIK

Türkiye içinde de büyük sıkıntıların yaşandığına vurgu yapan Davutoğlu, “Türkiye içinde, bazen 12 Eylül döneminde olduğu gibi, bazen Türkiye’de etnik, bölücü faaliyetlerde görüldüğü gibi kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışan baskıcı tutumlara da şahit olduk. Bütün bunların karşısında AK Parti olarak dimdik durduk ve 2001 yılından itibaren yeni bir çağın, yeni bir yüzyılın, yeni bir Türkiye’nin inşası için gece gündüz çalıştık” değerlendirmesinde bulundu.

Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün AK Parti kadrolarının 14 yıldır gece gündüz ülkenin birliği, beraberliği, huzuru ve refahı çaba sarf ettiklerini, bunu gerçekleştirebilmek için de tek bir güç kaynaklarının millet ve millet bağrında kendilerine duyulan muhabbet olduğunu söyledi. 

Bakanlar Kurulunun neredeyse yarısının bugün Mardin’de, Midyat’ta olduğunu belirten Davutoğlu, Midyatlılar ne isterse bunun gereğinin yapılacağını ifade etti. 

Davutoğlu, birileri ülkede aynen Irak ve Suriye’de olduğu gibi acılar yaşanmasını planlarken, bunun için çukurlar kazarken, barikatlar oluştururken, mayınlarla yolları kapatırken, askerlere, polislere, sivil polislere saldırırken, kendilerinin barışın sözcüsü, öncüsü ve her zaman takipçisi oldukları kaydetti. 

GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN YOLA YÜRÜMEYE KARARLIYIZ

1 Kasım seçimi sonrasında yeni bir Türkiye’nin eşiğinde olduklarını ifade eden Davutoğlu, “Hep beraber güçlü bir Türkiye için bütün vatandaşların eşit vatandaşlık hukukuyla aidiyet hissettiği bir Türkiye için yola yürümeye kararlıyız” dedi. 

2001 yılında bu yola çıkan AK Parti’nin 2002’de iktidara olduğunda Türkiye’de birçok yasakların, olağanüstü halin, devlet güvenlik mahkemelerinin olduğunu bildiren Davutoğlu, bütün bu yasakların her birini birer birer kaldırdıklarını söyledi. 

Davutoğlu, demokratikleşme ile Türkiye’de herkesin özgürce kendisini ifade edebildiği, Midyat’ta olduğu gibi dillerin, dinlerin kültürlerin yan yana yaşayabildiği yepyeni bir dönemi başlattıklarını bildirdi. 

DÜNYADAKİ BÜTÜN EKONOMİK KRİZLERE RAĞMEN BAŞI DİK BİR TÜRKİYE VAR

Başları önde eğik olan bir halkın başını semaya doğru kaldırmasını sağladıklarını ifade eden Davutoğlu, “IMF’ye borç ödemek zorunda kalan, memurlarının maaşlarını dahi IMF’den aldığı borçla, krediyle ödemek durumunda kalan bir ülkeydi Türkiye. Esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı, işsizliğin arttığı, başların eğildiği bir Türkiye’ydi. Elhamdülillah şimdi dünyadaki bütün ekonomik krizlere rağmen başı dik bir Türkiye var. IMF’den borç alma karşısında IMF’ye borç verebilen bir ülke var” diye konuştu.

Halkın, milletin dünyada nerede olursa olsun başını dik tutmaya çalıştıklarını, yasaklara, yoksulluğa ve yolsuzluklara meydan okuduklarını ifade eden Davutoğlu, ülkede tümüyle barışın, huzurun egemen olması için gece gündüz çalıştıklarını kaydetti.

