AK Parti İstanbul İl Başkanlığı basın bülteni:
“AK Parti’nin benzersiz başarılarını sürdürmesine önemli katkılar sağlaması ve eğitim çalışmalarında bir model haline gelmesi amacıyla kurulan AKSEM, AK Parti İstanbul İl ve ilçe teşkilatlarında görev yapan teşkilat mensuplarımızın, seçilmişlerin ve üyelerin kişisel ve meslekî gelişimine yönelik eğitim programları gerçekleştirecek.
AKSEM’in eğitim hayatına başladığı açılış programı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Programa, Genel Merkez Teşkilat Başkanımız Mustafa Ataş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sema Ramazanoğlu, AB Bakanı ve Başmüzakerecimiz Volkan Bozkır, MKYK Üyemiz Hayati Yazıcı, İl Başkanımız Dr. Selim Temurci, Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanımız Melih Ecertaş, İstanbul Milletvekillerimiz, İl Yürütme ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz, İlçe ve Belediye Başkanlarımız ile çok sayıda teşkilat mensubumuz katıldı.
Emin Bilgilerle Donanacağız
Programın açılış konuşmasını İl Başkanımız Dr. Selim Temurci yaptı. Sözlerine “Bugün irfan ve ilimle başlayan; Yeniden inşa, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni ve Adil Bir Dünya Düzeni idealimiz için, ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ ilahi kelamıyla, kendini kendine bırakmayanlar için önemli bir gün.” diyerek başlayan İl Başkanımız, şöyle devam etti: “AKSEM’de İnanç ve Düşünce Dünyamızdan – İstanbul Kültür ve Estetiğine, Ahlak ve İnsan’dan – Küresel Misyonumuza,Dava İnsanı Olarak Teşkilatçıdan – Siyasal Stratejik Tarihe, Kişisel Gelişime… Bugünü ve geleceği belirleyen konularda, konunun uzmanlarından, hocalarımızdan dersler alacağız. Daha emin adımlar atmak için, emin bilgilerle donanacağız. AK Parti sadece bir siyasal parti değil, aynı zamanda büyük bir medeniyet hareketi. Bu vasfının bir gereği olarak başlattığımız Sürekli Eğitim Hamlesi, İstanbul’un 3 seçim bölgesinde, bütün ilçelerimizde, disiplinli bir programla uygulanacak. Elbette bütün teşkilat mensuplarımıza açık bir eğitim kapısı olacaktır AKSEM. Ancak AKSEM’in hedef kitlesi sadece teşkilat mensuplarımız, üyelerimiz değildir. AKSEM aynı zamanda siyasete ilgi duyan, bu ilgiyi daha fazla bilgiyle buluşturmak isteyen, AK Parti ideallerine inanmış herkese açık bir eğitim merkezi olacak inşallah.”
Bizim Davamız Türkiye’dir.
Projede emeği geçen çalışma arkadaşlarına, AKSEM Yürütme ve Danışma Kuruluna teşekkür eden İl Başkanımız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurucu Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız, AK Parti’yi bize bir siyasi parti olarak değil bir dava olarak sevdirdi. Sizden aldığımız dersle, bu davanın sorumluluk sınırlarının Türkiye’yi aştığını, bu davanın bir zaman kaydı olmadığını çok iyi biliyoruz. Bizim davamız Türkiye’dir. Türkiye, insanlığın vicdanıdır, kalbidir. Davamız, konjonktürün, şartların davası değil, Hz. Adem’den beri devam eden Hak davasıdır, Hakkın davasıdır.”
İlk Dersimizi Başbakanımızdan Dinleyeceğiz
İl Başkanımız, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Peygamber Efendimiz; ‘İlim Çin’de de olsa alınız’ buyuruyor. Hepimiz biliyoruz ki; ilim her nerede, her kimde ve her ne konuda olursa olsun Müslümanın yitiğidir. Medeniyetimizin malıdır. İnşallah AKSEM, yitiğimizle kavuşmamıza hizmet edecek. Bugün ilk dersimizi Saygıdeğer Genel Başkanımızdan, Başbakanımızdan dinleyeceğiz. “İstanbul anlayana Hoca’dır,” diyen Değerli Hocamıza verilebilecek en kıymetli hediyelerden biri olarak tasarladık AKSEM projemizi. Saygıdeğer Hocamıza, bu hediyenin açılışında bizleri yalnız bırakmadığı için AK Parti İstanbul Teşkilatları olarak tekrar şükranlarımı ifade ediyorum.”
