23 Ekim 2018 Salı
hatay escort çanakkale escort bolu escort Bayan Gazetesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Nusretiye Camisi’ni ibadete açtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Nusretiye Camisi’ni ibadete açtı ve cuma namazını burada kıldı.

05 Mayıs 2018 Cumartesi 07:26
Cumhurbaşkanı Erdoğan Nusretiye Camisi’ni ibadete açtı
 Namaza kısa süre kala Kısıklı'daki konutundan çıkan Erdoğan, vatandaşların sevgi gösterileri eşliğinde camiye geldi.

Erdoğan, cuma namazını kıldıktan sonra camide yapılan çalışmalar hakkında bilgi alırken, kendisine Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak ile Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem eşlik etti.

Erdoğan, caminin açılışını yaptıktan sonra vatandaşlara hitap etti. 

Nusretiye Camisi

Sultan 2. Mahmut tarafından 1823-1826 yılları arasında Krikor Amira Balyan'a yaptırılan Nusretiye Camisi'nin restorasyonu 2012'de başlamıştı.

"Barok" üslubun kapanış "Ampir" üslubun başlangıç yapısı olarak değerlendirilen Nusretiye Camisi'nde yapılan kapsamlı restorasyon çalışmalarında, yapı genelinde yapılan araştırma raspaları neticesinde en nitelikli olan kalem işi tezyinatlara harim bölümünde rastlandı.

Üç kat olarak yapılan araştırma raspaları sonucu ortaya çıkarılan ve cami ile yaşıt olan 1826 yılı kalem işlerinin yüzde 70 kadarına sağlam olarak ulaşıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Mısır Çarşısı'nın açılış töreninde konuştu.

Kentin simge mekanının 354 yıldır şehir halkı yanında ülkenin ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere de hizmet verdiğini dile getiren Erdoğan, çarşının restorasyonla aslına uygun şekilde ve daha yüksek standartlarla hizmet verir hale getirildiğini kaydetti. 

Tophane Nusretiye Camisi'nde cuma namazını kıldıklarını ve restorasyon sonrası açılışının yapıldığını anımsatan Erdoğan, Sultan 2. Mahmut'un şehre yadigarı olan eserin restorasyonunun da hayırlı olması temennisinde bulundu.

Erdoğan, Mısır Çarşısı'nın Valide Safiye Sultan tarafından inşaatı başlatılan ancak tamamlanması Valide Hatice Turhan Sultan'a nasip olan nadide bir eser olduğunu vurgulayarak, "Zaman içerisinde özellikle Cumhuriyet döneminde müdahaleler sırasında pek çok orijinal özelliği tahrip edilen bu eser, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından aslına uygun şekilde baştan sona elden geçirilmiştir. Yaklaşık 16 milyon liralık bir maliyetle tamamlanan restorasyon çalışmasıyla Mısır Çarşımız eskisinden daha güzel, daha sağlam ve cazip bir görünüme kavuşmuştur." diye konuştu.

"TARİHİ YARIMADA'YA ÇOK FAZLA ZİYARETÇİ GELİYOR" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de bu çarşının esnaflarından olduğunu belirterek, çarşıya şarküteri ürünleri sattığını söyledi.

Medeniyetin bu topraklara vurduğu mühürler olan tarihi eserlere sahip çıkmadan geleceğe güvenle bakılamayacağını ifade eden Erdoğan, "Biz köksüz bir millet değiliz. Orta Asya'dan Balkanlara, Kuzey Afrika'dan Kırım'a kadar coğrafyamızın neresine gidersek gidelim ecdadın ayak izleriyle geride bıraktığı eserlerle karşılaşıyoruz." şeklinde konuştu.

Erdoğan, hafta başında Özbekistan'a gittiğini anımsatarak, Taşkent'teki resmi temaslarının ardından Buhara'ya geçtiklerini, burada ayak bastıkları her yerde ataların kurduğu büyük medeniyetin gerçekten göz alıcı ve gurur verici eserleriyle karşılaştıklarını dile getirdi.