Bunu Türkiye’ye çok görenlerin olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, “2013’te Mayıs’tan itibaren Türkiye’de yepyeni bir dönem başlarken, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ni takip eden Çözüm Süreci ile bütün sorunlar masada, birlikte ama demokratik bir ortamda çözülme iradesi gösterilmişken birileri bundan rahatsız oldu. Önce Gezi olayları, arkadan 17-25 Aralık kumpasları, sonra da 6-7 Ekim olaylarıyla Türkiye’deki kardeşliğe doğrudan kasteden birtakım eylemlere giriştiler. Biz bunlara sabırla, kararlılıkla ve demokratik hukuk devleti kuralları içinde davrandık” diye konuştu. 

Son olarak 7 Haziran’da AK Parti’nin tek başına iktidar olma imkanı kazanamadığını da fırsat bilerek Türkiye’de bir kaos, bir kriz ortamı çıkarmak için hep birlikte harekete geçildiğini belirten Davutoğlu, “20 Temmuz’da Suruç’ta DEAŞ saldırısı, arkasından PKK’nın başlattığı saldırılar, Adıyaman’da askerimizin şehit edilmesi, Ceylanpınar’da iki polisimizin alçakça şehit edilmesi ve Diyarbakır’da bir polisimizin yardım için çağrıldığı yerde şehit edilmesini müteakiben huzur ve demokrasi operasyonları başlattık” ifadelerini kullandı. 

Büyükşehir Belediyesince yapılması gereken Midyat’taki ilçe içi yolların Ulaştırma, Denizlik ve Haberleşme Bakanlığınca yapılacağını belirten Davutoğlu, Midyatlıları namerde muhtaç etmediklerini ve etmeyeceklerini söyledi.

AK Parti teşkilatlarına öz güvenlerini kaybetmemeleri yönünde uyarılarda bulunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye Cumhuriyeti devleti kadim medeniyetimizin, insanlık, merhamet zincirinin son kalesidir. Bu kaleyi düşürmeyeceğiz. Bu son kalenin de en temel burcu, AK Parti burcudur. Birileri son iki yıl içinde sabırla, demokratik hukuk mücadelesi içinde gayretle yaptığımız çalışmalara rağmen bu bölgede tek tipçi bir siyaseti dayatmaya çalıştı. Diğer partiler zaten yok. Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi… Baktılar ki bir tek AK Parti var ve bir tek AK Parti’nin yiğit kadınları, yiğit gençleri, yiğit kadroları dimdik ayakta ve onlar ayakta durdukça bu bölgede bölücülük yapmak mümkün değil, AK Parti kadrolarına saldırdılar. İl başkanlarımızı kaçırdılar. Benim Siirt’te yaptığım mitinge katıldıkları için genç kızlarımızı mitingden ayrılırken darbedip baş örtülerine alçakça el uzattılar.”

MİLLETİN ÇELİK YÜREĞİNE SIĞINIRIZ

AK Parti kadrolarına çok baskı yapıldığını anlatan Davutoğlu, teşkilatlarının meydanda cesurca ayakta olduğunu ve söz verdiği gibi her hafta sonu bir günü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde geçireceğini aktardı.

Bazen güvenlik tedbiri gereğince “Sayın Başbakanım acaba biraz tedbirli mi olsak, gitmesek mi, dikkatli mi olsak” denildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Benim vatandaşımın, benim kadrolarımın güvenli yürümediği yerde, ben de Ankara’da dahi güvenli olmam, güven hissetmem. Türkiye’nin her yeri güvenli olmadıkça bize uyku haramdır. Ceylanpınar’da iki polisimizin şehadetinden sonra gittiğimde belediye başkanımız her türlü baskıya, zulme direndi, kaç suikast atlattı. Dediler ki ‘arabayla geçelim belediyeye kadar hala birtakım sıkıntılar olabilir.’ Dedim ki ‘Hayır, yürüyeceğim.’ Halkın içinde yürümekten korkan bir lider, lider olamaz. Sonra gazeteciler sormuş, ‘çelik yelek mi var Başbakan’ın üzerinde’ diye. Biz çelik yeleği taşımayız, biz milletimizin çelik yüreğine sığınırız.”

Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Somali’ye yaptıkları ziyarette güvenlik tedbirlerinin yetersiz olduğunu anımsatarak, “Şebab tehdidi altında Mogadişu’ya hiç korkmadan inenler, Allah aşkına, kendi ülkesinde korkarlar mı? Nasıl bunu söylüyorsam bütün AK Parti kadroları, tabii güvenlik tedbirlerini de göz önüne alacaklar ama hiçbir zaman halkın içine çıkmaktan korkmayacaklar. Hiçbir zaman başlarını eğmeyecekler, hiçbir zaman namerde meydanı bırakmayacaklar. Bu ülkenin sahipleri sizlersiniz. Eğer siz burada teşkilat olarak güçlü olmazsanız biz Ankara’da hükümet olarak güçlü olamayız” ifadelerini kullandı.

Teşkilat mensuplarından öz güvenlerini yitirmemelerini isteyen Davutoğlu, riskler var diye gelişmelerin kenara çekilip izlenemeyeceğini söyledi.

KÜRTLERİN DEVLETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR

Hiç kimsenin çıkıp da “Kürtlerin temsilcisi siyasi hareket” diye bir unvan kullanıp Kürtleri kendi nüfusuna yazdıramayacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Kürtlerin nüfusu, tapusu bu topraklardır. Bu toprakların tapusu da AK Parti’nin elindedir. Kobani olayları olduğunda sordular, ‘Herkesin devleti var Kürtlerin niye olmasın?’ diye. Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti devletidir, başka devlete gerek yok. Şimdi bizi Suriye’deki Kürtlere karşı tavır almakla itham edenler, HDP’nin milletvekilleri, o zaman Beşar Esed ile ilişkilerimiz iyi olduğunda benden ricada bulunuyorlardı. ‘Ne olur Beşar Esed’e söyleyin de Kürtlere vatandaşlık versin’ diye. Vatandaşlık, kimlik vermiyordu bu alçak Esed. Biz hep bunu ona şart koştuk, ‘Kürt vatandaşlarımıza kimlik verin’ diye. Şimdi ama Kürtleri Suriye’de kendi hedefleri doğrultusunda kullanmaya kalkıyorlar. Biz hiçbir yerde Kürtlere karşı değiliz. Araplara karşı da değiliz, Süryanilere, Yezidilere karşı da değiliz. Hepsi bizim tarihdaşlarımızdır. Kut’ül Ammare’de 1916’da hep beraber aynı saftaydık. Ama birisi bizim vatanımıza göz dikerse kim olursa olsun ona karşıyız ve ona haddini bildiririz.

Kuzey Irak’ta, Erbil’de, Kürt yönetimiyle, Sayın Barzani’yle ilişkilerimizin ne kadar iyi olduğu aşikar. Ne zaman başları daralsa DEAŞ tehdidi olduğunda da önce bizi aradılar, mali problemlerle de karşılaştıklarında… Hiçbir zaman yardımdan geri durmadık. Çünkü Türkiye’ye karşı faaliyet yapmadılar. Ama Suriye’de PYD, PKK’nın uzantısı olarak bu şehirlerimize Cizre’ye, Nusaybin’e silah sokmaya oradan vatandaşlarımıza zulmetmeye kalkarsa onlara da hadlerini bildiririz. Şimdi, temsil kabiliyeti bağlamında AK Parti kadrolarının bilmesi gereken şey şu; İster Türk, Kürt, Arap olun, sizler AK Parti’nin asli unsurlarısınız. AK Parti de milletin asli temsilcisidir. Onun için bu akademisyenlerin yazdığı bildiriyi şiddetli bir şekilde eleştirme sebebim de o. Kürt siyasi iradesi diye bir iradeyi kimse eline alamaz. Burada, Kürt siyasi iradesi de biziz, Arap siyasi iradesi de biziz, Türk siyasi iradesi de biziz.” 