İl Başkanımızın konuşmasının ardından, Genel Başkanımız ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu kürsüye çıktı. Konuyu “AK Parti hareketinin siyasi özü ve uygulama esasları” olarak ifade eden Başbakanımız, akıcı ve derinlikli üslubuyla AKSEM’in ilk dersini verdi.
İl Başkanımıza ve Ekibine Teşekkürü Borç Biliyorum
AKSEM’in, Türkiye’de hiçbir siyasi partinin düşünemediği, hayata geçiremediği yeni ve büyük bir hamle olduğunu belirten Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, “Zaten bütün büyük hamleler AK Parti ve AK Parti’nin İstanbul teşkilatının eseridir. İlk kez bir siyasi parti, kendi üyelerini eğitmek ve kendi üyeleri dışında bütün halka açık faaliyetlerle, siyasi hayatı daha sağlam temellerle inşa etmek üzere yola çıkıyor. Değerli İl Başkanımıza ve ekibine teşekkürü bir borç biliyorum. Bu yeni hamle, AK Parti teşkilatına, Türkiye’nin 81 vilayetindeki teşkilatlarımıza ve ümit ederiz ki diğer siyasi partilere de örnek olur diye düşünüyorum.” dedi.
AK Parti Konjonktüre Hapsedilemez
Başbakanımız, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Her siyasi parti, her siyasi hareket, her sosyal hareket tarihe diğerlerinden farklı olduğu özelliklerle mührünü vurur. Bu çerçevede, AK Parti herhangi bir siyasi konjonktürde çıkmış ve belli bir zamana hapsedilebilecek bir hareketin adı değil, tarihten geleceğe yürüyen kutlu bir yürüyüşün adıdır. Bizim hareketimiz her şeyden önce insanlığı kuşatan kadim bir geleneğin üründür. AK Parti Türkiye Cumhuriyeti gibi belli konjonktürel şartlarda ortaya çıkmış bir siyasi yapı değildir. Türkiye Cumhuriyeti de konjonktüre hapsedilemez, AK Parti de konjonktüre hapsedilemez. Köklü bir gelenekten geliyoruz, güzel bir geleceğe yürüyoruz.”
Safımız Bellidir
Habil ve Kabil’den bu yana, insanlık tarihinin iki ayrı yaklaşımın eseri olduğunu anlatan Başbakanımız Davutoğlu, Habil gibi merhameti, vicdanı, adaleti, hakkı, hukuku savunanların, Kabil’in temsil ettiği zulme karşı, hep ayrı bir cepheyi teşekkül ettirdiğini ifade etti ve şunları söyledi: “AK Parti hareketi olarak, bu noktada safımız bellidir. Biz her zaman hakkın, hukukun, adaletin temsilcisi olan bir geleneğin ürünleriyiz. Hazreti İbrahim, Nemrut’a niçin karşı çıkmışsa, Hazreti Musa Kızıldeniz’i açan yolu hangi inançla açmışsa, Hazreti Peygamber hangi tevhid inancıyla yola çıkmışsa, biz de o yolun yolcusuyuz ve hareketimizin esas anlamı, muhtevası, bu hak arayışının, insanlığın özgürlük ve güvenlik arayışının ürünü olmasıdır. Mekke’den Medine’ye yürüyen o kutlu gençler, o yürek dolusu bütün insanlığı temsil eden ve Medine’yi kurmak üzere yola çıkan o önümüzdeki aydınlık önderler aslında bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyorlar. Allah hepimizi, onların ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin.”