Yaklaşık 1,5 yıl önceki ziyaretinde de Semerkant'ı görme, oradaki eserleri ve önemli mekanları ziyaret etme fırsatı bulduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Genel olarak Orta Asya, özellikle de Özbekistan adeta keşfedilmeyi bekleyen bir inci gibi. Oralara gidince Türkiye'nin hizmet sektöründe ulaştığı seviyeyi çok daha iyi görme imkanı elde ediyoruz. Sadece Mısır Çarşısı'nın da içinde bulunduğu şu Tarihi Yarımada pek çok ülkenin toplam turist sayısından çok daha fazla ziyaretçiyi misafir ediyor. Bu büyük bir mutluluk. İnşallah devam eden restorasyonlarımızın ardından bu bölgemizi çok daha cazip hale getirecek, çok daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğiz. Türk turizmi, bir süredir maruz kaldığımız yoğun iç ve dış saldırılardan dolayı irtifa kaybetmişti. Geçtiğimiz yıl başlayan toparlanma, inşallah bu yıl 40 milyonluk rekor turist sayısıyla şahlanış dönemine giriyor. İhracat ve turizmde kaydettiğimiz bu büyük ilerleme bir lokomotif görevi ifa ederek diğer alanlarda da bizi hedeflerimize yaklaştıracaktır."

"İSTANBUL'UN KIYMETİNİN BİLİNMESİ LAZIM"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ellerinde İstanbul gibi bir hazine varken, milletin ve devletin sırtının yere gelmeyeceğini, ancak İstanbul'un kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyledi.

Uğruna nice mücadelelerin verildiği bu şehrin 600 yıllık sahipleri olarak asırlar boyunca her köşesini nakış gibi işlediklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ancak Cumhuriyet döneminde İstanbul'u hak ettiği özenle yönetemediğimizi de itiraf etmeliyiz. Ecdadın asırlar boyunca üzerine titrediği güzelleri korumak bir yana şehrin en mutena köşelerinden çevresindeki bakir alanlara kadar her yerinin çirkin yapıların istilasına uğramasına dahi engel olamadık. Bunun sorumlusu asla vatandaşlarımız değildir. Bu felaketin sorumlusu Türkiye'yi ve İstanbul'u yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin imkansızlıktan ziyade vizyonsuzluk kokan ihmalleridir. Siz insanlara eğer yaşayacakları imkanları, kullanacakları alt yapıyı göstermezseniz onlar da gider nereyi bulursa oraya yerleşir, hayat mücadelesini o şekilde sürdürür." 

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı yaptığını, o dönemde kentin hava kirliliği, çöp dağları ve susuzluk sorununun giderildiğini belirterek, "Biz geldik Istranca dağlarından suyu getirdik, 180 kilometre. Çöp dağlarını kaldırdık. Hava kirliliğini, düşünün gazeteler gaz maskesi dağıtıyordu. Onlar gaz maskesi dağıtırken, biz o maskeleri kaldırdık ve benim halkım rahatlıkla sokaklarda dolaşır hale geldi." dedi.

Sanayileşmesinden şehirleşmesine kadar her şeyini planlayan, insanlarını buna göre eğiten, sanayisini buna göre kuran bir ülkenin nereden nereye gelebileceğini Kore'de gördüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Onun için takdire şayan. Aynı dönemde bizim yöneticilerimiz ne yapmış diye bakıyoruz, karşımıza tek parti döneminin CHP'si çıkıyor. Milletin ekmeğini karneye bağlayıp, inancıyla uğraşan, ecdat yadigarı eserleri yaşatmak bir yana, şu gördüğünüz Suriçi'nde adeta mescit bırakmayan, hepsini yıkan veya satan bir tek parti iktidarı vardı. İstanbul'a belediye başkanı olduğum zaman kimden aldım? CHP belediyesinden aldım. CHP belediyesinden aldığım zaman İstanbul'da ne vardı? Çöp dağları vardı, hava kirliliği vardı, atık su kanalları vardı. Çünkü CHP zihniyeti kirliliktir, CHP zihniyeti çöp dağlarıdır."

"BİZ DE İLK 10'A GİRECEĞİZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden bu yaşananları, yaşayanlara sormalarını da isteyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletimizin rahmetli Menderes ile yapmaya çalıştığı atılımın önünü önce iftiralar ve kumpaslarla olmayınca darbelerle kesen bu zihniyetin ülkemize maliyeti çok ağırdır. Eğer Türkiye şu son 16 yılda yaptığı atılımı, sağladığı istikrar ve güven ortamını 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirebilseydi bugün dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktı. Şimdi 17. sıraya geldik mi? Geldik. Nereden geldik? 24. sıradan buraya geldik. Yetmez, biz de ilk 10'a gireceğiz. Çünkü milletlerin ve ülkelerin zenginliği iki türlü olur. Birincisi çok para getiren, tabii zenginlikleriniz, buna karşılık az nüfusunuz vardır, kişi başına gelir itibarıyla en önlere geçersiniz. Bu tür ülkeler evet zenginleşmişlerdir ama hiçbir zaman gerçek anlamda huzurlu ve gelişmiş olamamışlardır. İkinci yöntem ise 2. Dünya Savaşı sonrası üstelik de savaşın yıkımını yaşamış olmanıza rağmen çok hızlı bir şekilde toparlanıp yüksek teknolojiye dayalı üretimle dünya devi haline gelirsiniz. Güney Kore'nin de içinde yer aldığı işte bu grup, gerçek ve kalıcı gelişmeyi, refahı yakalayan ülkelerdir. Türkiye iyi niyetli bir takım girişimlere küçük de olsa atılan bir takım adımlara rağmen bu grupta yer alma fırsatını darbeler, cuntalar, muhtıralar, terör olayları, siyasi çekişmeler ve toplumsal kavgalarla kaybetmiştir."

"BU NOKTAYA DURUP DURURKEN GELMEDİK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bir daha bu duruma düşmemesi için çözümü yönetim sistemini değiştirmekte bulduklarını söyledi.

İnsanların gelip geçici, sistemlerin ise kalıcı olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz dönemden beri yaşadığı krizlerin üstesinden gelebileceği bir imkan elde etmiştir. Biz kendimiz için değil, ülkemizin ve milletimizin geleceği için, en çok da gençlerimiz için bu yönetim sistemi değişikliğini yaptık. Biliyorsunuz yeni hükümet sistemimiz, rahmetli Özal başta olmak üzere, Türkiye'de yönetim kademelerinin hepsinde de görev yapmış hemen her siyasetçinin hedefi ve özlemiydi. Yönetim sistemi değişikliği hem Meclis'te, hem de milletimiz içinde çok geniş bir uzlaşma gerektirdiği için daha önce kimse bunu başaramamıştı ama biz bunu başardık. Tabii bu noktaya durup dururken gelmedik. Bu işin temelinde 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz yatıyor. Türkiye'yi pençesinden inim inim tutarak inleten vesayet güçleri ve onlarla birlikte hareket eden partiler, 2007 yılında gerekli çoğunluğa sahip olmamıza rağmen, bizi cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. Biz de çözümü milletimize gitmekte bulduk."

"FARKLI BİR CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM DEMİŞTİM"

Erken seçim kararıyla cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi yolunu açarak, o dönemde kritik bir adım attıklarının da altını çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

"2014 yılında milletimin oylarıyla cumhurbaşkanı seçildiğimde, meşruiyetimin kaynağı sebebiyle farklı bir cumhurbaşkanı olacağımı peşinen ifade etmiştim. Daha seçim yapılırken dedim ki 'Farklı bir cumhurbaşkanı olacağım, alıştığınız gibi Çankaya Köşkü'ne oturup suya sabuna dokunmadan her türlü yetkiye sahip olup, sorumluluk üstlenmeyen bir cumhurbaşkanı olmayacağım.' demiştim. Ve ne oldu? Çankaya'ya çıktık ve orada farklı bir cumhurbaşkanlığı sürecini başlattık çünkü ben bunu milletime izah edemezdim. İlk günden itibaren anayasanın verdiği tüm yetkileri sonuna kadar kullanarak, hükümetle de uyumlu bir şekilde ülkemin ve milletimin her türlü meselesinin çözümünde en önde yer aldım. Bakanlar Kurulu başta olmak üzere, tüm önemli toplantılara periyodik olarak başkanlık yaparak alınan kararları ve uygulamalarını yakından takip ettim. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yeni hükümet kurulamayınca anayasadan aldığım yetkiyle ülkemizi biliyorsunuz yeniden seçime götürdüm ve önemli siyasi krizin hasarsız atlatılmasını sağlamış oldum. Kiminle? Milletimle. Çünkü müracaat edilecek kapı sizdiniz. Nihai kararı verecek olan sizdiniz ve size geldim. 7 Haziran'da o tek başına hükümetin olmadığı seçim, ardından kasım ve kasımda siz nihai kararı verdiniz ve dediniz ki 'Olmaz. Yeniden tek başına AK Parti iktidarı.' dediniz."  

FETÖ'nün hain girişimini kısa sürede bertaraf ettiklerini ve ülkeyi uçurumun kenarından aldıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Milletimizin 15 Temmuz'da ortaya koyduğu, 7 Ağustos Yenikapı Mitinginde teyit ettiği o birlik ve beraberlik ruhu, biz siyasetçilere önemli bir sorumluluk yükledi. MHP ile birlikte bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik ve 16 Nisan Halk Oylamasında milletimiz tarafından da tasdiklenen Anayasa değişikliğini, MHP ile birlikte gerçekleştirdik. Bu değişiklikle Türkiye, yapılacak ilk genel seçimlerin ardından hükümetin daha etkin, Meclis'in daha itibarlı, yargının daha bağımsız ve tarafsız olacağı yeni bir yönetim sistemine geçme iradesini ilan etti ve ne yaptık şimdi işte Cumhur İttifakı'nı kurduk. Cumhur İttifakı'nda hep beraberiz. Aramızda ayrılık yok, gayrılık yok, Parlamento cumhurun ittifakıyla daha güçlü."

"DEDİK Kİ YENİ BİR BOYUN ÖLÇÜSÜ ALALIM"

Seçimlerin 2019 Kasım'ında yapılmasını planladıklarını ancak gelişmeler nedeniyle seçimi 24 Haziran'a çektiklerini anlatan Erdoğan, "Ne olur ne olmaz dedik ve ana muhalefetin boyunun ölçüsünü daha önce defalarca aldığımız için bu meydan okumalarına da çok itibar etmedik. Dedik ki; belki bu endişe olmaz yeni bir boyun ölçüsü alalım. Türkiye'yi uzun süre seçim gündemiyle oyalamamak, bir an önce asıl işlerimize dönmek için mümkün olan en kısa tarih olan 24 Haziran'ı seçim tarihi olarak açıkladık. Bu vesileyle bir kez daha 24 Haziran seçimlerinin ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.

Seçimlerin milli iradenin en yüksek düzeyde tezahür ettiği, halkın kendi geleceğini kendi elleriyle biçimlendirdiği, demokratik tercihlerin tezahür zamanları olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye için 24 Haziran seçimlerinin anlamı bundan daha ötedir. Yeni yönetim sistemimizin ruhu gereği Hükümet'le Meclis tamamen ayrılacağı için sandıktan çıkan neticenin etkileri çok daha güçlü, çok daha belirleyici olacaktır. Biliyorsunuz yeni sistemde Allah'ın izniyle koalisyona fırsat olmayacaktır. Seçilen cumhurbaşkanı tamamen kendi iradesiyle oluşturacağı hükümeti vasıtasıyla ülkeyi bir sonraki seçimlere kadar idare edecektir. Dolayısıyla sandıkta kullanılan oyun en az 5 yıllığına dönüşü yok. Bunun için milletimizin oyunu kullanırken her zamankinden daha çok düşünmesi, her zamankinden daha çok şartları değerlendirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanına ülkeyi yönetme ve hükümeti kurma yetkisi verirken onu Meclis'te yalnız bırakmak da olmaz. Dolayısıyla Meclis, kanunları ve denetim yetkileriyle, Cumhurbaşkanı kararnameleri, bakanları ve üst düzey yöneticileriyle ne kadar uyum içinde çalışırsa Türkiye o kadar çok kazanır, Türkiye o kadar çok hizmete kavuşur. Bunun için milletimizin cumhurbaşkanlığı konusundaki tercihini, onu Meclis'te de güçlü bir grupla destekleyerek taçlandıracağına inanıyorum."

İlklerin her zaman zor, her zaman sıkıntılı olduğunu belirten Erdoğan, ancak neticesinin bereketli olacağını ifade ederek, "Türkiye, yeni yönetim sisteminin bu ilk seçimini inşallah kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Meclisimiz çıkardığı yasalarla, Yüksek Seçim Kurulumuz aldığı kararlarla, Hükümetimiz hazırlıklarını yaptığı tedbirlerle 24 Haziran seçimlerinin tam bir demokrasi şöleni içinde geçmesini sağlayacaktır. Seçim tarihinin açıklandığı 18 Nisan tarihinden bugüne kadar geçen yaklaşık 2 haftalık dönemde kimin ülkeye ve millete hizmet için daima hazır bulunduğuna kimin de günübirlik manevralarla iş yapıyor göründüğüne sizler zaten şahit oldunuz." diye konuştu.