YENİDE DE ESKİDE DE BİZİM MUHATABIMIZ HEP HALKTIR

AK Parti’de Edirne ile Hakkari’nin, Artvin ile Muğla’nın iç içe olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Başka herhangi bir parti de bu kapasite var mı? Yok, olmaz. Biz, bu ülkenin her bir karşına, bu mübarek halkın her birine aidiyet hissederiz, aramızdaki fark bu. Bütün AK Parti teşkilatlarına söylüyorum, sizin olduğunuz yerde başka hiç kimse temsil hakkı ittihaz edemez” diye konuştu.

Davutoğlu, partilileri, halk ile yoğun iletişim içinde olmaları konusunda uyardı.

İllerde bütün sivil toplum kuruluşları ve halk kesimleriyle istişare meclislerinin kurulacağını ifade eden Davutoğlu, “Hani soruyorlar ya, ‘Yeni dönemde muhatabınız kim olacak?’ Yenide de eskide de bizim muhatabımız hep halktır. Şimdi de her konuda olduğu gibi bu konuda da muhatabımız halk olacak. Sizden de özellikle ricam, sivil toplumla yakın iletişim içinde olun, ne ihtiyaç varsa, ne gözlem varsa bize bildirin. Her bir vatandaşımız demokratik hak ve taleplerini karşılayacağız. Her bir vatandaşımızın derdiyle ilgileneceğiz” diye konuştu.

Yerel yönetimlerin, Türkiye’de en çok AK Parti döneminde güçlendiğini dile getiren Davutoğlu, Büyükşehir Yasası’nın da bu anlamda çok büyük bir reform olduğunu belirtti. Bu yasanın da bazı yerlerde istismar edildiğini aktaran Davutoğlu, “Yerel yönetimler hiçbir şekilde birilerinin şahsi malı, bir örgütün kullandığı bir arpalık değildir. Onun için her bir teşkilatımızın yerel yönetimleri yakından takip etmesini istiyorum. Yakından takip edilecek ve milletin menfaati dışında kullanılan her kuruşun hesabı da sorulacak” ifadesini kullandı.

Davutoğlu, zorlu, çetin bir dönemden geçildiğine değinerek, “Etrafımız ateş çemberi. Birçok ekonomik ve siyasi istikrarsızlık var. Ama bunların karşısında başarılı olabilmemizin en büyük şartı, insan unsurumuz ve demokrasimiz. Ateş çemberi ne kadar yakıcı olursa olsun, onu söndürecek bizim muhabbetimizdir. Ateş çemberi bizi ne kadar ısıtırsa ısıtsın o ateş çemberini aşacak, yüreklerimizde muhabbet ışığı, ısısı var” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şırnak’ın İdil ilçesinden Mardin’deki telafi eğitim programına katılan öğrencilerle biraraya geldi.

Mardin ziyareti kapsamında AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı sonrası Midyat Fen Lisesi ile Hayrettin Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesini ziyaret eden Davutoğlu, burada, terör saldırıları nedeniyle okulları zarar gören ve sokağa çıkma yasağı nedeniyle okula gidemeyen öğrencilere yönelik düzenlenen telafi eğitim programına dahil olan İdilli öğrencilerle görüştü.

Öğrencilerle sohbet eden Davutoğlu, onların sorunlarını ve beklentilerini dinledi. 

Midyat Belediye Başkanı Şeyhmus Nasıroğlu’nu ziyaret eden Davutoğlu, ardından AK Parti ilçe teşkilatına geçti ve burada kendisini bekleyen vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.

Daha sonra bir grup vatandaş şehitlere kurban kesmek için hareket halindeki Davutoğlu’nun aracını durdurdu. Bunun üzerine aracından inen Davutoğlu, vatandaşlarla konuşarak, şehitler için kurban kesiminin daha sonra yapılmasını istedi.