Biz, Nevzuhur Değiliz
Büyük insanlık tarihi içinde, İslam Medeniyetinin bütün değerlerinin benimsendiği bir hareketin içinden geldiklerini belirten Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, şunları anlattı: “Aynı şekilde bu coğrafyanın tarihini şekillendiren Horasan’dan yola çıkıp, bütün İran ve Mezopotamya coğrafyasından Anadolu’da köklü siyasi geleneğimizi kuran ve oradan da Rumeli’ye geçip Evlad-ı Fatihan ile yeni bir medeniyetin, köklü temelini atan çizginin ürünüdür bu hareket. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti çizgisi, birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir siyasi geleneği temsil eder. Biz köksüz değiliz, biz nevzuhur değiliz, biz kökü tarihin derinliğinden gelen bir kutlu yürüyüşün bugünkü temsilcileriyiz. Birinci ilkemiz budur. Tarih, bizim kadim geleneğimizi temsil ettiği gibi AK Parti de bugün bizim bu kadim gelenek içindeki sesimizdir, yüreğimizdir, vicdanımızdır. Bu tarihi gerçeği, bu tarihi temeli hiçbir zaman unutmayacağız. Her adımımızı atarken, mutlaka bu tarihi kökümüzü hatırlayacağız. Öyle köklü bir gelenekten, insanlık tarihinin bütün bir birikiminden geldiğimizi hiçbir zaman unutmayacağız.”
Adnan Menderes Çizgisinin Bugünkü Temsilcisi Biziz
AK Parti’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihi itibariyle milli demokrasi hareketi olduğunu belirten Başbakanımız, “AK Parti, millidir, yerlidir, bu toprakların ürünüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek muhtevası itibariyle, İstiklal Savaşı’nı ortaya koyan değerler ne ise o değerlerin sözcüsüdür, takipçisidir. Birinci Dünya Savaşı, o büyük kadim geleneğin son savunma hattı olmuştur. Orada bizim kadim geleneğimizi yıkıp, yerine müstevli bir anlayışla sömürgeciliği yerleştirmek isteyenlere karşı harekete geçen bütün mazlum milletlerin yekunu, hepsi aslında İstiklal Harbi ile temsil edildi. Türkiye Cumhuriyeti bu temsilin ürünüdür. Biz Türkiye Cumhuriyeti tarihi içinde, cumhuru temsil eden, demokrasiyi temsil eden, milli iradeyi temsil eden çizginin bugünkü temsilcileriyiz, bugünkü sözcüleriyiz. Bu dönem içinde bürokratik elitizm ile cumhur hep karşı karşıya gelmiştir. Tek parti dönemi, bürokratik elitist bürokrasinin bütün o kadim geleneğe, savaş açmasının ürünüydü. Ezan-ı Muhammedi’nin aslından koparılmasından, tarihi değerlerimizin tümüne neredeyse savaş açılmasına kadar giden bu elitist bürokrasiye karşı biz, cumhuru temsil eden bir kökten geliyoruz. Gerçek Cumhuriyetçi biziz, gerçek milli biziz, gerçek demokrasinin sözcüleri biziz. Bu gelenek içinde o tek parti bürokratik elitizmine karşı ‘Yeter söz milletindir’ diyen Adnan Menderes çizgisinin de bugünkü temsilcisi biziz.” dedi.
Biz, Kadimin Temsilcileriyiz
Necmettin Erbakan’ın, 27 Mayıs, 12 Mart sonrası o karanlık günlerde “Yeter söz milletindir” çizgisini, milli bir eksene oturtan bir hareketin öncüsü olduğunu belirten Başbakanımız, şu ifadeleri kullandı: “Ardından 12 Eylül darbesinin yaşandı. Tekrar vesayetçi ve darbeci bir anlayış, milli, cumhuri ve demokrat çizginin önüne geçmeye çalıştı. Ona karşı da bu sefer Turgut Özal’ın siyasi çizgisiyle milletin sesi başkentte yankılandı. Onu da engellemeye gayret ettiler. 28 Şubat’ın karanlık günleri, Cumhuriyetçi, demokrat, milli çizgiye karşı elitist, vesayetçi ve darbeci bir yaklaşımın ürünüydü. 28 Şubat’ın bin yıl sürecek iddiasına karşı ‘Biz kadimin temsilcileriyiz ve kıyamete kadar buradayız’ diyen çizginin adı AK Parti’dir.”
Nice 10 Milyonlar Bizim İçin Dua Ediyor
AK Parti’nin 10 milyona yakın üye ile bu ülkede en geniş kapsamlı siyasi hareket olduğunu ancak üye sayılarının 10 milyonla sınırlı olmadığını anlatan Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, “Daha nice 10 milyonlar, bütün bir mazlum milletler coğrafyasında bizim için dua ediyor. Onun için vesayet odakları, paralel yapılar, 27 Nisanlar, 17-25 Aralıklar yaşadık. Kırmak istedikleri omurga sadece AK Parti omurgası değil, İstiklal Harbi’nden ve kadimden bu yana gelen bir gönül coğrafyasının omurgasıydı. 1 Kasım’da bir Suriyeli alim, bir haber gönderdi bana hemen seçim neticelerini almadan önce. Dedi ki; ‘ Bugün bütün Türk kardeşlerimiz, bütün dostlarımız elleriyle oylarını sandıklarda kullandı, biz ise Rabbimize ellerimizi, semaya doğru döndük ve oylarımızı dualarla kullandık’ dedi. Bu özü unutmayın. Dünya 5’ten büyüktür diye haykıran bir hareket olmazsa dünyada bir eksiklik olur, bu özü unutmayın.” ifadelerine yer verdi.
AK Parti Bir Vizyon Hareketidir
AK Parti’nin evrensel bir hareket olduğunu, bütün insanlığa hitap edebilecek evrensel bir siyasi eylemin ve söylemin partisi olduğunu aktaran Başbakanımız Davutoğlu, “Mazlum milletlerin adalet arayışının sözcüsüdür, evrensel bir arayışın sözcüsüdür. Evrensel bir sestir. AK Parti bir vizyon hareketidir. AK Parti sadece çok sağlam bir tefekkürün ürünü olmakla kalmayıp aynı zamanda o tefekkürden büyük bir hizmet vizyonu üreten bir partidir. Eğer biz bütün bu sağlam, iddialı tefekkür dünyamızla ve onun öncülleriyle düşünüp ama bugün bir hizmet vizyonu üretememiş olsaydık belki sağlam bir fikir hareketi olarak kalır ama siyasi hareket olarak başarılı olamayabilirdik. Ama AK Parti hareketi iddia ile söylüyorum, 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kapsamlı vizyonu üretmiş ve bu vizyonu hizmet anlayışıyla hayata geçirmiş bir partidir. Hangi alanı alırsanız alın ister sağlık, ister ulaştırma, ister eğitim, ister savunma sanayi her alanda bizim zihnimizde bir hayal var. Bir rüya var. Bir iddia var. Bu iddianın adı devletimizi milletimizle buluşturduktan sonra demokratik milli mücadelemizin bir sonucu olarak, devletimizi kudretli ve şefkatli kılma iddiasıdır. Bir devlet kudretini kaybederse ne kadar şefkatli olursa olsun, o şefkati hayata yansıtamaz, acizleşir. Bir devlet kudretli olup şefkatini kaybederse bu sefer tiranlaşır, zorbalaşır. Kudret ve şefkat eliyle aynı ölçekte güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yeni bir misyon, yeni bir vizyon kazandırdık. Kudretimizden herkes emin olsun, şefkatimizden herkes mutmain olsun. 100. yıl, 2023 hedeflerinde inşallah küresel bir güç olmanın bütün iddiasını taşıyacağız. 14 yıl önce bu ülkenin vakur insanları dünyada başı eğik dolaşıyorlardı, çünkü borç isteyen bir Türkiye vardı. Çünkü deprem olduğunda İstanbul’dan, Ankara’dan bu iki büyük şehrin ortasındaki Sakarya’ya ulaşamayan, aciz bir devlet vardı. Çünkü duble yolları bırakın, büyük şehirlerin dahi duble yollarla birleşemediği bir Türkiye vardı. Çünkü sağlık… Hastanelerin önünde sıra beklerken vefat eden yaşlılar vardı. Şimdi ise elhamdülillah borç isteyen değil, borç veren bir Türkiye var.”
Çıkarın Peşinde Değil Ahlaki Bir İdealin Peşindeyiz
AK Parti’nin siyasi bir hareket olmadan önce ahlaki bir hareket olduğunu kaydeden Başbakanımız, şöyle devam etti: “Ahlaki özden kopan bir siyasi hareket bir müddet sonra bir çıkar grubu haline dönüşür. Modern siyaset bilimi ne derse desin, çıkar çatışmaları üzerinde ne kadar siyaset teorisi üretilirse üretilsin AK Parti gençlerine ve hanımlarına güveniyorum. AK Parti teşkilatlarına güveniyorum. Her zaman diyecekler ki, ‘Biz bir çıkarın peşinde değil ahlaki bir idealin peşindeyiz.’ Bizim aramızda siyaseti bir çıkar alanı olarak görenler olmayacak. Ola ki birileri çıkarsa onlardan hesap soracağız. Biz adaleti temsil eden Hazreti Ömer’in o temsil gücünü sadece birbirimize güzel bir örnek olarak aktarmak için okumadık. Onu yaşatmak için okuduk. Siyasi ahlakın esası mahviyettir, fedakarlıktır. Her şeyiyle kendisini davasına adamak, kendisini milletine, kendisini vatanına, kendisini insanlığa adama düşüncesidir. Biz siyasi ahlakı bu anlamda kendi özümüzde ve mutlaka AKSEM’in bütün derslerinde en temel meselemiz olarak ele alacağız.”
78 Milyona Muhabbetle Bakarız
İnsana muhabbetle bakmanın siyasetin esası olduğunu kaydeden Başbakanımız Davutoğlu, şunları söyledi: “İşçinin nasırlı ellerinden, çiftçinin terli yüzünden, genç kardeşimizin hırsla sarıldığında o güçlü pazusundan rahatsız olan siyaset yapamaz. Halkının terinden iğrenen birisi halkına muhabbet duyamayacağı için siyasette onun yanına yaklaşamaz. Ne mübarek ki o ter bir cuma namazında akmış. Ne mübarek ki o ter helal rızk peşinde akmış. Ne mübarek ki o ter AK Parti mitinglerinde oradan oraya koşan vatandaşlarımızın alnından akmış. Hiçbir arkadaşımın, hiç bir teşkilat mensubumuzun vatandaşlarımızla karşılaştığında belli bir mesafeden onu karşılamasını doğru görmem. Şu şekilde değil, bu şekilde kucaklaşacaksınız vatandaşlarımızla. Diğer siyasi hareketlerden farkımız bu. Biz bu toprağın bağrından geldik. Kimimiz Rize’den, kimimiz Konya’dan, kimimiz başka yerlerden ama bu milletin asli çocuklarıyız. Asli çocukları olarak da bu milletin asli sahiplerinin hiç birini diğerinden ayır etmeyiz. Hiçbirinin bölgesine, şehrine geldiği kökene bakmayız, mezhebine bakmayız. Sadece muhabbetle bakarız. İşte siyasetin uygulama esası bakımından ahlaki ölçü dışında, ahlaki olma dışında ikinci önemli şey muhabbet ve gönül ilişkisi olmasıdır. Bu gönül ilişkisini mutlaka teşkilatlarımızla, vatandaşlarımızla kurun. Biz öyle bir aileyiz ki 10 milyon ferdimiz var, AK Parti teşkilatları olarak. Biz öyle bir aileyiz ki 23 milyonu aşkın bize oy veren seçmenimizle çok büyük bir aileyiz. Ama bize oy vermeseler bile biz öyle bir aileyiz ki 78 milyona muhabbetle bakarız. Hiç birisine nefretle, öfkeyle bakmayız. Biz öyle bir aileyiz ki 78 milyonun ötesindeki bütün mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizi aile ferdi olarak görürüz. Biz öyle bir aile anlayışına sahibiz ki beni Ademi ayır etmeden, kardeşimiz biliriz. İşte muhabbeti içselleştirerek yaparsak siyasetimiz muvaffak olur.”