"DEMOKRASİ DÜRÜSTLÜKTÜR" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanı adayını açıklamakta, ittifak yapacağı partileri belirlemekte bu kadar zorlananlara bu millet, ülkenin yönetimini" ifadelerini, kalabalıkta bulunanlar "vermez" şeklinde tamamladı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne yaptı? 15 tane milletvekilini gitti bir tane sözde partiye verdi. Değil mi? Niye, grup kur, diye. Ondan sonra Parlamento'da sıralara baktık. Sıralarda o milletvekilleri yok. Bir garipliktir, transferler... Aman yarabbi. Bu ne haldir? Milletin iradesini satın almaktan daha beter bir şey olabilir mi? İşte bunları gördük. Şimdi bunu yapanlar bu milleti idare edeceğiz diyorlar. Sizden bu ülkeye fayda olmaz. Her şeyden önce demokrasi dürüstlüktür, demokrasi -evet- bir yerde namus meselesidir. Bu ittifakların, bu adayların amaçları kesinlikle ülkenin ve milletin dertlerine derman olmak değildir. Eğer böyle bir niyetleri olsaydı planlarıyla, projeleriyle, vizyonlarıyla, programlarıyla milletin karşısına çıkar, ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, ne kadar zamanda yapacaklarını açıklarlardı. Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanı adayını da Meclis'te nasıl iş birliği yapacağını da en başından ilan etmiş, yola koyulmuştur."

"YAPTIKLARIMIZLA KONUŞUYORUZ"

Cumhurbaşkanlığı seçim manifestosunu pazar günü, yaklaşık 1 hafta sonra da Cumhurbaşkanlığı Seçim Beyannamesi'ni açıklayacaklarını bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Manifestomuzda ülkemizi nasıl yöneteceğimizi, bunu Sinan Erdem Spor Salonu'nda bütün teferruatıyla açıklayacağım ve bugüne kadar yaptıklarımızı ve bundan sonra yapacaklarımızı milletimizle paylaşacağım. Peki, öteki ittifaklar, öteki partiler ne yapıyor diye baktığımızda gördüğümüz şudur; bunların tek bir amacı, millete söyleyebileceği tek bir projesi vardır o da Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmektir. Diyelim ki bunu başardınız ve yönetimi devraldınız, peki siz millete ne vadediyorsunuz? Ne yapacaksınız? Tüm milletimden rica ediyorum, muhalefetten birileri karşılarına geçip kendilerinden oy istediğinde onlara şunu sorsunlar, siz ülkeye hangi büyük yatırımları yapacaksınız? Yavuz Sultan Selim Köprüsü mü yapacaksınız? Marmaray mı yapacaksınız? Avrasya Tüneli'ni mi yapacaksınız? Kanal İstanbul'u mu yapacaksınız? Üçüncü Havalimanı'nı mı yapacaksınız? Osmangazi Köprüsü'nü mü yapacaksınız? İzmir-İstanbul Otobanını mı yapacaksınız? Ne yapacaksınız, ne yapacaksınız, onu söyleyin. Siz bu ülkede şehir hastanelerini mi yapacaksınız? Sizin başınızdaki şahıs zaten SSK Genel Müdürüyken bu ülkede benim milletimi inim inim inleten kişidir."

Açılışa katılanlara "İyi tanıyoruz değil mi?" diye soran ve "evet" cevabını alan Erdoğan, "Mesele bitti. Bunlara milli geliri büyütmek, ihracatı, istihdamı, büyümeyi artırmak için sorun bakalım ne yapacaksınız? Bunların eğitim diye bir derdi var mı? Sağlık, adalet, tarım, enerji, konut alanlarında ne yapacaklar? Böyle bir projeleri var mı? Biz, yapılacaklarla değil yaptıklarımızla konuşuyoruz." dedi.

"AFRİN'DE ETKİSİZ HALE GETİRİLEN TERÖRİSTLERİN SAYISI 4 BİN 376"

Konuşmasında terörle mücadeleye değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Eğer bize saldıranlar, Afrin'de bunlar iktidarda olsa, saldırılar da bunların iktidarında olsa inanın vatan elden gider. Bak biz, şu anda son rakam ne biliyor musunuz? Afrin'de etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 4 bin 376. Kuzey Irak'ta 379, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te 297. Ne dedik biz, size söz verdik, 'inlerine gireceğiz', dedik. Girdik mi? Girdik. Giriyor muyuz, giriyoruz. Çünkü sizin huzurunuz bizim sorumluluğumuzdur. Şimdi sizlerden rica ediyorum, lütfen karşınıza geçip Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretten başka söyleyecek sözü olmayanlara bu soruyu sorun. Eğer sizi gerçekten tatmin eder bir cevap verirlerse açık söylüyorum tercihinizi de onlardan yana kullanın. Çünkü biz bu ülkenin ve bu milletin daha ileriye gitmesinden ancak memnun oluruz ama bunların biz ciğerlerini biliriz, ciğerlerini. Bunlar şu koskoca İstanbul'u bu zihniyet bize teslim etti. Nasıl teslim ettiğini, gençler; anneleriniz, babalarınız çok iyi biliyor, onlara sorun. Bunlar bedavacılığa alışmışlar. Bunlar kasaları boşaltmaya alışmışlar ve bir yere de vardıramamışlar. Şimdi kendileri milletten yüz bulamayınca birileri gelmiş darbe yapmış, muhtıra vermiş, cunta kurmuş, milli iradenin temsilcilerini yıkıp iktidara bunlara teslim etmiş. Artık o devirler geride kaldı."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 16 yıl boyunca, Hükümet'i demokratik olmayan yollarla sıkıntıya sokan her gelişmenin karşısında ellerini ovuşturduklarına bizzat şahit olduklarını aktararak, Allah'ın yardımı, milletin desteğiyle tüm bu badireleri geride bıraktıkça hırçınlıklarının arttığını söyledi. 15 Temmuz gecesi de bunu gördüklerini kaydeden Erdoğan, şöyle dedi:

"Sokaklarda, meydanlarda darbecilerle mücadele ederken bunların başındaki zat, Atatürk Havalimanı'nda tankların eşliğinde güvenli bir şekilde Bakırköy Belediye Başkanının ne yaptı, evine çekildi. Sabaha kadar oradan izledi. Ondan sonra da diyor ki; 'Benim haberim olmadı, olsaydı ben de beklerdim.' Ertesi gün, darbenin başarısızlığa uğraması en az FETÖ'cüler kadar bunları da üzdü. Yenikapı'ya ite kaka geldi. Kendisine haber gönderdim, onu da Yenikapı'ya davet ettim. Önce gelemeyeceğini bildirdi, son anda cuma günü akşam geleceğini bildirdi ama şimdi tam aksini söylüyor. Dürüst değil. Bunlarda yalan ganimet ve utanmadan 15 Temmuz'a kontrollü darbe diyerek kısa sürede gerçek yüzlerini gösterdiler. Bugün karşımızda oluşan blokun en büyük özelliği, demokrasi sicilinin bozuk olmasıdır. İşte bunlar, bu bozuk sicilli demokratlardandır. İhanet şebekelerine eskiden şöyleydi, böyleydi cin gözlüğüne sığınmadan amasız, fakatsız, karşı çıkmayan hiç kimse demokrasiyi ağzına alamaz, milli iradeyi ağzına alamaz. Bunlar terör örgütünü allayıp, pullayıp demokrasi diye, özgürlük diye, hak hukuk diye pazarlamaya çalışıyorlar."

Milletin artık bu numaraları yutmadığını ifade eden Erdoğan, "İşte geçtiğimiz hafta CHP'nin 15 milletvekilinin hali. Sonra o sözde parti, bu milletvekillerini istemedi, garipler öylece ortada kalıverdiler. Baktım bazılarının gözü yaşlı. Ağlamaya başlayanlar var. Hakikaten üzüldüm. Yazık. Onlara değil, onları parlamentoya gönderenlere yazık. Bu milletvekillerinin akıbetinden haberi olan var mı? Böyle bir oyuna niye ihtiyaç duyuldu? Bu kadar insanın onuruyla niye oynandı? Sonra bu garipler niye ortada bırakıldı. Açıkçası biz anlamadık." diye konuştu. 

Erdoğan, konuşmasının sonunda, Mısır Çarşısı'nın açılışını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, çarşının tüm İstanbullulara, tüm ülke insanına, tüm konuklara ve esnafa hayırlı olmasını diledi. Mısır Çarşısı'nın adeta kervansaray olduğunu ve burada ne aranırsa bulunduğunu aktaran Erdoğan, hayırlı olmasını dileyerek, açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler Mısır Çarşısı'nı gezdi. 


Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?24 Haziran milletvekilli seçiminde hangi partiye oy vereceksin

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV