09 Temmuz 2020 Perşembe
hatay escort çanakkale escort bolu escort Bayan Gazetesi

Olgunlaşma

Olgunlaşmanın hem kalıtımın hem de çevrenin etkisinde olduğu söylenebilir.

02 Haziran 2020 Salı 21:55
Olgunlaşma
 Olgunlaşma, öğrenme yaşantılarından bağımsız, biyolojik olarak kalıtım tarafından kontrol edilen değişmedir.Gelişim sürecinin önemli bir kavramıdır. Olgunlaşma, öğrenmenin ön koşuludur.Olgunlaşmanın, yaş, zeka ve sinir sisteminin koordinasyonu olmak üzere üç temel alt kavramı vardır. Örneğin, bir çocuğun okuma ve yazma öğrenebilmesi için zihinsel ve sinirsel yapısı yaklaşık 6. yılda yeterli düzeye ulaşır.çevresel koşullar, olgunlaşmayı hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir.olgunlaşmanın hem kalıtımın hem de çevrenin etkisinde olduğu söylenebilir.

Olgunlaşma; düzenli bir sıra içerisinde birbirini izleyen biyolojik temelli değişikliklere karşılık gelmektedir.olgunlaşma; genetik olarak programlanmış olan ve zamanla kendiliğinden ortaya çıkan davranış örüntüleridir.Olgunlaşma, çevresel koşullar normal kaldığı sürece çevresel olaylardan oldukça bağımsızdır.“Yaşamın belli bir zaman diliminde önemli olan olaylar, daha sonraki zamanlarda o kadar önemli olmayabilir.”Örneğin bir araştırmada; 19 ay kalabalık bir yetimhanede kaldıktan sonra oradan alınıp bireysel bakıma alınan bir çocuğun zeka puanının 28.5 puan arttığı gözlenmiştir.Bununla birlikte sosyal gelişim de dahil bir çok alanda duyarlı zaman dilimleri için sadece duyarlılık söz konusudur. Yani önemlidir ama değişmez değildir.Psikososyal gelişim, doğuştan getirilen özellikler ile çevrenin etkileşimi sonucunda, duygu, mizaç, sosyal olgunluk, kişilik ve ahlakın şekillenmesidir.

Freud; kişiliğin yapısını ve gelişimini topografik, yapısal ve psikoseksüel gelişim kuramlarıyla açıklamıştır.Freud, zihinsel etkinliklerin bilinçlilik düzeylerini bir buz dağına (aysberg) benzetmiştir. Bu buz dağının su üstünde kalan kısmı “bilinci”, buz dağının suyun hemen altında kalan az bir kısmı “bilinç öncesini” ve buz dağının suyun derinliklerinde kalan geniş kısmı “bilinç dışını” oluşturmuştur

Bilinç, bireyin farkında olduğu yaşantıları içeren düzeydir. Bireyin çevresinden ya da kendisinden gelen uyaranların farkında olduğu, tanıdığı, algıladığı yaşantılar bilinç düzeyinde yaşanır.Freud’un kuramı, kişiliğin yapısının id, ego ve süperego olmak üzere üç farklı yapıdan oluştuğunu belirtir. Bu yapılar, Freud’un deyimiyle psişik enerji olan libido tarafından oluşturulmuşlardır. Kişiliği oluşturan bu yapılar, bireylerin gelişiminde farklı dönemlerde oluşmakta olup, karşılıklı etkileşim halinde çalışmaktadırlar.Psikoseksüel Gelişim Kuramı: Freud Psikoseksüel Gelişim Kuramında, kişiliğin oral, anal, fallik, latent ve genital dönemler içerisinde geliştiğini belirtmektedir.

Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı

Erikson, Psikososyal Gelişim Kuramında kişiliğin psikososyal temellere göre doğumdan ölüme kadar 8 dönem içerisinde şekillendiğini belirtmektedir. Erikson ise insan kişiliğinin gelişimini psikososyal gelişim dönemleriyle açıklamış ve kişilik gelişiminde cinsellik yerine psikososyal gelişimi temel almıştır.

Erikson, psikososyal gelişim kuramında her bir dönemi, insan yaşamında dönüm noktaları olan bir gelişim krizi ya da gelişim karmaşasıyla tanımlamıştır.

Sosyal Öğrenme Kuramı: Walter Mischel ve Albert Bandura tarafından geliştirilmiştir. Sosyal öğrenme kuramına göre kişilik; model almayı içeren öğrenme ilkeleriyle beklenti ve yorumlama gibi, bilişsel süreçlerin birleşiminin bir sonucudur. Diğer bir deyişle sosyal öğrenme kuramı, öğrenme ilkeleri ve bilişsel süreçlerin kişiliği nasıl etkilediğini açıklamaya çalışır.

Bandura; gözleyerek öğrenme ya da model alma yoluyla öğrenme olarak da adlandırdığı bu kuramda; bireylerin pekiştireç ya da uyarıcı olmaksızın, sadece diğer bireylerin davranışlarını gözleyerek, yeni davranışları öğrendiğini öne sürmektedir. Diğer bir deyişle kişilik; bireylerin, kendileri hakkındaki duyguları, düşünceleri ve algıları, olayları nasıl yorumladıklarını, nasıl bir çevre aradıklarını etkiler, daha sonra bu faktörler de kişiliği etkiler. Örneğin; arkadaşlarının kişisel problemlerinde onlara etkili ve yeterli bir düzeyde yardım ettiğini düşünen bir kişi, psikolog olmaya karar vererek, psikoloji eğitimi almak ya da psikoloji ile ilgili kitaplar okumak gibi davranışlara yönelebilir.

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

Sosyal öğrenme kuramı gözlem yoluyla öğrenme kuramı olarak da bilinir. Bandura isimli bir bilim adamı tarafından geliştirilen bu kuramın davranışçı kuramdan önemli farkları bulunmaktadır. Öncelikle sosyal öğrenme kuramı bireylerin sadece klasik ve edimsel koşullanma ve bu koşullanmalarla bağlantılı yöntemler aracılığıyla öğrenmenin gerçekleşmediğini ileri sürmektedir. Bu kurama göre öğrenmede temel faktör sosyal ortamdır.
Sınıfta Motivasyon

Motive kelimesinin Türkçe karşılığı güdü, motivasyonun kelimesinin ise güdülenmedir. Güdü, bireyi bilinçli bir davranışa iten güç olarak tanımlanabilir. Güdüler doğrudan gözlenememekle birlikte, davranıştan çıkarılabilir.

Motivasyon, davranışa enerji verip bireyi bir amaç için harekete geçiren güçtür.İnsanın tüm eylemlerinin temelinde güdüler yatmaktadır. Öğrenilmemiş güdülere birincil, öğrenilmiş güdülere ise ikincil güdüler adı verilmektedir.Birincil Güdüler: Çoğu doğuştan gelen fakat cinsellikte olduğu gibi bazıları olgunlaşmayla da ortaya çıkan birincil güdüler, genellikle fizyolojik dürtüler (physiological drives) olarak adlandırılırlar.

İkincil Güdüler: Sosyal güdüler olarak da adlandırılan ikincil güdüler, herhangi bir şekilde diğer insanlarla ilişkili olan öğrenilmiş veya öğrenilmemiş güdüler olup, öğrenme yoluyla değişikliğe uğrayabilirler.

İkincil güdüler, tüm canlı türlerinde, birincil güdülere kıyasla dış uyarıcılara daha fazla bağlıdırlar ve çevre hakkında bilgi edinmeyle bağlantılıdır. Etkinlik, merak, araştırma, kurcalama ve temas etme gibi güdüler çerçevesinde yer alan ikincil güdüler, bizi çevremizi araştırmaya ve çoğu kez de değiştirmeye sevk eder.

İkincil güdülerin açığa çıkması için, başka insanların varlığına da ihtiyaç duyulur. İnsan sosyal bir varlıktır. Bireyin başka insanlarla yaşama zorunluluğu ve onlarla karşılıklı ilişkiye girmesi gereği, sosyal güdüleri ortaya çıkarmıştır.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?24 Haziran milletvekilli seçiminde hangi partiye oy vereceksin

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV