20 Ekim 2021 Çarşamba
hatay escort çanakkale escort bolu escort Bayan Gazetesi

Halk evlerinin iftiraları

Halk evleri yalanlarını sürdürüyor.

25 Ağustos 2021 Çarşamba 07:42
Halk evlerinin iftiraları
 Bugün 12 Eylül. 35 yıl önce 1980’de bugün ülkemizin sokaklarında tanklar dolaşıyor, insanlar işkencelerde katlediliyor, binlerce insan cezaevlerine atılıyordu. ABD’nin çocukları halkı ezmek için darbe yapıyordu.

12 Eylül 1980’de egemenler emperyalist kapitalist sistemin gereklerini ancak baskıyla, faşizmle yerine getirebiliyordu. Her türlü demokratik hak yasaklanıyordu. Halkın topyekün teslim alınmasını hedefliyordu. Darbe neoliberalizmin gereği olarak yeni bir düzen yarattı ve solu baskılarken bu düzene uygun gerici-faşist siyasi akımların önünü açtı. AKP kardoları da bu iklimde 12 Eylül darbesinin çocukları olarak iktidara taşındı. Ve şimdi 12 Eylül 2015’te AKP de iktidarını ancak baskı, zor ve faşizmle devam ettirebiliyor.

12 Eylül öncesinde kontrgerilla faşist çeteleri halka saldırtıyor, kitle katliamları gerçekleştiriyordu. 2015’in Eylül’ünde AKP iktidarı tarafından gerici-faşist güruhlar halkın üzerine salınıyor, siyasi parti binalarına, demokratik kitle örgütlerine saldırıyor, Kürt olduğu için insanlar dövülüyor.

12 Eylül 1980’de sokaklara çıkmak yasaklanıyordu, 2015’in Eylül’ünde sokaklara çıkmak yine yasaklanıyor. Cizre 4 Eylül’den bugüne kadar abluka altında tutuldu. Kadın, çocuk, yaşlı demeden en az 23 insanımız katledildi. Cizre halkına topyekün işkence yapıldı. Ülkemiz tarihinin en kara günleri bu kez Cizre’de yaşandı.

12 Eylül faşist bir darbeydi. 2015 Eylül’ünde ülkemiz hiçbir meşruiyeti olamayan bir savaş hükümetiyle yönetiliyor. Seçimler sonrasında AKP adeta bir darbeyle ülkemizi ele geçirmek istiyor.

Evet 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi ülkemizin üzerine çöken bir karanlıktı. AKP 12 Eylül’ün karanlığını sürdürüyor. Baskı, şiddet, yargısız infaz, tutuklama, basına sansür, her türlü demokratik hakkın yasaklanması gibi onlarca uygulama AKP tarafından hayata geçiriliyor. Yıllardır sokakta her yenildiğinde “milli irade” diyerek sandığı gösteren Tayyip Erdoğan ve AKP 7 Haziran seçimlerinde yenilgiye uğrayıp tek parti iktidarı olma şansını kaybedince ülkeye yapmadıklarını bırakmadılar. 20 Temmuz’da Suruç’ta 33 devrimcinin katledilmesiyle halka dönük başlatılan savaşın sonuçları çok acı oldu. Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti, anne babalar evlatlarından oldu. 400 milletvekili kazanmayı her şeyin önüne koyan zihniyet ülkemizi iç savaşın eşiğine doğru sürüklemekten çekinmiyor. Asker cenazelerini seçim mitingi haline getirmeye çalışanlar bunu başaramıyor, başaramadıkça savaşın şiddetini artırmakatan geri durmuyorlar.

Bizler biliyoruz AKP 12 Eylül’ün çocuğudur. Onun politikalarının ürünü ve sonucudur. 12 Eylül 2010’da Anayasa referandumuyla 12 Eylül Anayasası yeni döneme uygun hale getirilmiştir. AKP Anayasa maddelerini kendi iktidarını güçlendirmek ve sermayeye daha fazla talan ve sömürü özgürlüğü sağlamak için değiştirmiştir.

Ve bugün ne büyük tesadüf ki AKP genel kurulunu gerçekleştiriyor. Yine bir 12 Eylül günü yağma ve talan düzenlerini sürdürmek için kendilerine yeni yol haritası belirleyecekler. Yeni yalanlar icat edecekler. Neye göre? Halklara karşı yürütecekleri savaşa göre. Ne için? Saraydaki saltanatlarının sürmesi için.

Halka karşı yürütecekleri savaşın kadrolarını belirledikleri bugün biz de bir kez daha ilan ediyoruz; yürüttüğünüz savaşın, döktüğünüz kanın, ettiğiniz zulmün, savaş suçlarının, yolsuzlukların, sömürünün, yağma ve talanın hesabını verceksiniz.

Boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkede AKP’nin, Saray’ın karşısında gericiliğe, faşizme, neoliberal politikalara, savaşa, kadın düşmanlığına, emek düşmanlığına, kent ve doğa yağmasına karşı direnenler var.

Diktatörlüğün karşında demokrasi, savaşın karşısında barış ve kardeşlik için direnenler var.

Siz iktidarda kalabilmek için Kürt halkına savaş açıyorsunuz, milliyetçiliği kışkırtıyorsunuz, biz halkların kardeşliğini örgütleyeceğiz!

Cihatçı çeteleri kullanıp mezhepçi iç savaşları kışkırtarak Ortadoğu’yu yüz binlerin katledildiği bir yangın yerine çevirdiniz, biz bu halkların emperyalizme, işbirlikçilerine ve mezhepçi çetelere karşı bağımsızlık, özgürlük, eşitlik, barış, ve kardeşlik mücadelesini örgütleyeceğiz!

Kentlerin yağmasına, doğanın talanına, emeğin sömürüsüne dur diyeceğiz!

Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyüteceğiz!

Neoliberal politkalarla gasp edilen bütün haklarımızı kazanmak için bu politikaları durduracağız.

Gayrimeşru iktidarının dayatmalarını kabul etmeyeceğiz. Haklarımızı, özgürlüğümüzü, geleceğimizi Saray’a teslim etmeyeceğiz!

Oya Ersoy

Halkevleri Genel Başlanı 

Zulümle, yalanla, iftirayla abad olunmaz! Geçtiğimiz gün Star, Yenişafak gibi gazetelerde ve ardından Samanyolu gibi internet sitelerinde Halkevleri’yle ilgili nereden uydurulduğu malum bir haber yayınlandı.
Haberde Gezi eylemelerine katılan Halkevleri’nin öğrencilere burs verdiği, eylemlere katılmayan öğrencilerin burslarının kesildiği söyleniyordu. Ayrıca haberde Halkevleri’nin marjinal bir örgüt olduğu söyleniyor, son dönemdeki ekonomik gücünün dikkat çektiği ifade ediliyordu. Bunun yanında Cami-Cemevi projesine karşı gerçekleştirilen eylemlerde gençlere uyuşturucu verildiği bile söylenmekteydi. Halkevleri’ne dönük basın kullanılarak yapılan bu türden yalan haberler yeni değil. 1932’de kurulan ve o tarihten bu güne darbe dönemlerinde kapatılan, diğer bütün dönemlerde iktidarların baskılarına maruz kalan Halkevleri’nin mücadelesi yıllar boyu engellenememiştir. 10 yıllık AKP iktidarı süresince bu tür baskılara, karalamalara, yalan haberlerle, provokasyonlarla çok defa karşı karşıya kaldık. Bu tür uydurma haberler her defasında boşa düştü. 2002 yılından itibaren Zaman, Akit, Yeni Şafak gibi gazetelerde bir çok defa Halkevleri’ne dönük yalan ve iftaraya dayanan haberler yayınlanmaktadır. Halkevleri bu türden operasyonel amaç taşıyan çabalarla mücadele etmiş, birçoğunda verdiği mücadeleyi yargıda da kazanmıştır. En son çıkan ve Emniyet Müdürlüğü kaynaklı olduğu beyan edilen haberlere karşı da her türlü hukuksal girişimde bulunacağız. Ancak çıkan haberlere dair bir kaç noktanın altını çizmek isteriz. Birincisi, Halkevleri sadece ve sadece üyelerinin aidatları ve bağışlarıyla çalışmalarını sürdüren bir örgüttür. Bunun dışında fon, kaynak aktarımı gibi maddi gelirleri ilkesel olarak reddetmektedir. Elbette Halkevleri’nin maddi değerle ölçüldüğünde ciddi rakamlarla anılabilecek faaliyetleri olmaktadır. Ancak bu faaliyetlerin hemen hepsi gönüllülük esasıyla yapılmaktadır. On binlerce insanın, onlarca sanatçının katıldığı büyük şenliklerimiz, yazın çocuklarımızla gerçekleştirdiğimiz etkinlerimiz, kol faaliyetlerimiz gönüllü sanatçılarımızla ve eğitmenlerimizle yürütülmektedir. Bu gerçeği herkes bilmektedir. Ancak her şeyi paraya tahvil etmeyi ibadet sayan bu zihniyet bu duruma anlam veremez. Bununla birlikte Halkevleri geçtiğimiz yıla kadar kamu yararına dernek statüsündeydi. Bu statü Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldı. Kaldırılma gerekçesi ise “Bütçesinin yarısından fazlasını kamuya yararlı işlere harcamıyor” bahanesiydi. Ancak yaptığımız yüzlerce faaliyetin bütçeyle değil gönüllü katılımla yapıldığı, bunun da ötesinde Halkevleri’nin kira, fatura gibi temel giderlerine harcananın dışında herhangi bir bütçesinin olmadığı görülmek istenmedi. Esasında AKP yok ettiği kamusal alanı savunan Halkevleri’nin kamuya yararlı faliyetlerinden hep rahatsız oldu. Öncesinde de herhangi bir yararını görmediğimiz kamu yararı statüsü bu yüzden kaldırılmıştır. AKP’nin kamu yararına dernek anlayışı ise Deniz Feneri ve benzeri derneklerde simgeleşmektedir. Bu nedenle Halkevleri’nin öğrencilere burs verdiği iddiası gülünçtür, Gezi eylemlerine katılmayanın bursunun kesilmesi ithamı haberi yapanları küçültmüştür. Halkevleri öğrencilerin bursa muhtaç olmadığı bir eğitim sistemi için mücadele etmektedir. Burslarla öğrencilerin hayatlarını kimlerin ipotek altına aldığı herkesçe bilinmektedir. 2 Hele ki gençlere uyuşturucu verilme iftirasının insanlıkla, dürüstlükle bağdaşmadığı ortadadır. Halkevleri’nin gençlerin en başta uyuşturucu olmak üzere her türlü zararlı maddeden korunması, gençlerin sağlıklı bireyler için yaptığı çalışmaları dost düşman herkes bilmektedir. Halkevleri kendisine düşmanlık edenlerden bile dürüstlük beklemekte; ancak bunun nafile bir beklenti olduğunu da bilmektedir. Çünkü iktidar ve yandaşlarının bizi suçlaması, bizimle mücadele etmesi normaldir. Çünkü bizler iki ayrı dünyayı savunuyoruz. Onlar savaşı, biz barışı, onlar paralı eğitimi, paralı sağlığı, biz parasız eğitimi parasız sağlığı savunuyoruz. Onlar her yeri sermayeye peşkeş çekmek istiyorlar, biz sermaye talanına “Dur!” diyoruz. Onlar milyonlarca insanı sermaye rantı uğruna evsiz bırakmayı istiyor, biz barınma hakkını savunuyoruz. Onlar cemaat gibi yaşayacağımız bir ülke, biz ise eşit yurttaşlar olarak yaşadığımız bir ülke istiyoruz. O nedenle bize yönelen bu düşmanlığı anlayışla karşılıyoruz. Bizim itirazımız yaptıklarımızla iktidar ve yandaşları tarafından suçlanmamıza değildir. Bizim itirazımız yalana, iftirayadır. Evet, Halkevleri Gezi eylemlerine katılmıştır. Evet, barınma hakkı için mücadele etmektedir. Evet, Halkevleri barış istemektedir. Halkevleri insanlığın ortak değerlerini savunmaya ve mücadele etmeye devam edecektir. Kalemlerinden yalan damlayanların ve iktidarın derdi budur. Halkevleri olarak akıl, vicdan sahibi, gerçeği yansıtmayı, ortaya çıkarmayı ilke edinen tüm basın emekçilerini duyarlı davranmaya çağırıyoruz. Aşağıda Halkevleri’nin iktidarın ve yandaşlarının suç olarak gördüğü, bizim ise onur duyduğumuz çalışmaları yer almaktadır. HALKEVLERİ HALKIN HAKLARINI SAVUNUYOR Halkevleri’nin 80 yıllık tarihinde on binlerce etkinlikle, sanatla, kültürle, kitapla; halkın haklarının gaspedilmesini teşhir faaliyetleriyle, hakları kazanmak için örgütlenerek ve mücadele ederek yürüttüğü çalışmaların tamamını “okunabilir boyutta” tek bir yazıda toplamak mümkün değildir. Bu çalışmada da Halkevi’nin son 10 yıllık çalışmalarından örnekler seçilmiştir. Halkevleri çalışmalarının tamamı Halkevi yönetim ve üyelerinin gönüllü emeği ile yaşam bulmaktadır. Tüm malvarlıklarına el konulan, tüm gelir kalemleri ortadan kaldırılan Halkevleri tüm çalışmalarını üyelerinin ödediği aidatlar ve sağladıkları olanaklarla yürütmektedir. Halkevi bağımsız çalışma anlayışını koruyarak hiçbir kurumdan fon almadan çalışmalarını yürütmektedir. Aşağıdaki örneklere göz atmak dahi AKP iktidarının neden Halkevleri’ni hedef olarak seçtiğini açıkça göstermektedir. Halkevi AKP’nin halkın yaşamını yıkıma uğratan, doğayı tahrip eden, emeği güvencesizliğe mahkum eden tüm politikalarının karşısında halkın haklarını savunmaktadır. “Kamu yararı” için tek gerçek kriter halkın ortak kolektif çıkar ve haklarını savunmaktır. Halkevleri “kamu yararını” savunmaya devam edecektir. I.HALKEVLERİ HALKIN EĞİTİM HAKKINI SAVUNUR Neoliberal politikalarla eğitimin piyasaya açılması AKP hükümetiyle daha belirgin bir hal kazandı. Eğitim, artık yoksul halk için ulaşılması zor bir "hizmet" haline getirilmiştir. Halkevleri herkes için eşit, parasız, bilimsel eğitimi savunur. Eğitimde gericileştirmeye karşı mücadele eder. Eğitim hakkı mücadelesini; velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin ortaklaşa vereceği bir hak mücadelesine dönüştürmeye çalışır bu çerçevede birçok Halkevi şubesinde veli, öğrenci, öğretmen komisyonları ve "Eğitim Hakkı Meclisleri" kurulmuştur. Her Halkevi şubesi bulunduğu yerde yer alan okullarla ilişki kurmakta, veliler ve öğretmenlerle birlikte temizlikten, ısınmaya, öğretmen açığından, gerici ders anlatımına kadar okullarda yaşadığı sorunlara müdahil olmaktadır. Halkevleri gerek ders destek çalışmaları, gerekse atölye faaliyetlerine, yaz okullarına katılan tüm öğrencilerin velilerini veli 3 toplantılarına çağırmakta, anne/baba- çocuk iletişiminden, sınav stresine kadar çeşitli konularda etkinlikler düzenlemektedir. Tüm Halkevleri’nde kol ve ders destek faaliyetleri; sanat atölyeleri; eğitim alanında yaşananlara ilişkin panel ve forumlar, velilerle eğitim toplantıları, bilinçlendirme toplantıları düzenlenmektedir. Yetişkin eğitimine yönelik okuma-yazma; bilgisayar; yetenek gelişimi alanlarda çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalar gönüllü öğretmenlerle tamamen dayanışmaya dayalı olarak yapılmaktadır. Halkevlerinden okuma yazma öğrenen kadınlar, tiyatro öğrenen gençler, matematiği severek öğrenen çocuklar yetişmekte, atölyelerde öğrenmenin ve öğretmenin alternatif yolları denenmektedir. Yapılan bu çalışmalar, toplumun gericileştirilmeye çalışıldığı bu dönemde ilerici ve aydınlık bir gelecek kurmanın da aracı olmaktadır. Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında meclisten zorla geçirilerek uygulamaya konulan 4+4+4’e karşı mücadele hala devam etmektedir. Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri ülkenin dört bir yanında yüzlerce okulda yürüttüğü çalışmalarla ve yaptığı anketlerle aylık Okul Durum Raporları hazırladı. Bu raporlarda 4+4+4 ykımı gözler önüne serildi. Aynı zamanda eğitimde yaşanan yıkıma karşı mücadele sürdü. Eğitim Hakkı Meclisleri’nin bu çalışmaları ve mücadele sürüyor. Kadınlara yönelik okur-yazarlık çalışmaları Halkevleri’nde yıllar boyunca sürdürülen bu faaliyetin amacı, okuma-yazma bilmeyen kadınların, okuma-yazma öğrenerek toplumsal konumlarını, bakış açılarını, yaşam felsefelerini değiştirmelerine yardımcı olmak, mutfak-aile-mahalle kıskacında sıkışan yaşam tahayyüllerinin dışında bir yaşamın var olduğunun bilincini beraber oluşturmak oldu. Bu nedenle okuma-yazma öğrenme sürecini de tek başına harfleri ve sözcükleri bir biçimde öğrenmek olarak değil, demokratik ve özgürleştirici bir süreç olarak ele aldık. Ankara, İstanbul ve Kocaeli Halkevleri şubeleri, okuma-yazma çalışmalarından elde ettikleri deneyimlerine göre toplumsal cinsiyet rollerini de sorgulatan bir ortak müfredat hazırlayarak çalışmalarını sürdürdüler. HALKEVLERİ YAZ OKULLARI HALKEVLERİ ÇOCUKLARIN DA EVLERİDİR Okullar kapandığında Halkevleri’ni başka bir heyecan sarıyor. Yaz okulları başlıyor. Halkevleri’nin içi cıvıl cıvıl oluveriyor, her yan umut doluyor. Çünkü “Eğitim okulda bitmez, öğretmenlik mesai saatleriyle sınırlı değildir” diyen halkın öğretmenleri Halkevleri’ndeki yaz okullarına koşuyor, bildiklerini paylaşmak, çocuklardan öğrenmek için. Kendisini halkına karşı sorumlu hisseden üniversiteliler “okumuş insan halkının yanındadır” diyorlar ve tatillerini yoksul mahallelerde çocukların öğretmeni olarak geçiriyorlar. El birliğiyle, dayanışmayla başlıyor yaz okulları, tamamen gönüllü emekle. Öğretmenler, üniversiteliler, çocuklar, veliler, gönüllüler birlikte öğreniyor birlikte öğretiyorlar. Her şeyi paralılaştıran, çocukların temel eğitimini, oyunlarını dahi piyasaya havale eden bir düzene karşı; yoksulların çocuklarını da ya yoksunluğa ya tarikatlara mahkûm eden düzene karşı el ele, emek emeğe, kafa kafaya veriyoruz, yoktan var ediyoruz. Çocuklardan ve ailelerden hiçbir maddi karşılık beklemeden. Bu ülkede yaşayan milyonlarca çocuk çocukluğundan koparılmış, sevgiden yoksun büyüyor; sanata, spora, oyuna, eğitime ulaşamıyor... İşte bu yüzden Halkevleri kapılarını çocuklara açıyor. Halkevleri şubelerinde 2008 yılında sınırlı sayıda mahallede başlayan yaz okulları bu yıl daha da yaygınlaştı. Yaz okullarının yaygınlaşmasında “Okumuş İnsan Halkın Yanındadır” kampanyasıyla yaz tatilini yoksul mahallelerde geçiren üniversite öğrencilerinin katkısı büyük oldu. Çocuklara üniversitenin ve bilimin aydınlık yüzü ile tanıştırdılar. İstanbul’da Ümraniye, Okmeydanı, Gültepe, Avcılar, Esenyurt ve Bahçelievler Halkevleri’nde, Ankara’da Mamak, Batıkent, Dikmen Halkevleri’nde ve Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu’nda, 4 İzmir’de Gültepe ve Güzeltepe Halkevleri’nde, Eskişehir’de Gültepe Halkevi’nde, Bursa Görükle’de, Kocaeli Halkevleri’nde, Çanakkale’de, Trabzon’da, Mersin’de, Adana’da yaz okulları yapılıyor. Yaz okullarına geçtiğimiz beş yılda yaklaşık 7000 ilköğretim öğrencisi, onlarca eğitimci katıldı. Yaz okulu döneminin sonunda, mahallelerde çocuk şenlikleri yapıldı. Bu şenliklerde tamamen çocukların üretimleri sergilendi, çocuklar sahne aldı. Yaz okulları boyunca çeşitli mahallelerde sağlık taramaları yapıldı. Yaz okullarının en önemli ayaklarından biri de velilerle yapılan eğitim hakkı üzerine söyleşilerdi. Rehberlik öğretmenlerinin katılımıyla, ailelerin çocuklarıyla nasıl ilişki kurmaları gerektiğine dair eğitimler de yapıldı. Her yaz okulu döneminde çocuklar bir günlüğüne mahalleden beraberce çıkarılıp ya bir doğa parkına, ya bir müzeye ya da bir üniversiteye ziyarete götürüldü. Yaz okulları sınırlı olanaklarla güzel şeyler yapılabileceğinin en önemli kanıtı oldu. II. HALKEVLERİ HALKIN BARINMA HAKKINI SAVUNUR Kent yaşamı kamusal alanda yaşanan neoliberal dönüşümden, piyasalaştırma, metalaştırma ve güvencesizleştirme politikalarından en fazla etkilenen alanlardan biridir. AKP döneminde hız kazanan biçimde kentsel dönüşüm projeleri ile sosyal adalet, barınma hakkı, kamu yararı ve mekansal bütünlük hiçe sayılarak yoksul emekçi halk kitlelerinin başlıca yaşam alanları, özellikle rant değeri yükseldiği ölçüde, geleneksel sahiplerinden temizlenerek, rantın yeniden sermaye lehine paylaşılması amaçlanmaktadır. Sonuçta kentsel dönüşüm projeleri temel insan haklarından biri olan barınma hakkını ihlal eden yıkım projelerine dönüşmektedir. Yoksullar kentin dışına atılırken kentteki büyük rant alanları kendi aralarında paylaştırmaktadır. Halkevleri halkın barınma hakkını savunur. Halkın barınma hakkının savunulması için bilinçlendirme ve örgütlenme çalışmaları yapmaktadır. Halkevleri; Ankara Dikmen Vadisi, Mamak, Yenimahalle’de İzmit Gebze Cumhuriyet ve Adem Yavuz mahallelerinde, Sarıyer Maden Dereiçi Mahallesi’nde ve Arızlı Deprem Konutlarında yıllardır halkın barınma hakkını savunmuş, halkla birlikte mücadele etmiştir. Barınma hakkı için halkın bir araya geldiği yerlerde aynı zamanda yeni bir yaşamın filizlenmesi için bilinçlendirme, bilgilendirme, birlikte üretmeye dönük çalışmalar sergilenmiştir. Halkevleri aynı zamanda Barınma Hakkı Forumları düzenleyerek bugün sermayenin kentsel alana yönelik stratejilerini ve barınmanın neden bir hak olarak kabul edilmesi gerektiğini geniş kitlelerin, akademisyen ve uzmanlarla bir araya gelerek tartıştığı etkinlikler gerçekleştirmiştir. Barınma Hakkı mücadelesi veren Dikmen ve Gebze’de kadınlarla yapılan sağlık seminerleri; okumayazma kursları, Dikmen Vadisi’nde sanatçı ve aydınları halkla bir araya getiren Festivadi Şenlikleri; Arızlık Deprem Konutları’ndan çıkarılmak istenen yurttaşların evlerinde çocuklarıyla yapılan ders destek çalışmaları barınma hakkı mücadelesinin içinde yeni bir yaşamın kurulmasına dönük faaliyetler arasındadır. Halkevleri avukatları aynı zamanda kamu yararı gözeterek gönüllü biçimde kentsel dönüşüm mağdurlarının davalarını üstlenmiş Temmuz 2008’de Mamak Barınma Hakkı Bürosu’nun talebiyle açılan davada projenin yürütmesi, Ankara 10. idare Mahkemesi tarafından durdurulmuştur. Yine Haziran 2009 Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Ankara'da yürütülen kararlı barınma hakkı mücadelesi karşısında Dikmen Vadisi 4. ve 5. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi'ni iptal etmek zorunda kalmıştır. 2013 yılında Melih Gökçek bu defa yıkımı taşeron şirketlere devretmiş, mafyayla yapılmak istenen yıkım halkın direnişiyle engellenmiştir. Yine Ağustos 2009’da Mamak Barınma Hakkı Bürosu’ndan Derbent Mahallesi muhtarı Nazım Karahan adına açılan kentsel dönüşüm projesinin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin davada Ankara 6. idare Mahkemesi, "kamu yararı yoktur" hükmü vererek yürütmeyi durdurdu. III. HALKEVLERİ HALKIN SAĞLIK HAKKINI SAVUNUR 5 AKP Hükümeti, sağlıkta yıkım politikalarını hayata geçiren hükümet olarak anılacak. Dünya Bankası ve IMF'ye ait sağlıkta piyasalaştırma programını hayata geçirmek için çok sayıda mevzuat ve uygulama değişikliği yakın dönemde gerçekleştirildi. Özel sağlık sektörü AKP hükümeti döneminde tam 12 kat büyüdü. Özel hastanelere aktarılan kaynakları onlarca kat arttı. SSK'nın ilaç fabrikası kapatıldı. Koruyucu sağlık bir kenara bırakılarak hastalık üzerinden para kazanılan bir sistem geliştirildi. Özel ve kamu hastanelerinde sağlık hizmetinden katkı payı adı altında ek ücretler alınmaya başladı. Hastaneler sınıflandırılarak özel hastanelerde fark ücretleri artırıldı. Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sınırlandırmalar getirildi. Aynı dönemde sağlık alanında çalışanların üçte biri güvencesiz çalıştırılmaya başlandı. Önümüzdeki dönem kamu hastanelerinin şirketleştirilmesi ve de aile hekimliği sistemi ile sağlıkta kamunun tamamen tasfiye edildiği dönem olarak planlandı. Halkevleri tüm insanların eşit, parasız, nitelikli sağlık hizmetine erişiminin bir hak olarak savunmaya tarihi boyunca devam ettiği gibi AKP döneminde de sağlıkta piyasalaştırma uygulamalarına karşı sağlık hakkını savundu. Halkevleri, 2007 yılında gerçekleştirdiği Halkın Hakları Forumu'nda Sağlık Hakkı Atölyesi sonuç bildirgesinde sağlık hakkı mücadelesi için "Herkese Sağlık Güvenli Gelecek" platformlarının kurulması hedefini önüne koydu ve ülke çapında HSGGP'lerin kurulmasında aktif rol aldı. Sağlık emekçileriyle, halkın bir arada sağlık hakkı mücadelesi vereceği örnek bir örgütlenme modeli yaratmak üzere Halkevleri Sağlık Hakkı Meclisi’ni kurdu. Sağlık Hakkı Meclisinin Sarıyer Halkevi ile birlikte örgütlediği "ilkyardım ve sağlık hakkı" seminerleri sonucunda Sarıyer'in tam donanımlı bir devlet hastanesine ihtiyacı olduğu belirlenerek bir hastane kampanyası düzenlendi. Aynı şekilde, Halkevleri şubelerinde sağlık konusunda bilgilendirici birçok seminer ve söyleşi düzenledi. Sağlık taramaları yapılmasın sağladı. Özellikle kadın sağlığı seminerleri bu konuda belirleyici bir yere sahip oldu. İstanbul’da Halkevleri Sağlık Hakkı Meclisi ve Engelli Hakları Atölyesi'nin girişimi, engelli ör-gütleri ve yerel demokratik örgütlerin katılımıyla oluşturulan "Sağlığıma Engel Olma Platformu" (SEOP) 100. Yıl Fizik Tedavi Hastanesinin yenilenmesi talebiyle yola çık¬mış, daha sonra Kas Hastalıkları Demeği'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafın¬dan bulunduğu binadan atılması girişimine karşı başarılı bir mücadele yürütmüştür. Karadeniz Halkevleri’nin yürüttüğü “Karadeniz Kararmasın – Kanser Kaderimiz Değil” kampanyası da Halkevleri’nin halk sağlığını koruma mücadelesinde önemli bir eşiktir. Karadeniz Halkevleri binlerce insanla görüşerek Karadeniz halkının Çernobil felaketinden sonra yaşadığı mağduriyeti belgelemiş ve halkın taleplerini birleştirerek uzun erimli bir kampanya sürdürmüştür. Halkevleri halk sağlığı konusunda özellikle Kuş ve Domuz Gribi gibi halkın sağlığı konusunda yetkililerden bilgi almakta zorlandığı konularda doktorların katılımı ile bilgilendirme çalışmaları yürütürken bir yandan da Şube’nin bulunduğu mahalle ve ilçelerde halk sağlığına zararlı uygulama ve gelişmelerin karşısında yer almıştır. Baz istasyonlarının kaldırılması, atıkların toplattırılması gibi çalışmalar bunun örnekleridir. IV. HALKEVLERİ HALKIN ULAŞIM HAKKINI SAVUNUR Ulaşım; neoliberal dönüşümün temel hizmetleri piyasalaştırma stratejisinin temel hedeflerinden biridir. Temel yaşamsal ihtiyaçlardan biri olan ulaşımın planlanması, hizmet üretimi ve sunumunda; halkın ortak ihtiyaçları ve talepleri değil, sermayenin ve şirketlere dönüştürülen yerel yönetimlerin karları temel alınmaktadır. Halkevleri halkın nitelikli, sağlıklı ve parasız ulaşım hakkını savunur. Toplu taşıma ücretlerine yapılan zamlara karşı davalar açmış ve halkın ulaşım hakkını savunan etkinlik ve eylemler düzenlemiştir. Halkla birlikte sürdürülen mücadelelerde kazanımlar elde etmiş, ulaşım hizmetinin sağlıksız ve niteliksiz verildiğini gözler önüne sermiştir. Bu çalışmalar kapsamında ulaşım alanıyla ilgili oda ve 6 sendikalarla ortak çalışmalar yürütülmüş Ankara’da ilk kez "ulaşım hakkı" mitingi düzenlenmiştir. Halkevleri ulaşımın bir hak olduğu bilincini yayan çalışmalarını sürdürmektedir. Halkevleri aynı zamanda yanlış ulaşım politikalarına; özel taşıt odaklı ulaşım politikalarına karşı " kamusal toplu ulaşım" hakkını savunan, çevreyi ve kent yaşamını hiçe sayarak yapılan ve kamu kaynaklarını uluslar arası-yerel sermayeye aktaran ulaşım yatırımlarına karşı bir mücadele süreci örgütlemiştir. Bu noktada 3. Köprü’ye karşı verilen mücadele önemli bir örnektir. Halkevleri Hukuk Birimi halkı mağdur eden ulaşım zamlarına karşı davalar açmış bu davalar kapsamında Ocak 2010 tarihinde İstanbul’da İstanbul 10. idare Mahkemesi metrobüs zamlarıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. V. HALKEVLERİ HALKIN ENERJİ HAKKINI SAVUNUR, YAŞAMA, DOĞAYA DÜŞMAN ENERJİ ÜRETİM BİÇİMLERİNE KARŞI ÇIKAR Türkiye emperyalistlerin ve enerji tekellerinin ilgisine mazhar olmuş durumda. Bu ilginin nedeni; Ortadoğu, Kafkasya ve Rusya'da bulunan enerji kaynaklarının emperyalist metropollere taşınmasındaki konumdan kaynaklanıyor. AKP iktidarı bu durumu bulunmaz bir fırsat olarak görürken, aynı zamanda ülkenin yer altı ve yerüstü kaynaklarını özel sermayeye peşkeş çekmenin olanağını yakaladı. Sözde enerji yetersizliği bahane edilerek, enerji politikaları sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılmak istendi. Bu, enerjinin artık çok yüksel bedeller ödeyerek ulaşılabilinir bir hizmet haline gelmesini ve yer altı-yerüstü varlıklarının tahribatını getirdi. Halkevleri halkın enerji hakkını savunur. Ancak enerji hakkı, enerji kaynaklarının halkın yararını ve ekolojik dengeyi gözeten; eşit ve demokratik bir biçimde kullanılması ile birlikte düşünülmelidir. Halkevleri; suların ticarileştirilmesine, doğa tahribatının yanı sıra kültürel ve tarihsel değerlere zarar verilmesine neden olacak HES'lere, ülkeyi ciddi bir nükleer atık sorunu ile karşı karşıya bırakacak olan nükleer santraller gibi projelerin devreye sokulmasına karşı, halkın enerji hakkını ve ekolojik dengenin savunulması birlikte mücadele konusu haline getirmiştir. Halkevleri enerjinin bir hak olduğunu dile getiren ve bu hak bilincini yaygınlaştıran etkinlik ve eylemler gerçekleştirmiş, I. ve II. Halkın Hakları Forum’larında enerji alanında akademisyen ve uzmanlarla halkı bir araya getirerek tartışmalar düzenlemiştir. VI. HALKEVLERİ HALKIN GÜVENCELİ İŞ HAKKINI SAVUNUR Üç gençten birinin işsiz olduğu, kayıt dışı çalışmanın resmi rakamlarla bile %50'leri aştığı, temel yaşamsal hizmetlerin paralı hale geldiği, çalışanların neredeyse tamamının 4/B, 4/C, sözleşmeli, ücretli, taşeron vb. biçimler altında güvencesiz çalıştırıldığı, kamunun tümüyle tasŞye edildiği, 20 milyondan fazla çalışan olmasına rağmen toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçi sayısının 700 binlerde olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Halkevleri güvenceli çalışmayı bir hak olarak savunur. AKP iktidarının güvencesizleştirme, taşeronlaştırma politikalarına karşı çıkarken, şubelerinde işçileri hakları konusunda bilinçlendirecek çalışmalar yaptı. Çalışma alanında hakları gasp edilen, örgütlenme özgürlükleri engellenen işçilerin yanında yer aldı. Halkevci kadınlar "güvenceli iş" talebini kadın mücadelesinin temel gündemlerinden biri haline getirmiştir. İşçi Komisyonları İlk olarak İstanbul'un yeni işçi kitlesi yoğun mahallelerinde bulunan Halkevleri şubelerinde başlayan "İşçi Komisyonu" çalışmaları, asgari işçi sınıfı bilincini ortaya çıkarmayı ve mahallede bir "işçi kimliği"ni yeniden yaratmayı hedefledi. 2000 yılında yaygın olarak başlayan bu çalışma işçi direnişleri ve grevlerle dayanışma etkinlikleri gerçekleştirmek, ortak kültürel etkinlikler gibi pratik faaliyetlerle de desteklenmekte ve bugün büyük bir parçalanma yaşamakta olan yoksullar kitlesini emek değerleri etrafında birleştirmeyi amaçladı. 7 Emek Çalışmaları Merkezi Halkevleri şubeleri kurdukları işçi komisyonlarıyla bilinçlendirme çalışmalarını yürütürken, özellikle güvencesizleştirmenin yaygınlaştığı 2000li yıllarda “Emek çalışmaları merkezi” adı altında bir çalışma kurmuştur. Halkevleri İkitelli Şubesi bünyesinde faaliyet gösteren İkitelli Emek Çalışmaları Merkezi 1 Ağustos 2004 yılında açılmıştır. Merkez, işçiler için hem haklarını öğrenebilecekleri bir aydınlanma ve bilinçlenme okulu hem de talepleri etrafında biraraya gelmelerine, örgütlenmelerine önayak olan bir işçi örgütü olarak işlemeyi hedeflemiştir. İşçi haklarını yaygınlaştırmak, hukuki destek vermek amacıyla kurulan merkez 2005 yılında “Çalışma yaşamında haklarımız” başlığında bir broşür çıkarmış ve yaygın dağıtımını yapmıştır. Yine işçi haklarını öyküleştirerek anlatan “Bizim de günümüz gelecek” başlıklı bir öykü broşürü çıkarmıştır. Halkevleri nerede bir işçi eylemi olsa oradadır. Hastanelerde güvencesizliğe karşı mücadele eden işçilerin, Ankara’da günlerce direnen TEKEL işçilerinin yanında Halkevciler mutlaka vardır. VII. HALKEVLERİ HALKIN VE DOĞANIN SU HAKKINI SAVUNUR Halkevleri suyun ticarileştirilmesine, su varlıklarının kirletilmesine, yok edilmesine; su hizmetlerinin piyasalaştırılmasına karşı halkın su hakkını savunur. HES projeleri ile su varlıklarının doğadan koparılmasına ve ticarileştirilmesine karşı mücadele eder. AKP iktidarı eliyle suyun piyasalaştırılmasına yönelik atılan adımlar sermayenin, doğal kaynakları metalaştırma politikasının en çarpıcı örneklerini oluşturdu. Özellikle suyun metalaştırılmasının dünya çapında ana aktörlerinden biri olan Dünya Su Forumu'nun 2009'da Türkiye'de toplanmasından sonra suya yönelik saldırılar hızla arttı. Bu süreçte su hizmetlerinin özelleştirilmesi için gerekli altyapı hazırlıkları hızlandırıldı, özelleştirilme stratejisinin temel bir adımı olarak kentlerde su şebekeleri halkın temiz suya ulaşamayacağı hale getirildi. Bazı kentlerde ihalelerle su hizmetleri uluslararası su tekellerine devredildi. Yerel yönetimler su hizmetlerine hızla artan biçimlerde zam yapmaya, su zamlarını otomatik bir sisteme bağlamaya başladılar. Kentlerde su hizmetlerinin özelleştirilmesinin ön adımlarından biri olarak eski su sayaçları çıkarılıp yerine kontörlü (ön ödemeli) su sayaçları monte edilmeye başlandı. AKP iktidarı 49 yıllık "su kullanım hakkı" anlaşmaları yoluyla akarsuları satışa çıkardı. AKP iktidarı HES ihalelerini birbiri ardına açarken Halkevleri şubeleri bulundukları yerlerde HES’lere karşı yaşamı ve doğayı savunma mücadelesini örgütledi. Kentlerde su hizmetlerine yapılan zamlara, yerel yönetimler eliyle su hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı mücadele etti. Ankara’da yaşanan su kesintilerine karşı Mamak halkı ile birlikte su hakkına sahip çıktı. Kocaeli'de oluşturulan Kocaeli Su Meclisi etkili mücadelesiyle su zammını geri çektirdi. Kontörlü su sayaçlarına karşı İstanbul'da başlatılan yaygın çalışma sonucu kontörlü su sayaçları takma işlemi durduruldu. Sarıyer Maden Dereiçi Mahallesi halkının su hakkı mücadelesinin örgütlenmesi yönünde çalışmalar sürdürüldü. Halkevleri 2009 Dünya Su Forumu öncesinde oluşturulan Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu'nun aktif bir bileşeni oldu. Alternatif forumun ve Dünya Su Forumu karşıtı eylemlerin örgütleyicisi oldu. Forumdan sonra da platformla birlikte mücadelesini sürdürdü. HES'lerin yarattığı yıkıma karşı Karadeniz bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde halkı bilgilendirme çalışmaları yapıldı. Kemalpaşa, Hopa, Artvin, Şavşat, Trabzon, Giresun Halkevleri yöneticileri Derelerin Kardeşliği Platformu çalışmalarında aktif yer aldı. Bölgede akarsuların satışı ve HES projelerine karşı mücadelenin yükseltilmesi yönünde çalışmalar ve eylemlilikler yaşama geçirildi. Kentlerde yerel su hareketi öznelerinin düzenledikleri eylemlere su mücadelesinin ortak bir mücadele olarak kurulması perspektif ile destek verildi. Halkevleri Bursa'da su platformunun kurucu unsuru ve örgütleyicisi oldu. Ağustos 2010’da Hopa Kemalpaşa Halkevlerinin düzenlediği geleneksel Kemalpaşa Halk Festivali’nde gerçekleştirilen Doğu Karadeniz Su Hakkı Forumu’nda Karadeniz bölgesinde HES’lere 8 karşı mücadele edenlerle akademisyenleri, uzmanları, oda temsilcilerini buluşturdu. Forumun sonuç bildirgesi bir broşür olarak basıldı. 9 Nisan 2011 tarihinde Ankara’da düzenlenen Doğanın ve Yaşamın Talanına Hayır mitinginin aktif bileşenlerinden biri oldu. Türkiye’nin dört bir yanında çevre ve su mücadelesi verenlerin buluştuğu miting öncesinde hemen her şubesinde çevre mücadelelerinin ve su hakkının anlamını anlatan, bugün yaşanan çevresel sorunları ele alan etkinlikler gerçekleştirdi. VIII. HALKEVLERİ HALKIN İNSANCA, SAĞLIKLI VE TEMİZ BİR ÇEVREDE YAŞAM HAKKINI SAVUNUR. HALKEVLERİ DOĞANIN VAROLMA HAKKINI SAVUNUR. Halkevleri, halkın yaşamını sürdürdüğü alanların insanca yaşanılacak hale getirilmesi için mücadele eder. Kurulduğu yerlerde ekolojiyi tahrip eden HES'lere, termik santrallere, nükleer santrallere, kentteki yeşil alanların, ormanların rantçı belediyecilik uygulamalarıyla tahribine, baz istasyonlarına karşı çıkarken, doğanın bir bütün olarak korunması gerektiği anlayışını savunur. Halkevleri’nin çevre hakkı mücadelesine dair örnekler 3. Köprü’ye karşı yaşam platformu Halkevleri’nin çağrıcılığında Sarıyer ve Beykoz Halkevi, Orman Mühendisleri Odası, Tonyalılar Derneği, Makine Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Sarıyer Maden Mah. Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği gibi birçok demokratik kitle örgütünün, meslek odalarının, çevre derneğinin, mahalle derneğinin, belediye meclis üyelerinin, mahalle muhtarlarının bir araya gelerek oluşturduğu 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, kurulduğu günden buyana sayısız etkinlik ve eylem yaptı. Köprü’nün halka, doğaya ve kente dönük yaratacağı tahribatlar hakkında bilgilendirme çalışmaları, seminerler, forumlar, bildiri dağıtımları, şenlikler, eylemler arasından bazı örnekler aşağıda yer almaktadır. 3. Köprü Eylemi -19 Ekim 2008 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu Hacıosman'da Sarıyer halkıyla bir araya gelerek Cumhuriyet Mahallesi ve Ömürtepe'deki halkla buluşup buradan Tarabya'ya yürüdü. Rant Köprüsüne Karşı Yaşam Köprüsünü Kurdu - 21 Aralık 2008 3. Köprü Yerine Yaşam Platformu Sarıyer Merkez'de ve Hacıosman Tarabya'dan sonra 3. kitlesel yürüyüşünü Beykoz'da düzenledi. Beykoz meydanında bir araya gelen 3. Köprü yerine yaşam savunucuları Sarıyer ve Yeniköy'den tekne ile gelenlerle birleşerek Beykoz Belediyesi'ne doğru yürüyüşe geçti. 3. Köprü İstemiyoruz -18 Temmuz 2009 Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu, 18 Temmuz Cumartesi günü Sarıyer Meydanı'nda 2000 kişinin katılımıyla 3. Rant köprüsünü yaptırmayacaklarını, bir kez daha tüm kamuoyuyla paylaştı. Çok sayıda Meslek Odası, DKÖ, Çevre dernekleri ve mahalle dernekleri, Beykoz'dan tekneyle gelenler ve Kireçburnu Mahallesinden pankart açarak yürüyen Halkevcilerin katılımıyla kortejler oluşturuldu ve Sarıyer Meydanına kadar yaklaşık 2 km'lik sahil yolu boyunca sloganlar eşliğinde bir yürüyüş gerçekleştirildi. Tarabyaüstü, Ömürtepe ve Kireçburnu Halkı 3. köprüye karşı Eylem Yaptı - 30 Ağustos Ömürtepe Halkı 3. Köprü'ye Karşı Mücadeleyi Tartışıyor - 7 Ekim 2009 Ömürtepe'de yaklaşık 100 mahalleli her Cuma akşamı Halkevleri’nin çağrısı ile 3. köprüye karşı mücadelelerini nasıl devam ettireceklerini tartışmak amacıyla bir araya geliyor. 9 3.Köprüye Karşı İnsan Zinciri - 30 Mart 2010 Sarıyer Hacıosman'da toplanan mimarlar, mühendisler ve İstanbul'un farklı mahallelerinden gelen yaklaşık 600 kişi Parkorman'a doğru yürüdü AKP'nin 3.köprü planlarını protesto eden istanbullular yüzlerce metrelik insan zinciri kurdular. Halkevleri’nin çağrısı ile Kent Mücadeleleri Buluştu - 11 Ekim 2009 3. Köprü yerine insanca yaşamı savunanlar, İstanbul'un farklı yerlerinde su, ula-şım, barınma hakkı mücadelesi verenler, sel mağduru ikitelli halkı, sahillerini sermayeye vermemekte kararlı Ataköylüler, su mücadelesi veren Maden Mahallesi halkı, çevre ve köy dernekleri ve Halkevleri; Yıldız'da toplanarak bini aşkın katılım ile Beşiktaş Demokrasi Meydanı'na yürüdü ve İstanbul'un ormanlarını, su kaynaklarını, yoksulların gecekondularını rant projesine teslim etmeyeceklerini haykırdı. TERMİK SANTRAL PROJELERİ Tekkeköy’de Bulunan Mobil Satrale Karşı Etkinlik Düzenlendi 8 Nisan 2008 Samsun’da Halkevciler ve Tekkeköy halkı Tekkeköy ilçesinde kurulu bulunan mobil santrallerin zararları konusunda halkı bilgilendiren bir etkinlik gerçekleştirildi. Çarşamba’da Köylülerden Santrale Tepki - 22 Ekim 2008 Çarşamba'nın Durusu köyünde yapılmak istenen termik santralin çevreye ve doğaya vereceği zararın boyutlarına dikkat çekmek isteyen köy sakinleri, toplantı düzenleyerek film gösterisi düzenledi. Etkinliğe Halkevleri Samsun Şubesi yöneticileri de katıldı. Samsun Halkı Santrale Karşı - 19 Aralık 2008 Borasco Elektrik Üretim San.Tic.A.Ş'nin, Samsun Terme'de kuracağı dogalgaz kombine çevrim santrali için ilçede halkı bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Halkevciler toplantıda öncesinde halkla birlikte yapılan çalışmalarda dile getirilen şekilde konuşma yaparak doğalgaz çevrim santralini istemediklerini söylediler. Sinop Gerze’de termik santrale geçit yok - 4 Mayıs 2010 Sinop'un Gerze ilçesi'nde halk, termik santral projesinin ÇED toplantısı için gelen Anadolu Grubu yetkililerini ve Çevre il Müdürü'nü protesto etti. Protesto sonucunda bir süre "toplantı yapılmıştır" şeklinde tutanak tutmaya çalışan Çevre il Müdürü, "toplantı yapılmamıştır" tutanağını imzalamak zorunda kaldı. Gerze Halkevi’nin de bileşeni olduğu Yeşil Gerze Koruma Platformu Gerze’de kurulması planlanan termik santrale karşı köy toplantıları, seminerler, eylemlerle mücadele ediyor. Karabiga’da halk toplantısı düzenlendi- 6 Şubat 2011 Alarko Enerji Üretim A.Ş.’nin, 1/3’ ü SİT alanı, 2/3’ü mücavir alan üzerinde Termik Santral kurmak üzere çalışmalar yürüttüğü, yüklenici firma Cengiz Enerji A.Ş.nin, 07.02.2011 tarihinde ÇED raporuna yönelik halkı ikna toplantısı yapmayı planladığı Çanakkale İli, Karabiga ilçesinde ÇMO Y.K. Başkanı Semra Ocak, Y.K. Sekreter Üye Emine Girgin, EMO İstanbul Şube Y.K. Baş.Yar. Uğur Ateş Koç, Y.K.Yazmanı Nevzat Çeltek’in katılımıyla termik santraller ile ilgili yapıldı. Çanakkale’de ÇED toplantısı yaptırılmadı Çanakkale’nin Karabiga Beldesi, civarında yapılmak istenen termik santral için hazırlanması planlanan ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) toplantısını protesto etti. Toplantının yapılacağı otele yapılan yürüyüşün ardından toplantı salonuna giren Kamil Arüv projenin yaşam alanlarına zarar verdiğini söyleyerek toplantıya katılmayacaklarını ifade etti. İl Çevre ve Orman Müdür Vekili Hatice 10 Doğukan başkanlığında gerçekleştirilmeye çalışılan toplantıya halktan katılım olmaması nedeniyle ÇED Yönetmeliğinin 9. maddesi gereğince toplantı geçersiz sayıldı. NÜKLEER SANTRAL PROJELERİ Mersin'de Nükleer Santrale Karşı Binler Meydandaydı - 7-9 Ağustos 2009 Halkevleri’nin de bileşeni olduğu Mersin NKP Akkuyu'da kurulacak olan nükleer santrale karşı her yıl düzenlediği mitingi bu yılda 1000 kişilik bir katılımla gerçekleştirdi. Bu yıl miting öncesinde NKP üyeleri 3 günlük bir kamp düzenlediler. Mersinliler nükleer santral istemiyor- 20 Haziran 2010 Mersin'de yapılacak olan nükleer santralle ilgili olarak; Halkevleri, EMEP, ÖDP, TKP, tarafından 20 Haziran günü ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Taşbina önünde yapılan basın açıklamasında nükleer santral yapımına asla izin verilmeyeceği söylenerek, 26 Haziran da Nükleer karşıtı platform tarafından yapılacak olan mitinge çağrı yapıldı. BAZ İSTASYONLARI Eskişehir'de Baz İstasyonuna Öfke - 18 Ekim 2009 Eskişehir Emek Mahallesi'nde 500 mahalleli, Halkevleri’ne başvurarak baz istasyonu istemediklerini bildirdikten sonra başlayan çalışmalar sonucu baz istasyonuna karşı eylem yaptı. "Ölmek istemiyoruz, baza hayır" yazılı pankart açıp mahalle merkezinde buluşan halk, mahallelerinde bulunan baz istasyonuna doğru yürüyüşe geçti. Batıkent'te Baz İstasyonu İstemiyoruz Eylemleri - 23 Kasım 2009 Ev sahiplerini, artık ranta dönüşen ve fahiş miktarlarda paralarla bu suça ortak eden GSM Şrmalarına karşı "kanser olmak istemiyoruz, iletişim hakkımıza sahip çıkıyoruz" çağrısıyla Halkevleri’nde Batıkent'te bir araya gelen mahalle halkı, yaklaşık 1 aydır çatıla-rında baz istasyonu olan ev sahiplerine baz istasyonlarını kaldırtmak ve yapılan sözleşmeleri iptal ettirmek amacıyla her Pazar eylem gerçekleştirdiler. İstanbul Ömürtepe'de Halk Baz İstasyonu Kurulmasını Engelledi - 5 Şubat 2010 Sarıyer Ömürtepe mahallesinde GSM şirketinin kurmaya çalıştığı baz istasyonu halkın tepkisi ile engellendi. Gece gizlice yerleştirilen elektronik cihazları fark eden mahalleli durumu Halkevcilere bildirdi. Olay yerine giden Halkevciler kapıları çalarak etrafta oturan mahalle sakinlerini konu hakkında bilgilendirip baz istasyonunun kurulacağı evin önüne çağrı yaptılar. Sarıyer Belediyesi'nin aldığı "yerleşim yerlerine baz istasyonu kurulamaz" kararına dayanarak Sarıyer Belediyesi arandı. Gelen zabıta ekipleri mahalle halkının tepkisi üzerine baz istasyonunun kurulacağı kulübeyi kaldırma kararı aldı. Kartaltepe Halkı Baz İstasyonu İstemiyor -14 Nisan 2010 istanbul Sefaköy'de Kartaltepe Mahallesi halkı, mahallelerinde kurulan baz istas-yonlarını kaldırtmak için bir araya geldi. Mahalleli istasyonların kaldırılması için dilek¬çe topladı ve her bir kuruma başvurmak için ayrı ayrı toplanan 700 dilekçeyi ilgili kurumlara teslim etti. "Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma" kanun tasarısı protesto edildi-24 Mart 2011 11 Halkevlerinin de bileşeni olduğu Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu (STHP) “Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun” tasarısının Meclis Çevre Komisyonu’ndan geçmesi üzerine 24 Mart’ta bir eylem yaparak talan yasalarını uygulatmayacaklarını duyurdu. SİYANÜRLÜ MADENCİLİK Çanakkale Çevre Hakkı Meclisi kuruldu-02 Nisan 2011 Kaz dağlarında siyanürlü altın madenlerine karşı mücadele eden köylüler ile Çanakkale bölgesindeki Termik Santrallere karşı mücadele eden köylüler bir araya gelerek Çanakkale Halkevi’nin de katıldığı Çanakkale Çevre Hakkı Meclisi’ni kurdular. Toprağına, suyuna, havasına sahip çıkan köylüler güç birliği yaparak, mücadelelerini birleştirme ve büyütme yolunda ilk adımlarını attılar. Çanakkale Çevre Hakkı Meclisinde alınan ilk karar köylülerin demokratik temsilini sağlayacak olan köy komitelerinin kurulması oldu. Çukurova Siyanüre Karşı -19/20 Mart 2010 Niğde iline bağlı Ulukışla beldesinde siyanürle altın aramaya karşı çıkan köy halkının organize ettiği eyleme Çukurova halkı destek veriyor. Niğde iline bağlı Ulukışla ilçesinin köy meclisleri adına Adana'da halk toplantısı düzenleyen Hüseyin Özçelik, siyanürle altın aramanın zararlarına dair bilgilendirmede bulundu. Halkevleri’nin de yer aldığı etkinlik ve çalışmalar sonucu Niğde Ulukışla'da 20 Mart 2010’da miting düzenlendi. Niğde, Ulukışla'da siyanürle altın işletme girişimlerine karşı düzenlenen mitinge katılan iki bin beş yüz kişi "Susma Hay¬kır Siyanüre Hayır" dedi. Mitinge köy meclisleri dışında sendikalar, siyasi partiler ve Halkevleri'nin de içinde bulunduğu demokratik kitle örgütleri katıldı. Çanakkale 'Altın'cı filoya karşı direnecek – 25 Şubat 2011 Çanakkale ve çevresinde siyanürlü altın madenciliği için 34 ayrı noktada arama ve işletme ruhsatı alınmasına karşılık "Altıncı Filo Defol" diyen Çanakkale Halkevi ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasından önce Çanakkale Halkevi Tiyatro Atölyesinin oynadığı "Eyyvah Eyvahh 3,5" adlı sokak tiyatrosu Çanakkale halkı tarafından ilgiyle izlendi. YEŞİL ALANLAR Beylikdüzü Halkı Yağma ve Talana Karşı - 3 Nisan 2010 İstanbul Esenyurt'a bağlı Beylikdüzü Güzelyurt Mahalleliler Halkevleri’nin çağrısı ile 1990 yılında bedelini ödeyerek satın aldıkları ve daha sonra bedelsiz kamuya terk ettikleri yeşil alanın yasadışı yollarla belediye tarafından imara açılmak istenmesine karşı eylem yaptı. IX. HALKEVLERİ ENGELLİLERİN HAKLARINI SAVUNUR Engellilerin eğitimden sağlığa, ulaşıma ve çalışma haklarına yönelik ciddi hak ihlallerinin yaşandığı ülkemizde engelliler hem ayrımcılığa uğramakta hem de dilencileştirilmeye çalışılmaktadır. Nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan engelliler yaşama katılmalarını sağlayan temel kamusal alanlara erişimde piyasalaştırma politikaları sonucu hızla ulaşamaz hale gelmektedir. Halkevleri engellilerin haklarının korunması, toplumsal yaşama katılımları önündeki engellerin kaldırılması amacıyla çalışmalarını sürdürürken engellilerin bu çabanın doğrudan öznesi ve örgütleyicisi olması gerektiği inancıyla bünyesinde Engelli Hakları Atölyesi’ni kurmuştur. İstanbul Körler Rehabilitasyon Merkezi’nin AKP'li Büyükşehir Belediyesi tarafından yok edilmek istenmesi üzerine Halkevleri’nin aktif sürükleyicisi olduğu “okuluma dokunma” kampanyasında başlayan çalışmalarla birlikte 2007 12 yılında gerçekleşen Halkın Hakları Forumu’nda Engelli Hakları Atölyesi kurulmuştur. Halkevleri Engelli Hakları Atölyesi'nde örgütlenen engelliler; Haklar mücadelesinde etkin ve örgütleyici bir inisiyatif oluşturmayı, engellilere ilişkin her türlü somut gelişmeye taraf ve müdahil olmayı ve engelli hakları mücadelesine öncülük etmeyi eksen olarak belirlemiştir. Bu çerçevede kentsel yaşam alanında engelli derneklerini de birleştirerek forumlar örgütlemiş taleplerini görünür hale getirmeye çalışmıştır. X. HALKEVLERİ ÇİFTÇİLERİN EKME-BİÇME HALKIN BESLENME HAKKINI SAVUNUR Ülkemizde neoliberal tarım politikalarının kırdaki küçük üreticiler, kentteki emekçiler ve doğa üzerinde yarattığı yıkım hızla büyümektedir. AKP iktidarı, özelleştirmeler, yaptığı yasal düzenlemeler ve destekleme politikasında yaptığı değişimlerle tarımda neoliberal programın taşlarını tek tek döşemiştir. Halkevleri tarımsal üretimi uluslararası ve yerli tanm-gıda tekellerinin çıkarlarına göre düzenleyen neoliberal programlara, çiftçinin ekme biçme hakkının elinden alınmasına ve bu politikalar sonucu emekçilerin beslenme hakkının engellenmesine karşı tutum almış, etkinlik ve mücadelesini bu kapsamda sürdürmüştür. Akhisar'da yapılan çiftçi forumu Halkevleri açısından bir öncü adım olmuştur. Karadeniz Bölgesi Halkevleri küçük üreticilerin örgütlenmesi ve tarım alanında yaşanan neoliberal yıkım sürecinin etkileri hakkında bilgilendirme çalışmaları yürütmüş ve eylemler yapmıştır. Giresun'da fındık üreticilerine yönelik örgütlenme çalışması önemli bir deneyimdir. Halkevleri 2010 yılı Nisan ayından itibaren Doğu Karadeniz bölgesinde taban örgütlenmesini esas alan bir çalışma başlatmıştır. Halkevleri'nde, köylerde, mahallelerde, ev ev gezilerek yapılan toplantılarda üreticiler Yeni Çay Kanun Taslağı ve çay üretiminde yaşanacak neoliberal dönüşüm süreci hakkında bilgilendirme yapılmıştır. XI. HALKEVLERİ HALKIN İLETİŞİM HAKKINI SAVUNUYOR Halkevleri, 20. Olağan Genel Kurulu'ndan sonra iletişim alanındaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Halkevleri, halkın iletişim hakkı çerçevesinde bir yandan sermaye ve AKP kuşatması altındaki medyanın bilgi-haber verme üzerindeki denetimini kırmaya çalışırken, diğer yandan alternatif iletişim alanlarının yaratılması yolunda çaba sarf etti. Halkevleri, halkın kendi iletişim kanallarının oluşturulmasında yeni ve farklı bir girişim başlattı; Halk Medya. istanbul Ok-meydanı ve Sarıyer'de başlayan Halk Medya çalışmaları mahallelinin alternatif medyayı hep birlikte tartıştığı, yazı yazmaya, haber yorumlamaya kendi bloglarını oluşturmaya başladığı, kendi haberciliğini oluşturduğu önemli bir deneyim oldu. Halkevleri belirli periyotlarla mücadele gündemlerini içeren duvar gazeteleri hazırlayarak, şubelerde ve çalışmanın sürdüğü mahallelerde "halk medya" faaliyetlerini yaygınlaştırdı. Halkevleri aynı zamanda halkın haber alma hakkına yönelen saldırılar karşısında konum aldı. İnternette sansür uygulamalarına karşı etkinlik ve eylemlere katıldı. Medya alanına yönelik iktidar saldırılarının karşısında taraf oldu. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasından sonra başlayan gazetecilere özgürlük eylemlerine katıldı. Halkevleri kurumla ilgili çıkan haberleri günü gününe takip ederek, manüple edilmiş ve yanlış haberleri anında tespit ederek müdahale etti. Halkevleri maksatlı olarak doğrudan kurumu hedef alan Zaman gibi gazetelerin saldırılarına cevap verdi. Halkevleri Eylül 2009'da, 2004'te yaptığı iki haberde Halklevleri'nin "illegal örgüt yuvası" olduğunu söyleyen Zaman Gazetesi'ni 1500 TL tazminat ödemeye mahkum etti. Mahkeme, kararında "Gazetenin haber verme sınırlarını aştığını" söyledi. Halkevleri Basın Merkezi 4 Nisan 2010'da Zaman gazetesinde çıkan yalan haberle, 1 Mayıs 2010'da İhlas Haber Ajansı'nın geçtiği yalan haber hakkında birer açıklama yayınladı. Açıklamada iki haberdeki yanlış ve maksatlı bilgiler deşifre edildi. 13 Doğru bilginin ancak bağımsız basın ve basın emekçilerinin örgütlülüğü ile mümkün olduğunun bilinciyle ATV- Sabah grubunda greve çıkan gazetecilerin yanında yer aldı. Destek ziyaretleri yaptı, eylemlerine katıldı. XVI. HALKEVLERİ HALKIN KÜLTÜR SANAT HAKKINI SAVUNUR HALKEVLERİ BİR KÜLTÜR SANAT ÖRGÜTÜDÜR Halkevleri, kurulduğu günden bu güne yüzlerce sanatçı yetiştirmiş, çağdaş tiyatroyu ülkemize kazandırmış, edebiyat, müzik, sinema, halk dansları gibi sanat dallarında yüzlerce eser vermiş bir kültür sanat örgütü. Bununla beraber tarihsel süreç içerisinde sanatın halktan yana üretilmesini, örneğin halk tiyatrosu tanımının oluşmasını sağladı. Bu zengin tarihsel mirasla Halkevleri bugün de bir kültür sanat örgütü. Her Halkevi şubesi, sanatın çeşitli dallarının halkla buluştuğu, üretildiği mekanlardır. Tiyatro, müzik, halk dansları, resim, sinema Halkevleri'nin başlıca kültür sanat faaliyetlerindendir. Kültür ve sanatın metalaştırıldığı, elitleştirildiği, halk için ulaşılamaz hale getirildiği günümüzde Halkevleri, sanatı sadece seyirlik olmaktan çıkartıp her yaştan insanın sanatsal üretime katılabildiği çalışmalar yapmaktadır. Daha önce hiçbir sanat dalıyla ilgilenme şansı bulamamış insanlar halk korolarında, tiyatro çalışmalarında yer almaktadır. Ayrıca Halkevleri halktan, emekten yana sanatçıları hemen her yıl düzenediği halk şenliklerinde halkla buluşturmakta, şenliklere binlerce insan katılmaktadır. Bu şenliklerde aynı zamanda Halkevi şubelerinde yürütülen sanat çalışmaları sergilenmektedir. Halkevleri yoksul mahallelerde gerçekleştirdiği film gösterimleri ile; edebiyatımızın, sinema tarihimizin, müziğimizin ustalarını anma etkinlikleri ile sanatı halkla buluşturmaktadır. Halkevleri’nin düzenlediği geziler, piknikler ile sosyal bir yaşamı dayanışma etrafında örmektedir. Bu yıl Altıncısı yapılan Uluslararası İşçi Filmleri festivali ise kendi alanında bir ilk olma özelliğini taşımaktadır. Her yıl 2 Mayıs'ta İstanbul, Ankara ve İzmir'de eşzamanlı olarak başlayan festival, bütün yıl boyunca birçok ili dolaşmaktadır. Yerli ve yabancı onlarca Filmi ücretsiz olarak izleyiciyle buluşturan festival, açılış gecesiyle başlayıp kent merkezlerinden yoksul mahallere kadar Halkevleri Şubeleri sayesinde birçok mekânda izleyiciyle buluşmaktadır. Festival hiçbir yerden fon almadan sponsoru olmadan özellikle Halkevi üyelerinin gönüllü emeğiyle gerçekleşmektedir. Halkevleri’nin bir diğer önemli geleneksel etkinliği Hopa-Kemalpaşa Halk Festivali’dir. Bu yıl 8.si düzenlenecek olan Festival tamamen Hopa-Kemalpaşa halkının emeği ile şekillenmektedir. Halkevleri’nin onbinleri bulan şube kültür sanat atölye çalışmaları, gezileri, şenlik ve piknikleri, tiyatro gösterimleri, film gösterimleri ve söyleşilerinin tamamına yer vermek mümkün değildir. Özgün iki örnek olarak Uluslar arası İşçi filmleri Festivali Deneyimi, Kemalpaşa Halk Festivali ve Halkevleri kültür sanat çalışmalarından örneklere yer verilmiştir. ULUSLAR ARASI İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALİ Uluslar arası İşçi Filmleri Festivali 2006 - 2011 Festival Halkevleri’nin öncülüğünde emek örgütleri ve sendikaların kuruculuğunda dünyayı sosyal, bireysel ve çevresel özellikleriyle yaşanabilir olmaktan çıkaran neo-liberalizm karşıtı deneyimleri paylaşmak; yaşadığımız dünyanın dününe, bugününe ve geleceğine emek cephesinden bakmak; işçilerin yurt içinde ve yurt dışında kendi sınıfı ile iletişim kurmasını sağlamak için sinemanın çevirmenliğinden yararlanmak amacıyla 2006 yılında oluşturuldu. Temel amaçları Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmak ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmek olan festival, her yıl düzenleyen ve destekleyen sendika, meslek odası sayısının artmasıyla daha da güçlü bir şekilde izleyicinin karşısına 14 çıkıyor. Festival’in düzenleyicileri arasında Halkevleri, Sendika.Org, Sine-Sen (DİSK), Dev Sağlık-İş (DİSK), Birleşik Metal-İş (DİSK), Hava-İş (TÜRK-İŞ), Petrol-İş (TÜRK-İŞ) ,Ses (KESK) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) var. Halkevleri Uluslar arası İşçi Filmleri Festivali’ni yoksul mahallelere taşıyor, halkla dünya ve Türkiye’nin filmlerini buluşturuyor. Festival kapsamında birçok panel ve söyleşi düzenleniyor. Festival kapsamında gerçekleştirilen atölyelerde film yapım teknikleri hakkında çalışmalar yapılıyor. Festival her yıl uluslar arası konukları ağırlıyor. Tüm bu çalışmalar gönüllü emekle varoluyor. Hiçbir yerden fon almayan, sponsoru olmayan festivalin en büyük emekçilerinden biri Halkevi üyeleri. Festival filmlerinin gösterimlere hazır hale getirilmesinden, altyazılarına, film gösterimlerinin düzenlenmesinden, açılış gecelerinin organizasyonuna Halkevi üyeleri büyük bir emekle Festival için çalışıyor. KEMALPAŞA HALK FESTİVALİ Hopa-Kemalpaşa halkının kendi emeği, dayanışması ve kolektif üretimi ile örgütlediği sponsorsuz, fonsuz Kemalpaşa Halk Festivali 8 yaşında. Kemalpaşa Halk Festivali, Halkevleri tarafından Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Kemalpaşa beldesinde ilk olarak 2004 yılında “kültürel yozlaşmaya, sömürüye ve yoksullaştırma politikalarına” karşı, halkın alternatif kültürel etkinliklerini yaratmak, direnişle sanatı buluşturmak amacıyla düzenlendi. Festival halkın ilerici kültürel değerlerini yaşatırken, Hopa-Kemalpaşa halkı her yıl sorunlarını, taleplerini ve mücadele gündemini festivale taşıdı. Yeri geldi “çayda sömürüye son” dedi, yeri geldi “Karadeniz uşağı Amerikan uşağı olmayacak”. Yeri geldi “Karadeniz kararmasın-Kanser kaderimiz değil” etkinliklerine sağlık hakkı kampanyalarına zemin hazırladı festival; yeri geldi “Su Hakkı Forumu” ile ülkenin dört bir yanında derelerin özgür akması için mücadele edenleri, bilim insanlarını, uzmanları bir araya getirdi. Böylece her yıl festivalde tartışmalar, eyleme, direnişe, mücadeleye dönüştü. Festivalin yedi yılı emekle, özveriyle, dayanışmayla geçti…

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?24 Haziran milletvekilli seçiminde hangi partiye oy vereceksin

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV